Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2008/8586 E. 2008/10605 K. 16.07.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/8586
KARAR NO : 2008/10605
KARAR TARİHİ : 16.07.2008

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … ve davalı Hazine tarafından istenilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında Yaylaalan Köyü 138 ada 81 parsel sayılı 5.239,93 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, Mayıs 1939 tarih 17 sıra nolu tapu kaydı uygulanarak …’in zilyetliğinde olduğu; ancak, Hazineye ait tapu kaydının kapsamında olduğu belirtilerek tarla niteliği ile davalı Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacı …; satış senedi ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine tutunarak çekişmeli taşınmazın adına tapuya tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin iptal edilerek … bilirkişi … tarafından düzenlenen 07.03.2007 tarihli krokili raporda A ile işaretlenen bölümünün davacı adına, B ile işaretlenen kesiminin tarla niteliği ile hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … ve davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede seri bazında yapılıp 09.06.1972 yılında ilan edilerek … 1. Kadastro Mahkemesinin 21.05.1999 gün 1995/41-1999/15 sayılı kararı ile kesinleşen orman kadastrosu, 09.06.1993 tarihinde ilan edilerek kesinleşen sınırlaması yapılmamış yerlerde orman kadastrosu ve 3302 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması, 25.11.2005 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 4999 sayılı yasa uyarınca yapılan fenni hataların düzeltilmesi işlemi vardır.
1- Mahkeme hükmü davacı … vekiline 18.4.2007 tarihinde tebliğ edilmiş, temyiz dilekçesi ise, H.Y.U.Y.nın 432. maddesinde öngörülen 15 günlük yasal süre geçirildikten sonra davacı vekili tarafından 04.05.2007 tarihinde verilmiştir. Süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 3/4 Sayılı İnançları Birleştirme Kararı uyarınca, Yargıtayca da bu yolda karar verilebileceğinden, süresinden sonra yapılan temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
2- Davalı Hazinenin temyiz itirazları çekişmeli taşınmazın A ile işaretlenen bölümüne yönelik olup mahkemece bu yer hakkında verilen karar usul ve yasaya aykırıdır. Şöyle ki; Hazinenin tutunduğu ve kadastro çalışmaları sırasında çekişmeli taşınmaza revizyon gören Mayıs 1939 tarih 17 sıra nolu tapu kaydı devlet ormanına bitişik olduğundan Orman Genel Müdürlüğünce kamulaştırılmasına karar verilerek 3116 Sayılı Orman Yasasının Geçici 3. maddesi uyarınca kamulaştırıldığı anlaşılmaktadır. Dayanak tapu kaydının yüzölçümü 2.757 m2 ise de, tapu kaydı kamulaştırma yoluyla Hazine adına oluştuğundan haritasının bulunması gerekir. 3402 Sayılı Yasanın 20/A maddesine göre, “kayıt ve belgeler, harita, plan ve krokiye dayanmakta ve bunların yerlerine uygulanması mümkün bulunmakta ise, harita, plan ve

