YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/14388
KARAR NO : 2009/15476
KARAR TARİHİ : 22.10.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine ve davalı gerçek kişiler tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 14.04.2005 … ve 2005/3366-4497 sayılı bozma kararında özetle: “Yerel mahkemece verilen ilk hükmün davacı Hazinenin temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 26.02.2001 tarih ve 2001/1734-2249 sayılı ilamı ile “Bu davada 10 yılık hak düşürücü sürenin uygulanamayacağı ve çekişmeli taşınmazın ilk tesisi olduğu belirtilen 475 parselden oluşup oluşmadığının belirlenmesi ve varsa dayanağı olan tapu kaydının yerine uygulanması ile tapu kapsamının belirlenmesi” gereğine değinilerek bozulduğu; mahkemece bozma ilamı üzerine yapılan inceleme neticesinde çekişmeli taşınmazın bir bölümünün kesinleşen orman sınırları içinde kaldığı belirlendiği halde, 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. madde gereğince orman rejimi dışına çıkarılmanın yasa gereğince tapu malikleri adına yapıldığı açıklanarak davanın reddine karar verilmişse de delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşüldüğü, hükme esas alınan uzman orman bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazın üzerinde 3 adet 80-90 yaşında kızılçam ağacı ile 20 adet 30-40 yaşında … ağacı bulunduğu, yörede kesinleşen orman kadastrosunda (A) harfli bölümün orman sınırları dışında, (B) harfli bölümün ise içinde kaldığı, 1976 yılında yapılarak kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulamasında (B) harfli bölümün 2. madde uygulamasına konu olduğu ve Hazine adına dışarı çıkarıldığının açıklanarak, taşınmazın orman kadastro hattına göre konumunu gösteren kroki sunulduğu,
Toplanan deliller uzman bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamından çekişmeli taşınmazın bir bölümünün kesinleşen orman sınırı içinde iken, 1744 Sayılı Yasa gereğince yapılan aplikasyon ve 2. madde uygulamasında orman rejimi dışına çıkarıldığı, çekişmeli 1448 parselin yörede 1958 yılında yapılan genel arazi kadastro çalışmalarında 475 parsel altında 14.801 m2 yüzölçümü ile 26.02.1943 tarih ve 176-175 nolu tapu kayıtları ile gerçek kişiler adına tesbit edildiği, daha sonra çekişmeli taşınmazın içindeki pilon yerinin 1447 parsel numarasıyla ifrazından sonra geriye kalan bölüme 1448 parsel numarasının verildiği, yörede 1999 yılında yapılan imar uygulaması sonucunda ise 1448 sayılı parselin 159 ada 1, 182 ada 1, 189 ada 2 ila 6, 190 ada 2 ila 6, 191 ada 1, 2, 7, 8 , 199 ada 1 ve 2 nolu parsellere ayrılıp tescil edilerek 1448 sayılı parsel kaydının kapatıldığı, Her ne kadar 1744 Sayılı Yasa ile değişen 6831 Sayılı Yasanın 2. maddesi orman rejimi dışına çıkarılacak yerlerin tapulu ise tapu malikleri adına çıkarılacağını hükme bağlamış ise de, bu tapu kaydının 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden önce oluşan bir tapu kaydı olması ve çekişmeli taşınmazı yüzölçümü ile kapsaması gerekeceği, Ancak, çekişmeli parsele revizyon gören Şubat 1943 tarih ve 176-175 numaralı tapu kaydının 10.752 m2 yüzölçümlü olup 14.401 m2 yüzölçümlü 475 sayılı parsele revizyon gördüğü, tapu kaydının sınırlarının “Pazar yolu ve …” okuduğu, bu haliyle, tapu kaydının değişebilir sınırlı olması nedeniyle 3402 Sayılı Yasanın 20/C maddesi gereğince yüzölçümüne değer verilerek kapsamının belirlenmesi gerektiği, çekişmeli parselin güney sınırında orman olarak kesinleşen parsel bulunduğu, 1744 Sayılı Yasa uygulamasında tapu kaydının, yüzölçümü ile geçerli olup gerçek kişiler lehine hak sağlayacağı, mahkemece bu durumun göz önünde bulundurulmadığı anlaşılmakla, tapu