YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/430
KARAR NO : 2023/788
KARAR TARİHİ : 06.02.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/62 E., 2022/296 K.
FER’Î MÜDAHİL : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili Av. …
DAVA TARİHİ : 20.11.2014
HÜKÜM/KARAR : Kısmen kabul
Taraflar arasında görülen hizmet ve sigorta primine esas kazancın tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi Kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı fer’i müdahil SGK Bşk. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesi ile davacının 22.03.2010 – 30.10.2014 tarihleri arasında tam ve kesintisiz çalışmasına rağmen kuruma bildirilmeyen hizmetlerinin ve sigorta primine esas gerçek kazançlarının tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ve fer’i müdahil Kurum davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince,
“Davanın kabulü ile, davacının davalı işyerinde 22.03.2010 – 30.10.2014 tarihleri arasında aylık net 2.500,00 TL ücret ile kesintisiz olarak çalıştığının tespitine, diğer hizmetleri ile birleştirilmesine, sigortalı gösterilen kısımların dışlanmasına” karar verilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi kararının süresi içerisinde fer’i müdahil SGK Bşk. vekili tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince;
“Feri müdahil kurum vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi nin 1 numaralı alt bendi gereğince esastan reddine” karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer’i müdahil SGK Bşk. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Daire kararında;
“1- Davacının 18.09.2009–08.06.2010 tarihleri arasında şirket ortaklığından kaynaklanan 4/1-b sigortalılığının bulunduğu, 29.02.2012–30.10.2014 tarihleri arasında da davalı şirketten 4/1-a kapsamında bildirimlerinin olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece davacının 22.03.2010–30.10.2014 tarihleri arasında, bildirilen süreler dışlanmak suretiyle kesintisiz çalıştığı kabul edilmişse de verilen hüküm eksik incelemeye dayalıdır.
Davada öncelikle çözülmesi gereken sorun, davacının çakışan dönemde hangi yasal düzenleme çerçevesinde sigortalı olduğu hususudur.
İhtilaf konusu olan 22.03.2010–08.06.2010 tarihleri arasındaki dönem yönünden davanın yasal dayanağı, 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının (b) bendi ile aynı Kanun’un 53 üncü maddesidir. 5510 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının (b) bendi gereğince “kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, … Ticarî kazanç veya serbest meslek kazancı nedeniyle gerçek veya basit usûlde gelir vergisi mükellefi olanlarla Gelir vergisinden muaf olup, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı olanlar …” sigortalı sayılmışlardır.
Sigortalılık hallerinin birleşmesini düzenleyen 53 üncü maddenin birinci fıkrasında ise, sigortalının, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan sigortalılık hallerinden birden fazlasına aynı anda tabi olmasını gerektirecek şekilde çalışması halinde; öncelikle aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında, (c) bendi kapsamında çalışması yoksa ilk önce başlayan sigortalılık ilişkisi esas alınarak sigortalı sayılacağı belirtilmiştir.
