Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/3930 E. 2021/5306 K. 22.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3930
KARAR NO : 2021/5306
KARAR TARİHİ : 22.09.2021

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tahkim davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı itirazın kısmen kabulüne dair verilen kararın süresi içinde davalı Allianz Sigorta A.Ş vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, 06/07/2008 tarihinde, davalı Axa Sigorta A.Ş’nin trafik sigortacısı olduğu araç ile müvekkilinin yolcusu olduğu davalı Allianz Sigorta A.Ş’nin trafik sigortacısı olduğu aracın karıştığı trafik kazası neticesinde müvekkilinin yaralandığını, %8 maluliyetine istinaden davalı Axa Sigorta A.Ş. tarafından 6.186,00 TL, davalı Allianz Sigorta A.Ş. tarafından ise 17.218,00 TL ödeme yapıldığını, ödemeden sonra müvekkilinin maluliyetinde artış olduğunu belirterek, maluliyet artışına istinaden karşılanmamış sürekli iş göremezlik zararı için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalı Allianz Sigorta A.Ş yönünden 36.000,00 TL, davalı Axa Sigorta A.Ş yönünden ise 5.000,00 TL maddi tazminatı davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, talebini 107.781,78 TL’ye yükseltmiştir.
Davalılar, başvurunun reddini savunmuştur.
Sigorta Hakem Heyeti tarafından, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; Allianz Sigorta A.Ş. yönünden başvurunun kabulü ile 107.781,78 TL maddi tazminatın 18/08/2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte Allianz Sigorta A.Ş.’den tahsiline, davalı Axa Sigorta A.Ş yönünden başvurunun reddine karar verilmiş; karara davalı Allianz Sigorta A.Ş vekili tarafından itiraz edilmiştir.
İtiraz Hakem Heyeti tarafından itirazın kısmen kabulü ile Sigorta Tahkim Heyetinin 21/02/2018 tarihli kararının kaldırılmasına; talebinin kısmen kabulü ile 97.003,61 TL tazminat tutarının 18/08/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Allianz Sigorta A.Ş’den tahsiline dair verilen karar, davalı Allianz Sigorta A.Ş vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı Allianz Sigorta A.Ş. vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin meydana gelen kazada yaralandığını ve malul kaldığını, cismani zararın tazmini amacı ile davalı Allianz Sigorta A.Ş.’ye başvuru yapıldığını, yapılan başvuru neticesinde davacıda oluşan maluliyet oranının %8 olarak tespit edilerek bu oran üzerinden davacıya ödeme yapıldığını, davacı tarafından maluliyete ilişkin alınan ikinci raporda ise bu kez davacının maluliyet oranının %24 olarak tespit edildiğini açıklayıp maluliyet oranındaki bu artış sebebine ilişkin maddi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Allianz Sigorta A.Ş. tarafından ödemeye esas alınan dosya içerisinde bulunmayan, İzmir Katip Çelebi Hastanesi tarafından düzenlenen Sağlık Kurulu raporunda, bir yıl süreli olarak %8 maluliyet oranı belirlenmiştir. Davacı tarafça alınan ve dosyaya sunulan 25/04/2017 tarihli Dokuz Eylül Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi Adli Bilirkişi Kurulu tarafından düzenlenen raporda, meydana gelen kazadan dolayı maluliyet oranı Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Yönetmeliği hükümlerine göre %24 olarak belirlenmiştir.
Gelişen durum; olay sonucu meydana geldiği halde, başlangıçta bilinen yaralanmalar dışında, sonradan ortaya çıkan veya gelişen, olaya bağlı vücut bütünlüğünü bozan sonuçlar olarak tanımlanabilir. Sonucunda zararın kapsamı değişir ve artar.
Trafik kazası sonucu yaralanmalar nedeni ile ortaya çıkan zarar, kendi özel yapısı içerisinde, sonradan değişme eğilimi gösteriyor, zararı doğuran eylem veya işlemin doğurduğu sonuçlarda (zararın nitelik veya kapsamında) bir değişiklik ortaya çıkıyor ise artık “gelişen durum” ve dolayısıyla, gelişen bu durumun zararın nitelik ve kapsamı üzerinde ortaya çıkardığı değişiklikler söz konusu olacaktır. Böyle hallerde, zararın kapsamını belirleyecek husus, gelişmekte olan bu durumdur ve bu gelişme sona ermedikçe zarar henüz tamamen gerçekleşmiş olamayacaktır.
Gelişen durumun varlığı halinde gelişen durum yönünden yeniden dava açılabilmesi mümkündür. Gelişen durumun olup olmadığı ise her olaya özgü olarak kanıtlara göre değerlendirilir.
Davacıdaki yaralanmanın hangi tarihte tedaviyle tamamen sona erdiği, bu yaralanmadan dolayı gelişen bir durum olup olmadığı, varsa hangi tarihte gelişen durumun sona erdiği; diğer bir anlatımla, daimi iş gücü kaybının kesin olarak belirlenebilmesi için tedavilerinin ne zaman sona ereceği ve kesin maluliyet oranının hangi tarihte belirlenebileceği gerçek zararın tespiti açısından önemlidir.
Buna göre, davacının tedavisine ilişkin tüm belgeler, yapılan ödemeye ilişkin hasar dosyası ve dosyada bulunmayan %8 maluliyet oranına ilişkin raporun temin edilmesinden sonra; kaza tarihinde yürürlükte bulunan Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğüne uygun olarak alınacak maluliyet raporunda; davacının dosyaya sunduğu 25/04/2017 tarihli raporda maluliyet oranının %24 ve davadan önce alınan (davalının ödemesine esas kabul ettiği) ilk raporda ise %8 olarak belirlendiği, iki rapor arasında maluliyet oranları bakımından fark bulunduğu dikkate alınarak, raporlar arasındaki bu çelişkinin giderilmesi ile oran farklılığının maluliyette artış olarak kabul edilip edilemeyeceği, davacının yaralanması nedeniyle tedavileri tamamlanarak hangi tarihte sağlığına kavuşmuş sayılacağı, gelişen bir durum bulunup bulunmadığı, tedavilerinin ne zaman sona ereceği/erdiği, vücut çalışma gücü kaybının hangi tarihte kesin olarak belirlenebilir duruma geldiği, davacıdaki maluliyet oranındaki artışın kaza ile illiyet bağının bulunup bulunmadığı, maluliyet oranının artışında davacıya da izafe edilebilecek bir kusur bulunup bulunmadığının, maluliyet oranındaki artışın nedenlerinin denetime açık bir şekilde belirlendiği rapor alınması ile oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle, yazılı biçimde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sigortacılık Kanun’unda 30/17 maddesi ile 19/01/2016 tarihli ve 29598 Resmi Gazete’de yayımlanarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13.maddesine “Tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti,
her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir.” hükmü eklenmiştir. Davacı lehine Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 maddesinin uygulanması gerektiği gözönüne alınarak AAÜT’nin 17. maddesi gereğince hesaplanan vekalet ücretinin 1/5’i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi,ancak hesaplanan miktarın karar tarihinde AAÜT’de belirlenen maktu ücretin altında kalması halinde maktu ücrete hükmedilme gerekirken yazılı şekilde vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı Allianz Sigorta A.Ş vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı Allianz Sigorta A.Ş vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA; peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı Allianz Sigorta A.Ş.’ye geri verilmesine, 22/09/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.