kaydı fazlasının sınırda bulunan eylemli ormandan açılarak kazanıldığı düşünülerek kayıt fazlası bölüm yönünden Hazinenin davasının kabulü gerekeceği, Bu nedenle; yapılacak keşifte çekişmeli taşınmaza revizyon gören Şubat 1943 tarih ve 176-175 numaralı tapu kayıtları ilk oluşturulduğu sınırla da 475 sayılı parsele ve imar uygulaması ile oluşan tüm parsellere yerel bilirkişiler ve uzman … bilirkişi yardımı ile uygulanması, tapu kaydına, sabit sınırdan başlayarak yüzölçümü ile geçerli kapsam belirlenmesi, … memuru bilirkişiye 475 sayılı parsel ile bu parselden ayrılan imar uygulaması sonucu oluşan parselleri bir arada gösterir 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince düzenlenen haritalar çakıştırılacak şekilde kroki düzenlettirilmesi, miktar fazlası olarak belirlenecek bölümün hangi ada parsel altında tesbit edildiğinin saptanması, kayıt fazlasının güney taraftaki orman yönünde olduğu kabul edilerek 3402 Sayılı Yasanın 20/c maddesi gereğince 10.752 m2 yüzölçümlü tapu kaydının sabit sınırdan başlamak suretiyle miktarı ile kapsadığı alanı gösterir rapor alınması, kayıt miktar fazlasının sınırda bulunan ormandan açıldığı göz önünde bulundurularak miktar fazlası yönünden Hazine tarafından açılan davanın kabul edilmesi gerektiği düşünülerek karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, bu kez, davanın KISMEN KABULÜNE, çekişmeli parselin … bilirkişi … tarafından düzenlenen 30.01.2009 ek raporda belirttiği davalılar ve davalılar murisinin paydaş oldukları Macun Köyü 189 ada 2, 189 ada 3, 189 ada 4, 189 ada 5, 189 ada 6, 190 ada 2, 190 ada 3, 190 ada 4, 190 ada 5, 190 ada 6, 191 ada 1, 191 ada 2, 191 ada 7, 191 ada 8, 199 ada 1, 199 ada 2 sayılı parseldeki 65659/240000 payın 159 ada 1 parseldeki 603/240000, 182 ada 1 parselde 2791/240000 payın iptali ile davacı Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine ve davalı gerçek kişiler tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken yine kesinleşmiş 6831 Sayılı Yasanın 2/B Madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazın tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1946 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1744 Sayılı Yasaya göre 1976 yılında yapılıp 28.03.1976 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleştiği anlaşılan aplikasyon ve 2. madde uygulaması vardır.
Bozma kararına uyularak yapılan araştırma ve keşif sonunda dayanılan Şubat 1943 tarih ve 176-175 numaralı tapu kaydının yüzölçümüyle 10.752 m2 bölümü kapsadığını, parselin 4229 m2 bölmünün kayıt fazlası olduğu, ancak imar uygulamasıyla oluşan tapu kayıtları iptal edilemeyeceğinden, kayıt fazlasının 1448 sayıılı parselin imar gittilerine, başka deyişle, şuyulandırıldığı parsellere, toplam 14801 pay kabul edilerek kayıt fazlası olarak belirlenen 4229 payı yansıtılıp Hazine adına tesciline karar verilmiştir.
Dairenin sözü edilen bozma kararı taraflarına tebliğ edilmiş, karar düzeltme yolu kullanılmamış, Mahkemece de hükmüne uyulmak suretiyle kesinleşmiştir. Kesinleşin bozma kararı, davanın tarafları için, çekişmeli parsele uygulanan eski tarihli tapu kaydının yüzölçümü ile kapsadığı alanın, yada başka deyişle kayıt miktarı kadar bölümünün 1744 sayılı yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince tapu sahibi adına orman sınırları dışına çıkarıldığı yönünde usulü kazınılmış hak oluşturur. Mahkemece davalılar yararına oluşan bu usulü kazanılmış hakka uyularak, kadastro tesbitinde dayanılan tapu kaydının yüzölçümüyle kapsadığı alan için Hazine tarafından açılan davanın reddine, kayıt miktar fazlası bölüm için açılan davanın kabulü yönünde karar verilmesi doğrudur.
