YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10459
KARAR NO : 2009/12018
KARAR TARİHİ : 16.07.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar … ve yedi arkadaşı ve Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 05.06.2008 gün ve 2008/3580-8352 sayılı bozma kararında özetle “Davacı Hazine 19.01.2001 tarihinde, Zeytinalanı Köyü 31 parsel sayılı taşınmazın 55636.89 m2 bölümünün, 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içindeyken yine, 1976 yılında yapılıp kesinleşen 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı iddiasıyla, bu bölümün davalılar adına olan tapu kaydının iptali ve Hazine adına tapuya tescilinin istendiği, Mahkemenin davanın reddine ilişkin 29.03.2001 gün ve 2001/44-152 sayılı kararının Hazine tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 24.10.2002 gün ve 2002/10440-11619 sayılı kararıyla (1744 Sayılı Yasa uyarınca orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazlar yönünden, orman tahditinden önce tesis edilmiş bulunan tapuya değer verileceğinin kuşkusuz olduğu, ancak davalılara ait tapu kayıtlarının yöntemince uygulanıp kapsamının belirlenmediği, bu nedenle tapu kaydının tüm tesis ve tedavüllerinin getirtilerek uygulanıp kapsamının belirlenmesi ) gereğine değinilerek bozulduğu, Mahkemenin 09.12.2003 gün ve 2003/17-464 günlü, davanın reddine ilişkin kararının ise davacı Hazine temyizi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 31.03.2005 gün ve 2005/2949-3819 sayılı kararıyla (1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. maddesinin (a) ve (b) bendinde sayılan yerlerden, evvelce sınırlaması yapılmış ve fakat yukarıdaki fıkra hükümlerine uymadığı Orman Bakanlığınca veya vaki müracaatlar üzerine anlaşılan sınırlamaların düzeltilmesi bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç on yıl içinde orman kadastro komisyonlarınca yapılır. Bu düzeltme sonucu orman sınırları dışına çıkarılacak yerin, sınırlaması itirazsız kesinleşmiş tapulu arazi ise mülkiyeti tekrar tapu sahiplerine intikal edeceği, ancak, hükmüne uyulan bozma kararında açıkça tarif edilmesine rağmen, dayanılan tapu kaydının yöntemince uygulanmadığı, bu nedenle mahkemece, çekişmeli parselin komşuları olan tapulama parsellerinin dosyada bulunmayanlarının, kadastro tesbit tutanakları ve var ise dayanağı olan tapu ve veri kayıtlarının getirtilmesi, önceki bilirkişiler dışında bir … elemanı bilirkişi vasıtasıyla yeniden yapılacak keşifte, çekişmeli parselin kadastro tesbitine esas alınan tapu kayıtlarının yöntemince uygulanıp kapsamının belirlenmesi, keşfe katılan … elemanı bilirkişiye, 26.03.2001 tarihli müşterek bilirkişi raporunda belirlenen orman sınır hattı ile irtibatlı, tapu uygulamasını gösteren ayrı renklerle işaretli infaza olanak verir kroki düzenlettirilmesi, 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince orman rejimi dışına çıkarılan ve tapu kaydının kapsadığı bölüme ilişkin davanın reddine, 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince orman rejimi dışına çıkarılan ve tapunun yüzölçümü ile kapsamı dışında kalan bölümlere ilişkin davanın ise kabulüne karar verilmesi ) gereğine değinilerek bozulduğu, bozma kararına uyulduktan sonra Mahkemenin, davanın REDDİNE ilişkin 26.12.2006 gün ve 2005/380-337 sayılı kararının, Hazinenin tarafından temyiz edildiği, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 11.10.2007 gün ve 2007/9732- 12256 sayılı kararıyla “bozma kararı gereğince işlem yapılara hüküm kurulmuş olduğu gerekçesiyle onandığı, bu kez davacı Hazinenin