Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/12484 E. 2009/15766 K. 27.10.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/12484
KARAR NO : 2009/15766
KARAR TARİHİ : 27.10.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ve davacı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 18.09.2008 … ve 2008/6588-11279 sayılı kararıyla, çekişmeli … Köyü 2144 sayılı parselin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içeneyken 1988 yılında 6831 Sayılı Yasanın 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve eylemli orman niteliğinde olmadığı belirlenen ve 26.05.2006 tarihli bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen 609 m2 yüzölçümündeki bölümüne ilişkin hüküm, Orman Yönetiminin dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle onanmış, aynı krokide (B) ile gösterilen bölüme ilişkin mahkeme hükmü ise özetle; “Mahkemece “çekişmeli taşınmazın çekişmeli parselin (B) ile gösterilen 366 m2 yüzölçümündeki bölümüne makiye ayrıldığı, bu konuda Hazine yönünden kesinleşmiş mahkeme kararı bulunduğu ve bu karar Orman Yönetimi yönünden kesin hüküm oluşturmasa da … delil niteliğinde olduğu” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, dosya kapsamına ve yapılan uygulamada çekişmeli taşınmazın bu bölümünün, 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman sınırı içinde bırakıldığı, 1952 yılında kısmen 1942 yılında kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında, kısmen içinde bulunan ve … sahil şeridine kadar dayanan köy toplu … arazilerini, meraları tepeleri, tarıma uygun olmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler ile … Köyü Yerleşim yerini ve bu arada çekişmeli taşınmazı da içine alan çok geniş bir alanın makilik saha olduğundan söz edilerek makilik olarak belirlendiği, 1976 yılında görevlendirilen Orman Kadastro Komisyonu tarafından, 1952 yılı maki çalışmalarına değer vermeyerek ve 1942 yılında yapılan orman kadastrosunun sadece … … Vakfına ait tapu kayıtları kapsamında kalan taşınmazlar yönünden iptal edildiği, diğer taşınmazlar yönünden, tahditin hukuki geçerliliğini sürdürdüğü göz önünde bulundurmadan, 1942 yılı tahditinin tamamı iptal edilmiş gibi yeniden orman kadastrosu yapılacağı Orman Kadastro Komisyonunun 03.06.1976 tarihli ve 1 nolu tutanağında belirtildikten sonra, kısmen 1942 yılı tahdit hattına uyularak yeniden orman kadastrosu yapıldığı ve 1942 yılı tahdit hattı dışında kalan ancak niteliği eylemli orman olan bir kısım yerlerin, 4785 Sayılı Yasa hükümlerine göre orman olarak sınırlandırıldığı, daha sonrada 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması yaparak, bir kısım ormanların 15.10.1961 tarihinden önce nitelik kayıp etmesi nedeniyle orman dışına çıkartılarak, 24.07.1976 tarihli (36) nolu işi bitirme tutanağı düzenlendiği, 23.11.1976 tarihli (37) nolu tutanakla da, yapılan işlemlerin ilan edilmesine karar verildiği ve bu ekip çalışmalarının ilanı üzerine süresinde yapılan itirazların incelendiği ve 09.11.1976 günlü (5) numaralı itirazları inceleme tutanağında “…4 nolu Orman Kadastro Ekibince 1744 Sayılı Yasa
gereğince nitelik kaybı nedeniyle (2) numaralı poligon olarak orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin 1952 yılında makiye ayrıldığı, .bu sahanın eskiden beri köy arazisi ve köy yerleşim alanı olarak kullanıldığı cüz i bir kısmının orman sayılmayan makilik alan olduğu görülmekle 2 nolu parselin (2 nolu 2. Madde poligonunun) orman sınırları dışında bırakılmasına ve ekip tarafından yapılan işlemlerin bu şekilde düzeltilmesine” karar verildiği, 4785 Sayılı Yasa hükümleri göz önünde bulundurularak dava konusu parsel yönünün 1976 yılında ilk kez yapılan çalışmada da orman olarak sınırlandırıldığı, 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. Madde uygulamasına konu edilmediği, yapılan işlemlerin ilanından sonra ilan tarihlerinde yürürlükte bulunan 3116 Sayılı Yasa ve 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 11. Maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürelerin de geçmesiyle kesinleştiği, … Köyünde 1952 yılında çalışan I ve 2 numaralı makiye ayırma komisyonlarının, 5653 Sayılı Yasa ile değişik 3116 Sayılı Yasanın 5. maddesinde öngörülen kişilerden oluşmadığından kuruluşu yasaya uygun olmadığı gibi, yönetmelik hükümlerine de aykırı oluşturulduğu, bu komisyonların yasa ve yönetmelik hükümlerine de