Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/12553 E. 2009/13985 K. 01.10.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/12553
KARAR NO : 2009/13985
KARAR TARİHİ : 01.10.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali tescil ve elatmanın önlenmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine açılan davada … 764 parsel sayılı içinde kargir ev olan tarla nitelikli 3260 m2 yüzölçümündeki davalılar … …, … … … ve … … adlarına müşterek paylı olarak kayıtlı olan taşınmazın yörede yapılarak kesinleşen orman kadastro çalışmasında kısmen orman sınırları içinde kaldığı belirtilerek tapu kayıt iptali ve davalıların elatmalarının önlenmesine karar verilmesi talep edilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne, 764 parselin (A) harfli 491.38 m2’lik bölümünün tapu kaydının iptaline ve orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline, davalıların bu bölüm üzerindeki elatmalarının önlenmesine karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali tescil ve elatmanın önlenmesi davası niteliğindedir.
Yörede 1949 ılında yapılan orman kadastro çalışması ile 1974 ve 1984 yıllarında yapılan aplikasyon, 2.madde ve 2/B madde uygulamaları bulunmaktadır.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1949 yılında 3116 sayılı yasaya göre yapılan ve kesinleşen orman kadastro çalışmalarında dava konusu taşınmazın (A) harfli 491.38 m2’lik bölümü orman sınırları içinde bırakılmış, 1974 ve 1984 yıllarında yapılan ve kesinleşen aplikasyon işlemi sırasında da yine orman sınırları içinde gösterilmiştir. 1966 yılında yapılan arazi kadastrosunda ise taşınmazın, kısmen daha önce yapılan orman kadastrosu sınırları içinde olduğu gözönünde bulundurulmadan, hata sonucu ikinci kere kadastrosu yapılarak kişiler adlarına özel mülk olarak tesbit ve yolsuz olarak tescil edilmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman orman ve … bilirkişiler tarafından kesinleşen orman kadastrosuna ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu dava konusu taşınmazın (A) harfli bölümünün 1949 yıllarında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, 1974 ve 1984 yıllarında yapılan orman kadastrosu ve aplikasyon ile 2/B madde uygulamasında ise yine kısmen orman kadastro sınırları içinde bırakılmıştır. Çekişmeli taşınmaz, kısmen daha önce yapılan orman kadastrosunun sınırları içinde olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet … kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026. (E.M.Y.nın 934 – İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402

Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet … kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023.(E.M.Y.931 İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı belirlenerek tapu kaydının (A) harfli bölümünün iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, mahkemece karar başlığında tapu maliki olan davalı … …’in adı “… … …” olarak yazıldığı, davalı … … yerine ise kayyumu olan dedesi …’nun adı yazılmış ise de … …’nun velayetinin annesi Nilgün …’da bulunduğu anlaşılmış olup, bu hususlar hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm başlığının düzeltilerek onanması gerekmiştir. Bu nedenle; hükümde davalı olarak 2 ve 3 numarada belirtilen “… ile …” kelimelerinin hükmünden çıkartılması ile bunların yerine 2 numarada “… … …” 3 numarada ise “… …’ya velayeten annesi Nilgün …” kelimelerinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7 maddesi gereğince bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 01/10/2009 gününde oybirliği ile karar verildi.