YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/7084
KARAR NO : 2008/10908
KARAR TARİHİ : 12.09.2008
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü 110 ada 68 parsel sayılı 22.000 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, Aralık 1960 tarih 29 nolu tapu kaydı revizyon gösterilerek davalılar murisi … adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, çekişmeli taşınmazın yörede yapılarak kesinleşen orman kadastro sınırı dışında kaldığı, ancak eski tarihli resmi belgelerde orman niteliğinde olduğu iddiasıyla dava açmış; mahkemece davanın reddine ve dava konusu parselin davalılar adlarına tapuya tesciline karar verilmiş, hükmün davacı Hazine tarafından temyiz üzerine karar Yargıtay 20. Hukuk Dairesi tarafından bozulmuştur. Hükmüne uyulan 22/06/2006 tarih, 2006/ 5519- 9082 sayılı bozma kararında özetle “Çekişmeli taşınmaza revizyon gören tapu kaydının … Asliye Hukuk Mahkemesinin 17.10.1952 tarih 1952/905-452 sayılı tescil kararı ile 32 hektar 7000 m2 olarak oluştuğu, Mayıs 1953 tarih 72 numarada tescil edildiği, daha sonra Temmuz 1954 tarih 19 numaraya gittiği, yine buradan da Temmuz 1954 tarih 43 ve 44 numaralarda iki parçaya ifraz edilerek tescil edildiği, aynı kayıttan ifraz edilen tapularından Aralık 1960 tarih 29 nolu tapunun çekişmeli 110 ada 68 parselle birlikte 66 ve 67 parsellerin tespitine esas alınarak tutanaklarının düzenlendiği ancak, mahkemece tapu kaydının tesisine ait mahkeme kararı ile dayanağı olan kroki ve ifraz krokisi getirtilmediği gibi tapu kayıtları da sicil defterinden fotokopi çekilerek gönderildiğinden geldi ve gittilerinin de incelenmesinin mümkün olmadığı, davacı Hazinenin, çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında olan ve memleket haritasında da orman sayılan, zilyetlikle kazanılamayacak yer olduğu iddiası ile tespitin iptalini ve Hazine adına tescilini istediği, mahkemece, taşınmazın tamamının 1988 yılında kesinleşen orman sınırı dışında kaldığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmişse de, yapılan araştırma ve inceleme, alınan uzman bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya yeterli olmadığı, mahkemece, bilgilerine başvurulan harita, uzman orman ve ziraat mühendisi bilirkişilerinin memleket haritası, orman kadastro haritası ve kadastro paftası ölçekleri denkleştirilip çevre parsellerle birlikte uygulama yapılmadan, dava konusu taşınmazın yeri memleket haritası üzerinde nokta şeklinde işaretleyerek verdikleri raporlarında, taşınmazın etrafının fındık bahçesi niteliğinde olduğunu, 1988 yılında kesinleşen orman kadastro sınırı dışında kaldığı, 1957 tarihli 1/25000 ölçekli memleket haritasında kısmen orman sayılan yerler içinde kaldığını açıklayarak, sonuçta dava konusu parselin kesinleşen orman kadastro haritasının kapsamı dışında kaldığı ve bu nedenle orman sayılmayan yer olduğunu bildirdikleri, mahkemece de bu rapor esas alınarak hüküm kurulduğu, kural olarak; bir yerde, 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden sonra yapılıp kesinleşen orman kadastrosu varsa o yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığının kesinleşen orman kadastrosu harita ve tutanaklarının uygulanması sonucu belirleneceği, ne var ki; taşınmazın öncesinin orman olduğu ve bu niteliği nedeniyle zilyetlikle kazanılamayacak devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yer olduğu iddiası ile dava açıldığına göre, dava konusu taşınmazın yalnızca kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında kalmasının yeterli olmadığı; revizyon tapusunun çekişmeli taşınmaza uyup uymadığının, kayıt fazlasının bulunup bulunmadığının, tapu kaydı uymuyorsa zilyetlikle kazanılma koşullarının bulunup bulunmadığının ve ayrıca 4999 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 7. maddesi gereğince herhangi bir nedenle orman sınırları dışında bırakılmış orman olup olmadığının da araştırılması gerektiği, alınan uzman bilirkişi raporunda, çekişmeli taşınmazın öncesinin 1957 tarihli memleket haritasında kısmen ormanlık alanda kaldığının bildirildiği, taşınmaz bir an için 1988 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında kaldığı kabul edilse bile, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ormanların zilyetlikle kazanılamayacağı ve arazi kadastrosunun 2004 yılında yapıldığı göz önünde bulundurulduğunda, kadastro tespit tarihine kadar 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin dolmadığı ve ayrıca, 05.11.2003 gün ve 4999 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 7. maddesi gereğince öncesinin “…evvelce sınırlaması yapılmış olup da, herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış orman” olup olmadığının da araştırılması ve devletin hüküm ve tasarrufu altında orman sayılan yer olması halinde kesinleşen orman sınırı dışında kalan taşınmaza yönelik Hazinenin davasının kabul edilmesi gerektiği açıklandıktan sonra; mahkemece, öncelikle çekişmeli taşınmaza revizyon gören tapu kaydının ilk oluşturulduğu tarihten itibaren tüm gittileriyle birlikte varsa dayanağı olan kroki, mahkeme kararı, ifraz haritaları ile aynı tapu kaydı ile revizyon gören ve öncesi bir bütün olan taşınmazlar ile