YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/893
KARAR NO : 2023/1197
KARAR TARİHİ : 22.03.2023
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul
Taraflar arasında görülen tapu iptal ve tescil, mümkün olmadığı takdirde tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz ve karar düzeltme incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalının yapsatçı olduğu 2 ve 3 parsel sayılı taşınmazda bulunan 21 No’lu bağımsız bölümü bedelini ödeyerek satın aldığını, taşınmazın süresinde tamamlanıp teslim edilmediğini belirterek, dava konusu edilen taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tapuya kayıt ve tescilini, ıslah dilekçesiyle tapu iptali ve tescil mümkün olmaması halinde tazminat talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; inşaatın tamamlanmasındaki gecikmenin müvekkili şirketten kaynaklanmadığını, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını belirterek davanın istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 14/05/2015 tarihli ve 2012/1224 Esas, 2015/1023 Karar sayılı kararı ile iddia, savunma, bilirkişi raporu, tapu kaydı içeriğine göre taraflar arasında 06.05.2010 tarihinde haricen düzenlenen taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesinin ifasının imkansız hale geldiği bu nedenle davacının tapu iptal ve tescil isteminin yasal koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından tapu iptal ve tescil isteminin reddine, davacı ile davalı Fi Yapı Tic. A.Ş. arasında 06/05/2010 tarihinde haricen düzenlenen taşınmaz mal satış vadi sözleşmesinin geçersiz olduğunun tespitine, sözleşme kapsamında davacının davalıya ödediği 65.000 TL’nin dava tarihinden itibaren değişken yasal faiz oranı uygulanmak suretiyle hesaplanacak işlemiş faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin maddi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 17.09.2018 tarih 2016/701 Esas 2018/5637 Karar sayılı kararı ile davalı Fi Yapı İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş, Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan şirket olup, davanın 21.11.2012 tarihinde açıldığı, davalı şirket aleyhine açılan davanın 17.08.2016 tarihinden önce açılmış olması nedeniyle, mahkemece, 670 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 5. maddesi ve 675 sayılı KHK’nin 16/1 maddesi doğrultusunda incelenip değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Karar Düzeltme
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 16.05.2019 tarih 2018/5429 Esas 2019/4482 Karar sayılı kararı ile davalı Fi Yapı İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş’nin Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan şirketlerden olmadığı, 6758 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanunun kayyımlık yetkisinin devri ve tasfiye başlıklı 19. maddesi ile temsil kayyımı olarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun atandığının anlaşıldığı, bu durumda mahkemece Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na müzekkere yazılmak sureti ile, şirketin hukuki statüsünün tespit edilmesi ve kayyım sıfatının herhangi bir şekilde sona erip ermediği hususunun sorulması, temsil kayyımı sıfatı devam ediyorsa davanın Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na da yöneltilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabul edilerek, Dairenin 17.09.2018 tarih 2016/701 Esas-2018/5637 Karar sayılı bozma ilamının kaldırılmasına, mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle değişik gerekçe ile bozulmasına karar verilmiştir.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamı ve Yargıtay Bozma ilamı birlikte değerlendirildiğinde: Sözleşmeye konu bağımsız bölümün davalı tarafından 24.07.2014 tarihinde …’ya satıldığı, bilirkişi raporu ve tapu kaydı bilgilerine göre davalının sözleşme ile üstlendiği edimini yerine getirmesi imkansız hale geldiği, davacı ile akdedilen sözleşmenin tapu siciline şerh verilmediği ve taşınmazdaki tescile güvenerek ayni hak kazanan …’nun kötüniyetli olduğu, satışın muvazaalı olduğu davacı tarafından ispat edilemediğinden tescile güvenerek ayni hak kazanan … … bu kazanımı geçerli olduğundan koşulları oluşmayan tapu iptal tescil talebinin reddine,