davalı tarafın tutunduğu tapu kaydının çekişmeli parseli kapsamadığı, taşınmazın Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığını, çekişmeli parselin tapu kaydının iptalini ve Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gerektiğini, bu nedenle Dairenin onama kararının kaldırılmasını ve Mahkemenin 26.12.2006 gün ve 2005/380-337 sayılı kararının bozulmasını istediği, 1952 yılında yapılan genel kadastroda Zeytinalanı Köyü 31 parsel sayılı 89240 m2 yüzölçümündeki tarla nitelikli taşınmazın, Nisan 1943 tarih 10, Mayıs 1291 tarih 2, K.Sani 1295 tarih 23 ve 176 sıra numaralı tapu kayıtları kapsamında kaldığından söz edilerek … çocukları … ve …, … çocukları … ve …, … oğlu …, …,… (ölü … veresesi) … oğlu … … adına tesbit edildiği, davacılar: …, …, … … ve … … nün davasının feragat nedeniyle, Davacılar … …, … oğlu … …, … …’nın davalarının ise sübut bulmadığından reddine ilişkin, Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinin 04.05.1959 tarih 1954/45-129 sayılı kararının temyiz edilmeden 25.09.1959 tarihinde kesinleşmesiyle, tesbit gibi davalılar …, …, … …, … …, … …, … ve … … adına tapuya tescil edildiği, satışlar ve pay birleştirmesi ile davalılar adına tapuya tescil edildiği, çekişmeli parselin kadastro tesbitine esas alınan, … Köyü Kalaardı mevkiine ait, tarafları Tarik ve Kala ve Mektep yeri ve … … … …, … Ağazade … … adına olan 100 dönüm tarla nitelikli Mayıs 1291 tarih 2 sıra numaralı tapu kaydının, K.Sani 1295 tarih 23 sıra numarasında rubu payının … … bini … …’ya, K.Sani 1295 tarih 176 sıra numarasında rubu payının … … bini … …’ya, Temmuz 1289 tarih 46 sıra numarasında rubu payının … … adına kayıt edildiği, Temmuz 1328 tarih 12 sıra numaralı sicilde açık artırmayla … Efendiye satıldığı, Ağustos 1322 tarih 9 numaralı sicilde D: Mektep Yeri, B: Kala olup, Mektep yerine kadar 1000 hatve mesafede, K: …, G: Yol olup Cepheye (Cebele kadar olmalı) kadar 160 hatve okuyan 100 dönüm tarla niteliğiyle ¼ payının Bankaya olan borcunu ödeyen … Bey adına kayıt edildiği, T.Sani 1927 tarih 4 sıra numaralı sicilde … Bey’e ait 1/4 payın tüccardan … … Zade … … Beye satıldığı, Nisan 1943 tarih 10 sıra numaralı sicilde ise …’ye ait pay intikal ve satış ile … köyünden … oğlu … …’ya geçtiği, kesinleşmiş orman kadastrosu ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde tutanak ve haritalarının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen raporlarla, çekişmeli parselin ekli bilirkişi raporunda kahverengi ile taranarak gösterilen 55936 m2 yüzölçümündeki bölümünün 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde bırakıldığı ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince orman rejimi dışına çıkarıldığı, taşınmazın geri kalan ve … ile taranarak gösterilen diğer bölümünün ise kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında bırakıldığı yönünde taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı uyuşmazlığın, çekişmeli parselin tutunulan tapu kaydı kapsamında kalıp kalmadığı ve 1942 yılı orman kadastrosu sınırları içinde kalan bölümün tapu sahibi adına mı yoksa Hazine adına mı? orman sınırları dışına çıkarıldığına ilişkin olduğu, kamu malı olan orman niteliğindeki taşınmazlar hakkında, özel mülklerin bağlı olduğu yasa hükümleri uygulanamayacağı, bu nedenle, aslında orman olan taşınmazı tapu kaydı ile satın alan kişinin , 4721 Sayılı Medeni Yasanın 1023. maddesindeki iyiniyet kurallarından yararlanamayacağı gibi, 1942 yılında orman kadastrosu kesinleşmesi nedeniyle yasal değerini yitiren tapu kaydı dayanak