Bu bağlamda 5510 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinde, 13.02.2011 tarihli 6111 sayılı Yasanın 33 üncü maddesi ile yapılan değişiklik üzerinde de durmakta yarar vardır. Anılan değişiklik ile, 53 üncü madde “Sigortalının 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde yer alan sigortalılık statüleri ile (c) bendinde yer alan sigortalılık statüsüne aynı anda tabi olacak şekilde Kanun kapsamına girmesi halinde öncelikle aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında, (a) ve (b) bentlerinde yer alan sigortalılık statülerine tabi olacak şekilde Kanun kapsamına girmesi halinde ise aynı maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılır…” şeklinde değiştirilmiş ise de; 6111 sayılı Yasanın yürürlüğe dair 215/b. maddesindeki, “…33…maddesi yayımı (25.02.2011) takip eden ayın birinci günü (01.3.2011)yürürlüğe girer.” düzenlemesi ile, “Kanunun 53 üncü maddesinin birinci fıkrasında bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla yapılan değişiklikler, bu değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihten öncesi için uygulanmaz.” şeklindeki aynı Yasanın geçici 33 üncü maddesi gözetildiğinde, uyuşmazlığın çözümünde, 5510 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin, 6111 sayılı Kanun’un değiştirilmeden önceki halinin esas alınacağı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, mahkemece, öncelikle, ihtilaf konusu dönemde davacının kendi nam ve hesabına ticari faaliyetinin olup olmadığı ve süresi yönünden gerekli inceleme ve araştırma yapılarak, açıklanan yasal düzenlemeler çerçevesinde değerlendirme yapılıp, davacının ihtilaf konusu olan çakışan dönemde 5510 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının b bendi çerçevesinde ticari faaliyetinin olup olmadığı kuşku ve duraksamaya neden olmayacak şekilde belirlenmeli, çakışan dönemde, 5510 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalılık şartlarının varlığı halinde, ihtilaf konusu dönem yönünden önce başlayan sigortalılığın anılan Yasanın 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine tabi sigortalılık olduğu gözetilmeli, ancak, 23.04.2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6645 sayılı Kanun’un 56 ıncı maddesi ile 5510 sayılı Kanuna eklenen geçici 63 üncü maddenin “Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarla tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, Kuruma kayıt ve tescilleri yapıldığı hâlde, bu maddenin yayımlandığı ayın sonu itibarıyla 12 ay ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunanların, bu sürelere ilişkin prim borçlarını, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden ay başından itibaren üç ay içinde ödememeleri veya ilgili kanunları uyarınca yapılandırmamaları hâlinde, prim ödemesi bulunan sigortalıların daha önce ödedikleri primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibarıyla, prim ödemesi bulunmayan sigortalıların ise tescil tarihi itibarıyla sigortalılığı durdurulur. Durdurulan süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin Kurum alacakları takip edilmeyerek bunlara Kurum alacakları arasında yer verilmez. …” hükmü gözetilerek, davaya konu talep dönemi öncesinden başlayan 4/1-b sigortalılığıyla çakışan dönemler bakımından, bu dönemde hangi sigorta koluna tabi olduğu tespit edilmeli, hukukumuzda çifte sigortalılığın olamayacağı gözetilmeli ve geçerli olan sigortalılık belirlenip geçersiz olan sigortalılık iptal edilerek hüküm kurulmalıdır.
2- Davacının davalı şirkette muhasebeden tek sorumlu olarak çalıştığı, bunun doğal sonucu olarak sigorta giriş çıkışlarıyla bordroların kendisi tarafından hazırlandığı dikkate alınarak, kim tarafından düzenlendiği ATK raporuyla da tespit edilemeyen belgeye itibar edilmek suretiyle sigorta primine esas kazancın tespitine yönelik hüküm yerinde değildir. Mahkemece davalı tarafından davacı hesabına iş akdinin sona ermesinden sonra gönderilen paranın ne amaçla gönderildiği işverenden de sorulup belirlendikten sonra tüm deliller birarada değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.” gerekçeleriyle karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
“Davanın kısmen kabulü ile, davacının 22.03.2010 – 30.10.2014 tarihleri arasında davalı adına kayıtlı işyerinde aralıksız kesintisiz asgari ücretle çalıştığının tespitine, Fazla istemin reddine” karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer’i müdahil SGK Bşk. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Fer’i Müdahil SGK Bşk. vekili, talebin hak düşürücü süreye uğradığı, tanık beyanlarının davanın kabulü için yeterli olamayacağı, davacının şirket ortağı olup zorunlu 4/1-b sigortalısı olduğu, eksik araştırma ve incelemeyle karar verildiği gerekçeleriyle kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının kuruma bildirilmeyen hizmet süreleriyle, prime esas gerçek kazançlarının tespiti noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 506 sayılı kanunun 77/1, 79/10 ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 80 ve 86 ıncı madde hükümleridir.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; fer’i müdahil SGK Bşk. tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Fer’i Müdahil SGK Bşk. vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
06.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…