YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/8587
KARAR NO : 2008/10606
KARAR TARİHİ : 16.07.2008
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … ve davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü 106 ada 64 parsel sayılı 8.079,55 m2 yüzölçümündeki taşınmaz Mayıs 1939 tarih 12 sıra nolu tapu kaydı uygulanarak …’in zilyetliğinde olduğu ancak Hazineye ait tapu kaydının kapsamında olduğu belirtilerek tarla niteliği ile davalı Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacı …; satış senedi ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine tutunarak çekişmeli taşınmazın adına tapuya tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin iptal edilerek … bilirkişi … … tarafından düzenlenen 07.03.2007 tarihli krokili raporda (B) ile işaretlenen bölümünün davacı adına, (A) ile işaretlenen kesiminin tarla niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … ve davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede seri bazında yapılıp 09.06.1972 yılında ilan edilerek … 1. Kadastro Mahkemesinin 21.05.1999 gün 1995/41-1999/15 sayılı kararı ile kesinleşen … kadastrosu, 09.06.1993 tarihinde ilan edilerek kesinleşen sınırlaması yapılmamış yerlerde … kadastrosu ve 3302 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması, 25.11.2005 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 4999 Sayılı Yasa uyarınca yapılan fenni hataların düzeltilmesi işlemi vardır.
1- Mahkeme hükmü davacı … vekiline 18.4.2007 tarihinde tebliğ edilmiş, temyiz dilekçesi ise, H.Y.U.Y.’nın 432. maddesinde öngörülen 15 günlük yasal süre geçirildikten sonra davacı vekili tarafından 04.05.2007 tarihinde verilmiştir. Süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 3/4 Sayılı İnançları Birleştirme Kararı uyarınca, Yargıtayca da bu yolda karar verilebileceğinden, süresinden sonra yapılan temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
2- Davalı Hazinenin temyiz itirazları çekişmeli taşınmazın (B) ile işaretlenen bölümüne yönelik olup mahkemece bu yer hakkında verilen karar usul ve yasaya aykırıdır. Şöyleki; Hazinenin tutunduğu ve kadastro çalışmaları sırasında çekişmeli taşınmaz ile dava dışı 106 ada 62, 63, 65, 66 ve 67 parsellere revizyon gören Mayıs 1939 tarih 12 sıra nolu tapu kaydı devlet ormanına bitişik olduğundan … genel müdürlüğünce kamulaştırılmasına karar verildiğinden 3116 sayılı … yasasının geçici 3. maddesi uyarınca kamulaştırıldığı anlaşılmaktadır. Dayanak tapu kaydının yüzölçümü 3.676 m2 ise de, tapu kaydı kamulaştırma yoluyla Hazine adına oluştuğundan haritasının bulunması gerekir. 3402 Sayılı Yasanın 20/A maddesine göre,
“kayıt ve belgeler, harita, plan ve krokiye dayanmakta ve bunların yerlerine uygulanması mümkün bulunmakta ise, harita, plan ve krokideki sınırları itibar” olunacağından, çekişmeli taşınmaz ile revizyon parsellerinin kamulaştırma haritasının kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesinde zorunluluk varsa da, dayanak tapu kaydına ait kamulaştırma haritası bulunamamaktadır. Kamulaştırma haritaya bağlanmadan yapılmıştır. Keşif sırasında taşınmaz başında yapılan tapu uygulaması sonucunda çekişmeli taşınmaz ile diğer revizyon parsellerinin tamamının dayanak tapu kaydının sınırları içinde kaldığı belirlenmiştir. Ancak, tapu kaydının haritası bulunamadığından mahkemece tapu kaydının miktarına değer verilerek … bilirkişi raporuna ekli krokide çekişmeli taşınmazın (A) harfi ile işaretlenen yer tapu kaydının miktarı ile geçerli kapsamı olarak belirlenmiş ise de, tapu kaydı Devlet Ormanlarına bitişik olması nedeniyle kamulaştırılmıştır. Çekişmeli taşınmaz ve etrafının … olduğunun kabulü zorunludur. Kamulaştırılma işlemi ile o yer kamu malı niteliğini kazandığından kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilemezler. Tapu kaydının miktarı ile geçerli kapsamının belirlenmesi gerektiği düşünülse dahi dayanak tapu kaydının miktarı kadar yer kamulaştırılmakla … olup, kayıt miktar fazlası da ormandır.
