YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5667
KARAR NO : 2022/8065
KARAR TARİHİ : 26.12.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 30/01/2015 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 12/05/2022 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Mahkemece, Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin bozma ilamı doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak verilmiş olan karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, Harçlar Kanununun 13/j maddesi gereğince Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26.12.2022 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Davacı vekili 30.01.2015 tarihli dava dilekçesiyle, Dulkadiroğlu ilçesi, Karacasu Karşıyaka Mahallesinde bulunan, doğusu … … evi ve diğer yönleri yol olan 2671 m² miktarlı taşınmazın 30 yılı aşkın bir zamandır müvekkili tarafından kullanıldığını, imar ve ihya edildiğini, taşınmazın orman ve mera niteliği taşımadığını belirterek, tapusuz taşınmazın müvekkili adına tapuya tescilini talep etmiştir.
Davalı … vekili 14.10.2015 tarihli beyanlarında; dava konusu taşınmazın 1988 tarihli gizli memleket haritası ve 1985 tarihli … fotoğraflarına göre üzerinde tarımsal faaliyet yapılmayan hâli arazi olduğunu; 2002 tarihli gizli memleket haritası ve 1999 tarihli … fotoğraflarına göre ise üzerinde bir adet yapı ve ağaçların yer almakta olduğunu, davanın açıldığı tarih itibariyle Kanunun aradığı 20 yıllık zilyetlik süresinin ve imar ihya olgusunun gerçekleşmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme 19.04.2016 tarihli kararında; dava konusu taşınmazın bulunduğu yerdeki kadastro çalışmalarının 17.09.1961 tarihinde kesinleştiğini, taşınmazın tescil harici bırakıldığını, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığını, 1990 yılından sonra davacı tarafından kullanılmaya başlandığını, imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirildiğini ve 20 yıllık zilyetlik süresinin de dolduğunu gerekçe göstererek 2671 m² miktarlı taşınmazın davacı adına tesciline karar vermiştir.
Karar Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi 14.09.2020 tarihli bozma kararında; imar ihya gerektiren yerlere yalnızca ev yapılarak sürdürülen zilyetliğin iktisaba tek başına yeterli olmayacağını, taşınmazın ev ve bahçesi olarak kullanıldığı tespit edildiğine göre, bahçe haline getirilme tarihinin özellikle tespit edilmesi gerektiğini belirterek yetersiz incelemeyle verilen hükmü bozmuştur.
Bozma sonrasında yapılan 17.11.2021 tarihli keşif üzerine hazırlanan bilirkişi raporuna göre; taşınmaz üzerinde 114 adet meyve ağacı bulunduğu, bunlardan 5 adedinin 26-30 yaşlarında, 31 adedinin 21-25 yaşlarında, 28 adedinin 20 yaşının altında, 27 adedinin 15 yaşının altında, 23 adedinin ise 8 yaşının altında oldukları bilirkişiler tarafından tespit olunmuştur. Bu tespite göre dava açıldığı tarih itibarıyla taşınmaz üzerindeki ağaçlardan 5 adedi hariç diğerleri 109 adedinin 20 yaşının altında olduğu taşınmazdaki imar ve ihya olgusunun tamamlanmadığı belirlenmiştir.
Mahkeme 12.05.2022 tarihli kararında, imar ve ihyanın 1991 yılında başladığını, 1993 yılında tamamlandığını, buna göre 20 yıllık zilyetlik süresinin tamamlandığını gerekçe göstererek davanın kabulüne karar vermiştir.
Hükmü davalı … vekili temyiz etmiştir.
Temyiz dilekçesinde yapılan keşif üzerine dava konusu taşınmaz üzerindeki ağaçların yaşlarının belirlendiği, yaş aralığının 4 ila 18 arasında değiştiği, davalı lehine gerçekleşmesi gereken nizasız ve fasılasız zilyetlik süresinin 20 yıla ulaşmadığından davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek hükmün bozulmasını talep etmiştir.
Bozma ilamına uyularak keşif yapılmış ve taşınmaz üzerindeki zirai faaliyet ile bahçe haline getirilme tarihinin açık ve net olarak belirlenmesi amaçlanmıştır.
HGK’nın 20.03.2013 tarih 2012/8-869 Esas, 2013/375 Karar sayılı kararında da belirtildiği gibi 20 yıllık nizasız ve fasılasız zilyetlik süresinin, imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten itibaren hesaplanması gerekir.
Bilirkişi raporundaki ağaçların yaşları dikkate alındığında, imar ve ihya işlemine 1991 yılında başlanmış ise de imar ve ihya amacıyla bahçe haline getirmek amacıyla ağaç dikim işlerinin 2007 yılında tamamlandığı, davanın 2015 yılında açıldığı nazara alındığında 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi ve bu hükmün onanması yönündeki sayın çoğunluğun kararına katılamıyoruz.