Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2008/17019 E. 2009/8682 K. 27.05.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/17019
KARAR NO : 2009/8682
KARAR TARİHİ : 27.05.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi ve davalı gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı … Yönetimi 14.12.2004 tarihli dilekçesiyle, … Köyü 1905 sayılı parselin yörede 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içinde bırakıldığını, davalı adına olan tapu kaydının iptali ve orman niteliği ile Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın KISMEN KABULÜNE, Harita Mühendisi Bilirkişi Ö…. tarafından düzenlenen 25.02.2008 tarihli krokide (C) ile gösterilen 12 m2 bölümün tapu kaydının iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, aynı krokide (A), (B) ve (D) ile gösterilen toplam 6058 m2 yüzölçümündeki bölümüne yönelik davanın ise reddine karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi tarafından (A), (B) ve (C) bölümlerine, Davalı gerçek kişi vekili tarafından da (C) bölümüne ilişkin olarak temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan taşınmazın daha sonra arazi kadastrosu yoluyla oluşturulan tapu kaydının iptal ve orman niteliğiyle tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1976 yılında ilk tahditin aplikasyonu ve … … Vakfının tapulu taşınmazları yönünden … Genel Müdürlüğünün itirazı üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanın hakem sıfatıyla verdiği karar ile tahditi iptal edilen yerler hakkında yapılan ormanların kadastrosu çalışmaları 15.09.1976 tarihinde, bu işlemlere karşı yapılan itirazları inceleyen 7 Numaralı Orman Kadastro Komisyonu işlemleri de 09.12.1976 tarihinde ilan edilmiştir. Daha sonra 1988 yılında 36 Numaralı Orman Kadastro Komisyonunca aplikasyon ve sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ile 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması yapılmış ve 15.06.1989 tarihinde ilan edilmiştir.
21.06.1991 tarihinde kesinleşen kadastroda … Köyü, Yüksekyurt mevkii 1905 parsel sayılı 6070 m2 yüzölçümündeki tarla nitelikli taşınmaz 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan alanda kaldığından söz edilerek Hazine adına tesbit edilmiş, … İzmar’ın davasının açılmamış sayılmasına ilişkin Kadastro Mahkemesinin 19.09.1991 gün ve 1991/83-623 sayılı kararının kesinleşmesiyle Hazine adına tescil edilmiş, … tarafından davalılar Hazine ve … aleyhine, … Köyü 1905 sayılı parselin kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle adına tescili istemiyle açılan davanın kabulüne ilişkin … Asliye 2. Hukuk Mahkemesinin 18.10.2000 gün ve 1999/807-1629 sayılı kararının Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 22.02.2001 gün ve 2001/577-1472 sayılı kararı ile onandıktan sonra kakar düzeltme istemi de 12.06.2001 gün ve 2001/4702-4919 sayılı kararı ile red edildikten sonra kesinleşmesiyle … adına kayıt edilmiştir.