Dolayısıyla çekişmeli taşınmaz ve çevresi kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilemez. Hukuk Genel Kurulunun oybirliği ile verdiği, 29.09.1973 gün ve 1971/1-913-738 Sayılı Kararında “…Bir taşınmaz Kamulaştırılmış olmakla, Kamu Malı niteliğini kazanacağı, kökleşmiş Yargıtay İçtihatlarıyla kabul edilmiş ve belli bir hukuk kuralı halini almıştır. Medeni Yasanın 633. Maddesinde kamulaştırma yoluyla taşınmaz mal iktisap edilebileceği ve tescilden önce dahi ona … olunabileceği açıklanmıştır. Kamulaştırma işleminin tapuya tescil edilmemiş olması sonuca etkili değildir” denilerek bu ilke aynen kabul edilmiştir.
6831 Sayılı Yasanın 7. maddesindeki “… her çeşit taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırlarının tayini ve tesbiti, … kadastro komisyonları tarafından yapılır.” hükmü gereğince çıkartılan, 25.06.1970 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan … Tahdit ve Tescil Yönetmeliğinin 33., 25.07.1974 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan … Kadastrosu Yönetmeliğinin 40., 20.05.1984 tarihli Resmi Gazete de yayınlanan 6831 Sayılı … Kanununa Göre Yapılacak … Kadastrosu ve aynı Kanunun 2/B Maddesinin Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 30., 02 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı … Kanununa Göre Yapılacak … Kadastrosu ve aynı Kanunun 2/B Maddesinin Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğinin 23. Maddesinin 1. fıkrasının B ve 15 Temmuz 2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı … Kanununa Göre … Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin 26. Maddesinin 1. fıkra b bendi hükümlerine göre, 3116 sayılı Yasanın Geçici 1. maddesine göre kamulaştırılan … alanlarının … olarak sınırlandırılacağı, 1984 tarihli yönetmeliğin 30. ve 1986 tarihli yönetmeliğin 23. ve 2004 tarihli yönetmeliğin 26. Maddesinin 2. fıkralarındaki hükümlere göre, diğer ormanların yanı sıra 3116 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesi gereğince kamulaştırılan ormanların her hangi bir şekilde … kadastrosu sınırları dışında bırakılmasının bu yerlerin … olma niteliğini ortadan kaldırmayacağı, 3. fıkralarındaki hükümlere göre de, diğer ormanlarla birlikte kamulaştırılan … alanlarının … sınırları dışında kaldığı tesbit edildiğinde, … sınırları içine alınarak haritasına işleneceği, arazideki … sınırlarının buna göre düzeltileceği, tutanak defterinin sırası gelmiş sayfalarında bu durumun etraflıca izah edileceği, yine “… Niteliğinin Devamı” başlıklı, 1984 tarihli yönetmeliğin 38. 1986 tarihli yönetmeliğin 31. ve 2004 tarihli yönetmeliğin 34. Maddelerindeki “6831 Sayılı … Kanunun 1. maddesine göre, … sayılan yerlerdeki; Yanan … alanları, muhafaza ormanları, milli parklar, izin ve irtifak … tesis edilen ormanlar, … olarak kamulaştırılan ve … rejimi içine alınan yerler, … sayılan yerlerden olma niteliğini korurlar” hükmü gereğince, kamulaştırılan … alanlarının her hangi bir zamanda yapılmış … kadastrosunda … sınırları dışında bırakılmış olmasının, taşınmazın … niteliğini değiştirmeyeceği, sonradan ve yeniden yapılacak her hangi bir işlemde … olarak sınırlandırma olanağı bulunduğu, 3116 Sayılı Yasanın Geçici 1. maddesi gereğince kamulaştırılan … alanları nitelik yitiremeyeceğinden, bu gibi yerlerin nitelik yitirdiğinden söz edilerek 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile
değişik 2. maddesi yada 2896, 3302, 3373 ve 4999 Sayılı Yasalar ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına … sınırları dışına çıkarılma olanağı da yoktur.
