YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/13162
KARAR NO : 2023/1069
KARAR TARİHİ : 22.02.2023
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki itirazın kaldırılması ve tahliye yargılamasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın borçlu vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı borçlu vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı alacaklı vekili; taraflar arasında noter huzurunda yapılan sözleşmede kira bedelinde her yıl tefe – tüfe enflasyon artış oranında bir kira artışı yapılmasının kararlaştırıldığını, 08.05.2009 tarihinde 3.650 TL olarak belirlenen kira ücretinini (TÜİK) verilerine göre 2010 yılında 3.982,14 TL, 2011 yılında 4.267,76 TL, 2012 yılında 4.621,15 TL, 2013 yılında 4.922,20 TL, 2014 yılında 5.397,49 TL, 2015 yılında 5.834,31 TL, 2016 yılında 6.128,34 TL, 2017 yılında 6.947,26 TL 2018 yılında ise 7.791,15 TL aylık kira bedeline ulaşıldığını, ancak davalının eksik kira ödemesi nedeniyle alacağının biriktiğini ve bunun
tahsili için takip başlattığını, ancak davalının kira borcuna itirazı nedeniyle takibin durduğunu belirterek itirazın kaldırılmasına, tahliyesine ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı borçlu vekili; müvekkilinin kiracı olarak taşınmazın kirasını düzenli olarak ödediğini, ödemeleri bazen banka kanalıyla ancak çoğunlukla davacının her ayın ilk haftası dava konusu taşınmaza gelerek elden verilmek suretiyle ödediğini, aylık kira bedellerini kabul etmediklerini, ayrıca davacının hangi aylara ilişkin kiraların ödenmediğini belirtilmesi gerektiğini, 10 yıl boyunca kiranın ödenmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu süreçte fuzuli işgal edildiğine ve ödeme yapılmadığına ilişkin bir talebin de olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “ispat yükü üzerinde olan davalı borçlunun, yargılama esnasında takip konusu borcu usulüne uygun belgeler ile ödediğini ispat etmemiş olduğundan, 2004 sayılı İİK’nın 269/c. maddesinde yer alan delillerden herhangi birini mahkememize sunmadığı, dolayısıyla iddiasını kanıtlayamadığı anlaşıldığından davanın kabulü gerekmiştir.” gerekçesi ile davanın kabulüne, borçlu tarafından yapılan itirazın kaldırılmasına, davalının, takip konusu asıl alacak miktarının %20’si tutarında tazminata mahkum edilmesine, taşınmazdan tahliyesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı borçlu vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı borçlu vekili; sözleşmede kiracının sadece davalı değil … da olması nedeniyle, davalıdan ancak kira bedelinin 1/2 sinin talep edilebileceğini, bilirkişi raporunun kabul edilemeyeceğini, mahkemece kira hukukunun kendine özgü kuralları uygulanmadığını, borcunun bulunmadığını, müvekkilinin davacıya ait … Bankası … Şubesi kayıtlarından da anlaşılacağı üzere 2009-2010-2011 yıllarında aylık kira bedeli olarak 3.650 TL tutarın yatırıldığı, artış hükümlerinin uygulanmadığını, kira sözleşmesine konu olan 3 yıllık sürenin bitiminde taraflarca ayrıca bir düzenleme kararlaştırılmadığı ve kira kanunundan kaynaklı yasal yeni bir ihtarname keşide edilmediğini, buna göre kira sözleşmesinin aynı şartlarda yenilendiğinin kabul edildiğini, buna göre davacı tarafından kira alacağına artış uygulanmak suretiyle talepte bulunulmasının yersiz olduğu gibi bilirkişinin artırım uygulayarak rapor tanziminin de kabul edilebilir olmadığını, kira sözleşmesinin içeriğine göre müvekkili ile birlikte dava dışı …’ın da sözleşmenin kiracısı olduğunu ve bu hususun davacı tarafından da kabul edildiğini, kira hukuku ilkelerine göre kira sözleşmesinde müşterek müteselsil sorumluluk kaydı yoksa kiracı sayısına göre herbir kiracının kendi payı oranına göre sorumlu olması gerektiğini, tahliye talebi söz konusu olduğunu, dava açılmadan önce tahliye gerçekleşmiş olup dava konusuz kaldığını, mahkemece bu konuda konusuz kalan davanın haksız surette açılmış olması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabul kararı verilmiş olmasının da hatalı olduğunu, müvekkil yararına vekalet ücretine hükmedilmesine engel olduğunu, müvekkilinin itirazının makul ve yasal nedenlere dayanmış olması kötü niyetli olmaması ve dava konusu alacağın yargılamayı gerektirmesi
ile mahkemece alacağın varlığı konusunda bilirkişi raporuna başvurulmuş olması gözetildiğinde icra inkar tazminatına karar verilemeyeceğini, kararın bu yönüyle de kaldırılması gerektiğini bildirerek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ” davalı kiracı icra takibine konu kiracılık ilişkisine açıkça itiraz etmediğinden takipteki kira sözleşmesi ve kiracılık ilişkisi kesinleşmiştir. Her ne kadar; kira sözleşmesinde …’ın da kiracı olduğu kararlaştırılmış, ise de; sözleşmede davalı …’ın imzasının olmadığı görüldüğünden davalının tek başına kiracı olduğunun kabulü gerekir. İİK’nın 63. maddesi gereğince, borçlu kiracı icra takibine yaptığı itirazı ile bağlı olup, İcra Mahkemesinde yapılan yargılama aşamasında itirazını değiştiremez ve genişletemez. Bu durumda İİK’nın 269/c maddesi uyarınca davalı kiracının takip konusu borcu ödediğini veya sair bir sebeple istenemeyeceğini noterlikçe re’sen tanzim veya imzası tasdik edilmiş veya alacaklı tarafından ikrar olunmuş bir belge yahut resmi dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya vesika ile ispat etmesi gerekir. Davalı kiracı takip konusu kira bedellerini ödediğine ilişkin yasal ödeme belgesi sunmamıştır. Bu nedenle; noterde düzenlenmiş kira sözleşmesine göre; davalı kiracının, talep konusu kira bedellerinin tamamını ödediğini İİK’nın 68. maddesinde sayılan belgelerle kanıtlayamadığından, kira sözleşmesindeki artırım oranına uygun ödeme yapmayan davalı borçlu kiracı temerrüde düştüğünden artırım oranı dahilinde dosya kapsamına uygun, denetime elverişli, bilirkişi raporu esas alınarak, ödenmeyen kira alacağı üzerinden davalı hakkında açılan davanın kabulüne karar verilmesinde ve asıl alacak likit olduğundan asıl alacak üzerinden %20 icra tazminatına karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun bulunduğu”
gerekçesi ile davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı borçlu vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı borçlu vekili tarafından; istinaf dilekçesindeki hususlar tekrar edilerek kararın bozulması talep edilmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kira alacağına dayalı ilamsız icra takibinde itirazın kaldırılması ve tahliye istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
İİK’nın 63, 269, 269/c maddeleri
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, takibin noterlikçe imzası tasdik edilmiş kira sözleşmesine müstenit
olmasına ayrıca akde ve sözleşmedeki imzaya aylık kira miktarına açıkça karşı çıkılmamış olmasına, icra müdürlüğüne yapılan itirazda borcun bulunmadığının bildirilmesine, bu itiraz sebebinin ise İİK’nın 269/c-1 maddesinde sayılan belgelerle kanıtlanamamış bulunmasına göre yerinde olup davalı borçlu vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 2004 sayılı Kanun’un 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.