Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/10471 E. 2009/11910 K. 15.07.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10471
KARAR NO : 2009/11910
KARAR TARİHİ : 15.07.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil ile elatmanın önlenmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … vekili ve davalı … vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 05.05.2008 gün ve 3393-6894 sayılı bozma kararında özetle; “Davacı …’un, … Köyü 1546 parsel sayılı 2300 m2 yüzölçümündeki taşınmazına ve yola davalının fidan dikmek ve inşaat yapmak suretiyle müdahalesinin men’ine karar verilmesini; davalı ve karşı davacı …’in ise, adına tespit ve tescil edilen dava dışı 1555 parselle bir bütün olan taşınmazın bir bölümünün kadastro paftasında sınır kayması sonucu 1546 parsel içinde davalı adına tespit ve tescil edildiğini iyi niyetli olarak üzerine ev ve eklentiler yaptığını, bina değerinin arsa değerinden fazla olduğunu ileri sürerek uygun bir tazminat karşılığında tapusunun kısmen iptali ile bu bölümün adına tesciline karar verilmesini istediği, Orman Yönetiminin kesinleşen orman sınırı içinde kalan … yönünden davaya müdahil olduğu, mahkemece, Orman Yönetiminin davasının kısmen kabulüne, (C) ile gösterilen 1429.48 m2’lik kısmın tapusunun iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tesciline,
Karşı davacı …’in tescil talebinin iyi niyetli bina sahibinin, bina değerinin yer değerinden fazla bulunması şeklindeki tescil şartı gerçekleştiğinden davasının kısmen kabulüne, krokide (A)=367.45 m2’lik kısmının tapusunun iptali ile, … adına tapuya tesciline, yer bedeli olarak (m2’si 3 YTL.’den) 1102, 35.- YTL.nin …’dan alınıp, davalı …’a verilmesine,
Davacının davasının kısmen kabulüne, krokide (B)=467,10 m2 alana davalının müdahalesinin men’i ile dikilen ağaçların kaldırılmasına karar verildiği, hükmün davacı … ve müdahil Orman Yönetimi tarafından temyiz edildiği,
Müdahil Orman Yönetiminin temyizi bakımından; (C) ile gösterilen bölümünün 1978 yılında kesinleşen orman tahdidi içinde kalan yerlerden olduğu anlaşıldığından bu bölüm hakkında kurulan hükümde isabetsizlik bulunmadığı,
…’un temyiz itirazları yönünden; 3402 sayılı Kadastro Kanununun 41.maddesi nin; “Kadastrosu kesinleşmiş taşınmaz mallarda vasıf ve mülkiyet değişikliği dışında kalan ölçü, tersimat ve hesaplamalardan … fenni hatalar, ilgilinin müracaatı veya Kadastro Müdürlüğünce re’sen düzeltilebilir.”hükmünü içerdiği, karşı davacının isteğinin yerine getirilmesi mülkiyet değişikliği sonucunu doğuracağından, davanın 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 41. Maddesine göre değerlendirilmesinin söz konusu olamayacağı, istemin, Medeni Yasanın 725. maddesi kapsamında tapu sicilinde davacı adına kayıtlı bulunan tapu kaydının kısmen iptali ile tesciline ilişkin olduğu, karşı davacının, kadimden beri zilyetliği ve tasarrufu altında bulunan dava dışı 1555 parsel içinde gösterilmesi gereken bir kısım taşınmaz bölümünün dava konusu 1546 parsel numarası altında davacı adına tespit ve tescil edildiğini, bu kısma iyi niyetli olarak bina yaptığını ileri sürerek kısmen iptal ve tescil isteğinde bulunduğu, dava dışı 1555 parselin tapu kaydına göre, 14.09.1995 tarihinde satış yolu ile … adına tescil edildiği, çapa dayalı mülkiyet hakkının çapın kapsamıyla sınırlı olup, karşı davacının önceki malikin çap dışındaki zilyetliğine dayanamayacağı, alıcı durumunda bulunan karşı davacı, taşınmazı çapa dayalı olarak satın aldığı için, çapın dışında kalan yer hakkında herhangi bir istekte bulunamayacağı, kadimden beri 1555 parselle birlikte dava konusu taşınmaz bölümüne zilyet olduğunu açıklamış ise de, yerleşmiş Yargıtay uygulamalarına göre zilyetliğin 1555 parseli tapuda satın ve devraldığı tarihten itibaren başladığının kabulü gerektiği, kaldı ki; Medeni Yasanın 725. maddesi gereğince tescil istenebilmesi için kişinin iyi niyetli olmasının gerektiği, ancak çaplı taşınmazda iyi niyet iddiasının dinlenemeyeceği,bu nedenle karşı davacının davasının reddine, davacı …’un davasının kabulüne ve davalının müdahalesinin men’ine karar verilmesi gerektiği” açıklanmıştır.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra, davacı …’un davasının kabulüne, davalının el atmasının önlenmesine ve 16.01.2006 tarihli krokide (A) işaretli 367.45 m2 bölüm üzerinde bulunan ev ile (B) işaretli 467.10 m2 alan üzerindeki ağaçların kal’ine, karşı davacı …’in davasının reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından yargılama giderlerine; karşı davacı vekili tarafından esasa yönelik olarak temyiz edilmiştir.
1- Karşı davacı … … vekilinin temyiz itirazları bakımından;
Temyiz dilekçesinde ileri sürülen hususlar yargılama aşamasında da ileri sürüldüğüne ve önceki bozma kararında karşılandığına göre temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı … vekilinin temyiz itirazları bakımından;
Davacının davasının kabulüne karar verildiğine ve H.Y.U.Y.’nın 417. maddesi hükmüne göre yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan tahsil edileceğine, vekalet ücreti de yargılama giderlerine dahil olduğuna göre, hükümde yazılı olduğu üzere “her iki tarafın yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına” karar verilmiş olması doğru değil ise de, bu yanılgının giderilmesi, hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir. Bu nedenle; hüküm fıkrasında yazılı 5. bendin tamamen hükümden çıkarılarak; yerine, “Davacı …’un yapmış olduğu 240.00.- TL. Yargılama giderinin karşı davacı …’den alınarak davacıya verilmesine” sözleri yazılarak düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesi gereğince düzeltilmiş bu hali ile ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine 15/07/2009 gününde oybirliği ile karar verildi.