gösterilerek ve taşınmaz orman sınırları içinde iken genel kadastro ve gerçek kişiler arasındaki kadastro tesbitine itiraz davası sonunda 1959 yılında tapu kaydı oluşturulduğu, bu nedenle, tapu kaydı geçerli bir hukuki sebebe dayanılarak oluşturulmadığından yasanın koruyuculuğu altında bir kayıt olarak değerlendirilmesinin olanaksız olduğu, 1744 Sayılı Yasanın 2/1. maddesi gereğince nitelik kaybı nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılan yer, orman tahdidinin kesinleştiği tarihten daha önceki zamanlarda tapuya kayıtlı olsa dahi, mülkiyeti tapu sahibine intikal etmeyeceği, çünkü, 1744 Sayılı Yasanın 2/2. maddesinde yazılı “ Evvelce sınırlaması yapılmış ve fakat yukarıdaki fıkra hükümlerine
(aynı maddenin birinci fıkrası) uymadığı anlaşılan sınırlamaların düzeltilmesi sonucu orman sınırları dışına çıkartılacak yer, sınırlaması itirazsız kesinleşmiş tapulu arazi ise, mülkiyeti tekrar tapu sahiplerine intikal eder” hükmünün, sadece ilk orman kadastrosunun yapıldığı tarihinden daha önceki zamanlarda ve öncesi de orman olmayan yerler için oluşturulan tapu kayıtlarına ilişkin olduğu, t taşınmazın öncesinin orman olsun olmasın, o yer kesinleşen orman sınırı içinde bulunduğu sırada oluşturulan tapu kayıtlarına değer verilemeyeceği gibi, taşınmazın öncesinin orman sayılan yer olması ve 1744 Sayılı Yasanın 2/1. maddesi gereğince 15.10.1961 tarihinden önce nitelik kaybetmesi nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılması halinde, o yer orman sınırı içine alınmadan önce tapuda kayıtlı olsa dahi, tapu kaydı özel mülkiyete konu olmayan orman sayılan yerde oluşturulduğu için yolsuz tescil niteliğinde olacağından, yine bu tapu kaydına değer verilemeyeceği, o yerin mülkiyeti tapu sahiplerine intikal etmeyeceği, 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2/2 maddesi gereğince orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin mülkiyetinin tekrar tapu sahiplerine intikal edebilmesi için; taşınmazın öncesi orman olup da bilim ve … bakımından nitelik kaybetmesi nedeniyle 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesinin birinci fıkrası gereğince orman reijmi dışına çıkartılan yer olmaması, 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesinin birinci fıkra hükümlerine uymadığı, yani aslında orman olmadığı ve tapulu bulunduğu halde, yanlışlıkla orman sınırı içine alınmış ve sahibi tarafından itiraz edilmediği için hukuken orman sayılan yer haline dönüştüğü anlaşılarak, nitelik kaybetme ya da etmeme konusunda inceleme kurulları tarafından hiçbir araştırma yapılmadan, orman sınırlarının düzeltilmesi sonucu 2. maddenin ikinci fıkrası gereğince orman sınırları dışında bırakılması, çekişmeli taşınmazı içine alan ilk orman kadastrosu itirazsız kesinleşmiş olması, dayanılan tapu kaydı, taşınmaz orman sınırları içine alınmadan önce oluşturulmuş olmalı ve yüzölçümü ile geçerli olarak çekişmeli taşınmazı kapsaması, dayanılan tapu kaydı,13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasa gereği devletleştirilmemiş olması, dayanılan tapu kaydı, 3116 Sayılı Yasanın Muvakkat 1. maddesi ya da başka bir kamulaştırma Yasası gereğince kamulaştırılmış olması, orman sınırlamasının düzeltilmesi sonucu orman sınırı dışında bırakma işlemi 1744 Sayılı Yasanın yürürlükten kalktığı 1 Ocak 1984 tarihine kadar tamamlanmış olması, gerektiği, Hukuk Genel Kurulunun 20.03.1996 gün ve 1995/20-1086-174 sayılı kararında kabul edildiği gibi, hukuken orman olan taşınmaz hakkında, Orman Yönetiminin ve Hazinenin taraf olmadığı dava sonucu oluşturulan tapu kaydının yolsuz tescil niteliğinde olduğu,
