Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2021/13812 E. 2023/836 K. 28.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/13812
KARAR NO : 2023/836
KARAR TARİHİ : 28.02.2023

T. C.
Y A R G I T A Y
3. C E Z A D A İ R E S İ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/6 E., 2019/1622 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun hükmün düzeltilerek esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.10.2018 tarihli ve 2018/248 Esas, 2018/602 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5327 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin 4 üncü fıkrasının 2 nci cümlesi ve aynı kanunun 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesi, 27.11.2019 tarih ve 2019/6 Esas, 2019/1622 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca hükmün düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 19.09.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteminde özetle; usul ve kanuna aykırı mahkumiyet kararı verildiğine, suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, kabule esas alınan ByLock delilinin hukuka aykırı olduğuna, sanığa atfedilen eylemlerin suç teşkil etmediği ve dosyada kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına ve sair hususlara ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanık; soruşturma aşamasında 07.03.2018 tarihinde Diyarbakır Kaçakçılık ve Organize suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde verdiği ifadesinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 221. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istediğini beyan etmiş ve üzerine atılı suçlamaları kabul edip FETÖ/PDY terör örgütü hakkında bildiklerini anlatmış ve gerekli teşhis işlemlerini yapmıştır. Sanık kovuşturmanın tüm aşamalarında da önceki beyanlarını tekrar ederek üzerine atılı suçlamaları kabul etmiş olup 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 221. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istediğini beyan etmiştir.
Sanığın yaptığı görev nedeniyle edindiği bilgi, tecrübe ve örgütteki konumu itibariyle bu oluşumun bir silahlı terör örgütü olduğunu bilebilecek durumda olduğu, buna rağmen bu örgüte katılım gösterdiği, silahlı terör örgütüne üye olma suçunun işlenmesi için şahsın illaki silah kullanmasının gerekmediği, örgütün silahlı örgüt olduğunu bilmesinin yeterli olduğu, sanığın da irtibat içerisinde kalarak bu hususları bildiği halde örgüte katılım gösterdiği, sanığa ait olan … ve … İMEİ numaralı telefona takılı adına kayıtlı (0543) (…) (..) (..) numaralı GSM hattı ile uygulamaya, Litvanya’da bulunan server bilgisayarına 02.19.2016 tarihine kadar ByLock sistemine giriş yaptığı, sanık adına kayıtlı (0543) (…) (..) (..) numaralı GSM hattının Kullanıcı ID numarasının “…”, Kullanıcı Adının “…”, Şifresinin “….” olduğu, sanığın kod adının “…” olduğunu ikrar ettiği, sanığa ait olan … İMEİ numaralı telefona takılı Ş.K. adına kayıtlı (0543) (…) (..) (..) numaralı GSM hattı ve sanığa ait olan … İMEİ numaralı telefona takılı M.K. adına kayıtlı (0553) (…) (..) (..) numaralı GSM hattı ile uygulamaya, BTİK’dan alınan cevabi yazısından da anlaşıldığı üzere Litvanya’da bulunan server bilgisayarına 31.01.2016 tarihine kadar ByLock sistemine giriş yaptığı, sanığın söz konusu hattaları kendisinin kullandığını ikrar ettiği, sanığın Bank … Katılım Bankası’nda 21.02.2014 tarihlerinde hesap açtığı, 2014 yılı Şubat ayında hesap bakiyesinin 0 TL olduğu, 2014 yılı Ağustos ile 2016 yılı Temmuz ayı arasındaki hesap bakiyesinin ise 3.000 TL, 5.375,71 TL, 1.945,14 TL, 1.640,59 TL, 3.745,99 TL, 3.189,01 TL, 1.161,64 TL, 5.112,51 TL, 6.990,71 TL, 1.1288,78 TL arasında değiştiği, sanığın Bank … hesabını örgüt liderinin verdiği talimatlar doğrultusunda aktif bir şekilde kullandığı, Diyarbakır İl Dernekler Müdürlüğü’nün 27.07.2017 tarihli yazısına göre sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne müzahir kapatılan Güneydoğu Kültür ve Gençlik Derneği’nde üyeliğinin bulunduğu, soruşturma aşamasında beyanları alınan Ş.K., M.K., H.D. ve H.R.Ö. isimli şahısların sanığı kesin ve net olarak teşhis ettiği, tanık beyanlarının dosyadaki delilleri doğrular nitelikte olduğu anlaşılmakla; üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği sabit görülerek TCK’nın 314/2. maddesi, 3713 Sayılı Yasanın 5. maddesi uyarınca cezalandırılmasına, ancak verilen cezada suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, suçun konusunun önem ve değeri, sanığın örgüt içerisindeki konumu ve faaliyetleri göz önüne alınarak alt sınırdan uzaklaşılmasına ancak sanığın örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili yakalandıktan sonra bir kısım şahıslara ilişkin bilgi verdiği ancak öğrencisi olarak nitelendirdiği şahısların isimlerini vermediği anlaşıldığından TCK’nın 221/4. maddesi uyarınca cezasından bilgi verdiği aşama ve verdiği bilginin niteliği dikkate alınarak takdiren 1/3 oranında indirim yapılmasına ve verilen cezadan TCK’nın 62. maddesi gereği 1/6 oranında