Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/12707 E. 2009/15517 K. 22.10.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/12707
KARAR NO : 2009/15517
KARAR TARİHİ : 22.10.2009

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … vekilleri ile davalı Hazine vekili ve … mirasçıları tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı …, genel mahkemede açtığı davanın dava dilekçesinde sınırlarını gösterdiği taşınmazı … mirasçılarından satın aldığını ve eklemeli olarak 20 yıldan fazla zilyetliğinde bulunduğunu belirterek adına tescilini istemiştir. Bu dosyada davalı tarafın yanında davaya katılan … Çarkın ise çekişmeli taşınmazın batısındaki yolun davacıya ait olmadığını, kendisi de evine gitmek için kullandığını belirterek …’nın elatmasının önlenmesini isteyerek açtığı dava bu dosya ile birleştirilmiştir. … ise, yolu sadece kendisi kullandığını, …’nın kullanmadığını belirterek müdahil olarak davaya katılmıştır. Yörede kadastro çalışmalarının başlaması ve çekişmeli yerle ilgili olarak kadastro tespit tutanağı düzenlendiğinden dosya kadastro mahkemesine aktarılmıştır.
Kadastro sırasında Bozlar Köyü 149 ada 3 parsel sayılı taşınmaz, iki katlı kargir ev ve yığma ahır ve arsa niteliği ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davacı … adına sınırı ihtilaflı olduğundan yüzölçümü ve sınırı belirtilmeden tesbit edilmiştir. Mahkemece, tescil davasının kısmen kabulüne, tespitin iptali ile (A) harfli 529.05 m2’lik bölümünün ev ve ahır olarak davacı adına tapuya tesciline, (A, C, D) harfli 335.87 m2’lik bölümünün köy boşluğu olarak Hazine adına tapuya tesciline, bu bölümler üzerinde 44.55 m2’lik ahırın, 84.47 m2’lik evin davacı …’ya ait olduğunun şerh verilmesine, birleşen dosyadaki …’ın davasının kabulüne, üzerindeki taş duvarın kaldırılmasına karar verilmiş, hüküm davacı …, davalı Hazine ve müdahil … mirasçıları tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Dava konusu taşınmazlar ormana sınır değildir.
Toplanan deliller, uzman bilirkişi raporları, yerel bilirkişi ve tanıkların beyanlarından fenni bilirkişi … ve … tarafından düzenlenen 17.07.2008 tarihli krokide kırmızı çizginin doğusunda kalan 148 ada 3 parsel sayılı taşınmazın öncesinde …’ya ait olduğu, 15-20 yıl ev yeri ve bahçe olarak kullandığı, daha sonra 1970’lerde …’e sattığı, bu kişinin de 2001 yılına kadar kullandığı,daha sonra ise mirasçılarının davacı …’ya sattıkları, … ile …’in aynı sınırlar ile taşınmazı kullandıkları, 3 parsel ile 1 parsel arasında kalan yerde öncesinde yol olmadığı köy boşluğu niteliğindeki taşınmaz bulunduğu, ilk malik …’nın oğlu …’nın beyanına göre eski ev yerinin, kuzeyde kalan amcasına ait 2 parsel sayılı taşınmaz üzerinde halen mevcut olan ev ile aynı hizada olduğu, halen taşınmaz üzerindeki ahırın eski ev yerinin batıya doğru genişletilmesi ile davacıya ait 3 parsel içine alınarak … tarafından 1992 yılında yapıldığı, o tarihe kadar kimsenin kullanmadığı köy boşluğu olan taşınmazın ahır yapılmak sureti ile davacı …’e ait 3 nolu taşınmaz içine dahil edildiği, ahırın batısında bulunan duvarın ve güneydeki evin ahır ile aynı zamanlarda önceki malik … tarafından yapıldığı, …’ya ait eski evin batı kısımlarında (fenni bilirkişi raporundaki kırmızı hattın batısında kalan yerde) hayvanların barındığı ağıl bulunduğu tanık … tarafından belirtilmiş ise de diğer tanıkların beyanlarının bu beyanı desteklemediği, fenni bilirkişi raporunda gösterilen (B, C, D) harfli toplam 335.87 m2’lik taşınmazların öncesinin köy boşluğu olduğu, bu bölümler üzerinde gerçek kişiler yararına kazandırıcı zamanaşımı ile zilyetlik koşullarının bulunmadığı anlaşılmakla tarafların temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Hükmü temyiz eden müdahil … mirasçıları asıl davacı … yanında davaya katıldığına, asıl davacının temyiz itirazları ret edildiğine göre, müdahilin de temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. Ancak, mahkemece bu dosyaya aktarılan tescil dosyasında yapılan masrafların kabul ve red oranına göre bir kısmının davalı hazine üzerinde bırakılması doğru değildir. Çünkü, dava genel mahkemede tescil davası olarak açılmıştır. Davalı Hazinenin diğer temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, tescil davasında Hazine yasal hasımdır, dolayısı ile Hazinenin yargılama giderlerinden sorumlu tutulması doğru değildir.ancak bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu nedenle hükmün 11. Fıkrasının hükümden çıkartılarak bunun yerine “davacı tarafından yapılan masrafların davacı üzerinde bırakılmasına” cümlesinin eklenmek sureti ile hükmün düzeltilmesine ve H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının gerçek kişilere ayrı ayrı yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 22/10/2009 günü oybirliği ile karar verildi.