Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/12703 E. 2009/13989 K. 01.10.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/12703
KARAR NO : 2009/13989
KARAR TARİHİ : 01.10.2009

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz, tescil ve zilyetlik tesbiti ile tapu kaydına şerh edilmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi bir kısım davacılar vekili ile davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine açılan davada … Köyü 39 parsel sayılı taşınmazın dayanağı olan ilk tesisi zilhicce 277 tarihli 7 nolu tapu kaydının kapsadığı alanın bir bölümünün Dumançukuru Devlet Ormanı içinde kaldığı belirtilerek tahditin iptali ile adlarına tescili ve orman kadastro komisyonunca 2/B madde uygulaması ile Hazine adına çıkarılan yerde ise davacıların zilyetliklerinin tesbitine karar verilmesi talep edilmiştir. Mahkemece, çekişmeli 39 sayılı pareslin mahkeme kararı ile orman olduğunun tesbit edildiği, kaldı ki 2/B madde uygulamasına konu olan yerlere yönelik dava açmada gerçek kişilerin hukuki yararının bulunmadığı gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm bir kısım davacılar vekili ile davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 6 aylık süre içinde orman kadastrosuna itiraz, tescil ve zilyetlik tesbiti ile tapu kaydına şerh verilmesine ilişkindir.
Yörede 28/03/1986 tarihinde ilan edilen oran kadastro çalışması ile, 01/06/2007 tarihinde ilan edilen ve kesinleşmeyen orman kadastrosu, Yönetmeliğin 41. Maddesi gereğince kesinleşen orman sınırları dışında iken mahkeme kararları ile orman olduğuna karar verilen yerlerin aplikasyonu ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Toplanan deliller, uzman bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamından yörede 1981 yılında genel kadastro çalışmalarının yapıldığı, 39 parsel sayılı taşınmazın 58412 m2 yüzölçümü ile davacıların murisi … ve dava dışı gerçek kişiler adlarına tesbit edildiği, davacıların murisi … ve başka gerçek kişiler tarafından tapuya dayalı olarak birçok satışlar yapıldığı, ancak tesbitte satılan yüzölçümünden fazlası veya eksiği ile gerçek kişiler adlarına tesbit edildiği ileri sürülerek itiraz edildiği, Orman Yönetimi tarafından ise çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu iddiası ile itiraz edildiği, bunun üzerine tapulama komisyonunun 05.11.1982 tarih 1982/577 sayılı kararı ile itirazın incelenmek üzere kadastro mahkemesine gönderildiği, kadastro mahkemesinde yapılan yargılamada Hazinenin çekişmeli taşınmazın orman niteliğinde olduğunu ileri sürerek müdahil olarak davaya katıldığı, kadastro mahkemesinin 22.09.1994 tarih 1982/73-110 sayılı kararı ile çekişmeli 39 parselin eğiminin % 15-70’lere ulaştığı, öncesinin resmi belgelerde maki niteliğinde olduğu, tapu miktar fazlasının sınırdaki ormanlık alanda kazanıldığı gerekçeleri ile davacı … Yönetimi ile müdahil Hazinenin davasının kabulüne karar verildiği, diğer davacı gerçek kişilerin davalarının reddine, davacı … ün tescil harici taşınmaza yönelik davası yönünden ise mahkemenin görevsizliğine, çekişmeli 39 parselin orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verildiği, hükmün temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 20.Hukuk Dairesinin 19.09.1995 tarih 1995/2711-10460 sayılı ilamı ile “yapılan incelemede taşınmazın (D) harfli bölümün eğiminin % 70 olduğu, memleket haritasında makilik alan olarak gözüktüğü saptandığından bu bölümün orman olarak kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak incelemenin (D) harfli bölüm dışında kalan yerler bakımından yetersiz olduğu, eğiminin % 5-15 olduğu belirtilen (A) ve (B) harfli bölümlerin 6831 Sayılı Yasanın 1/j maddesine girip girmediği, toprak yapısının ve bitki örtüsünün ne olduğunun tam olarak açıklanmadığı, (C) harfli bölümün ise memleket haritasında da açık alanda kaldığı ve orman dışında kaldığı gözetilmediğinden mahkemece yeniden uzman orman, ziraat ve fenni bilirkişiler tarafından mahallinde yeniden keşif yapılarak makilik alanda kaldığı belirlenen (A) ve (B) ile ilgili bölümlerin tam olarak toprak yapısı ile eğimlerinin incelenmesi, % 12’yi aşan bölümlerin gösterilmesi, (C) harfli bölüm ile birlikte değerlendirilerek orman sayılan yerlerden olup olmadıklarının değerlendirilmesi, dayanılan tapu kayıtlarının tanıklar ve yerel bilirkişiler marifeti ile mahalline uygulanması, papazbaşı, taş, zeytinli burun hudutlarının değişir sınırlar olduğunun göz önüne alınması, öncesi itibarı ile orman olmayan ve tapu dışında kalan taşınmazların da zilyetlikle iktisap edilemeyeceklerinin düşünülmesi, 3402 Sayılı Yasanın 14. Maddesindeki hususlarda da araştırma yapılması” gereğine değinilerek (D) harfli bölüm yönünden hükmün onandığı, diğer