Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/10470 E. 2009/18321 K. 09.12.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10470
KARAR NO : 2009/18321
KARAR TARİHİ : 09.12.2009

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar Orman Yönetimi ve Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

1964 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında Çolaklı Köyü 805, 806, 807, 808, 809 ve 810 parsel sayılı sırasıyla 19.380 m2, 5.700 m2, 5.150 m2, 6.350 m2, 5.900 m2 ve 6.100 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, T.Sani 307 tarih 150 ve Temmuz 1955 tarih 5 sıra nolu tapu kayıtları ile 22 yazım numaralı vergi kaydı uygulanarak taşınmazlar hakkında Sulh Hukuk mahkemesinde 1954/41 ve 1954/24 esas sayılı dosyalarda dava bulunduğundan söz edilerek … haneleri açık olarak tesbit edilmişlerdir.
788, 798, 799, 800 ve 802 parsel sayılı sırasıyla 9.900 m2, 10.250 m2, 26.550 m2, 20.050 m2 ve 11.200 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, T.Sani 307 tarih 150 ve Temmuz 1955 tarih 5 sıra nolu tapu kayıtları uygulanarak taşınmazlar hakkında Sulh Hukuk mahkemesinde 1954/41 ve 1954/24 esas sayılı dosyalarda dava bulunduğundan söz edilerek … haneleri açık olarak tesbit edilmişlerdir. … … ve arkadaşlarının 806, 807, 809, 810 parsellere, … … ve arkadaşlarının 805 parsele, …’nın 808 parsele, … ve … …’in 799, 800, 802, 805, 806, 807, 808, 809, 810 parsellere, … İşbilir’in 799 ve 802 parsellere, Hazinenin 798, Orman Yönetiminin 788 parsellere yönelik itirazları üzerine kadastro komisyonunca taşınmazların … hanelerinin açık olduğu, Tapulama Mahkemesince karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile yetkisizlik kararı verilmiştir.
Hazine 25.3.1954 tarihli dilekçe ile … … aleyhine Ocak 308 tarih76 sıra nolu tapu kaydına tutunarak davalının dava dilekçesinde sınırlarını belirttiği taşınmazlara 1949 yılından bu yana el attığından elatmasının önlenmesi ve ecrimisil istemiyle Sulh Hukuk Mahkemesinde dava açmıştır. … Sulh Hukuk Mahkemesinin 27.10.1964 gün 1954/24- 1964/235 sayılı kararıyla çekişmeli taşınmazlar hakkında kadastro tespit tutanağı düzenlendiği gerekçesi ile dava dosyası Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.
Hazine 25.3.1954 tarihli dilekçe ile … aleyhine Ocak 308 tarih 76 sıra nolu tapu kaydına tutunarak davalının dava dilekçesinde sınırlarını belirttiği taşınmazlara 1949 yılından bu yana el attığından elatmasının önlenmesi ve ecrimisil istemiyle Sulh Hukuk Mahkemesinde dava açmıştır. … Sulh Hukuk Mahkemesinin 27.10.1964 gün 1954/41- 1964/234 sayılı kararıyla çekişmeli taşınmazlar hakkında kadastro tespit tutanağı düzenlendiği gerekçesi ile dava dosyası Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.
Her bir parsel hakkındaki dava Kadastro Mahkemesinde ayrı esaslara kayıt edilmiş, daha sonra mahkemece aktarılan tüm dava dosyaları H.Y.U.Y.’nın 45.maddesi uyarınca birleştirilmiştir. … ve … … itirazlarından vazgeçmişlerdir. … 798 ve 800 parsel sayılı taşınmazların kendisine ait olduğu, …; T.Sani 1307 tarih 150 ve T.Sani 1308 tarih 76 sıra nolu tapu kayıtlarına tutunarak çekişmeli tüm taşınmazlarda kayden 23/72 payının bulunduğu iddiasıyla davaya katılmışlardır.
Mahkemece Orman Yönetimi ve Hazinenin davasının reddine, taşınmazların kişiler adlarına tapuya tesciline yönelik verilen kararın Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyizi üzerine Dairece bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 23.12.1993 gün 1993/11998-11269 sayılı bozma kararında özetle “Dairenin geri çevirme kararı üzerine son oturum tutanağının bulunmadığına dair tutanak düzenlendiği, davanın sonuçlandırıldığına ilişkin son oturum tutanağı bulunmadığından kısa karar ile gerekçeli kararın uyumlu olup olmadığının denetlenemediği, son oturum tutanağının dosyada bulunmasının zorunlu olduğu, bu sebeple son oturum tutanağının bulunarak dosya arasına konulması, bulunamaması halinde oturumun yenilenmesi ve imzalı tutanağın dosyada bulunmasının gerekli olduğu” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra, dava konusu taşınmazların orman sayılmayan yerlerden oldukları , Hazinenin ve katılan davacıların tutundukları tapu kayıtlarının çekişmeli taşınmazlara uymadığı, kişiler yararına 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesinde düzenlenen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu gerekçesi ile Hazine ve orman yönetiminin davasının reddine, 798 ve 800 sayılı parsellerin … mirasçıları adlarına, 799 parselin … İşbilir mirasçıları adlarına, 788 ve 802 sayılı parsellerin … mirasçıları adlarına, 808 parselin … mirasçıları adlarına, 805 parselin …, … … … ve … … adlarına, 806 parselin … …, 807 parselin … 809 parselin …, 810 parselin … … adlarına tapuya tescillerine karar verilmiş, hüküm davacılar Orman Yönetimi ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede davanın devamı sırasında 1970 yılında yapılıp kesinleşmeyen orman kadastrosu, daha sonra 11.10.1985 tarihinde ilan edilerek kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması vardır.
