YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/8285
KARAR NO : 2008/12148
KARAR TARİHİ : 06.10.2008
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … Yönetimi vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü 185 ada 120 ve 190 ada 172 parsel sayılı sırasıyla 788.225,64 m2 ve 4.148548,82 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, Kayadibi Devlet Ormanı niteliği ile Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacılardan … … … 190 ada 172 parsel içinde, … … … ise; 190 ada 172 parsel ile 185 ada 120 parsel numaralı taşınmazlar içinde kendilerine ait tarım arazisi olarak kullandıkları yerleri olduğu iddiasıyla dava açmışlardır. Mahkemece, …’nın davasının reddine, … … …’nın davasının kabulüne ve dava konusu 185 ada 120 parselin tapu kaydının iptaline, krokide A= 21145.91 m2 bölümünün davacı … … adına, B= 767079.73 m2 bölümünün tespit gibi 190 ada 172 parselin tapu kaydının iptaline, krokide A= 10042.95 m2 bölümünün … … … adına, geriye kalan 4138505.87 m2 bölümünün tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı … Yönetimi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı içinde bırakılmıştır.
Mahkemece; davaya konu taşınmazların krokide (A) harfiyle işaretli bölümlerinin orman sayılmayan yerlerden olduğu ve davacılardan … … … yararına 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesinde görülen zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki; çekişmeli parsellerin Kayadibi Devlet Ormanı niteliği ile Hazine adına tespitleri yapılmıştır. Ormanların mülkiyeti Hazineye, kullanım hakkı Orman Genel Müdürlüğüne aittir. Bu nedenle; orman niteliği ile Hazine adına tespit edilen taşınmazlara yönelik davalarda Orman Yönetiminin yanında Hazine de zorunlu dava arkadaşı olduğu halde Hazinenin yokluğunda yargılama yapılmıştır. Ayrıca, davacı zilyetliğe dayandığına göre tescile karar verilebilmesi için taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olmadığı yeterli olmayıp davacının Hazineye karşı zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının oluşup oluşmadığını kanıtlaması gerekir. Bundan ayrı; mahkemece, hükme dayanak alınan 1957 çekimli hava fotoğraflarına dayanılarak hazırlanan 1963 basımlı memleket haritasının incelenmesinde haritanın lejantından anlaşılacağı gibi çekişmeli taşınmazlar ve çevresinin münferit meşe ve … ağaçlarıyla işaretlendiği ve yüksek eğimli olduğu halde zilyetlikle taşınmaz edinme koşulları yeterince araştırılmamış, davacı … …’nın, dayandığı 1937 tarih 1075 ve 1139 tahrir nolu vergi kayıtları getirtilerek yerel bilirkişi marifetiyle uygulanmamış, çekişmeli taşınmazlara komşu parsel tutanakları ile (yoldan sonraki parsellerde) dayanak kayıtları getirtilerek çekişmeli taşınmazlar yönünü ne olarak sınır gösterdiği saptanmamış, taşınmazın memleket haritası ve kadastro paftasındaki konumuna göre çevre parsellerle birlikte 6831 Sayılı Yasanın 17/1-2. maddesine göre orman içi açıklığı niteliğinde olup olmadıkları da değerlendirilmemiştir.
Bu durumda; mahkemece, öncelikle dava dilekçesi ve duruşma günü Hazineye tebliğ edilip davaya katılımı sağlanarak husumet yaygınlaştırılmalı, Hazineden delilleri istenmeli, komşu parselleri kadastro tespit tutanakları ile varsa dayanakları kayıtlar, davacının dayandığı vergi kayıtları (revizyon görmüşse, bu parsellere ait tutanakları) getirtilip; bir orman yüksek mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; fen ve orman bilirkişilerden taşınmazın konumunu gösteren orijinal renkli memleket haritasının ölçeğini kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftasının ölçeğini de memleket haritasının ölçeğine bilgisayar ortamında (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) çevrildikten sonra her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de gösterecek şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle taşınmazların konumu çevre parsellerle birlikte harita üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli bilirkişilerin onayını taşıyan duraksamaya yer vermeyecek şekilde kroki düzenlettirilmeli, bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, taşınmazlar üzerindeki bitki örtüsü, ağaç cinsi, sayısı, kapalılık oranı, hakim bitki örtüsü detaylı şekilde incelenmeli; hakim gözlemi keşif tutanağına yazılmalı, davacının dayandığı vergi kayıtları uygulanarak kapsamları belirlenmeli, komşu parsel kayıtları uygulanarak çekişmeli taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı ve taşınmazların kesin olarak orman sayılan yerlerden olup olmadığı, 6831 Sayılı Yasanın 17/1-2. maddesine göre orman içi açıklığı konumunda olup olmadıkları belirlenmeli, orman sayılan yerlerden ya da orman içi açıklığı konumundaki yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde davanın reddine karar verilmelidir.
Çekişmeli taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde yerel bilirkişi ile tarafların bildirecekleri zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenilmeli, zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl ne şekilde devam ettiği sorulup kesin tarih ve olgulara dayalı açık yanıtlar alınıp tespit tarihine kadar davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli, yerel bilirkişi ve tanık sözleri tutanak içeriğine aykırı olması halide 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 30/1. maddesi gereğince tespit bilirkişileri de tanık suretiyle dinlenerek ayrıcalığın giderilmesine çalışılmalıdır. Eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığı gibi kabule göre de, dava kadastro tespitine itiraz davası olup, dava konusu parsellerden 185 ada 120 sayılı parselle ilgili tutanak kesinleştirilerek tapu kaydı oluşturulmuş ise, yargılama sırasında davalı hale getirildiğinden, mahkemece dava konusu parsellerle ilgili kadastro tespitlerinin iptaline karar verilmesi gerekirken, tapu kayıtlarının iptaline denilmiş olması da doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 06/10/2008 günü oybirliği ile karar verildi.