YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/14990
KARAR NO : 2008/798
KARAR TARİHİ : 24.01.2008
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 14.04.2005 tarih 2004/14055 – 2005/4500 sayılı bozma kararında özetle: “Uzman orman ve fenni bilirkişilerin çekişmeli taşınmazın konumunu yörede 3402 Sayılı Yasa gereğince yapılan ve kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B madde haritası üzerinde gösterdikleri kesinleşen 1976 tarihindeki orman tahdit haritası üzerinde göstermedikleri anlaşılmaktadır. Bu nedenle, çekişmeli taşınmazın 1976 yılındaki orman tahdit harita ve tutanaklarına göre konumunun belirlenmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine ve dava konusu parselin davalı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tesbitine itiraz. niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1976 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 2000 yılında yapılıp dava tarihinde kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan araştırma ve inceleme sonucunda kurulan hüküm usul ve yasaya aykırıdır. Şöyle ki; hükme esas alınan 10.03.2007 tarihli uzman orman ve fenni bilirkişilerin müşterek olarak düzenledikleri raporda yörede 1976 yılında ve 3402 Sayılı Yasa gereğince 2000 yılında yapılan orman kadastro çalışmaları sonucunda düzenlenen orman tahdit haritaları arasında farklılık bulunduğunu, çekişmeli taşınmazın 1976 yılında yapılan orman kadastro çalışmasında (A) harfli 1707.31 m2’lik bölümünün orman sınırları içinde kaldığını ve orman sayılan yerlerden olduğunu, (B) harfli 3567.38 m2’lik bölümünün ise orman sınırları dışında kaldığını ve orman sayılmayan yerlerden olduğunu, yörede 2000 yılında yapılan orman kadastro çalışmasına göre ise tamamının orman sınırları dışında bırakıldığını ve orman sayılmayan yerlerden olduğunu açıklayarak taşınmazın her iki tahdit hattına göre konumunu gösteren krokiler sunmuşlardır. Mahkemece bu rapor içeriği açıklanarak zemindeki duruma 2000 yılında yapılan orman tahdit haritasının uygun olduğu gerekçesi ile çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuştur.
Ancak bir taşınmazın orman olup olmadığı hususunda uyuşmazlığın çözümlenmesinde kural yörede kesinleşen bir orman kadastro çalışması var ise kesinleşen orman tahdit harita ve tutanaklarının uygulanmasıdır. Olayda 1976 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastro çalışması ve 2000 yılında 3402 Sayılı Yasa gereğince yapılarak kesinleşmeyen orman kadastro
çalışması bulunmaktadır. Bu durumda; uman bilirkişiler tarafından 1976 yılında yapılan orman kadastro harita ve tutanaklarının uygulanması sonucunda çekişmeli taşınmazın (A) harfli bölümünün kesinleşen orman sınırları içinde kaldığı saptandığına göre mahkemece (A) harfli 1707.31 m2’lik bölüme yönelik olarak davanın kabulü ile bu bölümün orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken aksine düşünceler ile kurulan hüküm usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 24/01/2008 günü oybirliği ile karar verildi.