Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/12426 E. 2009/15453 K. 22.10.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/12426
KARAR NO : 2009/15453
KARAR TARİHİ : 22.10.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 16.10.2008 … ve 2008/12750-13164 sayılı kararıyla, davacı … Yönetiminin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında kaldığı belirlenen ve 09.09.2008 tarihli Ek 3 nolu bilirkişi krokisinde (B2) ile gösterilen 417 m2 ve Ek 4 nolu krokide (A3) ile gösteien 193 m2 bölüme ilişkin temyiz itirazları red edilmiş, taşınmazın 09.09.2008 tarihli müşterek bilirkişi raporuna ekli aynı tarihli ve Ek 2 nolu krokide (A2) ile gösterlien 757 m2, Ek 5 nolu krokide (A4) ile gösterilen 1941 m2 ve Ek 3 nolu krokide B1 ile gösterilen 123 m2 bölümlere ilişkin temyiz itirazları kabul edilerek, yerel mahkeme kararı özetle: “Keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla çekişmeli parselin 09.09.2008 tarihli ek rapora ekli Ek 2 Numaralı krokide (A2) ile gösterilen 757 m2 ve Ek 5 numaralı krokide (A4) ile gösterilen 1941 m2 bölümlerinin 3116 sayılı yasa hükümlerine göre 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde bırakıldığı, Ek 3 numaralı krokide B1 İle gösterilen 123 m2 yüzölçümündeki bölümün ise 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında bırakıldığı halde, 4785 sayılı yasa hükümlerine göre devletleşen orman alanlarından olduğundan, 1976 yılında yeniden tesis edilen orman sınır hattı ile orman olarak sınırlandırıldığı, yine 1942 yılında yapılan orman kadastrosunun tamamen iptal edildiği zannıyla hareket eden 7 numaralı orman kadastro komisyonunca 1976 yılında yeniden yapılan orman kadastrosunda (A4) ile gösterilen 1941 m2 bölümün orman sınırları dışında bırakıldığı, (B1) ve (A2) ile gösterilen bölümlerin 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulamalarına konu edilmediğinin belirlenmesine karşın, bu bölümlerin orman sayılmayan yerlerden olduğuna ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararı bulunduğu, bu kararın Orman Yönetimi için kesin delil oluşturmasa da … delil oluşturacağı gerekçesiyle bu bölümlere ilişkin davanın reddine karar verildiği oysa, ormanların mülkiyeti Hazineye intifası, işletilmesi ve korunması görev ve yetkisi ise kendine ati bir yasa ile kurulan Orman Genel Müdürlüğüne ait olduğu, … Orman Bakanlığının, Hazineden ayrı bir tüzel kişiliğinin olmasa da, Orman Genel Müdürlüğün, Orman Bakanlığından ayrı yasal olarak taraf sıfatı bulunan bir teşkilat olduğu, Hazinenin taraf olduğu bir mahkeme kararının, Orman Genel Müdürlüğü için kesin hüküm oluşturmayacağı,
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarih, 208 sayılı kararla, 1942 yılında yapılan orman kadastrosunun, sadece … İdaresinin dayandığı … Vakfına ait tapulu taşınmazlar yönünden iptal edildiği, Vakıf tapusu kapsamı dışında kalan taşınmazlar yönünden 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunun geçerliliğini sürdürdüğü,
1952 yılında Yasa ve Yönetmelik hükümlerine uygun olarak kurulmayan ve yine Yasa ve Yönetmelik hükümlerine uygun olarak görev yapmayan maki komisyonunca kısmen 1942 yılında kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında, kısmen içinde bulunan ve … sahil şeridine kadar dayanan köy toplu … arazilerini, meraları tepeleri, tarıma uygun olmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler ile … Köyü Yerleşim yerini de içine alan çok geniş bir alanın makilik saha olduğundan söz edilerek makilik olarak belirlendiği, 1976 yılında görevlendirilen Orman Kadastro Komisyonu tarafından, 1952 yılı maki çalışmalarına değer vermeyerek ve 1942 yılında yapılan orman kadastrosunun sadece … … Vakfına ait tapu kayıtları kapsamında kalan taşınmazlar yönünden iptal edildiği, diğer taşınmazlar yönünden, tahditin hukuki geçerliliğini sürdürdüğü göz önünde bulundurmadan, 1942 yılı tahditinin tamamı iptal edilmiş gibi yeniden orman kadastrosu yapılacağı Orman Kadastro Komisyonunun 03.06.1976 tarihli ve 1 nolu tutanağında belirtildikten sonra, kısmen 1942 yılı tahdit hattına uyularak yeniden orman kadastrosu yapıldığı ve 1942 yılı tahdit hattı dışında kalan ancak niteliği eylemli orman olan bir kısım yerlerin, 4785 Sayılı Yasa hükümlerine göre orman olarak sınırlandırıldığı, daha sonrada 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması yaparak, bir