YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6331
KARAR NO : 2021/10141
KARAR TARİHİ : 09.12.2021
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki sigorta tahkim davası hakkında Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından verilen karara karşı taraflar vekillerince itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetinin 08/12/2017 tarih ve 2017/İHK-5064 sayılı davacılar vekilinin itirazının reddine, davalı vekilinin itirazlarının ise kabulüne dair verilen kararının süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü;
K A R A R
Davacılar vekili; davalının trafik sigortacısı olduğu aracın davacının kızı Merve’nin yolcu olarak bulunduğu aracın tek taraflı kazası sonucu ölümlü kaza meydana geldiğini, davacı anne ve babanın ölenin desteğinden yoksun kaldığını belirterek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 200,00 TL tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiş; 31/05/2017 tarihli ıslah dilekçesi ile taleplerini … yönünden; 54.331,00 TL, Çilli Toprak yönünden; 82.696,00 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili davanın reddini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından; davanın kısmen kabulü ile davacı … yönünden 54.331,00 TL, Çilli Toprak yönünden; 82.696,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının 08/02/2017 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline dair verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından yapılan itiraz üzerine, İtiraz Hakem Heyeti tarafından; davacı vekilinin itirazlarının tümden reddine, davalı … şirketinin destek paylarının belirlenmesine yönelik itirazının kabulü ile sigorta tarafından yapılan ödeme tarihi itibariyle yükümlülüğün yerine getirilmiş olması nedeniyle başvurunun tümden reddine karar verilmiş, karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazası sonucu oluşan ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
Trafik kazasında cismani zarara uğrayan ve buna dayalı olarak tazminat isteminde bulunan hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda Fransa’dan alınan 1931 tarihli “PMF” cetvellerine göre saptanmakta ise de; Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi’nin çalışmalarıyla “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmıştır. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu durumda; Yargıtay Daireleri
arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği göz önüne alındığında, Dairemizce de tazminat hesaplamalarında TRH 2010 Tablosu’na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinin, güncel verilere ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olacağına karar verilmiştir.
Eldeki davada; aktüer bilirkişi tarafından hazırlanan raporda seçenekli olarak hesaplama yapılmış olup, PMF 1931 progresif rant usulüne göre ve TRH 2010 tablosu, 1.8 teknik faize göre tazminat hesabı yapılmıştır.
İtiraz Hakem Heyetince hükme esas alınan tazminat hesaplamasında, yeni Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ve ekindeki cetvellere göre hesaplama yapılmış ise de, Anayasa Mahkemesi’nin 17.07.2020 tarih- 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile; KTK’nun 90. maddesindeki “bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir” bölümündeki “bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle; işgücü kaybı tazminatı hesabında, yeni Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz uygulaması da anılan cetvellerle getirildiğinden, artık uygulanması mümkün değildir. Tazminat hesaplamasının, %1,8 teknik faiz uygulanmadan yapılması gereklidir.
Taleple bağlılık ilkesi 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 26.maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre; hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır ve ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Taleple bağlılık ilkesi tahkim yargılamasında da geçerli olup itiraz hakem heyetince talep dikkate alınmalıdır.
Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; her ne kadar kaza tarihi itibariyle TRH 2010 Tablosu’na göre hesaplama yapılması gerekirse de, davacıların talebi dikkate alınarak PMF 1931 ve progresif rant usulüne göre yapılan hesaplamaya göre karar verilmesi gerekirken, İtiraz Hakem Heyetince TRH 2010 tablosu ve 1.8 teknik faize göre yapılan hesaplamaya göre karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3- Destekten yoksun kalma zararının hesabında, destekten yoksun kalanlara müteveffanın sağlığında sağlamış olduğu yardımın miktarı belirlenmelidir. Ölenin parasal veya bedensel destekliğinin derecesi ile bundan yoksun kalanların tazminat isteklerinin ölçüsü ya da hesaplama yöntemi konusunda, öğretide görüş birliği yoktur. Gerçek yardım miktarının yeterli delillerle ispat edilemediği durumlarda yargıç, takdir hakkını kullanarak yardım miktarını belirleyebilecektir. Bu belirlemede, destek ile destek olunan kimse arasındaki yakınlığın derecesi, aralarındaki manevi bağ, davacıların yaşları, dahil oldukları sosyal ve ekonomik çevre, yaşam standartları, cinsiyetleri gibi bakım ilişkisine ve miktarına etkili olabilecek unsurlar da göz önünde bulundurulacaktır. Hayatın olağan akışı içinde, destek sayılan kimsenin, baktığı kimselere gelirini belli paylara bölerek baktığı pek söylenemese de tazminat hesabında bir paylaştırma yapmak zorunlu hale gelmektedir.