-2-
2008/17019-2009/8682

1. A) Kesinleşmiş orman kadastrosu, makiye ayırma, 6831 Sayılı Yasanın 2. Maddesi ve 2/B madde uygulamasına ilişkin tutanak ve haritaların uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu uzman bilirkişi ve … elemanı bilirkişi raporlarıyla, çekişmeli parselin tamamının 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde bırakıldığı, 1952 yılında Akdeniz makisi olarak belirlendiği, 1942 yılı orman tahdidini yok sayarak 1976 yılında yapılan işlemde ekli krokisinde (B) ile gösterilen 410 m2 bölümünün ise orman sınırları dışında bırakıldığı belirlenip,
B) Ağustos 2007 tarih ve 8 sayılı YARGITAY KARARLAR DERGİSİNDE yayınlanan, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 20.12.2006 gün ve 2006/14641-17945 sayılı kararında da açıklandığı gibi, 5653 sayılı yasa ile değişik 3116 sayılı yasanın 1. maddesi hükmüne göre kurulan makiye ayırma komisyonunun, 6831 Sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra yasal hiçbir dayanağının kalmadığı, yörede 1952 yılında yörede makiye ayırma çalışması yapan komisyonlar yasa ve yönetmelik hükümlerine uygun kurulmadığı gibi, yasa ve yönetmelik hükümlerine de aykırı çalıştıkları, bu nedenle yaptıkları makiye ayırma işlemlerine değer verilemeyeceği, yasa ve yönetmelik hükümlerine uyulmadan yapılan çalışma sonunda makiye ayrılan yerlerin tevzii işlemlerinin de yapılmadığı, makiye ayrılan yerlerde özel yasaları gereği oluşturulan tapu kayıtları dışındaki kayıtlar ile zilyetliğe değer verilmeyeceği, 1952 yılında Yasa ve Yönetmelik hükümlerine uygun olarak kurulmayan ve yine Yasa ve Yönetmelik hükümlerine uygun olarak görev yapmayan maki komisyonunca kısmen 1942 yılında kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında, kısmen içinde bulunan ve Akdeniz sahil şeridine kadar dayanan köy toplu … arazilerini, meraları tepeleri, tarıma uygun olmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler ile … Köyü Yerleşim yerini de içine alan çok geniş bir alanın makilik saha olduğundan söz edilerek makilik olarak belirlendiği,
C) 1976 yılında görevlendirilen Orman Kadastro Komisyonu tarafından, 1952 yılı maki çalışmalarına değer vermeyerek ve 1942 yılında yapılan orman kadastrosunun sadece … … Vakfına ait tapu kayıtları kapsamında kalan taşınmazlar yönünden iptal edildiği, diğer taşınmazlar yönünden, tahdidin hukuki geçerliliğini sürdürdüğü göz önünde bulundurmadan, 1942 yılı tahdidinin tamamı iptal edilmiş gibi yeniden orman kadastrosu yapılacağı Orman Kadastro Komisyonunun 03.06.1976 tarihli ve 1 nolu tutanağında belirtildikten sonra, kısmen 1942 yılı tahdit hattına uyularak yeniden orman kadastrosu yapıldığı ve 1942 yılı tahdit hattı dışında kalan ancak niteliği eylemli orman olan bir kısım yerlerin, 4785 Sayılı Yasa hükümlerine göre orman olarak sınırlandırıldığı, daha sonrada 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması yaparak, bir kısım ormanların 15.10.1961 tarihinden önce nitelik kayıp etmesi nedeniyle orman dışına çıkartılarak, 24.07.1976 tarihli (36) nolu işi bitirme tutanağı düzenlendiği, 23.11.1976 tarihli (37) nolu tutanakla da, yapılan işlemlerin ilan edilmesine karar verildiği ve bu ekip çalışmalarının ilanı üzerine süresinde yapılan itirazların incelendiği ve 09.11.1976 günlü (5) numaralı itirazları inceleme tutanağında “…4 nolu Orman Kadastro Ekibince 1744 Sayılı yasa gereğince nitelik kaybı nedeniyle (2) numaralı poligon olarak orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin 1952 yılında makiye ayrıldığı, .bu sahanın eskiden beri köy arazisi ve köy yerleşim alanı olarak kullanıldığı cüz i bir kısmının orman sayılmayan makilik alan olduğu görülmekle 2 nolu parselin(2 nolu 2. Madde poligonunun) orman sınırları dışında bırakılmasına ve ekip tarafından yapılan işlemlerin bu şekilde düzeltilmesine” karar verildiği, 4785 Sayılı Yasa hükümleri göz önünde bulundurularak dava konusu parsel yönünün 1976 yılında ilk kez yapılan çalışmada kısmen orman sınırları dışında bırakıldığı, 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. Madde uygulamasına konu edilmediği, yapılan işlemlerin ilanından sonra ilan tarihlerinde yürürlükte bulunan 3116 Sayılı Yasa ve 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 11. Maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürelerin de geçmesiyle kesinleştiği,