kısım ormanların 15.10.1961 tarihinden önce nitelik kayıp etmesi nedeniyle orman dışına çıkartılarak, 24.07.1976 tarihli (36) nolu işi bitirme tutanağı düzenlendiği, 23.11.1976 tarihli (37) nolu tutanakla da, yapılan işlemlerin ilan edilmesine karar verildiği ve bu ekip çalışmalarının ilanı üzerine süresinde yapılan itirazların incelendiği ve 09.11.1976 günlü (5) numaralı itirazları inceleme tutanağında “…4 nolu Orman Kadastro Ekibince 1744 Sayılı yasa gereğince nitelik kaybı nedeniyle (2) numaralı poligon olarak orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin 1952 yılında makiye ayrıldığı, bu sahanın eskiden beri köy arazisi ve köy yerleşim alanı olarak kullanıldığı cüz i bir kısmının orman sayılmayan makilik alan olduğu görülmekle 2 nolu parselin(2 nolu 2. Madde poligonunun) orman sınırları dışında bırakılmasına ve ekip tarafından yapılan işlemlerin bu şekilde düzeltilmesine” karar verildiği, mahkemenin kabulünün aksine dava konusu taşınmazın orman rejimi dışına çıkarma işlemi iptal edilen (2) nolu poligon dışında bulunduğu, 4785 Sayılı Yasa hükümleri göz önünde bulundurularak dava konusu parselin (B1 ) ile gösterilen bölümünün 1976 yılında ilk kez yapılan çalışmada O tarihte fiilen orman olması nedeniyle orman olarak sınırlandırıldığı ancak 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. Madde uygulamasına konu edilmediği, yapılan işlemlerin ilanından sonra ilan tarihlerinde yürürlükte bulunan 3116 Sayılı Yasa ve 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 11. Maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürelerin de geçmesiyle bu bölümün kesinleşen orman sahası içinde kaldığı, daha sonraki işlemlerde durumunun değişmediği,
… Köyünde 1952 yılında çalışan I ve 2 numaralı makiye ayırma komisyonları, 5653 Sayılı Yasa ile değişik 3116 Sayılı Yasanın 5. maddesinde öngörülen kişilerden oluşmadığından kuruluşu yasaya uygun olmadığı gibi, yönetmelik hükümlerine de aykırı oluşturulmuş ve bu komisyonlar yasa ve yönetmelik hükümlerine de uymadan çalışma yapması nedeniyle çalışmalar değer verilemeyeceği,
H.G.K nun 28.05.2003 … ve 2003/20-371-358 sayılı kararında kabul edildiği gibi, bir yerin maki olarak belirlenmesi tahditin kendiliğinden geçersiz olması sonucunu doğurmaz. O yerin makilik olması nedeniyle orman sınırı içine alınamayacağının orman kadastrosuna itiraz süresi içinde açılacak davada tartışılabilir. Makilik yada tapulu, tapusuz tarlanın veya başka nitelikteki bir taşınmazın orman sınırları içine alınması ve hak düşürücü sürenin de geçmesinden sonra orman kadastrosu kesinleşir ve o taşınmaz hukuken orman niteliğini kazanır. Yürürlükteki yasalara göre bundan sonra hiçbir merci ve makamın kesinleşen orman sınırını değiştirmesi mümkün değildir. Dava konusu taşınmazın 1942 yılı tahdidi içinde kalıp makiye ayrıldığı gerekçesiyle Hazine tarafından açılan tapu iptal tescil davasının reddine ilişkin sözü edilen kesinleşmiş mahkeme kararının Orman Yönetimi tapu iptal tescil davasında taraf olmadığından ve bu kararla kesinleşmiş orman kadastrosu iptal edilmediğinden Orman Yönetimini bağlamayacağı, Orman Yönetiminin taraf olmadığı, Hazinenin tapu iptal tescil davasının reddine ilişkin mahkeme kararı karşısında, kesinleşen orman kadastrosu daha … bir delil sayılacağı, kesinleşen orman kadastro sınırları içinde bulunan ve hukuken orman olan taşınmaz hakkında, kadastro yoluyla oluşturulan tapu kaydının yolsuz tescil niteliğinde olduğu, 1942 yılında yapılan orman kadastrosu ile sadece devlet ormanlarının sınırlandırılıp, 4785 sayılı yasa ile (istisnalar dışında) özel ve tüzel kişilere ait tüm ormanların devletleştirildiğinden ve 5658 Sayılı Yasada Vakıf ormanlarını iade edileceğine ilişkin hüküm bulunmadığından 1942 yılı tahditi dışında kalan yerlerde 7 Numaralı Komisyonun 1976 yılında 4785 Sayılı Yasa hükümlerine göre yaptığı çalışmayla devletleştirilen orman alanı olduğu belirlenen yerlerin orman olarak sınırlandırılmasının yasaya uygun olduğu,
