Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2008/8518 E. 2008/12507 K. 09.10.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/8518
KARAR NO : 2008/12507
KARAR TARİHİ : 09.10.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki şerhin silinmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı …, 11.01.2008 tarihli dilekçesiyle, Asliye Hukuk Mahkemesinde açıtığı davada, Hazine adına kayıtlı olan … Beldesi 2265 sayılı parselin zilyetliğinde bulunduğunu ve üzerindeki narenciye ağaçlarının da kendisi tarafından dikilip yetiştirildiği halde taşınmaza zilyet olduğu ve muhdesatın da kendisine ait olduğunun tapu kaydının beyanlar hanesinde gösterilmediğini iddia ederek taşınmaza zilyet olduğunu ve üzerindeki ağaçların kendisin ait olduğunun beyanlar hanesine yazılmasına karar verilmesini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne “… Beldesi 2265 sayılı parselin …’in zilyetliğinde olduğu ve içindeki narenciye ağaçlarının da … Karayel’e ait olduğunun kütüğün beyanlar hanesine şerh verilmesine” karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, taşınmaza zilyet olan kişinin davası olduğunun ve üzerindeki muhtesatın da davacıya ait olduğunun yazılmasına ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu … köyünde 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1940 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 1978-1980 tarihleri arasında yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 1987 yılında yapılıp, 1.12.1989 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde bulunmaktadır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve bilirkişi raporuna göre çekişmeli taşınmazın 3116 Sayılı Yasaya göre 1940 yılında yapılarak kesinleşen orman kadastrosunda orman olarak sınırlandırıldığı, 1978-1980 yılları arasında yapılıp kesinleşen 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. Madde uygulamasına konu olmadığı, 1987 yılında 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B Maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, bu niteliğiyle Hazine adına Haziran 1992 tarih ve 2067 sıra numarada tapuya tescil edildiği, 2924 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1995 yılında yapılan kullanım kadastrosunda, … oğlu …’in 1967 yılından beri kullandığı, 40-100 dönüm kısıtlamasının aşılmadığından söz edilerek beyanlar hanesinde …’in kullanımında olduğu belirtilerek, Hazine adına tesbit edilmişse de, daha sonra TKGM’nün 1994/12-1995/3 sayılı genelgesi dayanak gösterilerek …’in kullanımında olduğuna ilişkin şerhin iptal edilerek, 01.08.1995 ila 01.09.1995 tarihleri arasında askı ilanı sonunda kadastro tesbitinin kesinleşmesiyle beyanlar hanesine, 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı şerhi verilerek tapuya Hazine adına tescil edildiği, taşınmazın üzerinde çoğunluğu 12-15 yaşında davacıya ait çeşitli meyve ve narenciye ağaçları bulunduğunun belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de; Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde, genel arazi kadastrosu ile 2924 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan kullanım kadastrosunun yapıldığı tarih ile temyize konu davanın açıldığı tarih arasında 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesinde yazılı 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, 3402 Sayılı Yasada yada yürürlükte bulunan diğer yasalarda kadastro yapılıp kesinleşen taşınmazlara zilyet olanların yada muhtesatı bulunanların kütüğün beyanlar hanesinde gösterileceğine ilişkin hiç bir hüküm bulunmadığı gibi,
… Belediyesinin 15.11.2005 tarihli yazısında, … köyünde belediye kurulmasının İçileri Bakanlığının 27.08.1996 tarihli ve 96/46051 sayılı kararının, 29.08.1996 tarih ve 22742 sayılı Resmi Gazetede yayınlandığını, 18.4.1999 tarihli Mahalli İdareler seçimlerinde belediye başkanı seçilmelerinin yapıldığının bildirildiği, yine Orman Yönetimince … Köyünün ve Beldesinin orman içi köyü durumunda olmadığını bildirdiği, “4706 Sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesine İlişkin Yasanın 3. maddesi ile 6831 Sayılı Orman Yasasının Değişik 2. ve 2/B maddeleri uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan yerlerin rayiç bedelleri üzerinden köylerde; öncelikle kullanıcısı orman köylüsüne, belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde ise; kullanıcılarına doğrudan satılabileceği gibi, belediyelere ve Arsa Ofisi Genel Müdürlüğüne devredilebileceğine” ilişkin 04.10.2002 günlü Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 04.10.2002 gün ve 2001/382-21 sayılı kararı ile iptaline karar verilmekle 4706 Sayılı Yasanın bu hükmünün uygulama olanağı kalmadığı 4706 Sayılı Yasanın 3. maddesi ile de 2924 Sayılı Yasanın satışa ilişkin ilgili maddelerini zımnen yürürlükten kaldırdığından 2924 Sayılı Yasanın da uygulanma olanağı bulunmadığından, 2924 Sayılı Yasanın ilgili hükümleri gereğince Orman Bakanlığında halen herhangi bir işlem yapılmadığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.12.1997 tarih 1997/19-665/1018 sayılı kararında da “Bir yasayı yürürlükten kaldıran Yasa veya Yasa Hükmünde Kararname Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi halinde, o Yasa veya Yasa Hükmünde Kararnamenin yürürlükten kaldırdığı veya değiştirdiği Yasa hükümlerinin yeniden uygulanabilir hale gelmeyeceği ve kendiliğinden yürürlüğe girmeyeceği bir yasayı yürürlükten kaldıran yasanın Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi halinde, hukuki boşluk meydana geleceğinin” kabul edildiği Anayasa Mahkemesinin iptal kararı karşısında 6831 Sayılı Orman Yasasının Değişik 2. ve 2/B maddeleri uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan yerlerin 2924 Sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkındaki Yasanını satışa ilişkin hükümlerinin uygulanamayacağı, kaldı ki, çekişmeli taşınmaz “… Beldesinde” olduğu, belde olmadan önce de “orman içi köyü” olmayıp “orman kenarı köy statüsünde” bulunduğu, bu nedenle 2924 Sayılı Yasanın satışa ilişkin hükümleri yürürlükten kalkmamış olsa bile bu yerde uygulamayacağı gözetilerek, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 09.10.2008 günü oybirliği ile karar verildi.