indirim yapılmasına, şartları oluşmadığından CMK’nın 231, TCK’nın 50 ve 51.maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilerek hüküm kurulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Örgüt mensubu sanığın kullanmış olduğu telefonda bulunan ve sanığın da kullandığını ikrar ettiği ByLock hesabına ilişkin tutanağın diğer delillerle birlikte hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmamış olup, BTM olarak görev yapması ve örgütün operasyonel eylemlerine başladığı dönemde sohbet toplantılarına katılması örgütsel faaliyet kapsamında kabul edileceğinden sanık müdafinin bu hususlara ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, sanığın (0543) (…) (..) (..) no’lu telefon numarası ile örgütsel haberleşme ağı olan ByLock kullanıcısı olduğunun tespit edildiği, soruşturma aşamasında beyanları alınan Ş.K., M.K., H.D. ve H.Ö. isimli şahısların sanığı kesin ve net olarak teşhis ettiği, sanığın da soruşturma aşamasında etkin pişmanlıktan faydalanmak istediğini belirterek ByLock kullanıcısı olduğu, BTM olarak örgüt içerisinde görev yaptığına yönelik ikrar içerir beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde sanığın örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğu anlaşılmakla sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü sair nedenler yerinde görülmediği, ancak;
1- TCK’nın 61. maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle, 3/1. maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde; suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği zarar ve tehlikenin ağırlığı ile sanıkların kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saikleri de göz önünde bulundurularak hukuka, vicdana, dosya kapsamına uygun olarak makul bir cezaya hükmedilmesi gerekirken silahlı terör örgütüne üye olma suçunun unsurları teşdit sebebi kabul edilmek suretiyle 5237 sayılı TCK’nın 61/3 maddesine muhalefet edilerek yazılı gerekçe ile fazla ceza tayini,
2-Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2008 tarih ve 9-18-78 sayılı kararında açıklandığı üzere; etkin pişmanlık hükümlerinin amacı, bir yandan terör ve örgütlü suçlarla mücadele bakımından stratejik önemi nedeniyle en etkili bilgi edinme ve mücadele araçlarından olan örgütün kendi mensuplarını kullanmak, diğer taraftan da suç işlemeyi önlemek, mensup olduğu kanun dışı örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olanları ve işlediği suçtan pişmanlık duyanları cezalandırmayarak ya da cezalarında belli oranlarda indirim yaparak yeniden topluma kazandırmaktır.
5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinden yararlanabilmek için; failin yakalandıktan sonra bilgisi ölçüsünde örgüt içerisindeki konumuyla uyumlu şekilde kendisinin ve diğer örgüt üyelerinin eylemleri, örgütün yapısı ve faaliyetleriyle ilgili yeterli ve samimi bilgi vererek suçtan pişmanlığını söz ve davranışlarıyla göstermesi gerekmektedir. Bu bilgi maddenin üçüncü fıkrasında aranan, örgütü çökertecek nitelikteki bilgi değildir. Verilen bilginin önemi cezanın belirlenmesinde dikkate alınmalıdır (Dairemizin 12.05.2015 tarih, 2015/1426 esas 2015/1292 karar 26.10.2015 tarih, 2015/1565-3464 K.).
5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi kapsamında etkin pişmanlıkta bulunulduğunun kabulü halinde bu suçtan dolayı verilecek cezada 1/3’ten 3/4’e kadar bir indirim yapılacağı öngörülmektedir. Buna göre belirlenen cezadan en az 1/3, en fazla 3/4 oranında bir indirim yapılacaktır. Bu iki sınır arasında yapılacak indirim, verilen bilginin niteliği, örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ya da diğer örgüt mensuplarının tespiti ile ilgili olmak üzere elverişlilik derecesi, ceza soruşturması ya da kovuşturmasının hangi aşamasında etkin pişmanlıkta bulunulduğu gibi kıstaslar nazara alınarak mahkeme tarafından takdir ve tayin edilecektir.
Bu açıklamalar ışığında, somut olay değerlendirildiğinde;
Silahlı terör örgütüne üye olduğu ve 5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinde öngörülen etkin pişmanlık şartlarını taşıdığı kabul edilen sanığın incelenen dosya kapsamı ve delillere göre, yakalandıktan sonra soruşturma ve kovuşturma aşamalarında örgütte kaldığı süre ve konum itibarıyla, örgütün yapısı, örgütsel faaliyetleri ve örgüt mensupları ile ilgili verdikleri bilgilerin faydalılık derecesi ve etkin pişmanlıkta bulunduğu aşama gözetilerek, 5237 sayılı Kanun’un 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Kanun 5 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca verilen cezada üçte birden dörtte üçe kadar indirim öngören 5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi gereğince adalet ve hakkaniyete uygun, üst sınırdan indirim yapılması gerekirken fazla ceza tayini hükmedilmesi nedeniyle sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmuştur
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 27.11.2019 tarihi 2019/6 Esas, 2019/1622 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.02.2023 tarihinde karar verildi.