Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/10368 E. 2009/12083 K. 17.07.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10368
KARAR NO : 2009/12083
KARAR TARİHİ : 17.07.2009

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi

Taraflar arasında görülen boşanma davası sırasında mahkeme hakimi … … 13.05.2009 günlü celsede davadan çekinme kararı …, konuyu inceleyen merci çekinme kararını onamıştır.
Bu konuda verilen kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiş olmakla, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davalı vekili, mahkeme hakimi … …’a posta aracılığıyla gönderdiği, 15.04.2009 günlü “Muhatap Hakimlerin mes’uliyetine dair ihtarnamede; mahkeme hakimince usul ve kanuna muhalefet edildiği ve bu nedenle de yargılamanın gecikmesi ve aynı zamanda gecikmeden doğması muhtemel zararların da, delillerimizi re’sen toplamayan mahkemenin hakimine ait olacağı kanaatindeyiz… buna sebebiyet veren muhatap hakimlere sorumluluk hükümleri çerçevesinde tazminat davası açılmak zorunda kalınacağına dair işbu ihtarname H.Y.U.Y.’nın 573/1, 2, 6 ve 7. madde ve fıkraları ile 574, 575 ve 576 ncı maddeleri gereğince tebliğ olunmak zorunda kalınmıştır. Keyfiyeti gereği için bilgilerinize ve takdirlerinize saygılarımızla arzolunur” ifadelerini içeren bir ihtarname göndermiş, mahkeme Hakimi … … 13.05.2009 günlü celsede anılan ihtarnameyi gerekçe göstererek “Bundan böyle hakimliğimizce verilecek her türlü karar davacı ve vekilinin hakimliğimizin mali mesuliyeti talebi ve güvensizlik ifadesinin gölgesi altında kalacağından hakimliğimizce bu davaya bakmaktan çekinilmesine…” karar verilmiştir.
Duruşma hakiminin davadan çekinmesinde ileri sürdüğü gerekçe dikkate alındığında, hakimin çekinmesinin H.Y.U.Y.’nın 28. maddesi anlamında çekinme değil, aynı yasanın 29. maddesindeki hakimin kendi kendini reddetmesi şeklinde algılanması gerekir. Çünkü, hakimin çekinme kararı verebilmesi, ancak H.Y.U.Y.’nın 28. maddesindeki hallerden birinin varlığı halinde mümkündür. Dava, dosyasındaki bilgi ve belgelerden, H.Y.U.Y.’nın 28. maddesindeki anlamda ve hakimin çekinmesini gerektirecek şekilde bir bulguya rastlanmadığı gibi, hakimin kendisini reddetmesine ilişkin kararını yerinde bulan merci kararında da hukukça korunabilecek bir neden veya delile dayanılmadığı görülmüştür.
Yargı yetkisi Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır. (Anayasa mad. 9) Hakimler görevlerinde bağımsızlardır. Anayasa, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanatlerine göre hüküm verirler. Bu nedenle, hakimler önüne gelen uyuşmazlıkları yasal çerçevesinde çözmek zorundadırlar. Bu işlemi yaparken hakim, bir olayla ilgili kuracağı hükümle, tarafların adalet duygusunu zayıflatacağını değil, güçlendireceğini düşünüp, hedefleyerek çalışmalı, yasalardan aldığı güçle hareket etmelidir. Hakim, tarafların geçerli ve yasal delillere dayanmayan soyut iddiaları karşısında başkalarına ve kendisine yabancı kalarak,
hukukun ne dediğini söyleme yetkisini kullanıp, yargılama işlemi ile yargı kararlarının kişisel görüş, inanç ve duyguların aracı olamayacağını, yansız ve yasalardan aldığı güçle davanın taraflarına inandırmalıdır. Maddi delillerle desteklenmeyen soyut iddialar dayanak gösterilerek hakimlerin davadan çekinmeleri adaletin gecikmesine ve tabi hakim ilkesinin zedelenmesine yol açacağından kabul edilemez. Bu nedenle, mercinin hakimin çekinmesini kabul eden kararı bu yönü ile bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 17/07/2009 günü oybirliği ile karar verildi.