Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/11549 E. 2009/14819 K. 14.10.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/11549
KARAR NO : 2009/14819
KARAR TARİHİ : 14.10.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu kaydının iptali tescil ve elatmanın önlenmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

1979 yılında yapılan kadastro sırasında … Köyü 564 parsel sayılı 13.800m2 yüzölçümündeki taşınmaz 270 yazım numaralı vergi kaydı uygulanarak tarla niteliği ile davalıların miras bırakanı Naciye Kosacı adına tesbit ve tescil edilmiştir. Davacı …, çekişmeli taşınmazın bir bölümünün kesinleşen orman tahdit haritası içinde kaldığı, tahdit içinde kalan bölümünün tapu kaydının iptali ile orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescili ve davalının el atmasının önlenmesi istemiyle dava açmıştır. Hazine; aynı yöndeki iddia ile davaya katılmıştır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı … tarafından temyiz etmiştir.
Dava, kesinleşen orman sınırı içinde kalan taşınmazın tapu kaydının iptali tescil ve elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 3116 Sayılı Yasaya göre 02.02.1940 tarihli Resmi Gazetede ilan edilip kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1744 Sayılı Yasaya göre 13.12.1982 tarihinde ilanı yapılıp dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulaması ile 3302 Sayılı Yasaya göre 90 Nolu Orman Kadastro Komisyonunca 26.04.2005 tarihinde ilanı yapılan 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Mahkemece yapılan inceleme, araştırma ve uygulama hükme yeterli değildir. Şöyle ki; Dairenin geri çevirme kararı üzerine dosyaya getirtilen orijinal kadastro paftası incelendiğinde paftadaki çap ile hükme dayanak yapılan fen ve orman bilirkişi raporlarında ki çekişmeli taşınmazın geometrik şekli (çapı) birbirine benzememektedir. Bir örneği dosya da bulunan aplikasyon haritasında da çekişmeli taşınmazın güney batı bölümü tahdit içinde gözükmektedir. Aplikasyon haritasındaki çap ile kadastro paftasındaki çap aynı olmakla birlikte hükme dayanak yapılan bilirkişi raporlarında düzenlenen çap farklıdır. Mahkemece bu çelişki üzerinde durulup yöntemince giderilmemiştir. Bu haliyle uzman bilirkişinin, genel arazi kadastro paftasını, orman tahdit haritası ve tutanaklarını nasıl uyguladığı ve taşınmazın kesinleşen orman tahdidinde ne gibi işleme tabi tutulduğu net olarak anlaşılamamaktadır.
Orman tahdidinin kesinleştiği yerlerde bir yerin orman olup olmadığı ve hukuki niteliği orman tahdit tutanak ve haritalarının uygulanması ile belirlenir.
Bu nedenle; mahkemece, öncelikle 1979 yılında yapılan genel arazi kadastro çalışmaları sırasında düzenlenen 4 nolu kadastro paftasının (çekişmeli taşınmazı ve komşularını gösterir şekilde ) orijinalinden çekilmiş fotokopi örneği, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 1940 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 13.12.1982 tarihinde ilanı yapılıp dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2 madde uygulaması ile 3302 Sayılı Yasaya göre 26/04/2005 tarihinde ilanı yapılan 2/B madde uygulamasına ilişkin işe başlama, işi bitirme, sonuçları ilan tutanakları, çalışma tutanakları ile çekişmeli taşınmazın bulunduğu yeri orman sınır noktalarıyla birlikte gösterir orman tahdit haritası ve orman rejimi dışına çıkarma haritalarının orijinalinden çekilmiş renkli fotokopi örnekleri bulundukları yerlerden getirtilmeli, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek iki mühendis ve bir harita mühendisinden oluşturulacak üç kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Orman Yasasına Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Yasanın 2/B Maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar göz önünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeği çevrilerek, çekişmeli taşınmaz ile komşu taşınmazların orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle çizilmek ve taşınmazın tahdit içinde , dışında ve 2/B alanında kalan bölümlerinin yüzölçümleri X ve Y değerli koordinatlı krokide gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ . Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 14/10/2009 günü oybirliği ile karar verildi.