Davacının diğer talepleri olan rayiç bedel eksik ifa talepleri bakımından değerlendirmede; tapulu taşınmazın satışı resmi bir biçimde yapılmadığından hukuken geçersiz olduğu, davacı davalıya sözleşme bedelini ödemiş ise de sözleşmeye konu bağımsız bölümün inşaatı tamamlanıp davacıya teslim edilmediği ve tapu devri de yapılmadığı, dolayısıyla sözleşmenin fiilen geçerli hale geldiğinden de söz edilemeyeceği, geçersiz sözleşmelerin geçerli sözleşmelerde olduğu gibi taraflarına hak ve borç doğurmayacağı bu durumda tarafların verdiklerini haksız iktisap kuralları gereğince geri isteyebileceği, taraflar arasında haricen düzenlenen satış sözleşmesi kapsamında davacının davalı yüklenici-satıcıya 65.000 TL ödemede bulunduğu ve ıslah dilekçesinde taşınmazın rayiç değerinin tahsilini istediği ve her ne kadar Mahkemece verilen ilk kararda rayiç değer talebinin reddine 65.000 TL ödemenin iadesine karar verilmiş ise de; Yargıtay 14 Hukuk Dairesinin 16/05/2016 tarih 2018/5429 esas 2019/4482 sayılı bozma ilamı esasa ilişkin olmayıp, usule ilişkin olduğundan mahkememizce yeniden inceleme yapıldığında; davacının dava dilekçesi ile gecikme tazminatı eksik ifa ve tapu iptal tescil talebinde bulunduğu, ıslah dilekçesi ile ise tapu iptal tescil talebinin yanında rayiç bedeli talep ettiği anlaşılmış olup, basit yargılama usulünde iddianın genişletilmesi yasağı dava dilekçesinin verilmesi ile başladığından ve dava dilekçesi verilmesinden sonra davacı taraf iddiasını genişletemeyeceğinden davacının rayiç bedel talebi kabul görmemiş olup, davacı her ne kadar ıslah dilekçesi ile talebini rayiç bedel olarak ıslah etmiş ise de bu ıslahın davanın tam ıslahı olarak değerlendirilmesi gerekip buna uygun dilekçede verilmediğinden bu talebi tam ıslah olarak da kabul görmemiş olup, eksik ifaya dayalı tazminat talebi de daire teslim edilmediğinden ve taraflar arasında akdedilen sözleşme geçersiz olduğundan kabul görmemiş olup, taraflar arasında akdedilen 06/05/2010 tarihli sözleşmenin 3. ncü maddesine göre davacının gecikme tazminatı talep edebileceği anlaşılmış ve bu talebi kabul görmüş olup, her ne kadar 30/10/2011 tarihinde teslim edilmesi gereken daire dava tarihi olan 12.04.2012 tarihinde teslim edilmediğinden gecikme 5 ay 12 gün ise de davacının bu kalem yönünden talebi 500 TL olduğundan ve bu talep ıslah edilmediğinden 500 TL gecikme tazminatının davalıdan alınmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde: ana taşınmaz tapu kaydındaki davalıdır şerhinin 2012 yılında konulduğu ve dava sonuna kadar kaldırılmadığını, davalının tapu siciline güven prensibinden yararlanamayacağını, davalı şirketin de kötüniyetli olduğunu, gerekçeli karara göre müvekkilin yaptığı mal satış vaadi sözleşmesinin haricen düzenlenmiş olması sebebiyle geçersiz olduğundan bahisle resmi şekilde düzenlenmesi zorunlu olduğunun ifade edildiği ancak ıslah dilekçesinde belirtildiği üzere huzurdaki davanın terditli dava olup seçimlilik zorunluluğu olmadığından bahsedip davamızın terditli taleplerimizden asli olarak tapu iptal tescil yönünden talebin kabul edilmesine kabul edilmez ise taşınmazın rayiç değeri üzerinden tazminata hükmedilmesinin talep edildiği, ancak ilk derece mahkemece yapılan ıslahın ‘’tam ıslah olarak’’ kabul görmediği, tapu iptal tescil taleplerinin yasal koşullarının oluştuğunu, davalı şirket tarafından sözleşmeye geçersizlik iddiasında bulunulmadığını, Alıcı …’nun daha önceden davalı şirketin müşterisi olmasına rağmen kendisine 2010 yılında satışı vadedilen daireyi değil de gerekli araştırmayı yapmadan tapu satışının yapıldığı 25.7.2014 günü şirketle yaptığı yeni bir adi yazılı sözleşme ile müvekkilin dairesini devir aldığını, dahili davalının daire aldığı şirketin iflas erteleme sürecinde olan batık bir şirket olduğu ve gerekli araştırmayı yapsaydı bu dairenin başka bir sahibinin olduğu tapusunu almak için dava açtığını rahatlıkla anlayabileceğini beyanla mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, tapu iptal ve tescil olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 436, 437. maddeleri, 818 sayılı Borçlar Kanununun 353-370 . maddeleri
