Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/11968 E. 2009/14847 K. 15.10.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/11968
KARAR NO : 2009/14847
KARAR TARİHİ : 15.10.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı gerçek kişiler tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 13.12.2007 … ve 2007/14712-16418 sayılı bozma kararında özetle: “Çekişmeli taşınmazın makiye ayrıldığı, bu konuda Hazine yönünden kesinleşmiş mahkeme kararı bulunduğu ve bu karar Orman Yönetimi yönünden kesin hüküm oluşturmasa da … delil niteliğinde olduğu” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, dosya kapsamına ve yapılan uygulamada çekişmeli taşınmazın 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman sınırı içinde kaldığı, 1744 ve 3302 Sayılı Yasalarla değişik 6831 Sayılı Yasanın 2 ve 2/B madde uygulamalarına konu edilmediği, 1952 yılında Yasa ve Yönetmelik hükümlerine uygun olarak kurulmayan ve yine Yasa ve Yönetmelik hükümlerine uygun olarak görev yapmayan maki komisyonunca makilik olarak belirlendiği, 1976 yılında görevlendirilen Orman Kadastro Komisyonu tarafından, 1952 yılı maki çalışmalarına değer vermeyerek ve 1942 yılında yapılan orman kadastrosunun sadece … … Vakfına ait tapu kayıtları kapsamında kalan taşınmazlar yönünden iptal edildiği, diğer taşınmazlar yönünden, tahditin hukuki geçerliliğini sürdürdüğü göz önünde bulundurmadan, 1942 yılı tahditinin tamamı iptal edilmiş gibi yeniden orman kadastrosu yapılacağı Orman Kadastro Komisyonunun 03.06.1976 tarihli ve 1 nolu tutanağında belirtildikten sonra, kısmen 1942 yılı tahdit hattına uyularak yeniden orman kadastrosu yapıldığı ve 1942 yılı tahdit hattı dışında kalan ancak niteliği eylemli orman olan bir kısım yerlerin, 4785 Sayılı Yasa hükümlerine göre orman olarak sınırlandırıldığı, daha sonrada 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması yaparak, bir kısım ormanların 15.10.1961 tarihinden önce nitelik kayıp etmesi nedeniyle orman dışına çıkartılarak, 24.07.1976 tarihli (36) nolu işi bitirme tutanağı düzenlendiği, 23.11.1976 tarihli (37) nolu tutanakla da, yapılan işlemlerin ilan edilmesine karar verildiği ve bu ekip çalışmalarının ilanı üzerine süresinde yapılan itirazların incelendiği ve 09.11.1976 günlü (5) numaralı itirazları inceleme tutanağında “…4 nolu Orman Kadastro Ekibince 1744 Sayılı yasa gereğince nitelik kaybı nedeniyle (2) numaralı poligon olarak orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin 1952 yılında makiye ayrıldığı, .bu sahanın eskiden beri köy arazisi ve köy yerleşim alanı olarak kullanıldığı cüz i bir kısmının orman sayılmayan makilik alan olduğu görülmekle 2 nolu parselin(2 nolu 2. Madde poligonunun) orman sınırları dışında bırakılmasına ve ekip tarafından yapılan işlemlerin bu şekilde düzeltilmesine” karar verildiği, dava konusu taşınmazın 2 nolu poligon dışında bulunduğu, 4785 Sayılı Yasa hükümleri göz önünde bulundurularak dava konusu parsel yönünün 1976 yılında ilk kez yapılan çalışmada kısmen orman olarak sınırlandırılıp büyük bölümünün orman sınırları dışında bırakıldığı, 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın
2. Madde uygulamasına konu edilmediği, yapılan işlemlerin ilanından sonra ilan tarihlerinde yürürlükte bulunan 3116 Sayılı Yasa ve 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 11. Maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürelerin de geçmesiyle kesinleştiği, … Köyünde 1952 yılında çalışan I ve 2 numaralı makiye ayırma komisyonları, 5653 Sayılı Yasa ile değişik 3116 Sayılı Yasanın 5. maddesinde öngörülen kişilerden oluşmadığından kuruluşu yasaya uygun olmadığı gibi, yönetmelik hükümlerine de aykırı oluşturulduğu, bu komisyonların yasa ve yönetmelik hükümlerine de uymadan çalışma yaparak zemine