Medeni Yasanın mülkiyet hakkının doğumunu nedene (illete) bağlı bir hukuksal işlem olarak kabul ettiği, Medeni Yasanın sistemine göre; tescilin geçerli olabilmesi ve mülkiyet hakkının doğması için geçerli bir hukuksal nedene dayanması zorunlu olduğu, geçerli bir hukuksal nedene dayanmayan orman sayılan yerler hakkındaki tescil işlemi yolsuz tescil niteliğini taşıyacağı ve her zaman iptalinin istenebileceği(Hukuk Genel Kurulunun 30/5/2001 gün ve 2001/1-464-470 sayılı ve 19.02.2003 gün 2003/20-102-90 S.K.). Yolsuz tescille ayni hakkın kazanılmış olmayacağı, (Prof. Dr. M. … Oğuzman, Prof.Dr…. Seliçi Eşya Hukuku 5.bası 1998 s.141). Mahkemece, keşifte dinlenen yerel bilirkişilerin sözleri ve bu sözlere dayalı Harita Mühendisi bilirkişi raporuyla, tapu kaydında yazılı “Kalan”nın çekişmeli parselin kuzeybatı uç noktası ile dava dışı 856 sayılı parselin birleştiği noktadan başlayıp çekişmeli parselin güneyine doğru uzanan tarihi yıkıntılar olduğu, “…” sınırının çekişmeli parselin kuzey ve doğusundaki dava dışı 3 ve 5 sayılı parsellerden müfrez 856 ila 874 sayılı parsellerin kuzeyindeki Devlet Ormanı olduğu, “Tarik” sınırının çekişmeli parselin kuzeyindeki yol olduğu, “Mektep Yeri” sınırının ise çekişmeli parselin en doğu ucundaki 4 sayılı parsel ve 876 numaralı parsel ile birleştiği yerde olduğu, bu sınırlar ve yüzölçümüyle çekişmeli parseli kapsadığının belirlendiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, Orman Uzmanı bilirkişiler tarafından çekişmeli parselin öncesinde orman sayılan yerlerden olup olmadığı eski tarihli memleket haritası, … fotoğrafları ve amenajman planları uygulanmak suretiyle belirlenmediğinden yetersizse de, 3 Numaralı Orman Kadastro Komisyonuna bağlı 4 numaralı ekip tarafından düzenlenen 14.09.1976 tarih ve 11 numaralı tutanak ile başlanarak sınırlandırması yapılan P.I numaralı poligonun bilim ve … bakımından orman niteliğini 15.10.1961 tarihinde önce tam olarak yitirdiği belirlenerek, 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/1 maddesi gereğince nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve işlemin 13.03.1981 tarihinde ilan edilip itirazsız 13.03.1982 tarihinde kesinleştiği belirlendiğine göre orman dışına çıkarma işleminin, öncesi orman olmadığı için 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/2 maddesi gereğince tapu sahibi adına yapıldığının söylenemeyeceği, ayrıca; Keşifte dinlenen yerel bilirkişi sözlerine ve bu sözlere dayalı Harita Mühendisi bilirkişi raporuna göre kadastro tesbitine de esas alınan davalı tarafın tutunduğu tapu kaydındaki, Tarik(yol) sınırı ile … sınırı çekişmeli parselin güney doğu ucundan kuzey batı ucuna doğru uzanan bir hatta ve kuzeyde, Kala sınırı taşınmazın batı kenarında, Mektep Yeri sınırı ise taşınmazın doğu ucunda gösterildiğinden, tarif edilen sınırlarına göre tapu kaydının taşınmazı çevrelemediği ve taşınmazın güney sınırı açıkta kaldığından, tapu kaydını çekişmeli parseli kapsadığının söylenemeyeceği, kaldı ki; Çekişmeli parselin güneyinde bulunan dava dışı Zeytinalanı köyü 30 sayılı 36700 m2 yüzölçümündeki parselin genel kadastroda … …’nın zilyetliğindeyse de, yararına kazanma koşulları oluşmadığından Hazine adına tesbit edildiği, … …’nın, taşınmazın kendi adına tesbit edilen 31 sayılı parsele uygulanan tapu kaydı kapsamında kaldığı iddiasıyla açtığı tapulama tesbitine itiraz davasında, 26.03.1959 tarihli oturumda tapuya dayalı iddiasını tekrar ettiği, 22.04.1959 tarihli oturumdaysa, 31 sayılı