Destekten yoksun kalma tazminatının mahiyeti ve amacı, ölenin eylemli yardımını alanların, desteğin ölümünden sonra da bu yardımdan mahrum kalmaması olduğuna göre; destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilebilmesi için, herşeyden önce destek alma hakkı olan kişinin yaşamının sürüyor olması ve destek alma ihtiyacının devam etmesi gerekir. Bu itibarla; kendi yaşamı sürmeyen kişinin, desteğinden yararlandığı kişinin yardımından yoksun kaldığından bahsedilemeyeceği ve desteği olan yakınından dolayı destek tazminatına hak kazanamayacağı, destek görenin ancak kendi yaşam süresi kadar bir süre için tazminata hak kazanabileceği; tazminat hesabında, destek alacaklılarının paylarının belirlenmesi esnasında, sadece hayatta olanlar için pay ayrılması gerekeceği açıktır.
Somut olayda; davacıların desteği olan kızı Merve ile Merve’nin desteğinden yararlanacak olan eşi, davaya konu kazada aynı anda ölmüş ve geriye destek alacaklısı olarak desteğin 1 çocuğu ile davacı annesi ve babası kalmıştır. Hakem Heyeti’nin karara esas aldığı 26/05/2017 tarihli aktüer raporunda, destek alacaklısı olan davacı için destek payı belirlenirken, 1/5 pay anneye, 1/5 pay babaya, 1/5 pay çocuğa, kalan pay ise müteveffaya verilerek hesaplamanın yapıldığı görülmektedir.
Dairemizce kabul görmüş pay esasına göre; çocuksuz durumda desteğin gelirini eşi ile ortak paylaşacağı varsayımına dayalı olarak, gelirden desteğin %50 ve eşin %50 pay alacağı kabul edilmektedir. Çocukların eş ile birlikte destek payı alacağı durumda ise destek gelirden eşi ile birlikte 2’şer pay alırken, çocuklara birer pay verileceği, yine eş, çocuklar ile ana babanın pay alacağı durumlarda desteğe 2 pay, eşe 2 pay, çocukların her birine 1’er pay, ana ve babaya 1’er pay ayrılarak böylece gelirin tamamının dağıtılacağı esasına dayalıdır. Çocukların sayısı arttıkça hem desteğe ayrılan pay, hem de eş ve çocuklar ile ana ve babaya ayrılacak paylar düşecektir. Çocukların destekten çıkması ile birlikte destekten çıkan çocuğun payları destek, eş ve diğer çocuklara dağıtılacak, anne ve babaya verilmeyecektir. Böylece geriye kalan eş ve çocukların payları ile desteğin payı artacaktır. Bu pay esası Türk aile sistemine çok uygun düşmektedir. Çünkü Türk aile sisteminde desteğin geliri aile bireyleri tarafından birlikte paylaşılmakta, aile bireyleri arttıkça gelirden alınacak pay düşmekte, aile bireyi azaldıkça da gelirden alınacak pay yükselecektir. Ana ve babadan birinin destekten çıkması ile payı diğerine aktarılacak, ana ve baba ile çocukların tamamının destekten çıkması durumunda ise yine çocuksuz eş gibi desteğe 2 pay, eşe 2 pay esasına göre %50 pay desteğe, %50 pay eşe verilerek varsayımsal olarak gelir paylaştırılarak tazminat bu ilkelere göre hesaplanmalıdır.
Destekten yoksun kalma tazminatının yukarıda açıklanan amaç ve kapsamı; bu tazminatın hesaplanması sırasında, destek alacaklılarının muhtemel ömür sürelerinin, kabul gören yaşam tablolarına göre varsayımsal olarak belirlendiği; somut gerçeğin bulunduğu durumda varsayımlara dayalı hesaplama yapılamayacağı gözetilerek, destek, kaza anında 23 yaşında olup 1 çocuklu olarak vefat ettiğinden, gerek yaşı gerekse sadece bir çocuğunun bulunması ve eşinin de aynı kazada ölmüş olması nedeniyle, desteğin sağ kalıp yaşaması halinde ileride yeniden evlenebileceği ve yeni evliliğinden de en az bir çocuğu olacağının kabul edilmesi hayatın olağan akışına uygun düşmektedir.
Şu durumda öncelikle; desteğin bir süre sonra yeniden evlenip 1 çocuğunun olabileceği varsayımı da gözetilmek suretiyle, geride kalan hak sahipleri (davacı, desteğin annesi, babası, çocuğu, muhtemel yeni evliliğindeki eşi ve bir çocuğu) için kademeli olarak destek paylarının belirlenmesiyle tazminat hesaplaması yapılması için, 26.05.2017 tarihli raporu düzenleyen aktüer bilirkişiden ek rapor alınıp veya yeni rapor alınıp sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile başvurunun reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmamış, bu durum kararın bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA; dosyanın, hakem dosyasının saklanması kararını veren İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine 09/12/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.