uygulama imkanı olmayan ölçeksiz kroki niteliğinde bir harita düzenlediği, yasaya aykırı kurulan komisyonun yasaya aykırı olarak makiye ayırdığı yerlerde … tevzi işlemleri de yapılmadığından, 22.03.1996 tarih 5/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının somut olayda uygulanamayacağı, H.G.K nun 28.05.2003 … ve 2003/20-371-358 sayılı kararında kabul edildiği gibi, bir yerin maki olarak belirlenmesinin tahditin kendiliğinden geçersiz olması sonucunu doğurmayacağı, o yerin makilik olması nedeniyle orman sınırı içine alınamayacağının orman kadastrosuna itiraz süresi içinde açılacak davada tartışılabileceği, makilik yada tapulu, tapusuz tarlanın veya başka nitelikteki bir taşınmazın orman sınırları içine alınması ve hak düşürücü sürenin de geçmesinden sonra orman kadastrosunun kesinleşeceği ve o taşınmazın hukuken orman niteliğini kazanacağı, yürürlükteki yasalara göre bundan sonra hiçbir merci ve makamın kesinleşen orman sınırını değiştiremeyeceği,
Dava konusu taşınmazın 1942 yılı tahdidi içinde kalıp makiye ayrıldığı gerekçesiyle Hazine tarafından açılan tapu iptal tescil davasının reddine ilişkin sözü edilen kesinleşmiş mahkeme kararının, Orman Yönetimi tapu iptal tescil davasında taraf olmadığından ve bu kararla kesinleşmiş orman kadastrosu iptal edilmediğinden Orman Yönetimini bağlamayacağı, bu karar karşısında, kesinleşen orman kadastrosu daha … bir delil sayılacağı, Kesinleşen orman kadastro sınırları içinde bulunan ve hukuken orman olan taşınmaz hakkında, kadastro yoluyla oluşturulan tapu kaydının yolsuz tescil niteliğinde olduğu,
Kesinleşmiş orman kadastrosu, makiye ayırma, 6831 Sayılı Yasanın 2. Maddesi ve 2/B madde uygulamasına ilişkin tutanak ve haritaların uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu uzman bilirkişi … … tarafından düzenlenen raporda, “çekişmeli taşınmazın 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunda tamamının orman sınırları içinde, 1976 yılında yapılan işlemde de ise kısmen orman sınırları içinde kısmen dışında bırakıldığının, 1952 yılında makiye ayrılmadığı bildirildiği halde, Mahkemenin … delil olarak kabul ettiği Asliye 6. Hukuk Mahkemesinin 01.11.1996 … ve 1995/668-804 sayılı kararının dayanağı bilirkişi raporlarında “çekişmeli parselin 1942 yılı orman kadastrosu sınırları içinde bırakıldığı ancak 1976 yılında 7 Numaralı Orman Kadastro Komisyonunca yapılan işlemde orman sınırları dışında bırakıldığı, taşınmazın makiye ayrıldığı”nın bildirildiği, ancak bu mahkeme kararının gerekçesinde “çekişmeli parselin 1942 yılı orman kadastrosu sınırları içinde bırakıldığı, daha sonra 1952 yılında makiye ayrıldığı ve 1976 yılında 7 Numaralı Orman Kadastro Komisyonunca 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmışsa da, makiye ayrılan taşınmazın daha sonra 6831 Sayılı Yasanın 2. Madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmasının yasal olmadığı açıklanarak Hazinenin davasının red edildiği, halbuki, dava konusu parsel 1942 yılı tahdit sınırları içinde kalmaktaysa da 1976 yılında orman rejimi dışına çıkarma işlemine konu edilmediği, … Asliye 6. Hukuk Mahkemesinin dayandığı bilirkişi raporları ile mahkeme kararının gerekçesi gözetildiğinde Hazine aleyhine kesinleşen kararda taşınmazın makiye ayrıldığı, orman rejimi dışına çıkartılan sahada kaldığı kabul edildiği halde, temyize konu davada dava konusu yerin orman rejimi dışına çıkarılmadığı, halen kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalmaya devam ettiği ve somut olaydaki dava nedeni farklı olduğundan, kesin hükümden ve kesin delilden söz edilemeyeceği,
