Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/39402 E. 2023/628 K. 21.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/39402
KARAR NO : 2023/628
KARAR TARİHİ : 21.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/1645 E., 2021/1270 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Ankara 26. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.10.2019 tarihli ve 2017/216 Esas, 2019/341 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan davada; yüklenen suçun sanık tarafından işlediğinin sabit olmaması nedeniyle 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereğince beraatine karar verilmiştir

2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 13.07.2021 tarihli ve 2019/1645 Esas, 2021/1270 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 07.11.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi özetle; sanığın Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde öğretmen olarak görev yaparken 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe girişimi sonrasında, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle irtibatlı ve iltisaklı olduğu gerekçesiyle KHK ile kamu görevinden ihraç edildiği, sanığın, oluşturulması, dahil olunması, kullanılması ve teknik özellikleri itibariyle, münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca kullanılan, kriptolu iletişim ağı ByLock’u adına kayıtlı 0 505 (…) (..) (..) numaralı hattı üzerinden 26.11.2015 tarihinden itibaren kullandığının tespit edildiği, 26.11.2015 ile 16.12.2015 tarihleri arasında ByLock programı tarafından kullanılan IP adreslerine 5 defa giriş yaptığının belirlendiği, CGNAT kayıtlarına göre ByLock programına girilen baz istasyonlarının tespit edildiği, sanığa ait dijital delillerin incelenmesinde; FETÖ/PDY terör örgütü mensuplarının kullandığı bir diğer program olan Kakao/Talk ve Cocoveice isimli programlara ait kalıntıların bulunduğu, sanığın ByLock programını kullandığı cep telefonunu 01.01.2018 tarihinde format atarak etkinleştirdiği, fabrika ayarlarına dönüştürdüğünün anlaşıldığı, sanığın tespit edilen devamlılık, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren eylemlerinin FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturması nedeniyle atılı suçtan cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesi tarafından hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan beraatine karar verilmesi ve bu karara karşı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sanık aleyhine gidilen istinaf talebinin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi tarafından esastan reddine karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu, kararın sanık aleyhine bozulması gerektiği ve sair sebeplere ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

Sanık hakkında örgüt üyeliği suçundan cezalandırılması istemiyle açılan davada, bu suça ilişkin olarak örgütsel faaliyetler kapsamında değerlendirilmesi gereken en önemli ve belirleyici tek delilin, sanığın kullandığı hatta ByLock programının tespit edilmesi olduğu, bu iddianın da tek dayanağının CGNAT (HIS) kayıtları olduğu, ancak sanığın bu programı kullandığını gösterecek ID numarası, kullanıcı adı ve şifresinin tespit edilemediği, CGNAT (HIS) kayıtlarının ise özet veri olması nedeniyle tek başına sanığın gerçek ByLock kullanıcısı olduğunu göstermeye yeterli olmadığı, ayrıca yapılan yargılamada sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatına yeterli başkaca bir delillin bulunamadığı, sanığın da tüm aşamalardaki savunmalarında atılı suçu kabul etmediğini

beyan ettiği anlaşılmıştır. Bu kapsamda sanığın kullandığı telefon hattının ByLock IP’lerine bağlanması ancak ID numarasının tespit edilememesinin nedeninin; sisteme bağlantı gerçekleştirmeye çalışıldığı ancak kullanıcı adı ve şifrenin oluşturulmamasından kaynaklanabileceği gibi, mevcut ID numarasının verilerin kurtarılamaması yada eşleştirmenin yapılamamasından da bulunamayabileceği, yada ByLock sunucularına tuzak yöntemlerle yönlendirilmesinden kaynaklanmış olabileceği açıktır. Sanığın örgüt ile irtibatını gösteren başka bir delilin ele geçirilememesi nedeniyle CGNAT kayıtlarının tek başına sanığın gerçek ByLock kullanıcı olduğunu gösteren kesin bir delil niteliğinde bulunmadığı değerlendirilmiştir. Zira yukarıda belirtildiği üzere ID numarasının tespit edilememesinin 3 farklı nedenden kaynaklanabileceğinden, oluşan şüpheli durumun şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanık lehine yorumlanması gerekmektedir. Ayrıca, ByLock tespit edilen … İMEİ numaralı cihazda bilirkişi ve Adli Tıp Kurumu tarafından yapılan incelemelerde ByLock programının kurulduğu veya kullanıldığına dair bir iz de bulunmadığı görülmüştür. Bunun da ByLock sunucularına hatalı veya tuzak yöntemlerle yönlendirilmiş olma ihtimalini kuvvetlendirmektedir. Yine yapılan yargılamalar ve soruşturmalardan, örgüt üyelerinin özellikle ByLock programını 2014 Ağustos ayından itibaren kullanmaya başladıkları, ancak sanığın kullandığı telefonunun 26.11.2015 tarihinden itibaren ByLock sunucularına bağlantı yaptığı görülmüş olup, bu durum da dikkat çekici bulunmuştur. Tüm bu açıklamalar ve dosya içerisindeki belgelerden sanığın, silahlı terör örgütü ile arasında organik bağ kurulduğu, hiyerarşik yapısına dahil olduğu, örgütün amacı ve talimatları doğrultusunda faaliyette bulunduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluluk içeren faaliyetleri bulunduğuna dair her türlü şüpheden uzak, kesin, inandırıcı ve yeterli delil bulunmadığı anlaşıldığından “şüpheden sanık yararlanır” evrensel hukuk ilkesi de dikkate alınarak, sanığın üzerine atılı suçtan CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE

Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere, dosya kapsamına ve sanık savunmasına göre, ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen ve ByLock uygulamasını kullandığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle tespiti yapılmayan sanığın savunmasının aksine, örgütün hiyerarşik yapısına girerek örgüt üyesi olduğuna dair her türlü şüpheden uzak kesin deliller bulunmaması nedeniyle, müsnet suçu işlediği sabit olmayan sanık hakkında 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereğince beraatine karar verilmesi gerektiğine dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Gerekçeli karar başlığında; sanık hakkında beraat kararı verilmesine karşılık 5271 sayılı CMK’nın 232/2-c maddesine aykırı olarak suç tarihinin yazılması mahallinde düzeltilebilir maddi hatalar olarak değerlendirilmiştir.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 13.07.2021 tarihli ve 2019/1645 Esas, 2021/1270 sayılı kararında Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 26. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

21.02.2023 tarihinde karar verildi.