1) Orman Yönetiminin temyiz itirazları yönünden; İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli … fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının REDDİNE,
2) Hazinenin temyiz itirazlarına gelince; mahkemece verilen karar usul ve yasaya aykırıdır.Şöyle ki, Mahkemece Hazinenin tutunduğu Ocak 1308 tarih 76 ve T.Sani 307 Yoklama 150 sıra nolu tapu kayıtlarının çekişmeli taşınmazlara uymadığı , davalı kişiler yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu gerekçesi ile Hazinenin davasının reddine karar verilmiş ise de T.Sani 307 Yoklama 150 sıra nolu tapu kaydı kadastro çalışmaları sırasında çekişmeli taşınmazlara revizyon görmüş olup, taşınmazların zilyetleri olan davalılarda T.Sani 307 Yoklama 150 sıra nolu tapu kaydının gittilerinden Ocak 1938 tarih 3 ve Temmuz 1955 tarih 5 sıra nolu tapu kayıtlarına tutunmuşlardır. Dayanak tapu kayıtlarının Hazinenin tutunduğu tapu kaydının gittisi olduğunun anlaşılması üzerine davalılar tapu kayıtlarına tutunmaktan vazgeçmişlerdir. Kadastro Mahkemesine aktarılan … Sulh Hukuk Mahkemesinin 1954/41-1964/234 sayılı dosyasında 29.5.1960 tarihinde yapılan keşifte dinlenen 312 doğumlu yerel bilirkişi … …; Hazinenin tutunduğu Ocak 1308 tarih 76 sıra nolu tapu kaydı ile davalılardan …’in tutunduğu T.Sani 307 Yoklama 150 sıra nolu tapu kaydının gittilerinden olan Temmuz 1955 tarih 5 sıra nolu tapu kaydının çekişmeli yere mevkii ve sınırları itibariyle uyduğunu, … oğlu …’ın nereyi kullandığını bilmediğini bildirmiş ve tapu kaydı uygulaması … bilirkişi … … tarafından düzenlenen 29.5.1960 tarihli krokili raporda gösterilmiştir. Bozma öncesi 12.8.1986 tarihinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi … oğlu 1929 doğumlu Hazinenin tutunduğu tapu kaydındaki Zeyve Köyü’nün Yavrudoğan Köyü olduğu, 1952 yılına kadar bu arazilerin yarısının bu köyün (Çolaklı Köyünün) yarısının da
… Köyü’nün olduğu, 1952 yılında Çolaklı Köyünün bağımsız köy haline geldiğini bildirmiş, aynı tarihli keşifte dinlenen … oğlu 1930 doğumlu … …’da dava konusu taşınmazların bir bölümünün … oğlu İstiefan’dan geldiğini duyduğunu bildirmiştir. Kaldı ki Hazinenin tutunduğu her iki tapu kaydı birbirini sınır olarak göstermektedir. Bozma sonrası Ocak 1308 tarih 76 sıra nolu tapu kaydının Köyü Zeyve , mevkii …, miktarı 25 dönüm olup … ve gittisi olmayıp tamamı … oğlu Vasil Veledi İsteifan’a aittir. T.Sani 307 Yoklama 150 sıra nolu tapu tapu kaydının Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünden gönderilen suretinde mevkii yazılı olmayıp köyü Zeyve, miktarı 25 dönüm olup … oğlu … ve Rum Milletinden … oğlu İsteifan adlarına kayıtlıdır. T.Sani 307 Yoklama 150 sıra nolu tapu tapu kaydının maliklerinden … oğlu … ‘in payı …’in 314 tarihinde ölümüyle mirasçıları tarafından yapılan satış üzerine Ocak 1938 tarih 3 sıra nolu tapu ile …, … … ve …’ya geçmiş, bunlarında paylarının bir bölümünü …’e satmaları üzerine … oğlu …’e ait nısıf payın tamamı Temmuz 1955 tarih 5 sıra nolu tapu ile …, … …, … ve …’ya geçmiştir.Çekişmeli taşınmazlara komşu olan 804 parsele revizyon gören K.Sani 308 Yoklama 80 sıra nolu tapu kaydının da Köyü Zeyve mevkii ise … ‘dir. Bu durumda Hazinenin tutunduğu tapu kayıtlarının çekişmeli yerlere köyü, mevkisi ve sınırları itibariyle uyduğu anlaşılmaktadır. Kadastro Mahkemesinde yapılan keşiflerde dinlenen bir kısım yerel bilirkişi ve tanıklar Hazinenin tutunduğu tapu kayıtlarının çekişmeli taşınmazlara köy ve mevkiisi itibariyle uymadığını bildirmişler ise de resmi belgelere uygun düşmeyen tanık ve yerel bilirkişi anlatımlarına değer verilemez.
