Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2008/2309 E. 2008/6649 K. 30.04.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/2309
KARAR NO : 2008/6649
KARAR TARİHİ : 30.04.2008

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında … Köyü 193 ada 195 parsel sayılı 26232 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, ham toprak niteliği ile Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacı, taşınmazın içinde kendi zilyetliğinde 3-4 dönüm yer bulunduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, davanın kabulüne ve dava konusu parselin 18.05.2007 tarihli rapporda kırmızı renkli (A) işaretli 313.49 m2 bölümünün davacı adına, mavi renkli 418.61 m2 bölüm 198 parsel içinde kaldığından ve 198 parsel davacıya ait bulunduğundan hukuki yarar yokluğundan reddine, mavi renkli 465.44 m2 yer 199 parsel içinde kaldığından husumetten reddine karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; taşınmazın doğu sınırında 784 numaralı orman parseli bulunmaktadır, orman kadastrosu yapılmamıştır. Mahkemece orman araştırması yapılmadan davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, komşu taşınmazların tesbitlerinin kesinleşip kesinleşmediği araştırılmamıştır. Ziraat uzmanı bilirkişi taşınmazın tarım arazisi niteliği taşımadığını, ancak üzerindeki taşların temizlenmesi, çapalama gibi faaliyetlerden sonra tarım arazisi haline gelebileceğini bildirdiği halde, bu konu yeterince tartışılmadan hüküm kurulmuştur.
O halde öncelikle; mahkemece, çekişmeli 195 parsele komşu olan ve tutanakları dosyada bulunan 193, 194, 196, 197, 198, 199, 200 ve 202 parsellerin tesbitlerinin kesinleşip kesinleşmediği araştırılarak kesinleşmişse tapu kayıtları getirtilmeli, taşınmazın ormanla ilişkisinin belirlenmesi bakımından eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, ziraat bilirkişi raporundaki açıklamalar tartışılıp değerlendirilmeli böylece elde edilecek delillere göre hüküm kurulmalıdır.
Kabule göre de, davanın kısmen kabulüne karar verildiği halde yargılama giderlerinin tümünün davalı Hazineden tahsiline karar verilmesi ve Hazine lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş olması da isabetsizdir.