Diğer taraftan bir an için çekişmeli taşınmazın 1942 yılında yapılan orman kadastrosu sınırları içinde olduğu ve 1976 yılında yapılan işlemle orman sınırları dışında bırakıldığı kabul edilmesi halinde dahi, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarih, 208 sayılı kararla, sadece … İdaresinin dayandığı … Vakfına ait tapulu taşınmazlar yönünden 1942 yılı orman kadastrosunun iptal edildiği, diğer taşınmazlar yönünden 1942 yılı orman kadastrosunun hukuki geçerliliğini koruduğu, 1942 yılında yapılan orman kadastrosunu yok sayarak, 1942 yılında orman olarak sınırlandırılan alanları orman sınırları dışında bırakan karar ve işlemlerin hukuki geçerliliği bulunmadığı, 1942 yılı orman kadastrosunda devlet ormanı olarak sınırlandırılan ve Vakıfa ait tapu kaydı ve dolayısıyla hakem kararı kapsamı dışında bulunan taşınmazlar yönünden 1942 tahditi hukuki geçerliliğini koruduğundan, 1942 yılı orman kadastrosu sınırları içinde kalan bir taşınmazın, 1976 yılında yeniden yapılan orman kadastrosu sırasında, orman sınırları dışında bırakan işlem ikinci kadastro olması nedeniyle hukuki değer taşımazsa da(3402 Sayılı Yasanın 22/1. Maddesi), 1942 yılında yapılan orman kadastrosu ile sadece devlet ormanlarının sınırlandırılıp, 4785 sayılı yasa ile (istisnalar dışında) özel ve tüzel kişilere ait tüm ormanların devletleştirildiğinden ve 5658 sayılı yasada Vakıf ormanlarını iade edileceğine ilişkin hüküm bulunmadığından 1942 yılı tahditi dışında kalan yerlerde, 7 Numaralı Komisyonun 1976 yılında 4785 sayılı yasa hükümlerine göre yaptığı çalışmayla devletleştirilen orman alanı olduğu belirlenen yerlerin orman olarak sınırlandırılması yasaya uygun olduğu,
Orman kadastrosunun ilanından sonra dava tarihine kadar hak düşürücü süreler çoktan getiği ve orman kadastrosunun kesinleştiği, çekişmeli taşınmaz ister 1942 yılı orman kadastrosu sınırları içinde olsun, isterse 1942 yılı orman kadastrosu sınırları dışında olması nedeniyle, 1976 yılında 4785 sayılı yasa hükümleri gözetilerek yapılan orman kadastrosunda orman olarak sınırlandırılsın, her iki halde de dava konusu taşınmazın hukuken orman olduğu, hak düşürücü süreler geçmiş olduğundan davalının orman kadastrosu iptal ettirebilmesi için dayanacağı hiçbir yasa hükmü bulunmadığı,
Nitekim, aynı … yada yakın zamanlarda Dairece temyiz incelemesi yapılan (Dairenin 2008/3139 esasında) … 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.11.2007 … ve 2004/493-302 sayılı, (Dairenin 2008/3140 esasında) … 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.11.2007 günn ve 2004/495-304 sayılı, (Dairenin 2008/3850 esasında) … 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.11.2007 … ve 2004/494-303 sayılı, (Dairenin 2008/4413 esasında) … 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.11.2007 … ve 2004/508-305 sayılı, (Dairenin 2008/5804 Esasında) … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.12.2007 … ve 2004/462-371 sayılı kararları ile, Hazine tarafından gerçek kişilere karşı dava konusu aynı mevkide yer alan bir kısım taşınmazın kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken, kesinleşmiş 6831 Sayılı Yasanın 2. Madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğu, tapu kaydının iptali ve tescili istemiyle açılan davaların reddine ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararları bulunduğu halde, Orman Yönetimi tarafından aynı taşınmazların kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı savıyla açılan davaların kabulüne karar verildiği hususları gözetilerek; Orman Yönetiminin davasının kabulüne karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozma kararın uyulduktan sonra bu kez DAVANIN KABULÜNE, çekişmeli … Mahallesi 2343 sayılı parselin orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı gerçek kişiler tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan taşınmazın daha sonra arazi kadastrosu yoluyla oluşturulan tapu kaydının iptal ve orman niteliğiyle tesciline ilişkindir.