Kaldı ki; bozma öncesi 26.5.1985 tarihinde yapılan keşifte dinlenen 1330 doğumlu tanık ve yerel bilirkişiler davalı tüm taşınmazların Tugayoğullarına ait olduğunu, askere gitmelerinden önce … bu yerleri şu an ki zilyetlerine sattıklarını, taşınmazların bir bölümünün tarla bir kesiminin fundalık olduğunu, satın alanların 1-2 yıl içinde imar ihya ettiklerini, 40 yıldır kullandıklarını belirtmişlerdir .12.8.1986 tarihinde yapılan keşifte dinlenen 1929 doğumlu yerel bilirkişi 799 parselin … İşbilir tarafından 30 yıl önce Tugayoğullarından satın aldığını, o tarihte taşınmazın 5-6 dönüm miktarındaki yola yakın bölümleri dışında kalan güneydeki kesiminin çalılık olduğunu, … İşbilir tarafından ihya edildiğini, diğer taşınmazların ise 50 yılı aşkın süreyle zilyetleri tarafından kullanıldığını bildirmiş, aynı keşifte dinlenen tanık … oğlu 1926 doğumlu … … ise 805 ila 810 parsellerin askere gitmeden 2-3 yıl öncesine kadar fundalık olduğunu, … …’nın imar ihya ettiğini, 20 yaşlarında iken 799 parselin 6 -8 dönümlük bölümünün açık olduğunu, gerisinin … İşbilir tarafından imar ihya edildiğini, diğer taşınmazların ise zilyetleri tarafından 40 yıldır kullanıldığını belirtmiştir. Davalılardan … ise, Sulh Hukuk Mahkemesinin 1954/41 esas sayılı dosyasının 30.6.1954 tarihli oturumunda dava konusu taşınmazları …, … … ve M…. …’dan (Hazinenin tutunduğu ve kadastro sırasında çekişmeli taşınmazlara revizyon gören T.Sani 307 Yoklama 150 sıra nolu tapu kaydının gittisi Ocak 1938 tarih 3 sıra nolu tapu kaydının malikleridir) haricen satın aldığını belirtmiştir. Davalıların ve keşiflerde dinlenen yerel bilirkişi ile tanıkların zilyetlik ve imar ihya yönündeki anlatımları birbirinden farklı olduğu gibi çekişmeli 805 ila 810 parsellere kadastro çalışmaları sırasında revizyon gören ve keşifte bu taşınmazlara uyduğu belirlenen 22 yazım numaralı vergi kaydı ise 1960 tarihlidir. Bilindiği üzere vergi kayıtları zilyetlik belgesi olup zilyetliğin hangi tarihte başladığını gösterirler.Bu sebeple de lehe delil olabildiği gibi aleyhe de delil oluşturabilir. Bu durumda kabule göre de davalılar, çekişmeli taşınmazları hangi tarihte imar ihya ettiklerini ve davanın açıldığı 25.3.1954 tarihine kadar 20 yıl süreyle nizasız fasılasız … sıfatıyla kullandıklarını da ispatlayamamışlardır.
O halde mevcut dosya kapsamından Hazinenin tutunduğu tapu kayıtlarının çekişmeli taşınmazlara uyduğu anlaşılmakla dayanak Ocak 1308 tarih 76 sıra nolu 25 dönüm yüzölçümlü tapu kaydının tamamı, T.Sani 307 Yoklama 150 sıra nolu 25 dönüm yüzölçümlü tapu kaydının ise nısıf payı Rum milletinden … oğlu İstiefan’a ait olup, Rumlardan metruk yerler zilyetlik yoluyla kazanılamayacağından, Hazine adına tescil edilmesi gerekeceğinden ve ortak sınırının tespiti de mümkün bulunmadığından çekişmeli taşınmazların 3/4 payının Hazine adına, 1/4 payının ise zilyetleri adlarına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken aksi düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: 1) Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının REDDİNE,
2) Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 09.12.2009 günü oybirliğiyle karar verildi.