YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/9357
KARAR NO : 2023/17121
KARAR TARİHİ : 12.04.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hakaret, tehdit
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 60 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararı ile sanık hakkında tehdit ve hakaret suçlarından, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat hükümleri kurulmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; tanık anlatımları karşısında sanık hakkında mahkumiyet hükümleri kurulması gerektiğine, vesaire ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın suç tarihinde muayene olmak için … Hastanesi Acil Bölümüne gittiği, görevli doktor olan şikâyetçiye muayene olduktan sonra rahatsızlığı için rapor vermesini istediği, şikâyetçinin gerek olmadığı için veremeyeceğini söylemesi üzerine sanığın görevli doktora “Bel ağrılarım iyileşmezse gelip bunun hesabını senden sorarım.” diyerek tehdit ettiği, devamında “Terbiyesiz” diyerek hakaret ettiği iddia olunmuştur.
1. Sanığın, katılanı tehdit etmediğini, sadece kendisine terbiyesizlik yapma dediğini beyan ederek kısmi ikrar içeren savunmada bulunduğu anlaşılmıştır.
2. Sanığın eşi olan tanık …’nin sanık savunmasını doğrular yönde anlatımda bulunduğu belirlenmiştir.
3. Şikâyetçi ve aynı hastanede bulunan güvenlik görevlileri tarafından 04.09.2013 tarihli tutanak tutulduğu tespit edilmiştir.
4. Tutanak tanıklarının anlatımları dava dosyasında mevcuttur.
5. Yerel Mahkemece, “Her ne kadar sanık hakkında iddianamede belirtilen eylemleri gerçekleştirdiği iddiası ile hakaret ve tehdit suçlarından cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de; sanığın atılı eylemleri gerçekleştirdiğine dair müştekinin soyut beyanlarından başka cezalandırmaya yeter her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği, bu konuda tutulan tutanağın zabıt mümzilerinden müştekinin dışındaki kişilerin müştekiden duyduklarını tutanak altına aldıkları anlaşıldığından” şeklindeki gerekçeyle atılı suçlardan beraat hükümleri kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
A. Tehdit Suçu Yönünden;
1. Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada; “suçsuzluk” ya da “masumiyet karinesi” olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; “in dubio pro reo” olarak ifade edilen “şüpheden sanık yararlanır” ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate ya da herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanığın aşamalarda suçlamayı kabul etmemesi, tanık …’nin sanık savunmasını doğrular yönde anlatımda bulunması, tutanak tanıklarının eyleme dair doğrudan görgüye dayalı bilgilerinin olmaması karşısında, atılı suçu işlediği şüphe boyutunda kalan sanık hakkında beraat karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
2. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, O yer Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B. Hakaret Suçu Yönünden;
Hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye yönelik olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir.
Yargılamaya konu somut olayda; sanığın “Terbiyesiz” şeklindeki sözün mağdurların onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı hitap tarzı niteliğinde olduğu, dolayısıyla hakaret suçunun unsurları itibari ile oluşmadığı, bu nedenle sanık hakkında 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin (a) fıkrası uyarınca beraat hükmü kurulması yerine aynı Kanun’un 223 üncü maddesinin (e) fıkrası uyarınca beraat hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Tehdit Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendine açıklanan nedenle Yerel Mahkemenin kararında O yer Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Hakaret Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) numaralı bendinde açıklanan nedenle Yerel Mahkemenin kararına yönelik O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322 inci maddesi uyarınca, bu aykırılık yeniden yargılama yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bulunduğundan, hüküm fıkrasından “CMK 223/2-e” ibaresi çıkarılarak yerine “5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin (a) fıkrası uyarınca” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.04.2023 tarihinde karar verildi.