Ancak, Hazine çekişmeli parselin 2981 Sayılı Yasa hükümlerine göre şuyulandırıldığı parsellerin değil, 1448 sayılı parselin çap krokisi sınırları içinde kalan ve kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken yine kesinleşmiş 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan bölümünün tapu kaydının iptali ve Hazine adına tescili istemiyle dava açtığı, H.Y.U.Y. nın 74. maddesi gereğince Hakimin istem ile bağlı olduğu ve ondan başkasına karar veremeyeceği gibi,
Uzman orman ve … bilirkişiler tarafından kesinleşen orman kadastrosuna ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu dava konusu taşınmazın 1947 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, taşınmaz daha önce yapılan orman kadastrosunun sınırları içinde olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu göz önünde bulundurmadan, kısmen hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp 475 parsel sayısı ile yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet … kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026 (E.M.Y.nın 934. İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceğinden, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanama olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet … kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (izhari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihden itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023 (E.M.Y.931 İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı,
6831 sayılı yasanın 2/B maddesi gereğince orman rejimi dışına çıkartılan yerlerde 2981 ve 3194 Sayılı Yasa uygulaması yapılacağı konusunda hiç bir yasa hükmü bulunmadığı aksine, 3194 Sayılı İmar Yasasının 4. Maddesindeki “… diğer özel yasalar ile belirlenen veya belirlenecek olan yerlerde, bu (imar) yasanın özel yasalara aykırı olmayan hükümleri uygulanır” hükmü ile 2981 Sayılı Yasanın 3290 sayılı Yasa ile değişik Geçici 2. Maddesinin (e) bendi hükmünü iptal eden Anayasa Mahkemesinin 27.09.1995 … ve 1995/13-51 Sayılı kararı ve H.G.K.’nun 07.12.1997 … ve 1997/1-655-1003 Sayılı kararı ile kabul edilen “… kamu malı niteliğini kazanan bir taşınmazın imar uygulamasına tabi tutularak özel mülkiyete dönüştürmeye idari mercilerin yetkileri olmadığı, başka bir anlatımla, idari mercilerin yasadan kaynaklanan bir yetkileri bulunmayan konularda aldıkları kararların yok hükmünde, buna dayanan tescilinde, M.Y.’nın 1024.(932.) maddesi gereğince yolsuz tescil niteliğinde olduğu, Anayasanın 169 ve 170. maddelerindeki 2924 Sayılı Yasada ve 3402 Sayılı Yasanın 16/D maddesinde özel olarak düzenlenen Devlet Ormanları ve nitelik kaybı nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin özel yasalarına tabii olduğu, H.G.K’nun 24.03.1999 … 1999/1-170-167 ve 21.02.1990 … 1989/1-700-101 kararlarında belirtildiği gibi, aslında özel mülkiyete konu olmayan taşınmazlar her nasılsa tapuya tescil edilmiş olsa bile, bu durum taşınmazın niteliğini değiştirmeyeceğinden tescil işlemi yok hükmünde olup, bu tür taşınmazlar hakkında M.Y.’nın 1023. (931.) maddesinde belirtilen iyi niyetle iktisap iddiasında bulunulamayacağı, yasalarımızın, nasıl oluşursa oluşsun, yanlış ve yolsuz tescillere dayalı olarak tapu sicilinde yapılacak değişiklikleri öngören iptal davaları görevini Adliye Mahkemelerine verdiği, davalı dava konusu taşınmazı satın almışsa, taşınmazı kendisine devir eden kişi ya da kişilerden satış bedelini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri alabileceği, 27.01.2009 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak aynı … yürürlüğe giren 5831 Sayılı Yasanın 5. Maddesiyle, 6831 Sayılı Yasaya eklenen Ek.10. Maddesi uyarınca, Orman Yasasının; 20.06.1973 tarih ve 1744 sayılı Yasayla değişik 2. Maddesi, 23.09.1983 tarihli 2896 ve 05.06.1986 tarihli 3302 Sayılı Yasalarla değişik 2. Madde 1. Fıkra (B) bendi uygulamaları ile orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin, çıkarma işleminin kesinleştiği tarihten itibaren kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisap edilemeyeceği, yasa hükmü“orman sınırları dışına çıkarma işleminin kesinleştiği tarihten itibaren” denmek suretiyle, orman dışına çıkarma tarihine kadar geriye yürütüldüğü gözetilerek,
Çekişmeli taşınmazın başında yeniden yapılacak keşifte, yeterince yaşlı yerel bilirkişiler vasıtasıyla, Şubat 1943 tarih ve 176-175 numaralı tapu kaydının, sabit sınırından başlanarak uygulanıp, 10.752 m2 yüzölçümüyle kapsadığı alanın belirlenmesi, … bilirkişiye uygulamayı gösteren ifraz krokisi düzenlettirilmesi, çekişmeli 1448 sayılı parselin 10752 m2 yüzölçümlü tapu kaydı kapsamında kalan bölümüne ilişkin davanın reddine, tapu kaydı kapsamı dışında kalan bölümüne ilişkin davanın ise kabulüne karar verilmesi gerekirken, yasal dayanağı olmayan pay hesabıyla, dava edilen parselin çap krokisi sınırları dışında kalan imar gittilerine kayıt fazlasının pay olarak yansıtılması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: yukarıda açıklanan nedenlerle davacı Hazinenin ve gerçek kişilerin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıran gerçek kişilere ödenmesine 22/10/2009 günü oybirliği ile karar verildi.