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragraf kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Usulü kazanılmış hak ilkesi uyarınca, mahkeme kararı lehine bozulan taraf yararına araştırma ve inceleme yapılması zorunludur. Nitekim 1086 sayılı HUMK’nın yürürlükte olduğu dönemde çıkarılan 09.05.1960 tarih, 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında; Yargıtay bozma kararına uyulmakla orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına usulî kazanılmış hak, aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda yerel mahkeme için de zorunluluk doğacağı, usulî kazanılmış hakka ilişkin açık kanun hükmü olmasa da temyiz sonucu verilecek bozma kararının hakka ve usule uygun karar verilmesini sağlamaktan ibaret olan amacı ve muhakeme usulünün hakka varma ve hakkı bulma maksadıyla kabul edilmiş olması yanında, hukuki alanda istikrar amacıyla kabul edilmiş olması bakımından usulî kazanılmış hak müessesesi usul hukukunun dayandığı ana esaslardan olup, kamu düzeniyle de ilgili olduğu belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK’da da usulî kazanılmış hakka ilişkin açık bir düzenleme bulunmamakta ise de; bu ilkenin uygulanma gerekliliği HMK hükümleri karşısında da varlığını sürdürmektedir. Yargıtayın bozma kararına uyan mahkeme, bozma kararı uyarınca işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır. Çünkü, mahkemenin bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına usuli müktesep hak doğmuştur. Yargısal ve bilimsel içtihatlarda “usulî kazanılmış hak” ya da “Usulî müktesep hak” olarak adlandırılan bu ilke Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.02.1988 tarih, 1987/2-520 Esas, 1988/89 Karar sayılı ilamında “Mahkemenin bozma kararına uymasıyla meydana gelen bozma gereğince işlem yapma ve hüküm verme durumu, taraflardan birisinin lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durumdur ve buna usulî kazanılmış hak denilmektedir…” şeklinde tanımlanmaktadır.
Mahkeme kararının taraflardan yalnız birinin temyizi halinde Yargıtay hükmü temyiz edenin aleyhine bozamaz(Aleyhe bozma yasağı). Bundan başka, taraflardan yalnız birinin hükmü temyiz etmesi halinde, Yargıtay’ın (temyiz eden tarafın lehine olarak) verdiği bozma kararına uyan yerel mahkeme de artık temyiz eden tarafın, önceki (bozulan) karara oranla daha aleyhine olan bir hüküm veremez. Buna da “aleyhe hüküm verme yasağı” denir. Taraflardan yalnız birinin temyizi üzerine verilen bozma kararına uyan mahkemenin temyiz eden tarafın, önceki (bozulan) karara oranla daha aleyhine olan bir hüküm vermemesi ilkesi, usule dair kazanılmış hak müessesesi ile de yakından ilgilidir.
3. Somut olayda, mahkemece bozma öncesi verilen kararda davacının tapu iptal ve tescil isteminin yasal koşullarının oluşmaması nedeniyle tapu iptal ve tescil isteminin reddine, davacı ile davalı Fi Yapı Tic. A.Ş. Arasında 06/05/2010 tarihinde haricen düzenlenen taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesinin geçersiz olduğunun tespitine, sözleşme kapsamında davacının davalıya ödediği 65.000 TL’nin dava tarihinden itibaren değişken yasal faiz oranı uygulanmak suretiyle hesaplanacak işlemiş faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine, karar verilmiş, anılan bu karar sadece davacı vekilince temyiz edilmiş ve karar bozulmuştur. Bozmaya uyulduktan ve bozma gerekleri yerine getirildikten sonra mahkemece davanın kısmen kabulüne, davacının tapu iptal tescil talebinin şartları oluşmadığından reddine, 500,00 TL gecikme tazminatının davalı Fi Yapı İnş San. Ve Tic AŞ’den alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya dair istemlerinin reddine karar verilmiştir. Oysa, önceki karar davalı tarafından temyiz edilmemiş olduğundan o kararda hükmedilen miktar davacı yararına kazanılmış hak oluşturmuştur. O halde, mahkemenin davacı yararına kazanılmış hakkı ihlal ederek aleyhe hüküm verme yasağına aykırı olacak şekilde davacının tapu iptal tescil talebi yanında ikincil talebi davalıya ödediği bedel yönünden talebini reddetmesi yanlış olmuş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
22.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.