Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/1351 E. 2023/1080 K. 15.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1351
KARAR NO : 2023/1080
KARAR TARİHİ : 15.03.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
HÜKÜM/KARAR : Kabul

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece bozma ilamına uyularak davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının eşi muris … ile yapılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde arsa sahibine bir bağımsız bölüm verilmesinin kararlaştırıldığını, daha sonra muris … ile yapılan adi yazılı sözleşme gereğince bu bağımsız bölümün yükleniciye ait başka bir parselden verilmesine rağmen murisin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesindeki hissesini devretmediğini ileri sürerek, muris adına kayıtlı hissenin tapu kaydının iptali ile kendi adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

Birleşen davada davacı yüklenici vekili dava dilekçesinde özetle; asıl dosyadaki talebini tekrarlayarak, tapu iptal tescil talepleri yerinde görülmediği takdirde sözleşmeden … zararlarının tazminini talep etmiştir.

II. CEVAP
Asıl davada davalılar herhangi bir cevap vermemiş, birleşen davada cevap dilekçelerinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, ayrıca mülkiyetin değişmesi için tamamlayıcı işlem olan tescil şartı bulunmadığından davanın reddini talep etmişlerdir.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 18.09.2013 tarihli ve 2012/728 esas, 2013/590 karar sayılı kararı ile toplanan delillere göre;davacının sunduğu sözleşmelerde tarafların takas işlemi hususunda anlaştıkları görülmekte ise de, bu sözleşmelerin taşınmazın mülkiyetini davacıya geçtiğini göstermeyeceği, davacının davasını dayandırdığı noter sözleşmelerinin işlevini tamamlaması, taşınmazın mülkiyetinin davacıya geçmesi için, tamamlayıcı işlem olarak tescilinin de yapılmış olması gerektiği, ancak taşınmazın sözleşmede belirtildiği şekilde tapuda devrinin yapılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararları
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı yüklenici vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 14.05.2015 tarihli ve 2015/1039 Esas,2015/3728 Karar sayılı kararıyla dava konusu sözleşmenin tarafı olan arsa sahibi …’nun mirasçısı olup, dosyada mevcut veraset ilamına göre, murisin davalı dışında başka mirasçılarının da bulunduğundan taraf teşkilinin sağlanması hususunda karar bozulmuş, diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

3. Bozmaya uyan Mahkemece, esasa ilişkin bozma kararı bulunmadığı, ayrıca bozma öncesi verilen ret kararının davalılar yönünden müktesep hak teşkil ettiği dikkate alınarak, bozma öncesi açıklanan gerekçelerle asıl davanın ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

4.Kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine (Kapatılan) 15.Hukuk Dairesinin 2020/2240 Esas, 2020/2760 Karar sayılı ilâmıyla onanmasına karar verilmiş, davacı yüklenici vekilinin karar düzeltme talebinde bulunması üzerine (Kapatılan) 15.Hukuk Dairesinin 2021/412 Esas, 2021/3040 Karar sayılı ilamıyla; gerekçede önceki bozma ilamı dikkate alınarak usulü müktesep hak oluştuğu kabul edilmiş ve incelemeye konu kararda esasa ilişkin inceleme yapılmamış ise de, ilk bozma taraf teşkili sağlanmasına yönelik usule ilişkin bozma olup daha önce verilen kararda esasa ilişkin temyiz istemleri incelenmediğinden bu karara uyulması usulü müktesep hak oluşturmayacağı, davanın esasına girilerek tarafların talepleri ve aralarındaki sözleşmeye göre edimlerini ifa edip etmedikleri incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden, onama ilamı kaldırılarak mahkeme kararı yazılı gerekçe ile bozulmuştur.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyularak yargılamaya devam olunarak, davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı arsa sahipleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; davacının taleplerinin zaman aşımına uğradığını, mülkiyetin el değiştirmesi için tescil işlemi gerekmesine rağmen tescil olmadığından davacının davasını ispat edemediğini, bozma kararı usule ilişkin olup, davanın kabulüne yönelik gerekçe de bulunmadığını belirterek, mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, kat karşılığı inşaat sözleşmesi neticesi takas sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
818 sayılı Borçlar Kanununun 355. vd. maddeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesi.

3. Değerlendirme
3.1.Mahkeme kararı belli bir şekle uygun olarak yazılmalıdır. Kararın nasıl yazılacağı konusundaki şekil 6100 sayılı HMK’nın 297. maddesinde gösterilmiş olup, bunlar arasında en önemlilerinden biri de kararların gerekçeli olmasıdır. Kararın açık ve gerekçeli olması hukuki dinlenilme hakkının sağlanması açısından önemlidir. Tarafların ileri sürdüğü iddia ve savunmalar ve bunların dayandıkları deliller, kararda tartışılıp gerekçeleri açıklandığı ölçüde karar, hukuki dinlenilme hakkına uygun bir karar olacaktır. İddia ve savunmaların kararda tartışılması, gösterilen delillerin incelenmesi, neden bir kısmının diğerine üstün tutulduğunun belirtilmesi ancak gerekçeyle mümkün olacaktır.

3.2.Mahkeme kararının gerekçeli olması hususu 6100 sayılı HMK’nın 297. maddesinde belirtildiği gibi aynı zamanda Anayasa’nın 141. maddesinin de amir hükmü gereğidir. Bu nedenlerle; mahkeme kararları tarafların iddia ve savunmalarının özetini, tarafların anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri mutlaka kapsamalıdır. Gerekçe sayesinde kararların doğru olup olmadığı denetlenebilir. Gerekçesiz bir kararın Yargıtay tarafından denetlenmesi de mümkün değildir. Gerekçe, doyurucu olmalı, kararın neden, nasıl, hangi hukuki gerekçeyle ve hangi deliller değerlendirilmek suretiyle verildiği hususlarını içermelidir. Bu hususları içermeyen kararların gerekçeli olduğundan bahsedilemez. Ayrıca kararda maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiği, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığı ortaya konulmalı, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantı açıklanmalıdır. Tarafların o dava yönünden hukuk düzenince hangi nedenle haklı ya da haksız olduğunu anlayıp değerlendirilebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimi yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçenin bulunması bu yasal ve Anayasal düzenleme karşısında zorunludur. Aksi halde, kararın gerekçeli olduğundan bahsetmek mümkün değildir. Yeri gelmişken maddi olgular ile hüküm arasındaki bağlantıyı açıklamayan sadece yapılan yargılamayı özetleyen gerekçenin de yeterli olmadığı ve doktrinde zahiri gerekçe (görünürde gerekçe) olarak adlandırıldığı unutulmamalıdır.

3.3.Tüm bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere tarafların mahkemece hükmün hangi maddi ve hukuki sebebe dayandırıldığını anlayabilmeleri ve Yargıtay’ın kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığının denetlenmesi ancak kararın gerekçeli olmasıyla mümkündür. Gerekçesi olmayan ya da görünürde gerekçeli olan kararların Yargıtay’ca denetimi yapılamaz. Bu anlatımlar ışığında somut olaya gelince; kararın gerekçe bölümünde işin esasıyla ilgili davanın kabulü gerekçesi bulunmamakta olup bu gerekçenin az yukarıda bahsedilen niteliklerde olduğundan söz edilemez. Gerekçesi olmayan bu kararın temyiz incelemesi de yapılamaz. Gerekçesiz karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı bulunmuş, kararın bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,

Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

15.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.