krokideki sınırları itibar” olunacağından, çekişmeli taşınmazın kamulaştırma haritasının kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesinde zorunluluk varsa da, dayanak tapu kaydına ait kamulaştırma haritası bulunamamaktadır. Kamulaştırma haritaya bağlanmadan yapılmıştır. Keşif sırasında taşınmaz başında yapılan tapu uygulaması sonucunda çekişmeli taşınmazın dayanak tapu kaydının sınırları içinde kaldığı belirlenmiştir. Ancak, tapu kaydının haritası bulunamadığından mahkemece tapu kaydının miktarına değer verilerek … bilirkişi raporuna ekli krokide çekişmeli taşınmazın (B) harfi ile işaretlenen yer tapu kaydının miktarı ile geçerli kapsamı olarak belirlenmiş ise de, tapu kaydı Devlet Ormanlarına bitişik olması nedeniyle kamulaştırılmıştır. Çekişmeli taşınmaz ve etrafının orman olduğunun kabulü zorunludur. Kamulaştırılma işlemi ile o yer kamu malı niteliğini kazandığından kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilemezler. Tapu kaydının miktarı ile geçerli kapsamının belirlenmesi gerektiği düşünülse dahi dayanak tapu kaydının miktarı kadar yer kamulaştırılmakla orman olup, kayıt miktar fazlası da ormandır.
Dolayısıyla çekişmeli taşınmaz ve çevresi kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilemez. Hukuk Genel Kurulunun oybirliği ile verdiği, 29.09.1973 gün ve 1971/1-913-738 Sayılı Kararında “…Bir taşınmaz Kamulaştırılmış olmakla, Kamu Malı niteliğini kazanacağı, kökleşmiş Yargıtay İçtihatlarıyla kabul edilmiş ve belli bir hukuk kuralı halini almıştır. Medeni Yasanın 633. Maddesinde kamulaştırma yoluyla taşınmaz mal iktisap edilebileceği ve tescilden önce dahi ona … olunabileceği açıklanmıştır. Kamulaştırma işleminin tapuya tescil edilmemiş olması sonuca etkili değildir” denilerek bu ilke aynen kabul edilmiştir.
6831 Sayılı Yasanın 7. maddesindeki “… her çeşit taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırlarının tayini ve tesbiti, orman kadastro komisyonları tarafından yapılır.” hükmü gereğince çıkartılan, 25.06.1970 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Tahdit ve Tescil Yönetmeliğinin 33., 25.07.1974 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosu Yönetmeliğinin 40., 20.05.1984 tarihli Resmi Gazete de yayınlanan 6831 Sayılı Orman Kanununa Göre Yapılacak Orman Kadastrosu ve aynı Kanunun 2/B Maddesinin Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 30., 02 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Orman Kanununa Göre Yapılacak Orman Kadastrosu ve aynı Kanunun 2/B Maddesinin Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğinin 23. Maddesinin 1. fıkrasının B ve 15 Temmuz 2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Orman Kanununa Göre Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin 26. Maddesinin 1. fıkra b bendi hükümlerine göre, 3116 Sayılı Yasanın Geçici 1. maddesine göre kamulaştırılan orman alanlarının orman olarak sınırlandırılacağı, 1984 tarihli yönetmeliğin 30. ve 1986 tarihli yönetmeliğin 23. ve 2004 tarihli yönetmeliğin 26. Maddesinin 2. fıkralarındaki hükümlere göre, diğer ormanların yanı sıra 3116 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesi gereğince kamulaştırılan ormanların her hangi bir şekilde orman kadastrosu sınırları dışında bırakılmasının bu yerlerin orman olma niteliğini ortadan kaldırmayacağı, 3. fıkralarındaki hükümlere göre de, diğer ormanlarla birlikte kamulaştırılan orman alanlarının orman sınırları dışında kaldığı tesbit edildiğinde, orman sınırları içine alınarak haritasına işleneceği, arazideki orman sınırlarının buna göre düzeltileceği, tutanak defterinin sırası gelmiş sayfalarında bu durumun etraflıca izah edileceği, yine “Orman Niteliğinin Devamı” başlıklı, 1984 tarihli yönetmeliğin 38. 1986 tarihli yönetmeliğin 31. ve 2004 tarihli yönetmeliğin 34. Maddelerindeki “6831 Sayılı Orman Kanunun 1. maddesine göre, orman sayılan yerlerdeki; Yanan orman alanları, muhafaza ormanları, milli parklar, izin ve irtifak … tesis edilen ormanlar, orman olarak kamulaştırılan ve orman rejimi içine alınan yerler, orman sayılan yerlerden olma niteliğini korurlar” hükmü gereğince, kamulaştırılan orman alanlarının her hangi bir zamanda yapılmış orman kadastrosunda orman sınırları dışında bırakılmış olmasının, taşınmazın orman niteliğini değiştirmeyeceği, sonradan ve yeniden yapılacak her hangi bir işlemde orman olarak sınırlandırma olanağı bulunduğu, 3116 Sayılı Yasanın Geçici 1. maddesi gereğince kamulaştırılan orman alanları nitelik yitiremeyeceğinden, bu gibi yerlerin nitelik yitirdiğinden söz edilerek 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. maddesi yada 2896, 3302, 3373 ve 4999 Sayılı Yasalar ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılma olanağı da yoktur.

Bundan ayrı hükme dayanak alınan uzman orman bilirkişi kurul raporunda; çekişmeli taşınmazın kesinleşen tahdit dışında bulunduğu, 1963 basımlı memleket haritası ve 1957 çekim tarihli … fotoğraflarında kısmen açık kısmen çalılık rumuzlu yeşil alanda gözüktüğü, temyize konu yerin eğiminin % 1-2 olduğu, üzerinde ormana özgü bulgu bulunmadığı; ancak, dört tarafının % 10 ila 30 eğimli eylemli ormanlık alan ile çevrili olduğu, taşınmazın kesinleşen tahdit haritası dışında kaldığından orman sayılmayan yerlerden olduğu açıklanmıştır. Çekişmeli taşınmazın memleket haritasındaki konumu ve zeminde dört tarafının % 10 ila 30 eğimli eylemli orman ile çevrili olması karşında temyize konu yerin eğiminin de % 12’nin üzerinde iken teraslanarak düşürüldüğü ve çevresinde halihazırda bulunan eylemli ormandan açılarak … alanına çevrildiği ve doğal yapısının bozulduğu anlaşılmaktadır. Kaldı ki; % 12’den fazla eğimli çalılık, fundalık yerler muhafaza (koruma) makisi olup, muhafaza makilikler 5653 Sayılı Yasanın 1. maddesi ile değişik 3116 Sayılı Yasanın 1/e maddesinin istisnasını teşkil etmektedir.Aynı maddenin son fıkrası gereğince de Devlet Ormanı olarak kabulü gerekir.Yine 08.09.1956 tarihinde yürürlüğe giren 6831 Sayılı Yasanın 1/J maddesi gereğince … muhafaza karakteri taşıyan funda ve makilikler orman sayılan yerlerden olup, bilimsel olarak, eğimin % 12’yi aştığı yerler … muhafaza karakteri taşır, bu nedenle orman sayılan yerlerden olduğunun kabulü gerekir.Resmi belgelere uygun düşmeyen bilirkişi sözlerine değer verilemez. Dolayısıyla temyize konu yerler üzerindeki orman ağaçlarının zaman içinde kaldırıldığı ve … arazisine dönüştürülerek doğal yapısının bozulduğu anlaşılmaktadır. Zaman içinde orman bitki örtüsünün kaldırılmış olması o yerin orman niteliğini kaybettiği anlamına gelmez. 6831 Sayılı Yasanın 1/1. maddesi ve 3116 Sayılı Yasanın Geçici 3. maddesi gereğince toprağı ile birlikte orman olan taşınmazın zilyetlikle kazanılma olanağı bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, davacı kişinin açtığı davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: 1- Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacı gerçek kişinin temyiz DİLEKÇESİNİN SÜRE YÖNÜNDEN REDDİNE, peşin alınan temyiz harcının istek halinde gerçek kişiye iadesine,
2- Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 16.7.2008 günü oybirliğiyle karar verildi.