YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10344
KARAR NO : 2009/12022
KARAR TARİHİ : 16.07.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda Kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar …, … ve davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine 03.03.2008 tarihli dilekçesiyle, … Köyü … mevkii 62 sayılı parselin 824.35 m2 bölümünün, 1947 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içerisindeyken, 1993 yılında yapılan ve kesinleşen 3302 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığını, taşınmazın kesinleşen orman sınırları içinde olduğu göz önünde bulundurulmadan 1953 yılında yapılan genel kadastro sırasında tapu kaydı ile gerçek kişiler adına tesbiti kesinleşen taşınmazın ifrazıyla dava konusu parselin davalılar adına tapu kaydı oluşturulduğunu, hukuki dayanaktan yoksun ve yolsuz tescil niteliğindeki tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın KABULÜNE, Harita Mühendisi Bilirkişi … … tarafından düzenlenen 20.02.2009 günlü krokide (A) ile gösterilen 824,35 m2 bölümün tapu kaydının iptaline ve Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş hüküm davalılar …, … ve davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman kadastro sınırları içindeyken yine kesinleşen 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazın tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1942 yılında 3116 sayılı yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 1993 yılında yapılıp 10.11.1993 tarihinde ilan edilerek 11.05.1994 tarihinde kesinleşen, aplikasyon, sınırlaması yapılmamış ormanlarda 4785 Sayılı Yasa hükümleri gözetilerek orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması mevcuttur.
İncelenen dosya kapsamına kararın dayandığı gerekçeye ve kesinleşmiş orman kadastro tutanaklarının uygulanmasına dayalı araştırma sonunda düzenlenen bilirkişi raporuyla dava konusu edilen taşınmaz bölümünün 1942 yılı orman kadastrosu sınırları içindeyken, 1993 yılında Hazine adına orman sınırları dışını çıkarıldığı belirlenip,
Çekişmeli taşımaz, 1946 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastro sınırları içinde olduğu halde, 1963 yılında arazi kadastro ekiplerince bu durum göz önünde bulundurulmadan ikinci kez kadastrosunu yaparak o tarihde kesinleşmiş orman kadastro sınırları içinde kalmaya devam eden taşınmazlar hakkında sicil oluşturduğu 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayalı Yasanın 22/1. maddesi hükümlerine göre ” Evvelce tespit, tescil veya sınırlandırma suretiyle
kadastrosu veya tapulaması yapılmış olan yerlerin yeniden kadastrosu yapılamaz. Bu gibi yerler ikinci bir defa kadastroya tabi tutulmuşsa, ikinci kadastro bütün sonuçlarıyla hükümsüz sayılır ve Türk Medeni Kanununun 934 üncü maddesine göre işlem yapılır. Süresinde dava açılmadığı takdirde, ikinci defa yapılan kadastro, tapu sicil müdürlüğünce re’sen iptal edileceği “, bu nedenle orman kadastrosundan sonra yapılan kadastronun ikinci kadastro olması nedeniyle TMY’nın 1026. (EMY. 934 – İsviçre MY. 976) maddesi hükmüne göre iptal edilmesi gerektiği, 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü sürenin ikinci kadastronun bulunduğu hallerde uygulanamayacağı gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.
27.01.2009 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5831 Sayılı Yasanın 5. Maddesiyle, 6831 Sayılı Yasaya eklenen Ek.10. Maddesi uyarınca, Orman Yasasının; 20.06.1973 tarih ve 1744 sayılı Yasayla değişik 2. Maddesi, 23.09.1983 tarihli 2896 ve 05.06.1986 tarihli 3302 Sayılı Yasalarla değişik 2. Madde 1. Fıkra (B) bendi uygulamaları ile orman sınırları dışına çıkarılan yerler, çıkarma işleminin kesinleştiği tarihten itibaren kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisap edilemez. Yasa hükmü“orman sınırları dışına çıkarma işleminin kesinleştiği tarihten itibaren” denmek suretiyle, orman dışına çıkarma tarihine kadar geriye yürütülmüştür.