uymadan çalışma yaparak zemine uygulama imkanı olmayan ölçeksiz kroki niteliğinde bir harita düzenlediği … tevzi işlemleri de yapılmadığı, bu nedenle 22.03.1996 tarih 5/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanamayacağı, H.G.K nun 28.05.2003 … ve 2003/20-371-358 sayılı kararında kabul edildiği gibi, bir yerin maki olarak belirlenmesi tahditin kendiliğinden geçersiz olması sonucunu doğurmayacağı, O yerin makilik olması nedeniyle orman sınırı içine alınamayacağının orman kadastrosuna itiraz süresi içinde açılacak davada tartışılabileceği, makilik yada tapulu, tapusuz tarlanın veya başka nitelikteki bir taşınmazın orman sınırları içine alınması ve hak düşürücü sürenin de geçmesinden sonra orman kadastrosunun kesinleşeceği ve o taşınmazın hukuken orman niteliğini kazanacağı, yürürlükteki yasalara göre bundan sonra hiçbir merci ve makamın kesinleşen orman sınırını değiştiremeyeceği, Dava konusu taşınmazın 1942 yılı tahdidi içinde kalıp makiye ayrıldığı gerekçesiyle Hazine tarafından katılan sıfatıyla açılan tapu iptal tescil davasının kabulüne ilişkin Kadastro Mahkemesinin 21.12.1993 … ve 1991/2223-1848 sayılı kararı, Orman Yönetimi tapu iptal tescil davasında taraf olmadığından ve bu kararla kesinleşmiş orman kadastrosu iptal edilmediğinden Orman Yönetimini bağlamayacağı, Orman Yönetiminin taraf olmadığı, bu mahkeme kararı karşısında, kesinleşen orman kadastrosu daha … bir delil sayılacağı, kesinleşen orman kadastro sınırları içinde bulunan ve hukuken orman olan taşınmazın 366 m2 yüzölçümündeki bu bölümün hakkında, kadastro yoluyla oluşturulan tapu kaydının yolsuz tescil niteliğinde olduğu, Kesinleşmiş orman kadastrosu, makiye ayırma, 6831 Sayılı Yasanın 2. Maddesi ve 2/B madde uygulamasına ilişkin tutanak ve haritaların uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu uzman bilirkişi … … tarafından düzenlenen raporda, “çekişmeli taşınmazın (B) ile gösterilen 366 m2 yüzölçümündeki bu bölümün 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunda tamamının orman sınırları içinde, 1976 yılında yapılan işlemde de yine orman sınırları içinde bırakıldığının, 1952 yılında makiye ayrıldığı bildirildiği halde, Mahkemenin … delil olarak kabul ettiği Asliye 1. Hukuk Mahkemesinin 09.12.1998 … ve 1997/24-1199 sayılı kararının dayanağı bilirkişi raporlarında “çekişmeli parselin 1942 yılı orman kadastrosu sınırları içinde bırakıldığı ancak 1976 yılında 7 Numaralı Orman Kadastro Komisyonunca yapılan işlemde orman sınırları dışında bırakıldığı, taşınmazın makiye ayrıldığı” bildirilmesine rağmen, bu mahkeme kararının gerekçesinde “çekişmeli parselin gerçek kişinin dayandığı eski tarihli tapu kaydı kapsamında kaldığı gibi, 1942 yılı orman kadastrosu sınırları içinde bırakıldığı, daha sonra 1952 yılında makiye ayrıldığı ve 1976 yılında 7 Numaralı Orman Kadastro Komisyonunca 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmışsa da, makiye ayırma tarihinden, gerçek kişi adına tesbit edildiği tarihe kadar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği süresinin dolduğu gerekçe gösterilerek … Ocak’ın davasının kabul edildiği, halbuki, dava konusu parselin (B) ile gösterilen 366 m2 bu bölümünün 1942 yılı tahdit sınırları içinde bırakıldığı, 1976 yılında durumunun değişmediği, kesinleşen mahkeme kararının dayandığı bilirkişi raporları ile somut olaydaki mahkeme kararının gerekçesi gözetildiğinde, davalı gerçek kişinin bayi … Ocak yararına kesinleşen kararda, taşınmazın makiye ayrıldığı orman rejimi dışına çıkartılan sahada kaldığı kabul edildiği halde temyize konu davada dava konusu yerin, 1942 yılı orman kadastrosu sınırları içinde bırakıldığı, 1976 yılında ve 1988 yılında yapılan işlemlerde durumunun değişmediği, makiye ayrılmadığı, orman rejimi dışına çıkarılmadığı, taşınmazın 366 m2 yüzölçümündeki bu bölümünün halen kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalmaya devam ettiğinin belirlendiği, dava nedenleri farklı olduğundan, kesin hükümden ve kesin delilden söz edilemeyeceği, Diğer taraftan, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarih, 208 sayılı kararla, sadece … İdaresinin dayandığı … Vakfına ait tapulu taşınmazlar yönünden 1942 yılı orman kadastrosunun iptal edildiği, diğer taşınmazlar yönünden 1942 yılı orman kadastrosunun hukuki geçerliliğini koruduğu, 1942 yılında yapılan orman kadastrosunu yok sayarak, 1942 yılında