YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/13624
KARAR NO : 2023/10300
KARAR TARİHİ : 02.05.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Tehdit
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 7035 sayılı Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 21 inci maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığının 2009/28336 soruşturma numaralı ve 25.08.2009 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında tehdit suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ve 53 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. … (Kapatılan) 1. Sulh Ceza Mahkemesinin, 11.05.2010 tarihli ve 2009/643 Esas, 2010/611 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmedilerek 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, aynı sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca 5 yıl denetim süresi belirlendiği ve bu kararın 13.09.2010 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
3. … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.09.2013 tarihli ve 2012/1036 Esas, 2013/532 Karar sayılı kararı ile; sanığın denetim süresi içerisinde 29.04.2011 tarihinde işlediği dolandırıcılık suçu nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 1 yıl 15 gün hapis cezası ve 5.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilerek anılan kararın 07.01.2015 tarihinde kesinleşmesi üzerine iş bu dosyaya ihbar edilmiştir.
4. İhbar üzerine … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.01.2015 tarihli ve 2015/92 Esas, 2015/35 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tehdit suçundan hükmün açıklanarak 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
5. … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.01.2015 tarihli ve 2015/92 Esas, 2015/35 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 11.06.2020 tarihli ve 2016/8722 Esas, 2020/6516 Karar sayılı kararı ile,
“1-Hükmün açıklanmasına neden olan kasıtlı suçun, TCK’nın 157/1. maddesi uyarınca hükmolunan dolandırıcılık suçu olması, 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen TCK’nın 157/1. maddesi kapsamındaki dolandırıcılık suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğu anlaşılmış olmakla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması karşısında, dolandırıcılık suçu yönünden, uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak, anılan hüküm yönünden uzlaştırma işleminin olumlu sonuçlanmış olması durumunda, sanığın denetim süresinde işlediği başkaca kasıtlı suçlardan mahkum olup olmadığı tespit edilip sonucuna göre, açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanıp açıklanmayacağının değerlendirilmesi zorunluluğu,
2-Kabule göre ise;
a-Açıklanmasına karar verilecek yeni hükmün Yargıtay incelemesine tabi olacak ve kesinleşmesi halinde infaza verilecek hükümler olacağı bu nedenle kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre ulaşılan sonuçların, iddia, savunma, tanık anlatımları ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile sanığın eylemlerinin ve yüklenen suçların unsurlarının nelerden ibaret olduğunun, hangi gerekçeyle hangi delillere üstünlük tanındığının açık olarak gerekçeye yansıtılması gerekirken, açıklanan ilkelere uyulmadan, Anayasanın 141/3 ve 5271 sayılı CMK’nın 34 ve 230, 232, 289/1-g (1412 sayılı CMUK’nun 308/7) maddelerine aykırı davranılarak gerekçesiz hüküm kurulması,
b-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25/03/2014 tarih ve 2013/12-74-2014/140 E-K sayılı ilamı ile istikrarlı diğer kararlarında da vurgulandığı üzere; ceza yargılanmasında sanığın sorgusu yapılmadan hüküm kurulabileceğine ilişkin kuralın, fiilin suç oluşturmaması veya yeni bir yasal düzenleme ile suç olmaktan çıkarılması gibi herhangi bir araştırmayı gerektirmeyen bir durumun varlığı halinde, başka bir deyişle derhal beraat kararı verilmesi ile sınırlı olarak uygulanabileceği, delillerin takdir ve tayini gereken durumlarda ise sanığın savunması alınmadan hüküm kurulamayacağı gözetilmeden, denetim süresi içerisinde suç işleyen sanığın, duruşmadan haberdar edilmesinin sağlanması ve sonucuna göre hükümler kurulması gerekirken, duruşma açılmadan tensip kararıyla hükümlerin açıklanmasına karar verilmesi suretiyle savunma hakkının kısıtlanması, “
Nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
6. Bozma üzerine … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.03.2022 tarihli ve 2020/338 Esas, 2022/184 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tehdit suçundan 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 51 inci maddesi uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, verilen cezanın ertelenmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın Temyiz Sebepleri;
1. İftira atıldığına, atılı suçu işlemediğine,
2. Vesaire,
İlişkindir.
III. GEREKÇE
1. Müşteki ile sanık arasında geçimsizlik nedeniyle boşanma davası olduğu, olay günü sanık ile müştekinin buluştukları, aralarında çıkan tartışma sırasında sanığın müştekiye hitaben “Seni öldürürüm, seni yaşatmam” şeklindeki söylemi ile müştekiyi tehdit ettiği kabul edilmiştir.
2. Sanığa yüklenen ve 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin brinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrasına uyan tehdit suçunun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre; aynı sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın kesinleştiği 13.09.2010 tarihi ile hükmün açıklanmasına sebep olan ihbara konu ikinci suçun işlendiği 29.04.2011 tarihi arasında geçen 7 ay 16 günlük süre içerisinde dava zamanaşımının durduğu anlaşılmıştır.
3. Suç tarihi olan 10.07.2009 tarihinden itibaren karar tarihine kadar 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.03.2022 tarihli ve 2020/338 Esas, 2022/184 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı sayılı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
02.05.2023 tarihinde karar verildi.