Bu nedenlerle; davalı gerçek kişilerin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, dava konusu parselin 22.10.1985 tarihinde hükmen … … ve arkadaşları adına tescil edildiği, satış ve pay tevhidi ile 17.10.2002 tarihinde … … adına kayıt edildiği, beyanlara 21.7.1998 tarihinde 577 yevmiye ile 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışında kalmaktadır şeklinde şerh yazıldığı, 01.06.1992 tarihinde tarla cinsinin arsa olarak değiştirildiği, 29.05.1992 günlü tescil istemiyle de, taşınmazın üzerine 1/6 şar 6 adet zemin kat niteliğiyle bağımsız bölüm için kat mülkiyeti tesis edildiği, satış ile 01.06.1992 tarihinde 2/6 sı …, 2/6 sı …, 1/6 sı …, 1/6 sı ise … adına tescil edildiği, dava konusu parselin kesinleşen orman sınırı içindeyken kesinleşmiş 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı belirlenen bölümünde bağımsız bölümlerin bulunmadığı, … bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen 824.35 m2 bölüm iptal edildiği, K.M.Y.’nın 16. maddesi hükmüne göre kat maliklerinin ana taşınmazın ortak yerlerine, arsa payları oranında ortak mülkiyet hükümlerine göre … oldukları, yine aynı Yasanın 46 ve davamı maddelerinde kat mülkiyetinin sona ermesi koşullarının gösterildiği, bölümlerin bulunduğu 824,35 m2’lik bölüm iptal edildiğine göre 6 bağımsız bölüm olarak kurulan kat mülkiyetinin kendiliğinden iptal edilmiş ve orman dışında kalan ana taşınmazın da arsa payları oranlarında tüm malikler ortak mülkiyet hükümlerine göre … oldukları, dava konusu parsel üzerinde kat mülkiyeti kurulmamış olsa idi mahkemece orman sınırları içinde kalan bölümün tapusunun iptaline, kalan bölümün de önceden olduğu gibi payları oranında malikler üzerinde bırakılmasına karar verileceği, ne var ki, mahkemece böyle bir karar verilmesi halinde (A) ile gösterilen 324.35 m2’lik bölümün tapu kaydı iptal edileceğine göre, arsa payı da eksik olacağından kararın infazının mümkün olamayacağı, bu nedenle; zorunlu olarak kalan bölümün ortak mülkiyet hükümlerine göre halen tapuda … alanın kişiler üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerekeceği, .bu nedenle hükmün bozulması gerekirse de, bu maddi yanılgı hükmün bozulmasını ve yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Yine 492 sayılı Harçlar Kanununun “mükellef” başlıklı 11. maddesine göre; Genel olarak yargı harçlarının davayı açan veya harca mevzu olan işlemin yapılmasını isteyen kişilerin ödemekle mükellef olduğu, Herhangi bir istek olmaksızın resen yapılacak işlemlere ait harçlar, aksine hüküm yoksa, lehine işlem yapılan kişilerden alınacağı, ayrıca harçtan istisna ve muaflıkları düzenleyen gerek bu yasa gerek özel yasaların hükümler arasında uyuşmazlığa konu tapu iptal tescil davasının yükümlüsünün istisna ya da muafiyeti bulunmadığı, davacı Hazine harçtan bağışıksa da, davada haksız çıkan davalı tarafın harçtan bağışık olmadığı, harçlar Yasasının harcın alınmasını ve tamamlanmasını yanların isteklerine bırakmadığı, bu yönün
mahkemece kendiliğinden (re’sen) gözetilmesi gerekeceği, sözü edilen yasanın buyurucu nitelikteki 32. maddesinde de yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağının öngörüldüğü gözetilerek, çekişmeli taşınmazın keşifte saptanan değerine itibariyle başvuru ve karar harçlarının davada haksız çıkan davalı taraftan alınmasına gerekirken, değer belli edildiği halde harç hakkında hüküm kurulmaması; H.Y.U.Y. 416 ve 417. maddesi gereğince; yapılan yargılama giderlerinin davada haksız çıkan taraftan alınması, ve haklı çıkan tarafın kendisini vekil ile temsil ettirmesi halinde, aynı yasanın 421, 423 ve 424. maddeleri gereğince haklı çıkan taraf lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, Hazinenin yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılması ve kendini avukatla temsil ettiren Hazine yararına, karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifelerine uygun olarak avukatlık ücretine hükmedilmemesi; kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken yine kesinleşmiş 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığından, 6831 Sayılı Yasanın 2/2 Maddesinin “Orman sınırları dışına çıkartılan bu yerler Devlete ait ise Hazine adına, hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ise bu müesseseler adına, hususi orman ise sahipleri adına orman sınırları dışına çıkartılır. Uygulama kesinleştikten sonra tapuda kesin tashih ve tescil işlemi yapılır.” Hükmü gözetilerek, Hazine adına tapuya tesciline karar verilen çekişmeli parselin tapu kaydının beyanlar hanesine 6831 Sayılı Yasanın 2/B Maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığına ilişkin şerh yazılmasına karar verilmesi gerekirken, bu niteliği belirtilmeden Hazine adına tapuya tescil edilmesi doğru değil ve Hazineni temyiz itirazları bu nedenle yerindeyse de, bu hususlar hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hüküm fıkrasında yer alan “birinci, ikinci ve üçüncü” bentlerinin kaldırılarak; bunun yerine, bir numaralı bent olarak, “1. Davanın KABULÜNE,
Ekincik Köyü 62 sayılı parselin Harita Mühendisi Bilirkişi … … tarafından düzenlenen 20.02.2009 günlü krokide (A) ile gösterilen 824,35 m2 bölümün tapusunun iptali ile aynı köy son parsel numarası verilerek 6831 Sayılı Yasanın 2/B Maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yer niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, bu bölüm üzerindeki yapıların kal’ine,
Aynı parselin geriye kalan bölüm üzerine kurulan kat irtifakının, Kat Mülkiyeti Yasasının 16. maddesi ile 46 ve devamı maddeleri gereğince ana taşınmazın bir kısmı orman olarak ifraz edilmesi nedeniyle kendiliğinden sona erdiğinden, bu bölümün 62 sayılı parsel olarak üzerinde altı adet bina bulunan arsa cinsiyle, halen 62 sayılı parselde … olan kişiler adına mevcut payları oranında paylı mülkiyet hükümlerine göre üzerlerinde bırakılarak tesciline”
İki numaralı bend olarak “2. Tapu kaydının beyanlar hanesine, 6831 Sayılı Yasanın 2/B Maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığının yazılmasına” üç numaralı bent olarakda “3. 14.-TL başvuru ve aynı gün tapu incelemesi yapılıp dava dosyalarına yerel bilirkişiler tarafından belirlenen değere göre 89.02.- TL. karar harcının davalı taraftan alınmasına, Hazine tarafından yapılan 36.-TL tebligat, 482.64.-TL keşif gideri, 250.- TL. ilan gideri olmak üzere toplam 768.64.-TL yargılama giderinin ve karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesine göre 575.- TL Avukatlık ücretinin müteselsilen davalı taraftan alınarak davacıya verilmesine, ” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 16/07/2009 günü oybirliğiyle karar verildi.