YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/13817
KARAR NO : 2023/10452
KARAR TARİHİ : 04.05.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli tehdit
HÜKÜM : Mahkûmiyet
1. Mağdur vekilinin, sanık hakkında nitelikli tehdit suçundan kurulan hükme yönelik temyiz istemi bakımından, mağdurun bozma sonrası yapılan 28.06.2022 tarihli duruşmada sanık hakkında şikâyetçi olmadığını beyan etmesi nedeniyle katılan sıfatını kazanmayan suçtan zarar gören mağdur vekilinin kararı temyiz etme hakkı da bulunmadığından temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8 nci maddesinin birinci maddesi yollamasıyla 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, reddine karar verilmesi gerektiği ön inceleme neticesinde belirlenmiştir.
2. Sanık müdafiinin, sanık hakkında nitelikli tehdit suçundan kurulan hükme yönelik temyiz istemi bakımından, sanık hakkında bozma üzerine kurulan hüküm; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin
bulunduğu, 7035 sayılı Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 21 inci maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1…. Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.11.2014 tarihli ve 2014/36363 soruşturma sayılı iddianamesi ile sanık hakkında nitelikli tehdit suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 53 üncü maddesi, uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmıştır.
2. … 11. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.05.2015 tarihli ve 2014/645 Esas, 2015/328 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca 3.000,00 TL adli para cezası cezalandırılmasına karar verilmiştir.
3. … 11. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.05.2015 tarihli ve 2014/645 Esas, 2015/328 Karar sayılı kararının sanık hakkında nitelikli tehdit suçundan kurulan mahkumiyet kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 22.01.2018 tarihli ve 2017/5788 Esas, 2018/1196 Karar sayılı kararıyla;
“… 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. Maddesi ye değişik 5271 sayılı CMK’nın 253.maddesive maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen TCK’nın 106/1. Maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğu anlaşılmış olmakla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması.”
Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
4. … 11. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.01.2019 tarihli ve 2018/382 Esas, 2019/101 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca 3.000,00 TL adli para cezası cezalandırılmasına karar verilmiştir.
5. … 11. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.01.2019 tarihli ve 2018/382 Esas, 2019/101 Karar sayılı kararının sanık hakkında nitelikli tehdit suçundan kurulan mahkumiyet kararının sanık müdafii ile katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 07.03.2022 tarihli ve 2020/402 Esas, 2022/6662 Karar sayılı kararıyla;
“…1- Katılan … vekili, hükmü CMUK’nın 310/1. maddesinde öngörülen 7 günlük süre geçtikten sonra temyiz ettiğinden, aynı Kanunun 317. maddesi uyarınca, tebliğnamedeki isteme uygun olarak, temyiz isteminin REDDİNE,
2- Sanık … müdafisinin temyiz talebinin incelenmesinde;
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre, yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
17/10/2019 gün ve 7188 sayılı Kanunun 24. maddesi ile değişik CMK’nın 251. maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, CMK’ya 7188 sayılı Kanunla eklenen geçici 5. maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan; “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14/01/2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 sayılı kararıyla “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38. maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve CMK’nın 251/1. maddesi kapsamına giren suç yönünden; Anayasa’nın 38. maddesiyle 5237 sayılı TCK’nın 7 ve CMK’nın 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş ve sanık … müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnameye aykırı HÜKMÜN BOZULMASINA,”
Karar verilmiştir.
6. … 11. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.06.2022 tarihli ve 2022/322 Esas, 2022/528 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca 3.000,00 TL adli para cezası cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
1. Kararın usul ve yasalara aykırılığına,
2. Şikâyetten vazgeçme nedeniyle temyiz etme hakkı bulunulmadığına,
3. Zamanaşımı hususunun değerlendirilmemiş olduğuna,
4. Tanık anlatımları birlikte değerlendirildiğinde atılı suçun unsurlarının oluşmadığının açık olduğuna, tehdit içeren ifadelere rastlanmadığına, ancak yerel mahkemenin bu sözleri bile karşı tarafın üzerinde ciddi bir korku ve endişe yaratacak şekilde değerlendirmesi ve şartları oluşmadığı halde müvekkilin 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca mahkum edilmesinin hukuka ve kanuna aykırı olduğuna,
5. Kabul anlamına gelmemek ile birlikte bir an için müvekkilin üzerine atılı müsnet suçu işlediği düşünüldüğünde olayda haksız tahrikin oluşup oluşmadığı tartışılmadan hüküm kurulmuş olduğuna, katılan …’ın kendi taciz olayını ört bas etmek için müvekkil …’in kendi eşi …’ı taciz ettiği iddiası ile savcılığa suç duyurunda bulunmuş olsa da savcılık tarafından kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiş olduğuna, Müvekkil …’in de bu olayın ve kızının
yaşadıklarının etkisiyle katılan …’ı arayarak ”Kızım çorap mı giyip giyip attınız, seninde kızın var karın var” dediğine katılanın iddia ettiği gibi “dişe diş kana kan” şeklinde ifadeler kullanılmış olduğuna, somut olayda da müvekkil … kızı Mine Doğan’a gerek katılan tarafından yapılan taciz olayından dolayı gerekse de damadı Ahmet Doğan’ın bırakıp aramaması ve sormamasından dolayı şiddetli elem ve üzüntü altında olduğuna,
6. Vesaire
İlişkindir.
Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri
1. Kararın hukuka aykırılığına,
2. Üst sınırdan karar vermesi gerekirken alt sınırdan ceza verildiğine,
3. İyi hal indirimi uygulamasının usul ve yasaya aykırılığına,
4. Eksik inceleme ve araştırma neticesinde karar verildiğine,
5. Vesaire
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık ile mağdurun dünür oldukları, çocuklarının evliliğinden kaynaklanan taraflar arasında ihtilaf bulunduğu, olay günü sanığın mağduru telefon ile aradığında mağdura hitaben “Kızımı getirdiniz buraya bıraktınız, kızıma karşılık kız istiyorum, avrat da olur, dişe diş kana kan” şeklinde tehdit ettiği anlaşılmıştır.
2. Sanığın savunmalarında suçlamayı tevil yoluyla ikrar ettiği anlaşılmıştır.
3. Mağdurun oluşa uygun beyanlarda bulunduğu belirlenmiştir.
4. Tanıklar F.T., H.D. ile R.D. beyanlarının alınmış olduğu anlaşılmıştır.
5. Mahkemece, Hukukî Süreç baslığı altında (3) ve (5) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmlarına uyulmasına karar verilerek gereklerinin yerine getirildigi belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Suçun Sanık Tarafından İşlenmediği İle Suç Unsurlarının Oluşmadığı Yönünden
Her ne kadar suçun sanık tarafından işlenmediği ile suç unsurlarının oluşmadığına yönelik Temyiz Sebepleri başlığı altında belirtilen sebepler temyiz istemine konu edilmiş ise de sanığın tevil yoluyla ikrar içeren savunması ve mağdurun aşamalarda alınan beyanları ile Hukukî Süreç başlığı altında (3) ve (5) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmları karşısında, sanığın mağdura yönelik “Kızımı getirdiniz, buraya bıraktınız, kızıma karşılık kız istiyorum, avrat da olur, dişe diş, kana kan” şeklinde hayata, vücut bütünlüğüne yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit ettiği ve sabit görülen bu eylemlerin suçun maddi unsuru için yeterli ve elverişli bulunduğu, böylelikle bahsedilen eylemin sanık tarafından işlendiğinin ve ayrıca suç vasfınında 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde düzenlenen nitelikli suçu oluşturduğuna dair kabul içeren hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Haksız Tahrik Hükümlerinin Uygulanması Gerektiği Yönünden
Sanığın eylemini haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında işlemediği anlaşıldığından sanık hakkında 5237 sayılı Kanunu’nun 29 uncu maddesinin uygulanmamış olan hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
C. Zamanaşımının Gerçekleştiği Yönünden
Sanığın eylemine uyan 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde düzenlenen nitelikli suçunun gerektirdiği cezanın, türü ve süresine göre 5237 Sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi, dördüncü fıkrasında öngörülen 12 yıllık uzamış dava zamanaşımının suç tarihi olan 17.10.2014 gününden inceleme tarihine kadar geçmediği gibi 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresinin de suç, tarihi, iddianame tarihi, savunma tarihi ve nihayet mahkumiyet tarihleri ile inceleme tarihi arasında da geçmemiş olması karşısında hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
D. Vesaire Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının ve yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir
V. KARAR
A. Mağdur Vekilinin Sanık Hakkında Nitelikli Tehdit Suçundan Kurulan Hükmüne İlişkin Temyiz İstemi Yönünden
Ön inceleme bölümünün 1 numaralı paragrafında açıklanan nedenle mağdur vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanık Müdafiinin Sanık Hakkında Nitelikli Tehdit Suçundan Kurulan Hükmüne İlişkin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 11. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.06.2022 tarihli ve 2022/322 Esas, 2022/528 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, sanık müdafiinin temyiz sebebinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
04.05.2023 tarihinde karar verildi.