YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/1554
KARAR NO : 2008/5245
KARAR TARİHİ : 03.04.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptila tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 16.Hukuk Dairesinin 11.07.2002 gün ve 2002/2006-8594 sayılı bozma kararında özetle; “Yapılan inceleme ve araştırmanın yetersiz olduğu, davacının tutunduğu tapu kaydının çekişmeli parseli kapsadığı bildirilmişse de, bilirkişi beyanın yetersiz olduğu, bu beyanın denetlenmesi, çekişmeli taşınmaz yönünü nasıl sınır okuduğunun araştırılması gerektiği, bu nedenle yeniden yapılacak keşifte tutunulan tapu kaydı uygulanarak zemindeki yerlerinin belirlenmesi, yerel bilirkişi sözlerinin komşu parsel kayıtları ile denetlenmesi, bilinmeyen sınırlar konusunda taraf tanıklarının bilgilerine başvurulması, tapu kaydının çekişmeli parseli kapsadığı saptanırsa, tapu kaydı maliki ile davacı arasında irs ilişkisinin kurulması, fen bilirkişiye keşfi izlemeye yeterli rapor ve kroki alınması” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulmuş, … 09.05.2003 günlü dilekçesiyle taşınmazın kendisine ait olduğu davacının icar karşılığı kullandığı, taşınmazın kendi adına tescili istemiyle davaya katılmış, davasını takipsiz bırakmışsa da, Hazinece yargılamaya devam edilerek katılan gerçek kişinin davasının da reddini istemiştir. Mahkemece davacı ve katılan gerçek kişilerin davalarının REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapuya dayalı tapu iptal tescile ilişkindir.
Çekişmeli … köyü 1360 sayılı parselin bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1942 yılında yapılıp 07.08.1942 tarihinde köyde ilan edilerek 07.11.1942 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra ilk tahditin aplikasyonu ve sınırlandırması Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanın hakem sıfatıyla verdiği karar ile iptal edilen ormanların kadastrosu 1976 yılında yapılıp ekip çalışmaları 15.09.1976 tarihinde, itirazları inceleyen 7 numaralı Orman Kadastro Komisyonu işlemleri ise 09.12.1976 tarihinde ilan edilmiştir. 36 numaralı orman kadastro komisyonunca 1988 yılında aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması yapılıp 15.06.1989 tarihinde ilan edilmiştir.
Mahkemece, kesinleşmiş orman kadastro tutanakları ve haritaları, arazi kadastro paftası ile makiye ayırma tutanaklarının uygulanmasına dayalı araştırma inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla, çekişmeli parselin kısmen 3116 sayılı yasa hükümlerine göre 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içindeyken, 1976 yılında 7 numaralı orman kadastro komisyonuna bağlı 4 numaralı ekip tarafından düzenlenen 03.06.1976 tarihli tutanakta açıklandığı üzere 1942 yılında yapılan orman kadastrosunun Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanının Hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarih ve 208 sayılı kararıyla iptal edildiğinden söz edilerek yeni baştan orman kadastrosunun yapıldığı, taşınmazın bu işlemde orman sınırları dışında bırakıldığı, 1952 yılındaki makiye ayırma işlemiyle makiye ayrılan yerler dışında kaldığı, 1988 yılında yapılıp 1992 yılında kesinleşen genel arazi kadastrosunda vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … adına yapılan kadastro tesbitine bir kısım gerçek kişilerin ve itiraz edip dava açtıkları, Hazinenin bu davaya asli müdahil olarak katıldığı, gerçek kişilerin davaların reddine, … yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının oluşmadığının belirlendiği gerekçesiyle Hazinenin davasının kabulü ile taşınmazın Hazine adına tesciline ilişkin Kadastro Mahkemesinin 24.10.1995 gün ve 1995/56-259 sayılı kararının Yargıtay denetiminden de geçtikten sonra kesinleşmesiyle Hazine adına tescil edildiği, …’in yargılamanın yenilenmesi talebinin de aynı mahkemenin 14.09.1999 gün ve 1997/76-185 sayılı kararıyla red edildiği belirlenerek, Kadastro Mahkemesi kararının davacı yönünden kesin hüküm oluşturacağı, bir an için somut olayda tapuya tutunduğundan kesin hüküm olduğu söylenmese dahi, kuvvetli delil teşkil edeceği, yerel bilirkişiler tarafından davacının tutunduğu tapu kaydının mevkii ve sınırları itibariyle çekişmeli parseli kapsadığı ve veraset ve taksim yoluyla davacıya geldiğini söylemişlerse de, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerin teksarnıç mevkii olduğu, tapu tarihi itibariyle yerel bilirkişinin sınırlarda bulunduğunu söylediği kişilerin tapuda sınır olarak okunan kişiler olamayacağı ve çekişmeli taşınmazın çevresindeki taşınmazların Hazine adına hükmen tesciline karar verilen yerler olduğu dikkate alındığında yerel bilirkişi sözlerinin soyut olduğu, toplanan deliller ile çekişmeli parselin tapu kaydı kapsamında kaldığının söylenemeyeceği, davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluşmadığı yönünde Kadastro mahkemesini kesinleşmiş kararının bulunduğu, yörede 1976 yılında, 7 numaralı orman kadastro komisyonu tarafından, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin Hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 gün ve 208 sayılı kararı ile 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunun iptal edildiğinden söz edilerek, 1942 orman kadastrosu yok sayılıp, yeniden orman sınırlandırması yapılarak taşınmaz orman sınırları dışında bırakılmışsa da, 1942 orman tahditinin, sadece Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarih, 208 sayılı kararla Vakıflar İdaresinin dayandığı Muratpaşa Vakfına ait tapulu taşınmazlar yönünden iptal edildiği, vakıf tapusu kapsamı dışında kalan tahdidin halen geçerliliğini sürdürdüğü, taşınmazın kısmen orman olarak sınırlandırılmasına ilişkin 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunun, bir başka orman kadastro komisyonunca yasal olmayan nedenlerle yok sayılıp, orman sınırları dışında bırakılması işleminin hiçbir yasal dayanağı olmayıp, bu işleme değer verilemeyeceği, taşınmazın kısmen 1942 orman kadastrosu ile orman olarak sınırlandırıldığı ve halen orman sınırları içinde olduğu, H.G.K.’nun 27.02.2002 gün 2002/1-19-97 sayılı kararında belirtildiği gibi” kesinleşen orman sınırları içine alınan eski tapu kayıtlarının yasal değerini yitireceği de gözetilerek davacı ve katılan gerçek kişilerin davalarının reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına, taşınmazın kısmen 1942 yılında yapılıp kesinleşmiş orman kadastro sınırları içinde olduğu belirlenmişse de, taşınmazın orman niteliğiyle tescili istemiyle Orman yönetimi yada Hazine tarafından bir dava açılmadığına göre. davacı gerçek kişinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden gerçek kişiye yükletilmesine, 03/04/2008 günü oybirliği ile karar verildi.