D) Doğal … ve kaynak niteliğindeki ormanların, özel mülkiyet konusu olmayacağı, bunun için yasal olanak bulunmadığı, bu tür yerler hakkında gerçek kişiler adına sicil oluşturulmasının da, taşınmazın özde kamu malı olma niteliğini değiştiremeyeceği (Yargıtay
-3-
2008/17019-2009/8682

1.H.D. 11/9/1989 gün ve 1989/8162-9365). Öncesi itibarıyla orman olan ve yapılan orman tahdidinde herhangi bir nedenle orman tahdit sınırı dışında gösterilen yerin zilyetlikle veya tapu ile kazanılması mümkün olmadığı,
E) Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarih, 208 sayılı kararla, sadece … İdaresinin dayandığı … Vakfına ait tapulu taşınmazlar yönünden 1942 yılı orman kadastrosunun iptal edildiği, diğer taşınmazlar yönünden 1942 yılı orman kadastrosunun hukuki geçerliliğini koruduğu, 1942 yılında yapılan orman kadastrosunu yok sayarak, 1942 yılında orman olarak sınırlandırılan alanları orman sınırları dışında bırakan karar ve işlemlerin ikinci kadastro olması nedeniyle hukuki değer taşımazsa da(3402 Sayılı Yasanın 22/1. Maddesi), 1942 yılında yapılan orman kadastrosu ile sadece devlet ormanlarının sınırlandırılıp, 4785 sayılı yasa ile (istisnalar dışında) özel ve tüzel kişilere ait tüm ormanların devletleştirildiğinden ve 5658 sayılı yasada Vakıf ormanlarını iade edileceğine ilişkin hüküm bulunmadığından 1942 yılı tahditi dışında kalan yerlerde, 7 Numaralı Komisyonun 1976 yılında 4785 sayılı yasa hükümlerine göre yaptığı çalışmayla devletleştirilen orman alanı olduğu belirlenen yerlerin orman olarak sınırlandırılmasının yasaya uygun olduğu,
F) Orman kadastrosunun ilanından sonra dava tarihine kadar hak düşürücü sürelerin çoktan geçtiği ve orman kadastrosu kesinleştiği, çekişmeli taşınmaz ister 1942 yılı orman kadastrosu sınırları içinde olsun, isterse 1942 yılı orman kadastrosu sınırları dışında olması nedeniyle, 1976 yılında 4785 sayılı yasa hükümleri gözetilerek yapılan orman kadastrosunda orman olarak sınırlandırılsın, her iki halde de dava konusu taşınmazın hukuken orman olduğu, hak düşürücü süreler geçmiş olduğundan davalının orman kadastrosu iptal ettirebilmesi için dayanacağı hiçbir yasa hükmü bulunmadığı
G) Uzman orman ve … bilirkişiler tarafından kesinleşen orman kadastrosuna ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu dava konusu taşınmazın 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, taşınmaz daha önce yapılan orman kadastrosunun sınırları içinde olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu göz önünde bulundurmadan, kısmen hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet … kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026 (E.M.Y.nın 934. İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanama olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet … kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023 (E.M.Y.931 İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı,
