Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2023/13790 E. 2023/10257 K. 27.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/13790
KARAR NO : 2023/10257
KARAR TARİHİ : 27.04.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Tehdit
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 7035 sayılı Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 21 inci maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Dikili Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.10.2010 tarihli, 2010/1603 soruşturma numaralı iddianamesi ile sanık hakkında, tehdit suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106 ncı maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. Dikili Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.12.2010 tarihli ve 2010/426 Esas, 2010/540 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmedilerek 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, aynı kanunun 231 inci maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca 5 yıl denetim süresi belirlendiği, bu kararın 28.01.2011 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

3. Dikili Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.06.2015 tarihli ve 2015/328 Esas, 2015/660 Karar sayılı kararı ile; sanığın denetim süresi içerisinde 20.03.2015 tarihinde işlediği kasten yaralama suçu nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, 86 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 52 nci maddesi uyarınca uyarınca 2.240,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilerek anılan kararın 11.06.2015 tarihinde kesinleşmesi üzerine iş bu dosyaya ihbar edilmiştir.

4. İhbar üzerine Dikili Asliye Ceza Mahkemesinin 11.12.2015 tarihli ve 2015/610 Esas, 2015/983 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin on birinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasına ve sanık hakkında tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

5. Dikili Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.12.2015 tarihli ve 2015/610 Esas, 2015/983 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 09.04.2018 tarihli ve 2017/8604 Esas, 2018/6806 Karar sayılı ilamı ile;
“Tehdit suçu bakımından; 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen TCK’nın 106/1. maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğu, TCK’nın 125/1. maddesi kapsamında hakaret suçu yönünden ise, uzlaşma önerisinin yapıldığı tarihte 5271 sayılı CMK’nın 253/3. maddesinde engel bulunduğu gözetilerek, yeni düzenleme karşısında bu suç yönünden de uzlaşma önerisinde bulunulması gerektiği anlaşılmış olmakla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,”
Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

6. Bozma üzerine Dikili 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.04.2019 tarihli ve 2018/455 Esas, 2019/393 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

7. Dikili 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.04.2019 tarihli ve 2018/455 Esas, 2019/393 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 05.10.2020 tarihli ve 2020/2278 Esas, 2020/10502 Karar sayılı ilamı ile;
“17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Yasa’nın 24. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 251. maddesinde “Basit Yargılama Usulü”ne ilişkin düzenleme getirilmiş ve 252. maddesinde de verilecek kararla ilgili özel yasa yolu (itiraz) getirilmiştir.
Ancak bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 7188 sayılı Yasa’nın 31. maddesiyle, 5271 sayılı CMK’na geçici madde 5’in (d) bendinde; “01.01.2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarla seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz” düzenlemesi getirilmiştir.
Konuyu somut norm denetimi yoluyla inceleyen AYM, (25.06.2020, 2020/16, 2020/33; R.G. 19.08.2020, Sayı:31218), sözü geçen geçici madde 5/d’ deki düzenlemedeki, “kovuşturma evresine geçilmiş” ibaresinin aynı bentte yer alan, “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38 nci maddesine aykırı görerek iptaline karar vermiştir.
AYM kararında, hükme bağlanmış dosyalarla ilgili iptale karar verilmemiş ise de; hükme bağlanmış dosyalarla ilgili olarak kovuşturma evresi kesinleşmeye kadar devam ettiği için (5271, m.2/1-f), temyiz incelemesi devam eden dosyalar bakımından da lehe düzenleme getirilmesi ve mahkumiyet hükmü verildiği takdirde sonuç cezadan dörtte bir indirim öngörülmesi nedeniyle (5271, m.251/3), yeniden değerlendirme yapılması gerekir.
AYM’nin bu iptal kararında; sanık lehine getirilen, yeni düzenlemenin, geçici maddesiyle “kovuşturma evresine geçilmiş” dosyalar bakımından uygulanması gerektiğine işaret edildiğinden, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı CMK’nın 251/1 maddesi kapsamına giren suçlar yönünden; Anayasa’nın 38 nci maddesi ile 5237 sayılı TCK’nın 7 ve 5271 sayılı CMK’nın 251 vd. maddesi gereğince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,”
Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