öncesi bütün olan parselleri dıştan çevreleyen kadastro paftası ile revizyon parsellerini çevreleyen taşınmazlara ilişkin kadastro tespit tutanakları ve dayanakları olan kayıt ve belgelerin getirtilmesi, bundan sonra yerel bilirkişiler ve tanıklar marifeti ile tapu kaydının ilk oluşturulduğu ve ifraz sınırlarıyla birlikte yerine uygulanıp kapsamlarının belirlenmesi, komşu parsellere ait dayanak kayıtlar varsa uygulanıp yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin doğruluğunun denetlenmesi, tapu kaydına esas olan mahkeme ilamı mevcut ise, Orman Yönetimi ile Hazinenin bu kararda taraf olarak yer alıp almadıkları ve tapu kaydının Orman Yönetimi ile Hazineyi bağlayıp bağlamayacağının düşünülmesi; önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla kesinleşmiş tahdit haritası ve tapulama paftası ölçekleri denkleştirilerek sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp, değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 4 ya da 5 orman tahdit sınır (OTS) noktasını gösterecek biçimde çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu hattına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanması; bilirkişilere tahdit hattı ile irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilmesi; çekişmeli taşınmazın orman sınırı dışında kaldığı veya çekişmeli taşınmazın tapu kaydı kapsamında kalmadığı belirlendiğinde ya da tapu kaydının dayanağı olan tapu kaydına esas olan mahkeme kararında hazinenin taraf olarak yer almadığı saptandığında ise, en eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafı ve amenajman planları ilgili yerlerden getirtilip, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiğinin belirlenmesi; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumunun saptanması; orijinal-renkli memleket haritası ölçeği kadastro paftası ölçeğine çevrildikten sonra yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunun yalnız büro incelemesi ile değil, uygulama ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili rapor alınması; kesinleşen orman sınırı dışında kalıp da hava fotoğrafı ve memleket haritasındaki görünüm ve rumuzlara ve eylemli duruma göre devletin hüküm ve tasarrufu altında orman sayılan yerlerden olup olmadığının belirlenmesi, taşınmazın tamamının veya bir kısmının devletin hüküm ve tasarrufu altındaki orman sayılan yer olması halinde kesinleşen orman kadastrosu ile kadastro tespit tarihi ve ayrıca 6831 Sayılı Yasanın 4999 Sayılı Yasa ile değişik 7. maddesi gereğince herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki zilyetlikle kazanılmayacak yer olduğu göz önünde bulundurularak Hazinenin davasının kabul edilmesi; böylesine yapılacak uygulama ve araştırma sonunda, çekişmeli parselin kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında ve ayrıca devletin hüküm ve tasarrufu altında öncesi ve halen orman sayılmayan ve zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde, çekişmeli taşınmazın tapu kaydı kapsamı dışında kaldığı saptandığında, davalı gerçek kişinin bu yeri Hazineye karşı 3402 Sayılı Yasanın 14 ve 17.maddeleri gereğince imar-ihya ve zilyetlik yoluyla kazanıldığını kanıtlaması gerekeceğinden, öncelikle davalılardan zilyet tanıkları bildirmesi, daha sonra da Hazineden karşı delilleri istenerek, keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıklarından imar-ihyanın ne zaman başlayıp, hangi tarihte tamamlandığı; bundan sonra, sürdürülen zilyetliğin nasıl ve kaç yıl olduğu ve ekonomik amacına uygun olup olmadığı konularının sorularak, kendilerinden maddi olaylara dayalı bilgi ve ziraat mühendisinden, taşınmaz üzerindeki bitki örtüsü, toprak yapısı ve kullanım biçim ve süresi konularında ilmi verilere dayalı rapor alınması; 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesindeki 40-100 dönüm kısıtlama araştırmasının yöntemine uygun yapılması; bundan sonra toplanan delillerin tümü birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi “ gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne, taşınmazın bilirkişi krokisinde (A) harfi ile gösterilen 4348.50 m2’lik bölümünün orman niteliği ile Hazine adına; (B) harfi ile gösterilen 17851.50 m2’lik bölüme yönelik davanın reddi ile bu bölümün … mirasçıları adına tesciline karar verilmiş; bu karar davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce yapılıp 28.11.1988 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna ve dava Hazine tarafından sadece taşınmazın memleket haritası, amenajman planı ve hava fotoğraflarında orman olan bölümüne açılmış olup, tapunun miktar fazlası ve geriye kalan bölümün zilyetlikle kazanılacak yer olup olmadığı yada tapu kaydı kapsamında kalıp kalmadığı ve Hazinenin taraf olmadığı tescil davası sonucu oluşan tapunun Hazineyi bağlamaycağı iddiası ile açılmış bir davanın bulunmadığı ve mahkemece de sadece memleket haritası, hava fotoğrafları ve amenajman planının uygulama sonucu taşınmazın (A) ile işaretli 4348.50 m2’lik bölümünün orman sayılan yerlerden olduğu belirlenerek yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Yasasının değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 12/09/2008 gününde oybirliği ile karar verildi.