Orman kadastrosunun ilanından sonra dava tarihine kadar hak düşürücü sürelerin çoktan geçtiği ve orman kadastrosunun kesinleştiği, Çekişmeli taşınmazın (B1 ) bölümünün 1942 yılı orman kadastrosu sınırları dışında olmasına rağmen, 1976 yılında 4785 sayılı yasa hükümleri gözetilerek yapılan orman kadastrosunda orman olarak sınırlandırılması nedeniyle hukuken orman olduğu, hak düşürücü süreler geçmiş olduğundan davalının orman kadastrosu iptal ettirebilmesi için dayanacağı hiçbir yasa hükmü bulunmadığı, Yine çekişmeli parselin 09.09.2008 tarihli ek bilirkişi raporuna ekli Ek 2 Numaralı krokide (A2) ile gösterilen 757 m2 ve Ek 5 numaralı krokide (A4) ile gösterilen 1941 m2 bölümlerinin, 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde bırakıldığı ve daha sonra yapılan 2/B uygulamalarına konu edilmediği, dava tarihi itibariyle halen devlet ormanı sınırları içindeki devlet ormanı olduğu belirlendiği halde bu işlemi yok sayarak 1976 yılında yeniden yapılan orman kadastrosunda (A4) ile gösterilen bölümün orman sınırları dışında bırakılması işlemi, 3402 Sayılı Yasanın 22/1 maddesi gereğince ikinci kadastro sayıldığından bütün hüküm ve sonuçları ile geçersiz olduğu gözetilerek; Orman Yönetiminin 09.09.2008 tarihli ek bilirkişi raporuna ekli 2 Numaralı krokide (A2) ile gösterilen 757 m2, Ek 5 numaralı krokide (A4) ile gösterilen 1941 m2 ve Ek 3 numaralı krokide (B1) İle gösterilen 123 m2 yüzölçümündeki bölümlere ilişkin davasının kabulüne karar verilmesi” gereğine değinilerek bozulmuştur. Mahkemece bozma kararın uyulduktan sonra bu kez DAVANIN KISMEN KABULÜNE, çekişmeli … köyü (Mahallesi) 1019 sayılı parselin bilirkişiler … … ve … … tarafından düzenlenen 09.09.2008 günlü Ek 2 nolu kroki ve haritada (A2) ile gösterilen 757 m2, Ek 5 nolu krokide (A4) ile gösterilen 1941 m2 ve Ek 3 nolu krokide (B1) ile gösterilen 123 m2 bölümün tapu kaydının iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan taşınmazın daha sonra arazi kadastrosu yoluyla oluşturulan tapu kaydının iptal ve orman niteliğiyle tesciline ilişkindir.
Çekişmeli parselin bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1976 yılında ilk tahditin aplikasyonu ve … … Vakfının tapulu taşınmazları yönünden … Genel Müdürlüğünün itirazı üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanın hakem sıfatıyla verdiği karar ile tahditi iptal edilen yerler hakkında yapılan ormanların kadastrosu çalışmaları 15.09.1976 tarihinde, bu işlemlere karşı yapılan itirazları inceleyen 7 Numaralı Orman Kadastro Komisyonu işlemleri de 09.12.1976 tarihinde ilan edilmiştir. Daha sonra 1988 yılında 36 Numaralı Orman Kadastro Komisyonunca aplikasyon ve sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ile 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması yapılmış ve 15.06.1989 tarihinde ilan edilmiştir.
… köyünde 1988 yılında yapılan genel arazi kadastrosunda, 1019 sayılı 3431 m2 yüzölçümündeki çekişmeli parsel kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … Durmaz adına tesbit edilmiş, … Yönetiminin tapuya dayalı davasının reddine ilişkin Kadastro Mahkemesinin 20.1.1992 … ve 1991/2189-1098 sayılı kararının temyiz yolu kullanılmadan kesinleşmesiyle … adına tescil edilmiş, Hazine tarafından açılan tapu iptal tescil davasının çekişmeli taşınmazın 1952 yılında makiye ayrıldığının uzman bilirkişi raporları ile belirlendiği gerekçesiyle reddine ilişkin … Asliye 3. Hukuk Mahkemesinin 18.12.1997 … ve 1995/752-1452 sayılı kararı Yargıtay denetiminden de geçerek kesinleşmiştir.

Mahkemece bozma kararı gereği işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna ve dava konusu taşınmazın 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, taşınmazın 09.09.2008 tarihli müşterek bilirkişi raporuna ekli aynı tarihli ve Ek 2 nolu krokide (A2) ile gösterilen 757 m2, Ek 5 nolu krokide (A4) ile gösterilen 1941 m2 ve Ek 3 nolu krokide B1 ile gösterilen 123 m2 bölümlerinin daha önce yapılan orman kadastrosunun sınırları içinde olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, hatalı işlem sonucu ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y’nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet … kazandırmayacağı ve T.M.Y.’nın 1026. (E.M.Y. 934 – İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet … kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı, davalı dava konusu taşınmazı satın almışsa, taşınmazı kendisine devir eden kişi ya da kişilerden satış bedelini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri alabileceği göz önünde bulundurularak, bu bölümlere ilişkin davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı tarafın yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 22.10.2009 günü oybirliğiyle karar verildi.