Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2021/12184 E. 2023/5996 K. 04.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/12184
KARAR NO : 2023/5996
KARAR TARİHİ : 04.05.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2017/1738 Esas, 2018/2694 Karar
SUÇLAR : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma (asıl davada), basit zimmet (birleşen davada)
HÜKÜMLER : 1)Bolu Ağır Ceza Mahkemesinin 27.04.2017 tarihli ve 2015/217 Esas, 2017/94 sayılı Kararı ile; zincirleme biçimde basit zimmet suçundan mahkûmiyet,
2)Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 28.11.2018 tarihli ve 2017/1738 Esas, 2018/2694 sayılı Kararı ile; istinaf başvurusunun esastan reddi.

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrasınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrasına istinaden temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.
Dosya kapsamına göre uygun görülmeyen duruşmalı inceleme talebinin 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesi uyarınca reddine ve incelemenin duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Bolu Ağır Ceza Mahkemesinin;
2016/121 Esas sayılı birleşen dava dosyası
1.Düzce Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.02.2016 tarihli ve 2016/1760 Soruşturma, 2016/506 Esas, 2016/44 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında zimmet suçundan 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun (1136 sayılı Kanun) 59 uncu maddesi uyarınca son soruşturmanın açılması kararı verilmesi talep edilmiştir.
2.Düzce 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.03.2016 tarihli ve 2016/34 Esas, 2016/91 sayılı Kararı ile sanık hakkında zimmet suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 247 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü ve 53 üncü maddeleri uyarınca yargılamasının yapılması ve delillerin takdiri için 1136 sayılı Kanun’un 59 uncu maddesine göre son soruşturmanın Bolu Ağır Ceza Mahkemesinde açılıp yapılmasına karar verilmiştir.
3.Bolu Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.04.2017 tarihli ve 2016/121 Esas, 2017/95 sayılı Kararı ile sanığın benzer eyleminden dolayı yargılaması devam eden aynı mahkemenin 2015/217 Esas sayılı davası ile bu davanın birleştirilmesine karar verilmiştir.
B. 2015/217 Esas sayılı asıl dava dosyası
1.Düzce Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.05.2015 tarihli ve 2015/5970 Soruşturma, 2015/1861 Esas, 2015/128 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun (1136 sayılı Kanun) 59 uncu maddesi uyarınca son soruşturmanın açılması kararı verilmesi talep edilmiştir.
2.Düzce 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.09.2015 tarihli ve 2015/144 Esas, 2015/225 sayılı Kararı ile sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 155 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca yargılamasının yapılması ve delillerin takdiri için 1136 sayılı Kanun’un 59 uncu maddesine göre son soruşturmanın Bolu Ağır Ceza Mahkemesinde açılıp yapılmasına karar verilmiştir.
3.Bolu Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.04.2017 tarihli ve 2015/217 Esas, 2017/94 sayılı Kararı ile sanık hakkında zincirleme biçimde basit zimmet suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 247 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 7 yıl 3 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmiştir.
4.Sanık müdafiinin istinaf talebi üzerine duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 28.11.2018 tarihli ve 2017/1738 Esas, 2018/2694 sayılı Kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ve müdafiinin temyiz dilekçeleri; her iki dosyada da katılanların beyanlarının tutarsız olduğuna, tanık beyanları eksik ve çelişkili olduğundan hükme esas alınamayacağına, bilirkişi raporunun yetersizliğine, bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığına, makbuzlardaki imzaların sanığın eli ürünü olmadığı gibi sanığa herhangi bir senet verilmediğine, icra dosyalarına ilişkin inceleme tutanaklarının hatalar içerdiğine, suçun sübut bulmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesi ve temyiz dilekçesinde belirtilen sair hususlar gereğince sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Suç tarihinde Bolu Barosuna kayıtlı avukat olarak görev yapan sanığın, katılanlardan …’nin vekili sıfatıyla iş aktinden kaynaklanan tazminat ve ücret alacağı olarak 11.000 TL tahsil ettiği halde katılana 8.000 TL ödediği ve kalan bakiye kısmı uhdesinde tuttuğu, yine katılan …’ın vekili sıfatıyla yürüttüğü icra dosyalarından tahsil ettiği toplam 40.593,58 TL’nin 32.993,58 TL’sini katılana vermeyerek zimmetine geçirdiği iddiaları ile açılan kamu davalarının birleştirilmesine karar verildiği ve mahkemece sanığın hukuki hizmeti kapsamında, müvekkilleri olan katılanlar adına tahsil etmiş olduğu paraların bir kısmını katılanlara vermediği hususu sabit görülerek zincirleme biçimde basit zimmet suçundan cezalandırılmasına karar verildiği görülmüştür.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 17.06.2021 tarihli ve 2021/5-43 Esas, 2021/287 sayılı Kararında da açıklandığı üzere; sanık ile katılanlar arasındaki vekalet ilişkisinde kamu otoritesi ve kamu gücünün kullanılmadığı, söz konusu paraların teslim edilmesinin sanığın avukat olmasının doğal sonucu değil katılanlar tarafından şahsına duyulan güven ilişkisi nedeniyle verilen ahzu kabz yetkisi kapsamında gerçekleştirildiği ve buna bağlı olarak da aralarındaki ilişkinin hizmet ilişkisi kapsamında kaldığı gözetildiğinde, sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun’un 155 inci maddesinin ikinci fıkrasında tanımı yapılan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı ve 24.10.2019 tarihinde 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 26 ncı maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine eklenen alt bentler arasında yer alan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının ”Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” hükmü de gözetilerek, 6763 sayılı Kanun’un 35 inci maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 254 üncü maddesi uyarınca aynı Kanun’un 253 üncü maddesinde belirtilen esas ve usule göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararda hukuka aykırılık görülmüştür.
V. KARAR
Başkaca yönleri incelenmeyen Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 28.11.2018 tarihli ve 2017/1738 Esas, 2018/2694 sayılı Kararının, gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 307 nci maddesinin beşinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Bolu Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.05.2023 tarihinde karar verildi.