Bundan ayrı hükme dayanak alınan uzman … bilirkişi kurul raporunda; çekişmeli taşınmazın kesinleşen tahdit dışında bulunduğu, 1963 basımlı memleket haritası ve 1957 çekim tarihli … fotoğraflarında çalılık rumuzlu yeşil alanda gözüktüğü, temyize konu yerin eğiminin % 1-2, diğer bölümlerinin humuslu, kayalıklı, taşlıklı olup üzerlerinde yoğun olarak özenle korunmuş defne ağaçları, dağınık ve seyrek halde yaşlı palamut meşeleri bulunduğu, batıdaki ormanlık Hazine parselinin eğiminin ise % 20 olduğu, taşınmazın kesinleşen tahdit dışında kaldığından … sayılmayan yerlerden olduğu açıklanmıştır. … bilirkişi … … tarafından düzenlenen 29.05.2006 tarihli raporda, çekişmeli taşınmazın 1963 tarihli memleket haritasında yeşil renkli ormanlık alanda gözüktüğü açıklanmış olup rapor ekindeki memleket haritasında çekişmeli taşınmaz aplikeli olarak yeşil renkli alanda işaretlenmiştir.Çekişmeli taşınmazın memleket haritasındaki konumu ve bitişikteki ormanlık nitelikte bulunduğu … bilirkişi kurul raporunda açıklanan 106 ada 61 sayılı hazine parselinin eğimi karşısında temyize konu yerin eğiminin % 12’nin üzerinde iken teraslanarak düşürüldüğü ve batıdaki ormanlık niteliğindeki hazine arazisinin devamı niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Kaldı ki; % 12’den fazla eğimli çalılık, fundalık yerler muhafaza (koruma) makisi olup, muhafaza makilikler 5653 Sayılı Yasanın 1. maddesi ile değişik 3116 Sayılı Yasanın 1/e maddesinin istisnasını teşkil etmektedir. Aynı maddenin son fıkrası gereğince de Devlet Ormanı olarak kabulü gerekir.Yine 08.09.1956 tarihinde yürürlüğe giren 6831 Sayılı Yasanın 1/J maddesi gereğince … muhafaza karakteri taşıyan funda ve makilikler … sayılan yerlerden olup, bilimsel olarak, eğimin % 12’yi aştığı yerler … muhafaza karakteri taşır, bu nedenle … sayılan yerlerden olduğunun kabulü gerekir.Resmi belgelere uygun düşmeyen bilirkişi sözlerine değer verilemez. Halen taşınmazın temyize konu olmayan bölümü ile komşu parsellerin üzerinde 80-120 yaşlarında palamut meşesi ve defne ağaçları bulunmaktadır. Dolayısıyla temyize konu yer üzerindeki … ağaçların zaman içinde kaldırıldığı ve … arazisine dönüştürülerek doğal yapısının bozulduğu anlaşılmaktadır. Zaman içinde temyize konu yer üzerindeki … bitki örtüsünün kaldırılmış olması o yerin … niteliğini kaybettiği anlamına gelmez. … ile birlikte … olan taşınmazın zilyetlikle iktisabı da mümkün değildir.Diğer taraftan hükme dayanak yapılan ziraat bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, çekişmeli taşınmazın büyük bölümünü oluşturan ve … bilirkişi … … tarafından düzenlenen 29.05.2006 tarihli krokili raporda (B ve C) ile işaretlenen kesimlerinin imar ihyası yapılmamış, taşlık ,…, çalılık hatta doğal defnelik niteliğinde bulunduğu açıklandığı böylelikle kişi adına tescile karar verilen yerin büyük bölümünün halihazırda imar ve ihya edilmediği belirlendiği halde davacı kişi adına tescil edilmesi de doğru değildir. Hal böyle iken açıklanan nedenlerle davacı kişinin açtığı davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: 1-Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle; davacı kişinin temyiz DİLEKÇESİNİN SÜRE YÖNÜNDEN REDDİNE, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine,
2- Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 16/07/2008 günü oybirliğiyle karar verildi.