Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2022/9526 E. 2022/13404 K. 31.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/9526
KARAR NO : 2022/13404
KARAR TARİHİ : 31.10.2022

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki sigorta tahkim davası hakkında Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından verilen karara karşı davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetinin 10/01/2021 tarih ve 2021/İHK-995 sayılı itirazın kısmen kabulüne, Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına, başvurunun kısmen kabulüne dair verilen kararının süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı vekili, davalı tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalanan aracın müvekkilinin sevk ve idaresindeki motosiklet ile çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında müvekkilinin yaralandığını, kaza nedeniyle müvekkilinin %20 oranında malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere 5.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının davalıya başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, dava değerini 270.511,95 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetince, PMF yaşam tablosu ve prograsif rant yöntemi esas alınarak yapılan hesaplamaya itibar edilerek başvurunun kabulü ile 270.511,95 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 11/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiş; hükme karşı davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetince TRH 2010 yaşam tablosu ve %1,8 teknik faiz esas alınarak yapılan hesaplamaya itibar edilmesi gerekçesi ile davalı vekilinin itirazının kabulüne Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına, başvurunun kısmen kabulü ile 190.497,32 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 11/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Dava, trafik kazası sonucu yaralanmadan kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacının diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dosyanın incelenmesinde; davacının sürekli iş göremezlik tazminatının belirlenmesine yönelik alınan hesap raporunda iki seçenekli hesaplama yapıldığı, birinci seçenekte PMF tablosu kullanılarak prograsif rant yönteminin, diğer seçenekte ise TRH-2010 tablosu ve % 1,8 teknik faiz yönteminin esas alındığı, davacı vekili tarafından PMF yaşam tablosu esas alınarak yapılan hesaplamaya göre davanın ıslah edildiği, Uyuşmazlık Hakem Heyetince ıslah doğrultusunda başvurunun kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetince TRH-2010 yaşam tablosu ve %1,8 teknik faiz esas alınarak yapılan hesaba itibar edilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin itirazının kabulüne, Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Davacı vekili temyiz dilekçesinde PMF yaşam tablosu ve prograsif rant formülü esas alınarak yapılan hesaplamaya itibar edilerek başvurunun tam kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Trafik kazasında cismani zarara uğrayan ve buna dayalı olarak işgücü kaybı tazminatı isteminde bulunan hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda Fransa’dan alınan 1931 tarihli “PMF” cetvellerine göre saptanmakta ise de; Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi’nin çalışmalarıyla “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmıştır. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu durumda; Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği göz önüne alındığında, Dairemizce de tazminat hesaplamalarında TRH 2010 Tablosu’na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinin, güncel verilere ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olacağına karar verilmiştir. Bu itibarla; İtiraz Hakem Heyeti kararının dayanağı tazminat hesaplamasında, TRH 2010 Tablosunun kullanılmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak; davacının hak kazanabileceği işgücü kaybı tazminatının hesaplanması için alınan ve İtiraz Hakem Heyeti tarafından da karara esas kabul edilen aktüer bilirkişi raporunda, 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları uyarınca TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz yöntemi ile tazminat hesabı yapılmıştır. Tazminat hesaplamasında, yeni genel şartlar ve ekindeki cetvellere göre hesaplama yapılmış ise de, Anayasa Mahkemesi’nin 17/07/2020 tarih- 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile; KTK’nun 90. maddesindeki “bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir” bölümündeki “bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.
Bu nedenle; işgücü kaybı tazminatı hesabında, yeni Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz uygulaması da anılan cetvellerle getirildiğinden, artık uygulanması mümkün değildir. Tazminat hesaplamasının, %1,8 teknik faiz uygulanmadan yapılması gereklidir ki, İtiraz Hakem Heyeti tarafından esas alınan hesaplama bu yönüyle hatalıdır. Ne var ki, TRH 2010 yaşam tablosu ile birlikte prograsif rant formülünün uygulanması lehe olmasına rağmen, davacı vekili temyiz dilekçesinde açıkça PMF yaşam tablosu ve prograsif rant formülü uyarınca yapılan hesaba itibar edilerek tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirttiğinden davacının iş bu talebi gözetilerek PMF yaşam tablosu ve prograsif rant formülü ile hesaplanan tazminatın hüküm altına alınması için İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3-Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
a) HMK’nın 266. ve devamı maddeleri gereğince çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir, hükmüne yer verilmiştir.
Dosya kapsamından, kaza tespit tutanağında, kazanın oluşumunda davacının da kusurlu olduğunun tespit edildiği, hakem heyetince hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise davalıya sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunun bildirildiği ve bu haliyle çelişki ortaya çıktığı anlaşılmaktadır.
Şu durumda, İtiraz Hakem Heyetince kusur dağılımına ilişkin çelişkilerin giderilmesi yönünden İTÜ öğretim üyeleri veya Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek uzman bilirkişi kurulundan, önceki raporların da irdelendiği, denetime elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli şekilde rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir.
b) 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30.maddesinin (17) numaralı fıkrası ve 19/01/2016 tarihli ve 29598 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in 6. maddesi ile adı geçen Yönetmelik’in 16. maddesine eklenen 13. fıkra uyarınca tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 17. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre de Sigorta Tahkim Komisyonları, vekalet ücretine hükmederken, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen ücretin altında kalmamak kaydıyla Tarifenin üçüncü kısmına göre avukatlık ücretine hükmeder. Tarifenin üçüncü kısmına göre nispi avukatlık ücretine hükmedilen durumlarda da talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine tarifeye göre hesaplanan nispi ücretin beşte birine hükmedilir.
Açıklanan nedenlerle; İtiraz Hakem Heyeti’nce davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretine ilişkin olarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16. maddesinin (13) numaralı fıkrasının uygulanması gerektiği göz önüne alınarak AAÜT’nin 13. maddesi ve AAÜT’nin 17. maddesi gereğince, maktu vekalet ücretinin altında kalmamak kaydıyla, hesaplanan vekalet ücretinin 1/5’i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Kararın bu nedenle de bozulması gerekir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenle davacı yararına ve (3/a ve b) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, tarafların diğer temyiz itirazlarının ilk bentte gösterilen nedenlerle reddine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalıya geri verilmesine 31/10/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.