YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/11179
KARAR NO : 2008/10842
KARAR TARİHİ : 21.07.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVALILAR : …-…
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 22.02.2006 tarih 2006/14517-2144 sayılı kararında özetle: “Kozbeyli Köyü 912 sayılı parselin orman rejimi dışına çıkartılan yer olması nedeniyle Hazine tarafından açılan tapu iptali ve tescil davasının kabulüne karar verilmiş ise de hükme esas alınan uzman bilirkişi raporunda sağlıklı bir uygulama yapılmadığı, 1947 haritasında köyün tamamının orman sınırı dışında gösterildiği, 100 ila 106 orman sınır noktalarından geçen hat kırık çizgilerle seyrettiği, tutanaklara göre ise orman sınırı içinde kaldığı, aplikasyon haritasında bu hattın düz çizgi şeklinde geçirildiği ve mahkemece bu çelişkiler üzerinde durulmadığı, tahdit hattı ile tahdit tutanaklarının çelişmesi halinde tutanaklara, ilk tahdit haritası ile aplikasyon haritasının çelişmesi halinde de ilk tahdit haritasına göre sorunun çözülmesi gerektiği, buna göre yeniden yapılacak uygulamada, memleket haritası ve … fotoğraflarından da yararlanılmak suretiyle çekişmeli taşınmazın ilk tahdit ve aplikasyon haritalarındaki konumunun gösterilmesi”gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra davanın kabulüne, 912 parselin tapusunun iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. maddesi hükmüne göre Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılan alan içinde kalan taşınmaz hakkında davalı adına yolsuz olarak oluşturulan tapu kaydının iptali ve tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 19.06.1947 tarihinde yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, daha sonra 1744 Sayılı Yasaya göre yapılıp 24.10.1980 tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulaması ile 2896 Sayılı yasaya göre 1985 yılında 3302 Sayılı Yasaya göre yapılıp 25.08.1988 tarihinde kesinleşen 2/B madde uygulaması vardır. Yörede arazi kadastrosu 13.07.1968 tarihinde kesinleşmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve çekişmeli taşınmazın 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan orman kadastro sınırları içinde kaldığı, 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması ile 1980 yılında Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılarak bu işlemin itirazsız kesinleştiği, daha sonra yapılan ve 1988 yılında kesinleşen aplikasyon işleminin de 1980 yılı aplikasyon hattını doğruladığı, davalılar tarafından 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 11. maddesi uyarınca tebligat yapılmadığından aplikasyon ve 2. madde uygulamasının kesinleşmediği iddia edilmekteyse de taşınmazı ilk defa
1947 yılında yapılan tahdit içine alan orman kadastro çalışmaları sırasında yürürlükte olan 3116 Sayılı Yasada kişilere bizzat tebligat yapılması konusunda bir hüküm bulunmadığı, somut olayda 1744 Sayılı Yasa zamanında orman sınırı içine almanın söz konusu olmadığı, bu nedenle 11. madde hükümlerinin uygulanamayacağı, dairede aynı gün temyiz incelemesi yapılan 2007/10637, 2007/11173, 2007/12196, 2008/1850 vb. sayılı yaklaşık kırk dava dosyasında verilen kararların bir kısmının ilk tahdit ve aplikasyon çalışmalarının birbirine uygunluğunun belirlenmesi amacıyla bozulduğu, gerek bozma kararlarından önce, gerek daha sonra alınan ayrı ayrı kişilerden oluşturularak kurulan uzman orman ve … bilirkişilerin memleket haritası 1947 ve 1980 yılı haritaları ile tutanakların uygulanması sonucu verdikleri raporların biri biriyle uyum içinde ve denetime uygun olduğu ve tüm raporlarda aplikasyon hatası bulunmadığının açıklandığı, yine ………… başkanlığında kurulan heyet tarafından yerinde yapılan uygulama sonucu verilen 08.08.2005 tarih 11 numaralı raporda da aynı durumun doğrulandığı “ilk tahdit haritasında köy yerleşim yerinin ölçekli olarak çizilmeyip, izafi olarak gösterildiğinin, arazi kadastrosu sırasında da, hiç orman tahdidi yokmuş gibi tahdit sınırları içine 150-200 mt. girilerek tespit yapıldığının 1947 ve 1979 yıllarında yapılan çalışmalarda kullanılan teknikler gözönüne alındığında aplikasyonda bariz bir hata bulunmadığının” açıklandığı, çekişmeli taşınmaz 1947 yılında kesinleşen orman kadastro sınırı içinde kaldığından orman sınırı içinde iken davalı adına oluşturulan tapu kaydının yolsuz tescil niteliğinde olup, malikine mülkiyet … kazandırmayacağı, kesinleşen orman sınırları içine alınan eski tapu ve iskan kayıtlarının yasal değerini yitireceği, 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2/2. maddesinde açıkça tapu kaydından söz edildiğinden bu yasa hükümlerine göre orman sınırı dışına çıkartılan yerlerde taşınmaz orman sınırları içinde iken yolsuz olarak oluşturulan tapu kayıtları ile taşınmaz orman sınırları içine alınmasından önce var olan iskan veya vergi kayıtlarına değer verilemeyeceği, bu nedenle 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesi ile orman sınırı dışına çıkarılan taşınmazın mülkiyetinin tapu sahibine dönmeyeceği gibi aslında orman olan taşınmazı tapu kaydı ile satın alan kişinin 4721 Sayılı Medeni Kanunun 1023. maddesindeki iyiniyet kurallarından da yararlanamayacağı gözönünde bulundurularak Hazinenin davasının kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından davalının temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 21/07/2008 gününde oybirliği ile karar verildi.