YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8290
KARAR NO : 2009/10054
KARAR TARİHİ : 17.06.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki beyanlar hanesindeki şerhin silinmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
1968 yılında yapılan kadastro sırasında … Köyü 148 parsel sayılı 13.520 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 2510 Sayılı Yasa uyarınca oluşan … 1946 tarih 121 sıra numaralı tapu kaydı uygulanarak tarla niteliği ile …..ve ortakları adlarına tespit edilmiş, daha sonra satış yoluyla davacı …’ne geçmiştir. Çekişmeli taşınmazın tapu kaydına 28.11.1995 tarihinde “bu parselin ormanla ilişkisi vardır” şerhi konulmuştur. Davacı; 148 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine konulan orman şerhinin iptaline karar verilmesi istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın … ve yerleşim alanı niteliğinde bulunmadığı, konumu itibariyle etrafının … yamaçlarla çevrili olduğu, … muhafaza karakteri taşıdığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, taşınmazın tapu kütüğünün beyanlar hanesindeki orman şerhinin silinmesi istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 28.06.1940 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu, 1951 yılında 5653 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan makiye ayırma, 1968 yılında genel arazi kadastrosu, 15.06.1988 tarihinde ilanı yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 3302 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman orman bilirkişi tarafından yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırma sonucunda çekişmeli taşınmazın 1940 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman sınırlama haritası içinde kaldığı, daha sonra 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulamasıyla da orman rejimi dışına çıkarıldığı, konumu itibariyle … muhafaza karakteri taşıdığı, orman bütünlüğünü bozduğu anlaşıldığına, taşınmazın makiye ayrılıp ayrılmadığı yönünde araştırma yapılmamış ise de bir an için makiye ayrıldığı düşünülse dahi makiye ayrılan yerlerde özel yasalar uyarınca oluşturulan tapulara değer verileceği Y.İ.B.B.K.nın 22.03.1996 gün 5-11 sayılı ve H.G.K.nun Y.K.Dnin Ekim 2002 sayısında yayınlanan 27.02.2002 gün ve 2002/1-19/97 sayılı kararı ile kabul edildiğine, çekişmeli taşınmaza ilişkin makiye ayırmadan sonra özel yasalar uyarınca oluşturulan tapu kaydı bulunmadığına, davacının dayandığı tapu kaydının çekişmeli taşınmaz, kesinleşen ve tapuya tescil edilen orman kadastro sınırları içinde iken 2510 Sayılı Yasa uyarınca iskan yoluyla yolsuz olarak oluşturulduğuna, orman sınırları içinde kalan veya orman sınırları dışına çıkartılan alanlarda tapulu yerlerle ve iskan suretiyle verilen yerlerin hak sahipleri adına tesbit ve tescilini öngören 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 45 nci maddesi ile getirilen hükümlerin, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 1987/31-13 sayılı ve 14.03.1989 gün 1988/35-13 sayılı ve 13.06.1989 gün 1989/7-25 sayılı kararları ile iptal edildiğine, 2510 Sayılı Yasanın 21. maddesinde ormanların dağıtılacağına ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığından, 1940 yılında kesinleşen orman sınırları içinde kalmaya halen devam eden yer hakkında 1946 yılında iskan yoluyla oluşturulan tapu kaydının yolsuz tescil niteliğinde olması nedeniyle, H.G.K.’nun 19.02.2003 gün 2003/20-102-90 sayılı kararında kabul edildiği gibi, hiç bir zaman sahibine mülkiyet … kazandıramayacağına ve özde kamu malı olana taşınmazın hukuksal niteliğini değiştirmeyeceğine, Medeni Yasanın kabul ettiği sisteme göre tescilin geçerli olabilmesi ve mülkiyet hakkının doğması için geçerli bir hukuksal nedene dayanılmasının zorunlu olduğuna, tapu kaydı geçerli hukuksal nedene dayanmadığından bu tapu kaydına değer verilemeyeceğine, kamu malı ve orman niteliğindeki taşınmazlarda; Medeni Yasanın 1023 (931) maddesinde yazılı iyi niyet ve tapuya güven ilkesinin uygulanamayacağına ,kaldı ki taşınmazın konumu itibariyle … muhafaza karakteri taşıdığından koruma makisi niteliğinde olduğuna, 6831 Sayılı Yasanın 1/j bendinin karşı kavramından funda veya makiliklerle örtülü orman ve … muhafaza karakteri taşıyan yerlerin orman sayılacağına, bilimsel olarak da % 12’den fazla eğimli makilik sahaların orman ve … muhafaza karakteri taşıması nedeniyle muhafaza (koruma) makisi yani orman sayılması gerektiğine, bu nitelikteki taşınmazların 5653 Sayılı Yasa hükümlerine göre makiye ayrılamayacağına, ayrılmış olsa bile yasal dayanağı bulunmadığından yok hükmünde sayılacağına, orman niteliğini koruyan muhafaza (koruma) makilik alanlarda 22.03.1996 gün ve 1993/5-1 Sayılı İnançları Birleştirme Kararının ve H.G.K.nun Y.K.Dnin Ekim 2002 sayısında yayınlanan 27.02.2002 gün ve 2002/1-19/97 sayılı kararının uygulama yerinin bulunmadığına göre yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 17/06/2009 gününde oybirliği ile karar verildi