parselin tesbitine esas alınan tapu kaydına zuhulen tutunduğunu bildirerek, 30 sayılı parselin kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle adına tescilini istediği, mahkemece yapılan yargılama sonunda … … yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne ve 30 sayılı parselin … … adına tesciline ilişkin Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinin 20.04.1965 tarih 1961/36-8 sayılı kararının temyiz edilmeden 20.5.1965 tarihinde kesinleştiği, parselin … … adına tescil edildiği, 30 sayılı parselin 672, 673, 674 parsellere ayrıldığı, 30 sayılı parselin güneyinde orman kadastrosu sınırları dışında bırakıldığı ve gerçek kişiler adına tesbit edildiği anlaşılan 2, 29, 28 ve 32 sayılı parsellerin bulunduğu, çekişmeli parselin güney doğu sınırında bulunan dava dışı … alanı köyü 7 parsel sayılı 16700 m2 yüzölçümündeki tarla nitelikli taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle …, … ve …… ile … Işık adına tesbit edildiği, … … 7 sayılı parselin 31 sayılı parsele uygulanan tapu kaydı kapsamında kaldığını adına tescilini, Hazine parselin orman tahditi içine alınan Haziran 1948 tarih 24 sıra numaralı tapu kaydı içinde kaldığını Hazine adına tescilini istediği, bunların yanı sıra … … ve … … tesbite itiraz davası açtıkları, … …’nın 29.04.1959 tarihli oturumda neden bildirmeden itiraz ve davasından vazgeçtiği, Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinin 29.4.1959 tarih ve 1954/18-127 sayılı davaların reddine ve taşınmazın tesbit gibi teciline ilişkin kararının temyiz edilmeden 9.5.1960 tarihinde kesinleştiği, Zeytinalanı köyü 1 parsel sayılı 12100 m2 yüzölçümündeki tarla nitelikli taşınmaz zilyetleri … ve … Eryılmazın bu yeri … …ndan satın aldığı ve ölümüyle mirasçıları … … ve arkadaşlarına kaldığından söz edilerek onlar adına tesbit edildiği, … Yangı7nın taşınmazın 31 sayılı parselin tesbitine esas alınan Nisan 1943 tarih ve 10 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığını adına tapuya tescilini istediği, Ziya …, … …’ın yine tapuya ve zilyetliğe dayandıkları, Hazine taşınmazın Hazine adına kayıtlı 10.06.1948 tarih ve 24 numaralı tapu kaydı içinde olduğu iddiasıyla dava açtığı, 22.04.1959 tarihli keşifte … Yangının … bilirkişinin tarifine göre taşınmazın tapunun güneyindeki yol sınırının güneyinde kaldığını anladığını bu nedenle itirazından vazgeçtiğini bildirdiği, taşınmazın kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında olduğunun ve davalılar yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının oluştuğunun belirlendiği gerekçesiyle, Ziya Köprülünün davasının ise feragat nedeniyle reddine ilişkin Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinin 27.04.1959 gün ve 1954/12-117 sayılı kararının temyiz edilmeden 16.04.1963 tarihinde kesinleştiği, … … tarafından 31 sayılı çekişmeli parselin tesbitine esas alınan tapu kaydına tutunularak, dava dışı 1, 7 ve 30 sayılı parsellerin kadastro tesbitine itiraz davası açıldığı, çekişmeli 31 sayılı parselin kadastro tesbitine esas alınan tapu kayıtlarının dava dışı 7, 1 ve 30 sayılı parselleri de kapsadığı yönündeki … Yangının dilekçe ve beyanları kendisini bağladığı gibi, halefiyet ilkesi gereği çekişmeli parseli satış gibi nedenlerle devralan davalılar için de bağlayıcı olduğu, 7, 30 ve 1 sayılı parseller bir bütün olarak düşünüldüğünde, tapu kaydında yazılı yüzölçümünden fazla miktardaki taşınmaz orman kadastrosu sınırları dışında bırakıldığına göre, tapu kaydının kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken yine kesinleşmiş 