YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/1586
KARAR NO : 2023/17395
KARAR TARİHİ : 25.04.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hakaret
Sanığın hakaret suçundan mahkumiyetlerine dair yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkeme kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.03.2023 tarih ve KYB- 2023/11820 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma isteminin;
Dosya kapsamına göre,
1- Benzer bir olay sebebiyle verilen Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 31/05/2022 tarihli ve 2020/31141 esas, 2022/13625 karar sayılı ilâmında yer alan, “Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulu’nun 2013/13-293 esas, 2013/297 karar sayılı ve 11/06/2013 tarihli kararında da kabul edildiği üzere TCK’nın 43. maddesinin ikinci fıkrası; “Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır” hükmünü içermekte olup, zincirleme suçtan farklı bir müessese olan ve aynı neviden fikri içtima olarak kabul edilen bu durumda, fiil tektir ve bu fiille aynı suç birden fazla kişiye karşı işlenmektedir. Burada, hareket tek olduğu için, fail hakkında bir cezaya hükmolunacağı, ancak bu cezanın Kanun’un 43/1. maddesine göre artırılacağı öngörülmüştür. Ancak burada kastedilen, fiil ya da hareketin, doğal anlamda değil hukuki anlamda tekliğidir. Tehdit suçunun farklı mağdurlara karşı tek fiille gerçekleştirildiğinden söz edilebilmesi için hakaretin mutlaka ortak söz veya davranışlarla gerçekleştirilmiş olması şart değildir. Her bir mağdura veya mağdurlardan bazılarına özel olarak hitap edilerek tehdit içeren sözler söylenmiş veya davranışlarda bulunmuş olsa bile objektif bir gözlemcinin bakış açısıyla bakıldığında failin hareketlerinin tek bir iradi karara dayalı olduğu, aralarında yer ve zaman bakımından bağlantı bulunduğu, bu nedenle bir bütünlük oluşturduğu sonucuna ulaşılması durumunda, fiilin hukuken tek olduğu kabul edilmelidir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayda, sanığın, çay ocağında kamu görevlilerine hakaret ettikten sonra olay yerine gelen polis memurlarına ve hastanede polis memurlarına hakaret etmesi şeklinde gerçekleşen eylemlerinin, aynı kasıt altında ve kısa aralıklarla müştekilere karşı işlenen tek bir hakaret suçunu oluşturduğu, hakaret suçundan bir kez mahkumiyetine karar verilerek cezasından TCK’nın 43/2. maddesi uyarınca arttırım yapılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, … Bozmayı gerektirmiş,…” şeklindeki açıklamalar nazara alındığında,
Somut olayda, olay günü sanığın yine başka bir suç nedeniyle sanık olarak yargılandığı duruşma esnasında ilgili dosyada müşteki sıfatıyla bulunan müşteki …’e “şerefsiz” diyerek hakaret etmesini müteakip, bu defa mahkeme hakimi olan müşteki… ile duruşma savcısı olan müşteki …’e hitaben “sizin de a… koyarım” şeklinde sözlerle alenen hakaret ettiğinin iddia ve kabul edildiği olayda, sanığın eylemlerinin aynı kasıt altında ve kısa aralıklarla müştekilere karşı işlenen tek bir hakaret suçunu oluşturduğu, bu itibarla sanık hakkında zincirleme suç hükümleri gereği ağır olan kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçundan bir kez ceza verilip, bu cezanın TCK’nın 43/2. maddesi ile artırılması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde iki ayrı ceza verilmesinde,
2- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 251/1. maddesinde yer alan, “(1) Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir” şeklindeki ve aynı Kanun’un 251/8. maddesinde yer alan, ” (8)Basit yargılama usulü, bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde uygulanmaz.” şeklindeki,
5237 sayılı Kanun’un 125/1. maddesinde yer alan, “Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden … veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.”, aynı Kanun’un 125/3-a maddesindeki “Hakaret suçunun; … kamu görevlisine karşı görevinden dolayı… işlenmesi hâlinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz.” ve 125/4. maddesindeki “Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır.” şeklindeki düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde,
Hakaret suçu için öngörülen cezanın üst sınırının 2 yıl hapis cezası olduğu gözetildiğinde temel hali ve kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenmesi şeklindeki nitelikli halinin, basit yargılama usulü kapsamında kaldığı; ancak benzer bir olaya ilişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 28/02/2017 tarihli ve 2014/4-757 esas, 2017/113 karar sayılı ilâmında, “…5237 sayılı TCK’nun 125. maddesinin dördüncü fıkrasında hakaret suçunun alenen işlenmesi, bu suçun nitelikli bir şekli olarak kabul edilmiştir. Bu fıkraya ilişkin madde gerekçesinde, aleniyet için aranan temel ölçüt, fiilin, gerçekleştiği koşullar itibarıyla belirli olmayan ve birden fazla kişiler tarafından algılanabilir olması şeklinde belirtilmiştir. Hakaret suçunun, belirsiz sayıdaki kişiler tarafından işitilebilecek, görülebilecek ve algılanabilecek bir ortamda veya çok sayıda kişinin öğrenmesini sağlayacak herhangi bir araçla işlenmesi halinde, aleniyet vardır. Aleniyetin varlığı için, çok sayıda insanın hakareti öğrenmesinin olanaklı olması yeterlidir; söylenenlerin fiilen duyulması şart değildir. Aleniyet halinde, mağdur, hakaretin az sayıda kişi önünde gerçekleşmesine oranla, daha fazla rencide olacağı için, bu