YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/15252
KARAR NO : 2009/15714
KARAR TARİHİ : 26.10.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … Yönetimi vekili, 12.04.2007 günlü dava dilekçesiyle, davalı … adına tapuda kayıtlı olan Sarıcaeli Köyü 743 parsel sayılı 23.000 m2 yüzölçümündeki taşınmazın, 1990 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunda orman sınırları içinde kaldığını, davalının orman kadastrosunun iptali için açtığı davanın Çanakkale Asliye Hukuk Mahkemesinin 16.05.2002 … ve 2001/619-488 sayılı kararı ile reddedilerek ve Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 29.01.2004 … 2003/9218-2004/370 sayılı kararı ile onanıp karar düzeltme isteminin de 13.07.2004 … 2004/6171-8015 sayılı kararı ile ret edilmek suretiyle 13.07.2004 tarihinde kesinleştiğini ileri sürerek 743 sayılı parselin kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalması nedeniyle tapu kaydının iptali ve orman niteliğiyle Hazine adına tescilini ve davalının bu yere elatmasının önlenmesini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu parselin kesinleşen orman sınırları içinde kaldığından tapu kaydının iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline ve davalının elatmasının önlenmesine karar verilmiş, hüküm davalı … tarafından özetle; “Orman Genel Müdürlüğü adına Çanakkale Orman İşletme Müdürlüğünün aktif dava ehliyeti bulunmadığı, 6831 Sayılı Yasanın 1/F maddesi gereğince geçerli bir tapu kaydı olduğunu, dava konusu 743 sayılı parsele komşu aynı hukuki durumda olan Halil İbrahim KÖKTEPE’ye ait 745 sayılı parselle ilgili olarak 745 sayılı parselin orman kadastro sınırı içine alınmasından dolayı, davalıya herhangi bir tazminat ödenmeden kamu yararı ile mülkiyet hakkına saygı arasında korunması gereken ilke ve adil denge bozularak ve KÖKTEPE’yi özel ve aşırı bir yük taşımaya mecbur edecek şekilde mülkiyet hakkının ihlal edildiğini tespit eden AİHM 2. Dairesinin 35783/03 sayılı KÖKTEPE-TÜRKİYE kararının bulunduğunu ve ayrıca 14.03.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasa ile 3402 Sayılı Yasanın 12/3. Maddesine eklenen hüküm gereğince mahkeme kararının bozulması” isteğiyle temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman sınırı içinde kalan taşınmazın tapu kaydının iptali ve tescili ile elatmanın önlenmesine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden sonra 29/11/1990 tarihinde ilan edilip kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır. Davalı yönünden çekişmeli parselle ilgili orman kadastrosu Çanakkale Asliye Hukuk Mahkemesinin 16.05.2002 … 2001/614-488 sayılı kararının kesinleştiği, 13.07.2004 tarihinde kesinleşmiştir. 743 sayılı parselle ilgili genel arazi kadastro işlemi 26/04/1973 tarihinde kesinleşmiş ve Mehmet Sabri Savaş adına tescil edilmiş, onun tarafından 19.08.1992 tarihinde davalı …’a satmıştır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve 6831 Sayılı Orman Yasasının 7. maddesi “Devlet ormanları ile evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların, orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit (bu kavrama daha önce arazi kadastrosu yapılan ve yapılmayan tüm taşınmazlar dahildir) taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırının tayini ve tesbiti orman kadastro komisyonları tarafından yapılır.” hükmü gereğince yapılıp davalı yönünden 13.07.2004 tarihinde kesinleşen orman kadastrosuna ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uzman orman ve fen bilirkişisi tarafından uygulanması sonucu, dava