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmaz bölümlerini de kapsadığının söylenemeyeceği, açıklanan hususlar gözetilerek, Hazinenin davasının kabulüne ve çekişmeli Zeytinalanı Köyü 31 sayılı parselin 14.12.2006 tarihli müşterek bilirkişi krokisinde kahverengi çizgi ile çevrelenerek gösterilen 55636.86 m2 yüzölçümündeki bölümüne ilişkin davasının kabulüne , bu bölümün tapu kaydının iptali ile 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken, Hazinenin davasının reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna” değinilmiştir. bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda, mahkemece bu kez davanın kabulüne çekişmeli Zeytinalanı köyü 31 sayılı parselin 14.12.2006 tarihli müşterek bilirkişi krokisinde kahverengi ile çizgi ile gösterilen 55.636,89 m2 bölümünün tapu kaydının iptaline ve 6831 Sayılı Yasanın 2/B Maddesi gereğince Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş hüküm davalılar … ve yedi arkadaşı ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Zeytinalanı Köyü 31 sayılı parselin tapusunun iptali ve tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1976 yılında yapılıp, 1981 yılında kesinleşen ilk orman kadastrosunun aplikasyonu, 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 1987 ve 1988 yıllarında yapılıp kesinleşen aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
Bozma kararı gereği işlem yapılarak, davanın kabulüne karar verildiğine, çekişmeli taşımazın, 1942 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastro sınırları içinde olduğu halde, 1953 yılında arazi kadastro ekiplerince bu durum göz önünde bulundurulmadan ikinci kez kadastrosunu yaparak o tarihde kesinleşmiş orman kadastro sınırları içinde kalmaya devam eden taşınmazlar hakkında sicil oluşturduğuna, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayalı Yasanın 22/1. maddesi hükümlerine göre ” Evvelce tespit, tescil veya sınırlandırma suretiyle kadastrosu veya tapulaması yapılmış olan yerlerin yeniden kadastrosu yapılamaz. Bu gibi yerler ikinci bir defa kadastroya tabi tutulmuşsa, ikinci kadastro bütün sonuçlarıyla hükümsüz sayılır ve Türk Medeni Kanununun 934 üncü maddesine göre işlem yapılır. Süresinde dava açılmadığı takdirde, ikinci defa yapılan kadastro, tapu sicil müdürlüğünce re’sen iptal edileceği “ne, bu nedenle orman kadastrosundan sonra yapılan kadastronun ikinci kadastro olması nedeniyle TMY’nın 1026 (EMY. 934, İsviçre MY. 976) maddesi hükmüne göre iptal edilmesi gerektiğine, 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü sürenin ikinci kadastronun bulunduğu hallerde uygulanamayacağına, Karar tarihinden sonra , 27.01.2009 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5831 Sayılı Yasanın 5. Maddesiyle, 6831 Sayılı Yasaya eklenen Ek.10. Maddesi uyarınca, Orman Yasasının; 20.06.1973 tarih ve 1744 Sayılı Yasayla değişik 2. Maddesi, 23.09.1983 tarihli 2896 ve 05.06.1986 tarihli 3302 Sayılı Yasalarla değişik 2. Madde 1. Fıkra (B) bendi uygulamaları ile orman sınırları dışına çıkarılan yerler, çıkarma işleminin kesinleştiği tarihten itibaren kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisap edilemeyeceğine, yasa hükmü“orman sınırları dışına çıkarma işleminin kesinleştiği tarihten itibaren” denmek suretiyle, orman dışına çıkarma tarihine kadar geriye yürütüldüğüne göre davalı tarafın yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazları ile Hazinenin sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak, 492 Sayılı Harçlar Kanununun “mükellef” başlıklı 11. maddesine