YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/13393
KARAR NO : 2023/1415
KARAR TARİHİ : 23.02.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma
HÜKÜM : Esastan ret
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası
gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanıklar müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. Sanık … ve hakkındaki mahkûmiyet hükmü kesinleşen sanık …’ın 11.11.2019 tarihli eylemleri ile ilgili yargılamanın yürütüldüğü İstanbul 38. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.10.2020 tarihli ve 2020/293 Esas, 2020/197 Karar sayılı dosyanın, aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunması sebebiyle İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/83 Esas sayılı dosyası ile dosyanın birleştirilmesine karar verildiği, sonrasında sanıklar Ali ve Serdar ile temyiz incelemesine konu edilmeyen sanık … yönünden ayırma kararı verilerek yargılamaya İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/121 Esas sayılı dosyası üzerinden devam olunmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
B. İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.11.2021 tarihli ve 2021/121 Esas, 2021/347 Karar sayılı kararı ile uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan sanık …’nin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) bendi, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 12 yıl 6 ay hapis ve 25.000,00 TL adli para cezası ile; sanık …’ın ise, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) bendi, 43 üncü maddesi, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 15 yıl 7 ay 15 gün hapis ve 31.240,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına; sanıklar hakkında ayrıca hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesinin, 10/05/2022 tarihli ve 2022/1414 Esas, 2022/1294 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan ve sanık … yönünden re’sen de istinafa tabi olan hükümlere yönelik sanıklar müdafileri ve sanık …’ın istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık … müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Suç kastının bulunmadığına,
2. Delillerin hukuka aykırı yöntemle elde edildiğine,
3. Gizli soruşturmacı görevlendirme kararının hukuka uygun olmadığına,
4. Kesin delil bulunmadığına,
İlişkindir.
B. Sanık … müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Kesin delil bulunmadığına,
2. Zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının hukuka aykırı olduğuna,
3. Sanığın kullanıcı olduğuna,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Gizli soruşturmacılar tarafından düzenlenen tutanaklar, gizli soruşturmacıların beyanları, uzmanlık raporları ve tüm dosya kapsamına göre, 12.10.2019 tarihinde sanıkların gizli soruşturmacıya sentetik kannabinoid türü uyuşturucu madde sattıkları; sanık …’ın ayrıca 11.11.2019 tarihinde de hakkındaki mahkûmiyet hükmü kesinleşen sanık …’a sentetik kannabinoid türü uyuşturucu madde sattığı ve aynı tarihte işyerinde de sentetik kannabinoid türü uyuşturucu madde ele geçirildiği; 5271 sayılı
Kanun’un 140 ıncı maddesi uyarınca bir karar alınmamış ise de, olay sonrasında tutulan tutanaklar, gizli soruşturmacıların beyanları, uzmanlık raporu ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında, sanık …’ın 12.10.2019 ve 11.11.2019 tarihlerinde zincirleme olarak uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işlediği; sanık …’nin 12.10.2019 tarihli eylemi ile uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işlediği gerekçesiyle mahkûmiyetlerine karar verildiği anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular konusunda, Bölge Adliye Mahkemesince, isabetsizlik görülmediği gerekçesi ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
İlk Derece Mahkemesinin, 5271 sayılı Kanunun 140 ıncı maddesi uyarınca alınmış bir karar bulunmamakta ise de, kolluk görevlileri tarafından tutulan tutanaklar, gizli soruşturmacıların beyanları, uzmanlık raporu ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında suçun sübuta erdiğine ilişkin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, gizli soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
B. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
İlk Derece Mahkemesinin suçun vasfına ve suçun sübutuna, ilişkin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla sanık müdafiinin bu yöndeki temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, aşağıda belirtilen dışında hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
Zincirleme suça ilişkin 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesiyle uygulama yapılabilmesi için cezalandırılabilir nitelikte birden fazla eylemin bulunması gerektiği, sanığın 12.10.2019 tarihli eylemi sabit ise de, 11.11.2019 tarihinde, hakkındaki mahkûmiyet hükmü kesinleşen sanık …’da ele geçen uyuşturucu maddenin sanık … tarafından satıldığına ilişkin kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı,
aynı tarihte sanığın işyerinde ele geçen maddenin ise gizli soruşturmacılara satılmaya kalkılan madde ile aynı nitelikte madde olması, 12.10.2019 tarihli eyleminden sonra temin ettiğine dair kesin delil bulunmaması nedeniyle gizli soruşturmacılara satılan uyuşturucu maddeler ile işyerinde ele geçen uyuşturucu maddelerin aynı bütünün parçaları olduğunun kabulünün gerektiği, bu haliyle sanığın eyleminin tek suç oluşturacağı gözetilmeden, sanık hakkında “zincirleme suç” hükümlerinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayini hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
A. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin “A” bendinde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesinin, 10.05.2022 tarihli ve 2022/1414 Esas, 2022/1294 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden; 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Hükmolunan ceza miktarı ile tutuklu kalınan süre dikkate alınarak sanık hakkındaki salıverilme talebinin REDDİNE,
B. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin sanık … ile ilgili kısmında açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesinin, 10.05.2022 tarihli ve 2022/1414 Esas, 2022/1294 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, Başkan …’in değişik gerekçesi ile oy birliğiyle BOZULMASINA,
Tutukluluk süresi ve tutuklama koşullarında değişiklik bulunmaması karşısında sanık hakkındaki salıverilme talebinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.02.2023 tarihinde karar verildi.
DEĞİŞİK GEREKÇE (Sanık … yönünden)
11.11.2019 tarihli eylem ile ilgili olarak, sanığın iş yerinin aranmasına dair 11.11.2019 tarihli tutanakta nöbetçi Cumhuriyet savcısı …’e bilgi verilip yazılı arama kararı alındıktan sonra arama yapıldığının belirtilmesine rağmen, yazılı arama emrinin dosyada bulunmadığı, eksikliğin giderilmesi amacıyla Bölge Adliye Mahkemesince dosyanın İlk Derece Mahkemesine iade edilmesi üzerine, ilgili kolluk birimi tarafından dosya içerisinde arama kararına rastlanmadığı belirtilip suç tarihini kapsayan önleme arama kararının cevabi yazı ile gönderildiği anlaşılmış olup, sanığa ait işyerinin ancak 5271 sayılı Kanun’un 116 ncı ve devamı maddeleri uyarınca alınan “adli arama kararı” ve ”yazılı adli arama emri” doğrultusunda aranabileceği, önleme araması doğrultusunda yapılan arama neticesinde elde edilecek delilin hukuka aykırı yöntemle elde edilen delil niteliğinde olup ve hükme esas alınamayacağı, bu haliyle de 11.11.2019 tarihli eylem yönünden, hakkındaki hüküm kesinleşen sanık Batuhan’ın soyut beyanı dışında delil bulunmayacağı nazara alınarak, söz konusu yazılı arama emrinin ilgili Cumhuriyet Başsavcılığından da sorulup araştırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun ve hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne değişik gerekçe ile katılmıyorum. 23.02.2023