konusu taşınmazın 1990 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunda kısmen orman sınırları içinde kaldığı, davalı … tarafından tapu kaydına dayalı olarak 6831 Sayılı Yasanın 11/1. maddesinde yazılı 10 yıllık hak düşürücü süre içinde açılan orman kadastrosuna itiraz davasının, mahkemenin 16.05.2002 … 2001/619-488 sayılı kararı ile reddedilip Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 29/01/2004 … ve 9218-370 sayılı kararıyla onandığı ve karar düzeltme isteminin de Dairenin 13.07.2004 … ve 6171-8015 sayılı ilamı ile reddedilerek 13.07.2004 tarihinde kesinleştiği, kesinleşen bu karar H.Y.U.Y.nın 237. maddesi gereğince taraflar yönünden kesin hüküm olduğu, davacı … Yönetimi, genel arazi kadastrosundan önceki hukuki sebeplere değil, genel arazi kadastrosundan sonraki hukuki nedene dayanarak iptal ve tescil istediğinden, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı, orman kadastrosunun kesinleşmesiyle taşınmaz kamu malı niteliğini kazandığı ve mülkiyet hakkının Hazineye geçtiği, bu nedenle temyize konu mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten itibaren davalının mülkiyet hakkının sona erdiğini belirleyen ve mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari) bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023 (E.M.Y. İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı, dava konusu taşınmazın bitişik Asmatepe Devlet Ormanının devamı ve ayrılmaz bir parçası olması, taraflar arasında Orman Yönetimi yararına kesin hüküm bulunması ve parselin tarım arazisi olarak kullanılmaması nedeniyle 6831 Sayılı Yasanın 1/F maddesinin somut olayda uygulama olanağının bulunmadığı, Orman Kadastrosuna ilişkin 2001/619 (bozma kararından önce 1995/485) sayılı dosyada 10.06.1998 tarihinde çekişmeli taşınmaz başında yapılan keşifte dinlenen üç kişilik orman mühendislerinin verdiği 20.09.1995 tarihli raporda taşınmazın % 10-20 eğimli olup tarım alanı olarak kullanılmadığı, halen tabii olarak yetişmiş tesbih, çitlenbik, yabani ahlat, palamut meşesi ağaçlarının bulunduğu, 1953 yılı hava fotoğraflarında ve bu fotoğraflardan revize edilmiş memleket haritasında orman olarak görüldüğü ve 4753 Sayılı Yasa hükümlerine göre verilen tapu kaydının iktisabının haksız nedene dayandığının belirtildiği, yine aynı dosya içindeki 22.02.1995 tarihli “suç tutanağı”nda Mustafa ÖZTOK’un Devlet Ormanı olan 743 sayılı parselin içinde 4200 m2 yeri dozerle açma yaparak orman örtüsünü kaldırdığının belirtildiği, ancak tapulu olması nedeniyle ormanı açma suçundan beratına karar verildiği, tapu iptali davasına ilişkin temyize konu bu davada 28.05.2008 tarihinde yapılan keşifte hakimin gözlemi olarak keşif tutanağına “parselin bazı yerlerinin eğiminin % 70 olduğu, içinde bir derenin geçtiği, parsel içinde aktif orman envalleri, meşe sürgünleri, kök meşe, pırnal meşe gibi orman emvali ile kaplı olduğu, yürümede dahi zorlanıldığı, tarım yapmanın ve araçla ulaşmanın mümkün olmadığı” şeklinde görülen bulguların yazıldığı ve yine bu keşifte bilgilerine başvurulan üç kişilik orman yüksek mühendisi heyetinin 04.06.2008 günlü 7 sayfalık raporlarında özetle (orman sınırı içinde kalan taşınmazın % 60-70 eğimde yer yer meşe ve ardıç ağaçları ile kermes meşesi, pırnal meşesi gibi maki türünde bitki örtüsü ile kaplı olup bitişiğindeki Asmatepe Devlet Ormanı ile aynı nitelikleri taşıdığı toprak ve rüzgar erozyonuna açık olduğu, bu haliyle orman ve toprak muhafaza karakteri taşıdığı, taşınmaza ait 1953 ve 1965 yıllarında çekilmiş hava fotoğraflarında