nitelikli hâl kabul edilmiştir. (Nur Centel, Hamide Zafer, Özlem Çakmut, Kişilere Karşı İşlenen Suçlar, Beta Yayınevi, 3. Baskı, 2016, s. 235)…” şeklinde belirtildiği üzere hakaret suçunun alenen işlenmesi durumunun, kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenmesi hali gibi, suçun diğer bir nitelikli hali olduğu ve bu durumda öngörülen cezanın altıda bir oranında artırılacağı cihetle, sanığın üzerine atılı kamu görevlisine karşı görevinden dolayı alenen hakaret suçuna ilişkin cezanın üst sınırının 2 yıldan fazla hapis cezasını gerektireceği ve bu nedenle 5271 sayılı Kanun’un 251/1. maddesi uyarınca bu suç yönünden basit yargılama usulünün uygulanamayacağı gibi 5271 sayılı Kanun’un 251/8. maddesindeki düzenlemeye nazaran, sanığa yüklenen hakaret suçu bakımından da, bu suçun basit yargılama usulüne tabi olmayan kamu görevlisine karşı görevinden dolayı alenen hakaret suçu ile birlikte işlenmesi nedeniyle anılan usulün uygulanamayacağı gözetilmeden, sanığa yüklenen suçlara ilişkin olarak basit yargılama usulü uygulanmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde,
3- Kabule göre de;
Sanığın üzerine atılı 5237 sayılı Kanun’un 125/1. maddesinde yer alan hakaret suçunun, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinin 02/12/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile değiştirilmeden önceki haliyle de, anılan maddenin 253/1-a maddesi gereğince de uzlaşmaya tabi olduğu, somut olayda ise sanığa ve müşteki …’e soruşturma veya kovuşturma evresinde usulüne uygun bir uzlaşma teklifi yapılmadığı anlaşılmakla, uzlaştırma işlemleri yapıldıktan sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,
İsabet görülmemiştir.
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Bir numaralı isteme yönelik incelemede;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun (YCGK) 11.06.2013 tarihli, 2013/13-293 Esas ve 2013/297 Karar sayılı kararında da kabul edildiği üzere 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası; aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır hükmünü içermekte olup, zincirleme suçtan farklı bir müessese olan ve aynı neviden fikri içtima olarak kabul edilen bu durumda, fiil tektir ve bu fiille aynı suç birden fazla kişiye karşı işlenmektedir. Burada, hareket tek olduğu için, fail hakkında bir cezaya hükmolunacağı, ancak bu cezanın aynı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre artırılacağı öngörülmüştür. Ancak burada kastedilen, fiil ya da hareketin, doğal anlamda değil hukuki anlamda tekliğidir. Tehdit suçunun farklı mağdurlara karşı tek fiille gerçekleştirildiğinden söz edilebilmesi için hakaretin mutlaka ortak söz veya davranışlarla gerçekleştirilmiş olması şart değildir. Her bir mağdura veya mağdurlardan bazılarına özel olarak hitap edilerek tehdit içeren sözler söylenmiş veya davranışlarda bulunmuş olsa bile objektif bir gözlemcinin bakış açısıyla bakıldığında failin hareketlerinin tek bir iradi karara dayalı olduğu, aralarında yer ve zaman bakımından bağlantı bulunduğu, bu nedenle bir bütünlük oluşturduğu sonucuna ulaşılması durumunda, fiilin hukuken tek olduğu kabul edilmelidir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayda, sanığın yine başka bir suç nedeniyle sanık olarak yargılandığı duruşma esnasında ilgili dosyada şikayetçi sıfatıyla bulunan şikayetçi …’ye “Şerefsiz.” diyerek hakaret ettiği devamında mahkeme hakimi olan şikayetçi … ile duruşma savcısı olan şikayetçi …’ye hitaben sizin de “A… k….ım.” şeklinde sözlerle alenen hakaret etiği olayda, sanığın eylemlerinin aynı kasıt altında ve kısa aralıklarla şikayetçilere karşı işlenen tek bir hakaret suçunu oluşturduğu, bu itibarla sanık hakkında zincirleme suç hükümleri gereği ağır olan kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçundan bir kez ceza verilip, bu cezanın 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca artırılması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde iki ayrı hüküm kurulması, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
B. İki numaralı isteme yönelik incelemede;
5271 sayılı Kanun’un basit yargılama usulü başlıklı 251 inci maddesinin birinci fıkrasında Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir… hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanun maddesinin sekizinci fıkrasında Basit yargılama usulü, bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde uygulanmaz.” şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir.
İncelenen dosyada; yukarıda bahsedilen kanun maddeleri göz önüne alındığında, sanık hakkında hakaret suçundan yargılama yapılarak, eylemin aleni ortamda gerçekleştirilmesi nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanmış olması karşısında, suçun kanun maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı 2 yılı aştığından, sanık hakkında basit yargılama usulünün uygulanamayacağının gözetilmemesi, Kanuna aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
C. Üç numaralı isteme yönelik incelemede; gerekçe bölümünün (A) bendinde belirtilen bozma kararının niteliğine göre incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının bir ve iki nolu kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. … Asliye Ceza Mahkemesinin 31.12.2021 tarihli, 2021/516 Esas ve 2021/808 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.04.2023 tarihinde karar verildi.