YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1184
KARAR NO : 2023/891
KARAR TARİHİ : 07.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
HÜKÜM : Açılmamış Sayılmasına, 4 No.lu Bağımsız Bölüm Yönünden Kabul
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın açılmamış sayılmasına, 4 no.lu bağımsız bölüm yönünden kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Kuveyt Türk Katılım Bankası A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, davalılardan arsa sahibi … ile düzenleme şeklinde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladıklarını ancak sözleşme gereği yükleniciye verilmesi gereken 3,4,6,7,8 No.lu bağımsız bölümlere ait tapuların kendisine devredilmediğini, 3.kişilere satıldığını ve ipotek tesis edildiğini öne sürerek taşınmazlara ait tapuların iptal edilerek kendi adına tescilini bunun mümkün olmaması halinde taşınmazların değerinin tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı … vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin davacı ile davalı … arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesinden haberi olmadığını ve banka kredisi kullanarak 8 no.lu bağımsız bölümü satın aldığını, davanın reddini istemiştir.
Davalı … Duman cevap dilekçesinde, dava konusu 7 no.lu bağımsız bölümü emlakçı vasıtası ile dava dışı bir şahıstan satın aldığını, satış bedelinin de dava dışı şahsa ödendiğini, tarafları tanımadığını, davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalılar vekili cevap dilekçesinde, bankanın kredi karşılığı teminat amaçlı aldığı ipotekleri cebri icra yolu ile takibe koyarak bağımsız bölümleri tescilsiz olarak iktisap ettiğini, davanın muvazaalı olduğunu, davalı arsa sahibinin davacı yüklenicinin talimatı ile devrettiğini, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 2012/328 Esas, 2015/531 Karar sayılı ve 03/11/2015 tarihli kararıyla; 6,7, 8 no.lu bağımsız bölümler yönünden eksik harcın tamamlanmaması nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına; 4 no.lu bağımsız bölüm yönünden davalının davayı kabulü sonucunda davanın kabulüne, 3 no.lu bağımsız bölüm yönünden davacı yüklenicinin sözleşme hükümlerini yerine getirmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi (kapatılan) 2016/5836 Esas, 2019/4237 Karar sayılı ve 15/10/2019 tarihli kararı ile 3 No.lu bağımsız bölümün tapu kaydının dava tarihinde davalı …’nun üzerinde olduğu, bu arsa sahibinin de bu bağımsız bölümün yükleniciye ait olmadığı iddiası bulunmadığına göre bu bağımsız bölümün tapu kaydının yüklenici adına intikal ettirilmesinin önünde herhangi bir engel bulunmadığı, davalı banka, lehine 3 No.lu bağımsız bölüm üzerine ipotek tesis edildiği, ipotek kapsamında satılan taşınmazın lehdar banka tarafından temliken alındığı, yükleniciye ait bağımsız bölüm üzerine arsa sahibinin borcu nedeniyle konulan ipoteğin yüklenici açısından geçersiz olduğunu, yargılama safhasında ipotek lehdarı bankanın sözleşme uyarınca bu bağımsız bölümün yükleniciye isabet eden yer olduğunu bildiğini ikrar ettiği, bu nedenle geçersiz olan ipoteğe dayanılarak yapılan cebri icra intikalinin de yüklenici aleyhine sonuç doğurmayacağı, yüklenicinin 3 No.lu bağımsız bölüm ile ilgili tescil talebi davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilerek ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu edilen 6,7,8 no.lu bağımsız bölümlere ilişkin davanın açılmamış sayılmasına ve 4 no.lu bağımsız bölüm yönünden ise davanın kabulüne dair mahkeme kararının bozmaya konu edilmemesi nedeniyle kesinleştiği, bozmaya konu edilen 3.no.lu bağımsız bölüm yönünden bozma ilamına uyularak yargılamaya devam edildiği, bozma ilamı gerekçesinde açıklandığı üzere, davacı yüklenicinin sözleşme gereğince edimini ifa ettiği, inşaatı tamamlayarak iskan ruhsatını aldığı, dolayısı ile davacının arsa sahibinden sözleşmede kararlaştırılan edimini yerine getirmesini isteme hakkını elde ettiği, dava konusu taşınmaz her ne kadar davalı bankanın ipotek alacağı nedeniyle icra yolu ile davalı banka tarafından alınmış ise de, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yükleniciye ait bağımsız bölüm üzerine arsa sahibinin borçları nedeniyle konulan ipoteğin yükleniciyi bağlamayacağı, söz konusu 3.no.lu bağımsız bölümün yükleniciye ait olduğunun davalı banka tarafından bilindiği, geçersiz ipoteğe dayalı cebri icra satışının yüklenici aleyhine sonuç doğurmayacağı anlaşılmakla dava konusu 3. no.lu bağımsız bölüm yönünden açılan davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kuveyt Türk Katılım Bankası A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; Davacının 3 no.lu bağımsız bölümle ilgili olarak Konya 4. Aile Mahkemesinde bağımsız bölüm üzerinde aile konutu şerhi bulunduğu iddiası ile dava açtığını ancak bu davayı takipsiz bırakarak kötüniyetle eldeki davayı açtığını, müvekkilinin ipoteği kredinin teminatı olarak aldığını ve hukuken ihtilaflı olan bir yeri bilerek teminat olarak almasının mümkün olmadığını, müvekkilinin 3 numaralı bağımsız bölümü cebri icra yolu ile tescilsiz iktisap ettiğini ve herhangi bir usulsüzlük bulunmadığını, banka vekilinin başka bir davada vermiş olduğu tanık beyanının ikrar sayılamayacağını, kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil , mümkün olmaz ise bedel istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 436, 437. maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 470-486 maddeleri
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanunun 437 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Usulü kazanılmış hak ilkesi uyarınca, mahkeme kararı lehine bozulan taraf yararına araştırma ve inceleme yapılması zorunludur. Nitekim 1086 sayılı HUMK’un yürürlükte olduğu dönemde çıkarılan 09.05.1960 tarih, 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında; Yargıtay bozma kararına uyulmakla orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına usulî kazanılmış hak, aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda yerel mahkeme için de zorunluluk doğacağı, usulî kazanılmış hakka ilişkin açık kanun hükmü olmasa da temyiz sonucu verilecek bozma kararının hakka ve usule uygun karar verilmesini sağlamaktan ibaret olan amacı ve muhakeme usulünün hakka varma ve hakkı bulma maksadıyla kabul edilmiş olması yanında hukuki alanda istikrar amacıyla kabul edilmiş olması bakımından usulî kazanılmış hak müessesesi usul hukukunun dayandığı ana esaslardan olup, kamu düzeniyle de ilgili olduğu belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK’da da usulî kazanılmış hakka ilişkin açık bir düzenleme bulunmamakta ise de; bu ilkenin uygulanma gerekliliği HMK hükümleri karşısında da varlığını sürdürmektedir. Yargıtayın bozma kararına uyan mahkeme, bozma kararı uyarınca işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır. Çünkü, mahkemenin bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına usuli müktesep hak doğmuştur. Yargısal ve bilimsel içtihatlarda “usulî kazanılmış hak” ya da “Usulî müktesep hak” olarak adlandırılan bu ilke Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.02.1988 tarih, 1987/2-520 Esas, 1988/89 Karar sayılı ilamında “Mahkemenin bozma kararına uymasıyla meydana gelen bozma gereğince işlem yapma ve hüküm verme durumu, taraflardan birisinin lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durumdur ve buna usulî kazanılmış hak denilmektedir…” şeklinde tanımlanmaktadır.
3. Somut olay incelendiğinde, yukarıda yer verilen bozma ilamı ile 3 numaralı bağımsız bölüm bakımından davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği belirtilmiş, ilk derece mahkemesi 15/09/2021 tarihli celsede bozma ilamına uyulmasına karar vermiş ve davacı lehine usulü kazanılmış hak oluşmuştur. Usuli kazanılmış hakkın istisnaları ise dosya kapsamında bulunmamaktadır.
4. Temyizen incelenen lk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle
Davalı Kuveyt Türk Katılım Bankası A.Ş. vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıdan alınmasına,
karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine,
07/03/2023 gününde oy birliği ile karar verildi.