Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2020/19430 E. 2023/3846 K. 02.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/19430
KARAR NO : 2023/3846
KARAR TARİHİ : 02.05.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/546 E., 2016/209 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında kurulan hükmün karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü.

I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Sanık hakkında Lüleburgaz Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.10.2014 tarihli kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilmiştir.
B. Sanığın 10.08.2014 ve 22.05.2015 tarihli eylemi nedeniyle soruşturma dosyaları birleştirilerek Lüleburgaz Cumhuriyet Başsavcılığının 22.12.2015 tarihli iddianamesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 191 inci maddesinin beşinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi ve 54 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
C. Sanık hakkında Lüleburgaz 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 31.03.2016 tarih, 2015/546 Esas, 2016/209 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi ve 58 inci maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz sebepleri; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın 25.03.2014 günü üzerinde uyuşturucu madde ile yakalandığı, sanığın uyuşturucu madde kullandığını ikrar ettiği, sanık hakkında Lüleburgaz Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 20.10.2014 tarihli kararı ile dava açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbirine karar verildiği, infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’ne verildiği, 10.08.2014 günü Kuştepe Parkında yapılan kontrolde sanığın yine üzerinde aldırılan ekspertiz raporunda tespit edildiği üzere uyuşturucu madde ile yakalandığı, sanığın uyuşturucu madde kullandığını ikrar ettiği, Lüleburgaz Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 03.03.2015 tarihli kararı ile dava açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbirine karar verildiği, sanığın yine 22.05.2015 günü bir evden çıktığı sırada üzerinde ekspertiz raporunda tespit edildiği üzere uyuşturucu madde ile yakalandığı, sanığın uyuşturucu madde kullandığını ikrar ettiği, böylelikle denetimli serbestlik tedbirlerine uymayarak üzerine atılı suçu işlediği, sanık eylemini bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda birden fazla işlemesi nedeniyle cezası 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince 1/4 oranında artırılarak sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;
A. 25.03.2014 tarihli eylem ile ilgili olarak 20.10.2014 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği ve 10.08.2014 tarihli eylemi ile ilgili olarak 03.03.2015 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği ve daha önce sanık hakkında erteleme kararı verildiğinden kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kaldırılarak 23.11.2015 tarihinde soruşturma dosyalarının birleştirilmesine karar verildiği, sanığın 22.05.2015 tarihli eylemi ile kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlali olarak değerlendirilerek denetim dosyanın kapatılmasına karar verildiğinin ve bu nedenle 22.12.2015 tarihli iddianamenin düzenlenerek kamu davasının açıldığının anlaşılması karşısında sanığın 25.03.2014 ve 10.08.2014 tarihli eylemlerinin yoğunluğu dikkate alınarak 5237 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki orantılılık ilkesi ile 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesi gereğince temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
B. Suç tarihi olan 25.03.2014 tarihi itibariyle yürürlükte olan 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrasında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna ilişkin ceza miktarının “bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası” olduğu, daha sonra 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikle ceza miktarının artırılarak “iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası” olarak düzenlendiği, 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca suç tarihi itibarıyla sanığın lehine olan kanun maddesinin uygulanması suretiyle ceza miktarının suç tarihinde yürürlükte olan ve sanık lehine olan 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren ve ceza miktarı itibarıyla sanık aleyhine olan 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince temel cezanın 2 yıl olarak belirlenmesi suretiyle fazla ceza tayini,
C. Zincirleme suça ilişkin 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesiyle uygulama yapılabilmesi için cezalandırılabilir nitelikte birden fazla eylemin bulunması gerektiği, dosya kapsamında 25.03.2014 ve 10.08.2014 tarihli eylemlerin kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden önce işlendiği, 22.05.2015 tarihli eylemin ise ihlal niteliğinde olduğu görülmekle “zincirleme suç” hükümlerinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,
D. Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının “bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası” olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle 5271 sayılı Kanun’un başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan “Basit Yargılama Usulü” başlıklı 251 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun’un Geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 sayılı iptal kararı ile, “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresinin, aynı bentte yer alan “… basit yargılama usulü…” yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, 5271 sayılı Kanun’da yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre; “mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun, “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, nedenleriyle bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Lüleburgaz 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 31.03.2016 tarih, 2015/546 Esas, 2016/209 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.05.2023 tarihinde karar verildi.