orman olarak sınırlandırılan alanları orman sınırları dışında bırakan karar ve işlemlerin ikinci kadastro olması nedeniyle hukuki değer taşımazsa da(3402 Sayılı Yasanın 22/1. Maddesi), 1942 yılında yapılan orman kadastrosu ile sadece devlet ormanlarının sınırlandırılıp, 4785 sayılı yasa ile (istisnalar dışında) özel ve tüzel kişilere ait tüm ormanların devletleştirildiğinden ve 5658 sayılı yasada Vakıf ormanlarını iade edileceğine ilişkin hüküm bulunmadığından 1942 yılı tahditi dışında kalan yerlerde, 7 Numaralı Komisyonun 1976 yılında 4785 sayılı yasa hükümlerine göre yaptığı çalışmayla devletleştirilen orman alanı olduğu belirlenen yerlerin orman olarak sınırlandırılması yasaya uygun olduğu, Çekişmeli taşınmazın 366 m2 yüzölçümündeki bu bölümünün 1942 yılı orman tahditinde orman olarak sınırlandırılıp, sonraki işlemlerde durumunun değişmediği, Orman kadastrosunun ilanından sonra dava tarihine kadar hak düşürücü süreler çoktan geçtiği ve orman kadastrosunun kesinleştiği, bu bölümün orman olgusunun hukuken kesinleştiği, bir an için dayanılan eski tarihli tapu kaydının çekişmeli parseli kapsadığı kabul edilse dahi, 4785 Sayılı Yasa hükümleri karşısında hukuki değerini kayıp edeceği, tapu sahipleri tarafından süresinde bedel davası da açılmadığı konuları gözetilerek; Orman Yönetiminin (B) ile gösterilen 366 m2 bölümüne ilişkin davasının kabulüne karar verilmesi” gereğine değinilerek bozulmuştur. Mahkemece bozma kararın uyulduktan sonra bu kez DAVANIN KISMEN KABULÜNE, çekişmeli … köyü (Mahallesi) 2144 sayılı parselin … Bilirkişi … … tarafından düzenlenen krokide (B) ile gösterilen 366 m2 bölümüne ilişkin davalı adına olan tapu kaydının iptaline ve Hazine adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalı adına olan tapu kaydının iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan taşınmazın daha sonra arazi kadastrosu yoluyla oluşturulan tapu kaydının iptal ve orman niteliğiyle tesciline ilişkindir.
Çekişmeli … Köyü 2144 sayılı parselin bulunduğu yerde, tesbit tarihinden önce 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1976 yılında ilk tahditin aplikasyonu ve … … Vakfının tapulu taşınmazları yönünden … Genel Müdürlüğünün itirazı üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanın hakem sıfatıyla verdiği karar ile tahditi iptal edilen yerler hakkında yapılan ormanların kadastrosu çalışmaları 15.09.1976 tarihinde, bu işlemlere karşı yapılan itirazları inceleyen 7 Numaralı Orman Kadastro Komisyonu işlemleri de 09.12.1976 tarihinde ilan edilmiştir. Daha sonra 1988 yılında 36 Numaralı Orman Kadastro Komisyonunca aplikasyon ve sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ile 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması yapılmış ve 15.06.1989 tarihinde ilan edilmiştir.
Mahkemece bozma kararı gereği işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna ve dava konusu taşınmazın (B) ile gösterilen 366 m2 bölümünün 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, daha önce yapılan orman kadastrosunun sınırları içinde olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu göz önünde bulundurmadan, hatalı işlem sonucu ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y’nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet … kazandırmayacağı ve T.M.Y.’nın 1026. (E.M.Y. 934 – İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet … kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı, davalı dava konusu taşınmazı satın almışsa, taşınmazı kendisine devir eden kişi ya da kişilerden satış bedelini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri alabileceği göz önünde bulundurularak, davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı tarafın tüm, Orman Yönetiminin ise sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, orman olgusu kesinleşen ve bilirkişi raporunda (B) ile gösterilen 366 m2 bölümün orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken, hüküm yerinde nitelik belirtilmeden “Hazine adına TAUYA TESCİLİNE” denilmiş olması doğru değil ise de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple; hüküm fıkrasında birinci bentte 3 ve 4. satırda yer alan “ hazine adına TAPUYA TESCİLİNE” cümlesi kaldırılarak, bunun yerine, “ orman niteliğiyle Hazine adına TAPUYA TESCİLİNE” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine 27/10/2009 günü oybirliğiyle karar verildi.