Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/15324 E. 2009/15863 K. 27.10.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/15324
KARAR NO : 2009/15863
KARAR TARİHİ : 27.10.2009

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılardan … ve arkadaşları vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, … ve arkadaşları vekilinin duruşmalı temyiz isteminin gider yönünden reddine karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 12.05.2004 … 2003/226-2004/4 sayılı red-bozma kararında özetle; “Dava konusu taşınmazların bulunduğu Pendik İlçesi Kurna Köyünde, 1956 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında tüm taşınmazların o tarihte kimse tarafından kullanılmayan fundalık yer olması nedeniyle tespit ve tescil dışı bırakıldığı, davacı … mirasçısı …, davacı … ve Asuman … (… mirasçısı) ile katılan davacılar … ve arkadaşlarının dayandığı tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazlara mevki ve sınır olarak uymadığı, mahkemece yapılan uygulama sonucu anlaşıldığından davacılar Şerife Arzumanoğlu mirasçıları … ve arkadaşları vekili, davacı … mirasçısı … vekili, davacı … ve Asuman … (… mirasçısı) vekili ile katılan davacılar … ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazlarının reddine, karar gerektiği, Hazinenin temyiz itirazları yönünden ise kişilerin tutundukları Şubat 1294 ve 735 sıra numaralı tapu kaydının miktarı 25 dönüm ve cinsi çalılık olup, 25 dönüm yüzölçümlü cinsi çalılık olan tapu kaydının toplam yüzölçümleri 250.000 m2’den fazla olan konusu parselleri kapsadığının kabul edilemeyeceği, dava dosyasına getirtilen harita ve kadastro paftalarında, yörede 1956 yılında yapılan genel arazi kadastro sırasında, çekişmeli parsellerin, bitişiğinde bulunan ve 1939 yılında yapılıp 24.10.1942 tarihinde ilan edilerek kesinleşen Mandacı Yatak Devlet Ormanı ile birlikte ve bu ormanlarla hiçbir ayırım yapılmadan, kadastro paftası üzerine “fundalık” yazılmak suretiyle kadastro harici bırakıldığı, öncesi bir bütün olan dava konusu taşınmazların, Mandacı Yatak Devlet Ormanının devamı ve ormanla aynı nitelikte ayrılmaz parçası olduğu, 1957 tarihli memleket haritasında kısmen renkli orman kısmen de beyaz renkli göründüğü ancak beyaz renkli olarak gösterilen bazı bölümlerinin dahi, 6831 Sayılı Yasanın 17. maddesi gereğince orman içi açıklığı niteliğinde olduğu ve bu nedenle özel mülk olamayacağı, keza, 1976 tarihli memleket haritasında çekişmeli parsellerin tamamının ve çevresinin yeşil renkli bitişik ormanların devamı niteliğinde ormanlık alan olarak gözüktüğü, 1997 tarihli memleket haritasında dahi yapraklı ağaç sembolleri bulunan alanda yer aldığı gözlemiş olup, bu nedenle dava konusu parsellerin 1976 yılında dahi kullanılmadığı, bu resmi belgeler karşısında kişiler yararına 3402 Sayılı Yasanın 14 ve 17/2. maddesi hükümleri gereğince imar ihya ve zamanaşımı zilyetliği olan 20 yılın tamamlandığının düşünülemeyeceği, dava tarihine kadar, 4785 Sayılı Yasa gözetilerek dava konusu taşınmazların da içinde bulunduğu Kurna Köyünün tamamını kapsayan orman kadastrosunun yapılmadığı, bu durumda, Hukuk Genel Kurulunun 12.05.2004 … ve 2004/8- 242-292 sayılı ilamında da açıklandığı gibi, öncesi orman olan taşınmazlar üzerindeki zilyetliğe Anayasanın 169 ve 3402 Sayılı Yasanın 17/1 ve 18/1. maddeleri gereğince, süresi neye ulaşırsa ulaşsın değer verilemeyeceği, Türkiye genelinde 1981 yılında malik ve zilyetler tarafından tüm araziler için Vergi Beyannamesi verildiği halde, davacılar ya da önce zilyet olduğu iddia edilen kişiler tarafından verilmiş bir vergi kaydı ya da beyannamesinin ibraz edilmemiş olması, çekişmeli parsellere 1981 yılında dahi zilyet edilmediğini ve kullanılmadığını gösterdiği, 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasa ve 05.11.2003 … 4999 Sayılı Yasayla değişik 6831 Sayılı Yasanın 7. maddesi, 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 16/D, 17/1 ve 30/2. maddeleri gözönünde bulundurulduğunda dava konusu taşınmazların öncesinin orman olduklarının kabulünün zorunlu olduğu ve zilyetliğe konu edilecek yerlerden olmadığı gibi, dava tarihi olan 1992 yılına kadar kazandırıcı zamanaşmı zilyetlik süresinin de dolmadığı gözönünde bulundurularak, davacıların dayandığı çalılık cinsli tapu kaydının çekişmeli parsellere uymadığı ve taşınmazların imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülk edinecek yerlerden olmadığından davacıların davasının reddine ve dava konusu parsellerin tespit tutanaklarının malik hanesi açık olduğundan, 3402 Sayılı Yasanın 30/2. maddesine göre yukarıda resmi belgelerde belirlenen nitelikleri göz önünde bulundurularak gerçek hak sahibi Hazine adına orman niteliğiyle tescillerine karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak dava konusu 1273, 1274, 1275, 1276, 1277, 1278, 1279,1280, 1281, 1282, 1283, 1284, 1285, 1286, 1287, 1288, 1289, 1290, 1291, 1292, 1293, 1294, 1295, 1296, 1297, 1298, 1299, 1300, 1301, 1302, 1303, 1304, 1305, 1306, 1307, 1308, 1309, 1310, 1311, 1312, 1313, 1314, 1315, 1316, 1317 ve 1369 parsel sayılı taşınmazların orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescillerine karar verilmiş, hüküm davacılardan … ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir … ve arkadaşları vekilinin duruşmalı temyiz istemi gider yönünden red edilmiştir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede ilk orman tahdidi 3116 Sayılı Yasaya göre yapılmış ve 24.10.1942 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiştir. Daha sonra, 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamaları yapılarak 25.06.1981 tarihinde ilan edilmiş, itirazlar üzerine yapılan inceleme sonucunda verilen kararlar ise 08.07.1982 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiştir. 2896 Sayılı Yasaya göre, 15.08.1985 tarihinde ilan edilen 2/B madde uygulaması ve 3302 Sayılı Yasaya göre yapılan ve 27.02.1989 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 2/B uygulaması bulunmaktadır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 27/10/2009 gününde oybirliği ile karar verildi.