Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/7400 E. 2021/10850 K. 22.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7400
KARAR NO : 2021/10850
KARAR TARİHİ : 22.12.2021

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti’nin 01/12/2018 tarih 2018/İHK 8408 sayılı kararının davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R
Davacı vekili, 15/05/2016 tarihinde meydana gelen çift taraflı kazada davalının …’si olduğu aracın davacının sevk ve idaresindeki araca çarptığını ve müvekkilinin yaralanmasına neden olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 5.000,00 TL sürekli işgöremezlik, 500,00 TL geçici işgöremezlik tazminatının davalıdan faizi ile tahsilini talep etmiş, ıslah ile sürekli işgöremezlik talebini 100.547,02 TL’ye geçici işgöremezlik tazminatı talebini 24.493,67 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, başvurunun reddini savunmuştur.
Sigorta Hakem Heyeti tarafından, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre başvuru sahibi tarafından talep edilen 24.493,67 TL geçici işgöremezlik tazminatı ve 100.547,02 TL sürekli işgöremezlik tazminatı olmak üzere toplam 125.040,69 TL tazminat isteminin kabulü ile 18/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı … şirketinden alınarak …’ e ödenmesine
karar verilmiş; bu karara davalı vekili, İtiraz Hakem Heyeti nezdinde itiraz etmiştir.
İtiraz Hakem Heyeti tarafından sigorta şirketi vekilinin TRH 2010 tablosu uygulanması gerektiği yönündeki itirazının kabulüne, Uyuşmazlık hakem kararının kaldırılarak yeniden düzenlenmesine, başvuru sahibi tarafından talep edilen sürekli işgöremezlik tazminatı olarak 96.418,11 TL ve geçici işgöremezlik tazminatı olarak 24.493,67 TL toplam 120.911,78 TL’nin 18/10/2017 tarihinden işleyecek yasal faizi ile sigorta tarafından başvurana ödenmesine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, İtiraz Hakem Heyeti kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Başvuru, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının usulüne uygun şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11/10/2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013-01/06/2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015-20/02/2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Somut olayda; kaza tarihi olan 15/05/2016 itibariyle yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri esas alınarak maluliyet oranının tespiti gerekirken, Uyuşmazlık Hakem Heyetince hükme esas alınan Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı’nca hazırlanan 28/06/2018 tarihli raporda Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinin uygulandığı anlaşılmaktadır.
Buna göre, maluliyet oranının tespiti açısından kaza tarihi itibari ile yürürlükteki Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde usulüne uygun, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olacak şekilde davacının maluliyet derecesi ve oranının belirlenmesi amacıyla ATK İhtisas Kurulu’ndan ya da üniversitelerin adli tıp anabilim dalı başkanlıklarından önceki raporun da irdelendiği yeni bir rapor alınıp, oluşacak sonuca göre (maluliyet oranı bakımından davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar dikkate alınarak) karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
3-Haksız fiile dayalı tazminat davalarında kusurun belirlenmesi tazminatın doğru tespitinde önemli bir yer tutmaktadır.
Dosya içerisinde bulunan kaza tespit tutanağında kazanın oluşumunda davalının …’si olduğu araç sürücüsünün KTK 57/1-a (kavşaklara yaklaşırken kavşaktaki şartlara uyacak şekilde yavaşlamamak, geçiş hakkı olan araçlara ilk geçiş hakkını vermemek) maddesini ihlal ettiğinin, davacının ise kazanın oluşunda kusur ve kabahatinin olmadığının belirtildiği, Seydişehir 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2016/450 esas, 2018/342 karar sayılı dosyasında hükme esas alınan kusur raporunda davalının …’si olduğu araç sürücüsünün kavşaklarda geçiş önceliğine uymadığından asli kusurlu, davacının ıslak zeminde motorsikleti ile giderken hızını trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmayarak tali kusurlu olduğunun belirtildiği, Hakem heyetince trafik bilirkişiden alınan 03/02/2018 tarihli raporda ise; davalının …’si olduğu araç sürücüsünün asli ve birinci derecede %100 kusurlu olduğunun, davacının kusursuz olduğunun belirtildiği ve hakem heyetince bu raporun hükme esas alındığı anlaşılmaktadır. Bilirkişi raporları arasındaki kusur durumuna ilişkin çelişki giderilmeden karar verilmesi doğru değildir.
Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince, Adli Tıp Kurumu, İTÜ Karayolları Kürsüsü veya Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek konusunda uzman bilirkişi kurulundan, kusur dağılımına ilişkin, önceki kusur raporları ve tüm dosyadaki delillerin değerlendirildiği, gerekçeli, denetime elverişli ve çelişkileri giderici kusur raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 22/12/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.