bölümler yönünden ise hükmün bozulduğu, yapılan yargılama sonucunda mahkemenin 15.02.2002 tarih 1996096 – 4 sayılı ilamı ile “davacı … Yönetimi ile müdahil Hazinenin davasının kısmen kabulüne, fenni bilirkişi raporunda (A5) ile gösterilen 985.74 m2’lik bölümün meyilinin % 9 olduğu, orman muhafaza özeliği taşımadığı anlaşılmakla bu bölümün Hasan Kutu adına tapuya tesciline, aynı krokide (D9) olarak gösterilen 21322 m2’lik bölüm daha önce onandığı için bu bölüm ile ilgili olarak yeniden karar verilmesine yer olmadığına, 39 parselin geri kalan 38618.14 m2’lik bölümünün ise orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline” karar verildiği, hükmün temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 20.Hukuk Dairesinin 30.11.2004 tarih 2004/8652-12426 sayılı ilamı ile “revizyon gören Mart 1944 tarih 11 nolu tapu kaydının yüzölçümünün 45.950 m2 olduğu, değişir hudutlu bu kaydın dava dışı 43 ada 1, 5 ada 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 53 ada 1, 339 ada 1, 2, 3 ve 4 sayılı parsellere revizyon görüp kesinleştiği, bu parsellerin yüzölçümlerinin tapu kaydından fazla olduğu, yargılama sırasında yörede 1985 yılında yapılan orman kadastro çalışmasının eldeki dava nedeni ile kesinleşmediği, bu nedenle bu davanın hem kadastro tespitine itiraz hem de orman kadastrosuna itiraz davası niteliğinde olduğu, uzman bilirkişilerce yapılan incelemede (A5) harfli bölüm dışında kalan alanların eğimlerinin % 12’nin üzerinde olduğu, resmi belgelerde yeşil renkli çalılık alanda kaldığı, memleket haritasında işaretlendiği yerde münhani eğrilerinin yüksek olduğu eğiminin % 45 olduğunun saptandığı, (A5) ile gösterilen bölümün dışında kalan ve 6831 Sayılı Yasanın 1/j maddesinin karşı kavramından orman sayılan yerlerdeki zilyetliğin hukukça değer taşımadığı, (A5) ile işaretli bölümün ise davacı Hasan Kutu yararına kazandırıcı zamanaşımı ile zilyetlik koşullarının oluştuğu anlaşıldığından hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak taşınmazın gerçek yüzölçümünün 61.642.32 m2 olduğu saptandığına göre (A5) ile işaretli 985.74 m2’lik bölümün çıkarılmasından sonra geriye kalan 60.656.58 m2’lik bölümün bir bütün halinde orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescili gerektiği” belirtilerek hükmün düzeltilerek onanmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda; yukarıdaki açıklamalara göre davacı gerçek kişilerin dayandıkları tapu kaydının (dava dışı başka parsellere yüzölçümünden fazlası ile revizyon görmesi nedeni ile) çekişmeli taşınmazı kapsamadığı hususunun mahkeme kararı ile belirlendiği, kadastro mahkemesinin 1996/96 – 4 sayılı ilamına esas alınan 05.04.2000 tarihli ömer karacan tarafından düzenlenen rapor ve krokide çekişmeli taşınmazı kullanan kişilerin kullandıkları bölümler ile yüzölçümlerinin belirtildiği, bunların arasında davacılar veya murislerinin adının yazılmadığı zira muris … tarafından değişik tarihlerde birçok kişiye taşınmazın satıldığı ve zilyetliğin devredildiği, ayrıca mahallinde dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarından davacılar veya murislerinin taşınmazı kullandıklarının görmediklerini beyan ettikleri, dolayısı ile zilyetliğin bulunmadığı, mart 1944 tarih 1 numaralı tapudan gelen 23.12.1981 tarih 6 nolu son tapu kaydının 7/1377 hissesinin Türkiye Diyanet Vakfına, 1266/1377 hissenin ise muris … adına kayıtlı olduğu, fenni bilirkişi ömer karacan tarafından düzenlenen raporda ve krokide Türkiye diyanet vakfına ait bölümlerin (E30) ve (E54) olarak açıklanarak gösterildiği, bu bölümlerin de 39 parselin dışında kuzeydeki tescil harici bırakılan ormanlık alanda kaldığı, davacının kendisine ait olduğunu iddia ettiği yerin de aynı yerde kaldığı, ayrıca ortada tarafları aynı olan bir kesin hüküm bulunduğu, 01.06.2007 tarihinde ilan edilen orman kadastro komisyoni tarafından yapılan bu çalışmada orman kadastro yönetmeliğinin 41.maddesi gereğince kesinleşen orman sınırları içinde iken mahkeme kararları ile orman olduğuna karar verilen yerlerin aplikasyonu ile orman niteliğini yitiren yerlerde 2/B madde uygulaması yapılmış olup bu çalışma davacılara yeni bir dava hakkı vermeyeceği gibi 2924 sayılı yasanın uygulamasının da yapılmadığı anlaşılmakla mahkemece bu gerekçlere ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken “taşınmazın bulunduğu yerde 2/b madde uygulamasına ilişkin kadastro tesbit tutanağının düzenlenmediği,dolayısı ile tutanak düzenlenmeyen yerler ile ilgili olarak beyanlar hanesine şerh verilmesinin mümkün olmadığı gerekçesi ile” hüküm kurulması doğru değil ise de temyiz itirazlarının reddi ile sonucu itibarı ile doğru olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine 01/10/2009 gününde oybirliği ile karar verildi.