göre; Genel olarak yargı harçlarının davayı açan veya harca mevzu olan işlemin yapılmasını isteyen kişilerin ödemekle mükellef olduğu, herhangi bir istek olmaksızın resen yapılacak işlemlere ait harçlar, aksine hüküm yoksa, lehine işlem yapılan kişilerden alınacağı, ayrıca harçtan istisna ve muaflıkları düzenleyen gerek bu yasa gerek özel yasaların hükümler arasında uyuşmazlığa konu tapu iptal tescil davasının yükümlüsünün istisna ya da muafiyeti bulunmadığı, davacı Hazine harçtan bağışıksa da, davada haksız çıkan davalı tarafın harçtan bağışık olmadığı, harçlar Yasasının harcın alınmasını ve tamamlanmasını yanların isteklerine bırakmadığı, bu yönün mahkemece kendiliğinden (re’sen) gözetilmesi gerekeceği, sözü edilen yasanın buyurucu nitelikteki 32. maddesinde de yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağının öngörüldüğü gözetilerek, çekişmeli taşınmazın keşifte saptanan değerine itibariyle başvuru ve karar harçlarının davada haksız çıkan davalı taraftan alınmasına gerekirken, değer belli edildiği halde harç hakkında hüküm kurulmaması; H.Y.U.Y. 416 ve 417. maddesi gereğince; yapılan yargılama giderlerinin davada haksız çıkan taraftan alınması, ve haklı çıkan tarafın kendisini vekil ile temsil ettirmesi halinde, aynı yasanın 421, 423 ve 424. maddeleri gereğince haklı çıkan taraf lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, Hazinenin yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılması ve kendini avukatla temsil ettiren Hazine yararına, karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifelerine uygun olarak avukatlık ücretine hükmedilmemesi; yine kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken yine kesinleşmiş 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığından, 6831 Sayılı Yasanın 2/2 Maddesinin “Orman sınırları dışına çıkartılan bu yerler Devlete ait ise Hazine adına, hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ise bu müesseseler adına, hususi orman ise sahipleri adına orman sınırları dışına çıkartılır. Uygulama kesinleştikten sonra tapuda kesin tashih ve tescil işlemi yapılır.” hükmü gözetilerek, Hazine adına tapuya tesciline karar verilen çekişmeli parselin tapu kaydının beyanlar hanesine 6831 Sayılı Yasanın 2/B Maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığına ilişkin şerh yazılmasına karar verilmesi gerekirken, bu niteliği belirtilmeden Hazine adına tapuya tescil edilmesi doğru değil ve Hazineni temyiz itirazları bu nedenle yerindeyse de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hüküm fıkrasında yer alan iki ve üç numaralı bentlerin hükümden tamamen çıkartılarak; bunun yerine, iki.. numaralı bend olarak “tapu kaydının beyanlar hanesine, 6831 Sayılı Yasanın 2/B Maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığının yazılmasına”, üç numaralı bent olarakda “1.75 TL başvuru ve karar tarihine yakın zamanlarda aynı yöredeki taşınmazlar için taktir edilen dönümü 2000 TL den hesaplanarak kabul miktarına göre 6008 TL nisbi karar harcının davalı taraftan alınmasına, Hazine tarafından yapılan 586 TL tebligat, 619 TL keşif gideri, 41.65 TL diğer ispatlanan giderler olmak üzere toplam 1246,65 TL yargılama giderinin ve karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesine göre hesap edilen 9576 TL nisbi avukatlık ücretinin müştereken ve müteselsilen davalı taraftan alınarak davacıya verilmesine, ” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davalılara yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 16/07/2009 günü oybirliğiyle karar verildi.