H) … Asliye 2. Hukuk Mahkemesinin 18.10.2000 gün ve 1999/807-1629 sayılı kararının dayanağı bilirkişi raporlarında “çekişmeli parselin 1942 yılı orman kadastrosu sınırları içinde bırakıldığı ancak 1976 yılında 7 Numaralı Orman Kadastro Komisyonunca kısmen orman sınırları dışında kısmen içinde bırakıldığı ve 1744 Sayıl Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. Madde uygulamasına konu edilmediği” 1989 yılında kısmen 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı bildirilmesine rağmen, Asliye 2. Hukuk Mahkemesinin gerekçesinde “çekişmeli parselin 1942 yılı orman kadastrosu sınırları içinde bırakıldığı, daha sonra 1952 yılında makiye ayrıldığı ve 1976 yılında 7 Numaralı Orman Kadastro Komisyonunca 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmışsa da, makiye ayrılan taşınmazın daha sonra 6831 Sayılı Yasanın 2. Madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmasının yasal

-4-
2008/17019-2009/8683

olmadığı açıklanarak Hazinenin davasının red edildiği, Halbuki, dava konusu parselin 1942 yılı tahdit sınırları içinde kalmaktaysa da 1976 yılında 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. Madde gereğince orman rejimi dışına çıkarma işlemine konu edilmediği, … Asliye 2. Hukuk Mahkemesinin dayandığı bilirkişi raporları ile somut olaydaki mahkeme kararının gerekçesi gözetildiğinde, Hazine aleyhine kesinleşen kararda taşınmazın makiye ayrıldığı orman rejimi dışına çıkartılan sahada kaldığı kabul edildiği halde temyize konu davada dava konusu yerin (B) ile gösterilen bölümünün orman rejimi dışına çıkarılmadığı, halen 1942 yılı orman kadastro sınırları içinde kalmaya devam ettiği belirlendiği, dava nedenleri farklı olduğundan, kesin hükümden ve kesin delilden söz edilemeyeceği gözetilerek çekişmeli parselin … bilirkişi krokisinde (B) ile gösterilen 410 m2 bölümüne ilişkin davanın da kabulüne karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle bu bölüme ilişkin davanın red edilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
2. Davalı gerçek kişinin çekişmeli parselin ekli … bilirkişi krokisinde (C) ile gösterilen 12 m2 ve davacı … Yönetiminin çekişmeli parselin (A) ve (D) ile gösterilen toplam 5648 m2 yüzölçümündeki bölümüne ilişkin temyiz itirazlarına gelince; çekişmeli taşınmazın (C) ile gösterilen 12 m2 bölümünün ve (A) ve (D) ile gösterilen 5648 m2 bölümünün 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde bırakıldığı, 1976 yılında durumunun değişmediği yine orman sınırları içinde bırakıldığı, 1989 yılında 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince (A) ve (D) ile gösterilen toplam 5648 m2 bölümün Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, (C) ile gösterilen bölümün bu şilemde de orman sınırları içinde bırakıldığı belirlenerek, yukarıda birinci bendin “(B)” paragrafında açıklandığı gibi 1952 yılında yapılan makiye ayırma işlemine hukuken değer verilemeyeceği, kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde iken 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmasına ilişkin işlem kesinleşen bölümler için Orman Yönetiminin davasının dinlenemeyeceği gözetilerek, (C) ile gösterilen bölüme ilişkin davanın kabulüne, taşınmazın (A) ve (D) ile gösterilen toplam 5648 m2 bölümüne ilişkin davanın ise reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı gerçek kişinin (C) ile gösterilen, orman Yönetiminin de (A) ve (D) ile gösterilen bölümlere ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle bu bölümlere ilişkin hükmün onanması gerekmiştir.
SONUÇ: 1. Yukarıda birinci bendde açıklanan nedenlerle, davacı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile çekişmeli parselin 25.02.2008 tarihli … bilirkişi krokisinde (B) ile gösterilen 410 m2 bölüme ilişkin hükmün BOZULMASINA,
2. Yukarıda ikinci bendde açıklanan nedenlerle davalı gerçek kişinin ve Orman Yönetiminin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle çekişmeli parselin 25.02.2008 tarihli … bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen 5498 m2, (C) ile gösterilen 12 m2 ve (D) ile gösterilen 150 m2 bölümlere ilişkin hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden gerçek kişiye yükletilmesine 27/05/2009 günü oybirliği ile karar verildi.