orman olarak gözüktüğü, bu haliyle taşınmazın 1937 yılında yürürlüğe giren 3116 Sayılı ve 1956 yılında yürürlüğe giren 6831 Sayılı Yasa karşısında “orman sayılan” yerlerden olduğunun) bildirildiği, yine aynı bilirkişilerin raporlarına ekledikleri taşınmazın güncel durumunu gösterenrenkli fotoğraflarda yüksek eğimli,1953 ve1965 yılı hava fotoğraflarında olduğu gibi halen ve fiilen orman ağaçları ile kaplı tarımda kullanılmayan yerler olarak göründüğü, 4753 Sayılı Yasada ormanların tevzi yoluyla dağıtılacağına ilişkin hiçbir hüküm bulunmadığı, aksine yasanın 8. maddesinde ormanların dağıtılamayacağına dair hüküm olduğu halde 1952 tarihinde dahi eylemli orman olduğu anlaşılan taşınmazın tevzi komisyonunca hata ile tapu kaydı oluşturulup Mehmet Sabri Savaş’a verildiği, bu nedenle sözü edilen tapu kaydının Medeni Yasanın 1025 (EMY.933) yolsuz tescil niteliğinde olduğu ve 3402 Sayılı Yasanın 45/3. maddesindeki “orman sınırı içinde kalan tapulu yerlerle, toprak tevzi yoluyla verilen yerler başka bir şart aranmadan hak sahipleri adına tespit ve tescil edilir” hükmünün Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 … 1987/31-13 ve 13.06.1989 … 1989/7-25 sayılı kararları ile iptal edildiği, Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarından önce davalı yararına tamamlanmış bir hak oluşmadığı; başka bir anlatımla, taşınmazı içine alan orman kadastrosunun Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarından sonra kesinleşmesi nedeniyle, Anayasa Mahkemesi kararlarından önce davalı yararına oluşan kazanılmış haktan söz edilemeyeceği; diğer taraftan, dava konusu 23.000 m2 yüzölçümlü 743 sayılı parsele revizyon gören ve haritası bulunan Mart 1953 tarih 360 nolu tapu kaydının yüzölçümü 19.000 m2 ve doğu sınırı … Pınarı Yolu ve çamlık, batısı Kuru Dere olması nedeniyle değişir sınırlı olduğu ve 4000 m2 kayıt fazlalığının tevzi tapusu dışında kaldığı, sınırdaki dere boşluğu ve orman alanının kadastro sırasında parsele eklenmesinden kaynaklandığının kabulü gerekeceği dosya kapsamından avukat olduğu anlaşılan ve kendisine ait dava konusu 743 parselle aynı hukuki durumda bulunup ve bu parsele komşu olan ve Dairede temyiz incelemesi yapılan bir çok parsel sahiplerinin vekili olan davalının 1992 yılında dahi tarım alanı olarak kullanılmayan ve eylemli orman olduğu anlaşılan dava konusu taşınmazı ve çevresini görmeden ve bitişik ormanın devamı olduğunu bilmeden satın almış olmasının hayatın doğan akışına ve yaşam kurallarına uygun olmayacağından,davalının iyi niyetli olarak da kabul edilemeyeceği, bu nedenlerle dava konusu taşınmazın tapu kaydı üzerine “bu parselin 29.05.1991 tarihinde kesinleşen orman kadastro sınırı içinde kaldığı” konusunda şerh konulmamış olmasının davalının taşınmazı tapu kaydına güven ilkesine dayanarak ve iyi niyetle satın aldığının da düşünülemeyeceği, davalının bu yeri satın alırken ödediği satış bedelini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre taşınmazı kendisine satan kişiden geri alabileceği, sözü edilen AİHM’nin 22 Temmuz 2008 tarih 3583/03 sayılı kararının Devlet Ormanı niteliğinde olan taşınmazın tapu kaydının kamu yararı gereğince iptali edilemeyeceğine ilişkin olmayıp kamu yararı amacıyla iptal edilebileceğine ilişkin olduğu da gözönünde bulundurulduğunda, davalı adına olan tapu kaydının orman kadastrosu ve kesin hüküm nedeniyle iptaline karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı …’un temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 26/10/2009 günü oybirliği ile karar verildi.