8. Bozma üzerine Dikili 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.03.2021 tarihli ve 2020/675 Esas, 2021/285 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tehdit suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

9. Dikili 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.03.2021 tarihli ve 2020/675 Esas, 2021/285 Karar sayılı
kararının sanık müdafii ve o yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 16.05.2022 tarihli ve 2021/42573 Esas, 2022/12267 Karar sayılı ilamı ile;
“Katılan …’ in aşamalarda değişiklik göstermeyen beyanlarının tanık …’in anlatımları ile doğrulanması karşısında, sanığın mahkumiyeti yerine, yerinde görülmeyen gerekçeyle beraatine karar verilmesi,”
Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

10. Bozma üzerine Dikili 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.10.2022 tarihli ve 2022/537 Esas, 2022/900 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz Sebepleri
Atılı suç bakımından zamanaşımı süresi dolduğundan sanık hakkında zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi gerektiğine,

B. Sanık … Müdafiinin Temyiz Sebepleri
Tehdit suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün usul ve yasaya aykırı olduğuna,

C.Vesaire,
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Olay günü gece geç saatlerde sanık …’ın bir araç ile mağdur …’in bulunduğu sokağa gürültü yaparak girdiği, gürültüden rahatsız olan mağdur …’in sanıktan gürültü yapmamasını istediği, bu duruma sinirlenen sanık …’ın “sen burada bekle, ben seni geberteceğim, senin ananı avradını s.k.ceğim” dediği anlaşılmıştır.

2. Mağdurun aşamalarda tutarlı beyanlarda bulunduğu, tanık V.G.’nin mağduru doğrulayan beyanlarda bulunduğu görülmüştür.

3. Sanığın, mağdurla aralarında bir tartışma yaşandığını fakat tehdit etmediğini savunduğu anlaşılmıştır.

4. Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (9) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verildiği ve gereğinin yerine getirildiği belirlenmiştir.

IV. GEREKÇE
A. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz Sebebi Yönünden
Sanığa yüklenen ve 5237 sayılı Kanun’ un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde uyan tehdit suçunun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre, aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresine, aynı Kanun’un 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği ise 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair ilk kararın kesinleştiği 28.01.2011 tarihi ile hükmün açıklanmasına sebep olan ikinci suçun işlendiği 20.03.2015 tarihleri arasında dava zamanaşımının durduğu da nazara alınarak suç tarihi olan 09.08.2010 tarihinden inceleme tarihine kadar bu sürenin geçmemiş olduğu anlaşıldığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

B. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebebi Yönünden
Mağdur beyanı, mağdur beyanı ile uyumlu tanık beyanı ve Hukukî Süreç başlığı altında (9) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmı karşısında, sanığın eyleminin sabit olduğu belirlendiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

C. Vesaire Yönünden
1. Sanık hakkında 27.12.2010 tarihinde hapis cezasına hükmedildikten sonra hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğine göre, 5 yıllık denetim süresi içinde sanığın yeniden suç işlemesi karşısında açıklanması geri bırakılan hükmün aynen açıklanmasına karar verilmesi gerektiği halde, mahkemece ancak 5271 sayılı Kanun’un 231/11 inci maddesi uyarınca kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanık hakkında koşullarının varlığı halinde cezanın ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar verilerek yeni bir mahkumiyet hükmü kurulabilecekken, sanığın tekrar suç işlemesi durumunda açıklanması geri bırakılan hükmün aynen açıklanması dışında, bir imkan mahkemeye tanınmadığı gözetilmeden, sanık hakkında hükmedilen hapis cezasından 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi uyarınca indirim yapılması suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 231/11 inci maddesine aykırı davranılması aleyhe temyiz olmadığından, bozma nedeni yapılmamıştır.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldıgı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının ve yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, o yer Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diger temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerlerle Dikili 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.10.2022 tarihli ve 2022/537 Esas, 2022/900 Karar sayılı kararında o yer Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden Gerekçe bölümünün (C) paragrafı 1 numaralı bentte açıklanan eleştiri dışında herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden O yer Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

27.04.2023 tarihinde karar verildi.