Çekişmeli parselin bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1976 yılında ilk tahditin aplikasyonu ve … … Vakfının tapulu taşınmazları yönünden … Genel Müdürlüğünün itirazı üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanın hakem sıfatıyla verdiği karar ile tahditi iptal edilen yerler hakkında yapılan ormanların kadastrosu çalışmaları 15.09.1976 tarihinde, bu işlemlere karşı yapılan itirazları inceleyen 7 Numaralı Orman Kadastro Komisyonu işlemleri de 09.12.1976 tarihinde ilan edilmiştir. Daha sonra 1988 yılında 36 Numaralı Orman Kadastro Komisyonunca aplikasyon ve sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ile 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması yapılmış ve 15.06.1989 tarihinde ilan edilmiştir.
Dava konusu … köyü 2343 sayılı parsel 1988 yılında yapılan genel arazi kadastrosunda, 7358 m2 yüzölçümünde tarla niteliğiyle, dava dışı 2341 ila 2348 sayılı parsellerle bir bütün olduğu, Temmuz 1291 D. Tarih ve 26 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığı, trampa, intikal taksim ve satışlardan söz edilerek davalı … adına tesbit edilmiş, … Yönetiminin tapuya dayalı olarak açtığı davasının feragat nedeniyle reddine ilişkin Kadastro Mahkemesinin 20.1.1992 … ve 1991/1474-206 sayılı kararının kesinleşmesi sonucu … adına tescil edilmiş ve satış ile bir kısım payı diğer davalı … …’e geçmiştir. Daha sonra Hazine tarafından açılan tapu iptal tescil davası “çekişmeli taşınmazın, 1952 yılında makiye ayrılmakla orman rejimi dışına çıkarıldığı, bu nedenle daha sonra 1976 yılında 7 numaralı orman kadastro komisyonunca 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. Madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılması işleminin yasaya aykırı olduğu” gerekçesiyle Hazine davasının reddine dair … Asliye 6. Hukuk Mahkemesinin 01.11.1996 … ve 1995/668-804 EK. Sayılı kararı kesinleşmiştir.
Mahkemece bozma kararı gereği işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna ve dava konusu taşınmazın 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışındaysa da, genel kadastrodan sonra 4785 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan orman kadastrosunda çekişmeli parsel orman olarak sınırlandırıldığına ve hak düşürücü sürelerin geçmesiyle bu işlemler kesinleştiğine, kadastrodan sonra yapılan orman kadastrosu ile orman sınırları içinde bırakıldığından, 3402 Sayılı Yasanın 12/3 maddesindeki hak düşürücü sürenin somut olayda uygulana olanağı bulunmadığına göre, tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine 15/10/2009 günü oybirliğiyle karar verildi.