YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/9405
KARAR NO : 2009/11658
KARAR TARİHİ : 09.07.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … Yönetimi, 06.12.2004 tarihli dilekçesiyle, … Köyü 1041 parsel sayılı taşınmazın, yörede 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığını, davalı adına olan tapu kaydının iptali ve orman niteliği ile Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemenin davanın kabulüne ve … köyü 1041 sayılı parselin davalılar adına olan tapusunun iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline ilişkin kararı, hüküm davalı gerçek kişinin temyizi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 12.04.2007 gün ve 2007/2261-4930 sayılı karar ile “… Köyünde 1952 yılında çalışan I ve 2 numaralı makiye ayırma komisyonları, 5653 Sayılı Yasa ile değişik 3116 Sayılı Yasanın 5. maddesinde öngörülen kişilerden oluşmadığından kuruluşu yasaya uygun olmadığı gibi, yönetmelik hükümlerine de aykırı oluşturulduğu, ayrıca bu komisyonun, yasa ve yönetmelik hükümlerine aykırı çalıştığı, zemine uygulama imkanı olmayan ölçeksiz kroki niteliğinde bir harita düzenlediği, yasaya aykırı kurulan komisyon tarafından yasaya aykırı olarak makiye ayrılan yerler için … tevzi işlemleri de yapılmadığı, 22.03.1996 tarih 5/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile “5653 Sayılı Yasayla değişik 3116 Sayılı Yasanın 1-e maddesi uyarınca kurulan maki tespit komisyonlarının yasal ve yaptıkları işlemlerinde geçerli olduğu ve makiye ayrılan yerlerde özel yasalar uyarınca oluşturulan tapulara değer verilmesi gerektiği” kabul edilip, davalı tarafın özel yasalar uyarınca oluşturulmuş tapu kaydının bulunmaması, makiye ayırma komisyonunun yasanın öngördüğü gibi kurulmaması ve yasaya uygun çalışmaması nedeniyle, bu komisyonun yaptığı makiye ayırma işlemlerine ve özel yasalar uyarınca oluşturulan tapu kayıtları dışında kalan başka tapu kayıtlarına ve zilyetliğe hukukça değer verilemeyeceği, 1942 yılında kesinleşen orman kadastrosu ile belirlenen orman sınırlarını değiştirmeye hiç bir merci ve makamın yetkili olmadığı, Makiye ayırma komisyonlarına da yasa ve yönetmelikte hiçbir şekilde böyle bir yetki verilmediğinden, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içindeyken, yasa ve yönetmeliğe aykırı olarak makiye ayrılan taşınmazların, hukuken orman olduğunun kabul edilmesinin zorunlu olduğu, H.G.K.’nın 21.02.1990 gün ve 1989/1-700-101 sayılı, 05.05.1999 gün ve 1999/1-302 -258 sayılı ve aynı gün 1999/1-304 -260 ve 30.06.1999 gün ve 1999/1-544-561 sayılı kararlarında kabul edildiği gibi, Hazinenin devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yer iddiası ile açacağı iptal davaları 3402 Sayılı Yasanın 12/3 maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü süreye tabi olmadığı, aynı nedenle, Orman Yönetimi tarafından açılan davanın da 10 yıllık hak düşürücü süreye tabi olmadığının kabulü gerekeceği, Mahkemece, kesinleşmiş orman kadastro tutanakları ve haritaları, arazi kadastro paftası ile makiye ayırma tutanaklarının uygulanmasına dayalı araştırma inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişiler ve … bilirkişi raporuyla, çekişmeli parselin 3116 sayılı yasa hükümlerine göre 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içindeyken, 1952 yılında makiye ayrıldığı, 1976 yılında yapılan orman kadastrosunda kısmen orman sınırları dışında bırakıldığının belirlendiği, 1988 yılında yapılan genel arazi kadastrosunda bahçe niteliği ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle Halit Yasak adına tesbit edildiği, … yönetiminin taşınmazın … yönetimine ait tapu kaydı kapsamında kaldığı savı ile açtığı davanın vazgeçme nedeniyle reddine ilişkin Kadastro Mahkemesinin 20.1.1992 gün ve 1991/2136E-745 K sayılı kararının kesinleştiği, ve tesbit maliki adına tescil edildiği, kadastro mahkemesinin sözü edilen bu kararının taraf olmayan Orman Yönetimi aleyhine kesin hüküm oluşturmayacağı, 1942 tahditinin, sadece Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarih, 208 sayılı kararla … İdaresinin dayandığı … Vakfına ait tapulu taşınmazlar yönünden iptal edildiği, vakıf tapusu kapsamı dışında kalan tahdidin halen geçerliliğini sürdürdüğü, taşınmazın orman olarak sınırlandırılmasına ilişkin 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunun, 7 numaralı orman kadastro komisyonunca yasal olmayan nedenlerle yok sayılıp, 1976 yılında yeniden yapılan orman kadastrosunda çekişmeli parselin kısmen orman sınırları dışında bırakılması işleminin hiçbir yasal dayanağı olmayıp, bu işleme de değer verilemeyeceği, taşınmazın 1942 orman kadastrosu ile orman olarak sınırlandırıldığı ve halen orman sınırları içinde olduğu, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan taşınmazlara ilişkin kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve kadastro yoluyla oluşan tapu kaydının hukuki değerinin olmadığı, gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına” değinilerek onanmış, davalı gerçek kişinin karar düzeltme istemi de yine Dairenin 01.11.2007 gün ve 2007/11796-13564 sayılı kararı ile “çekişmeli parselin 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yer olduğu iddiasıyla açılan Hazine tarafından açılan davanın kabulüne, taşınmazın tapu kaydının iptali ve Hazine adına tapuya tesciline ilişkin kararın, Yargıtay tarafından onandıktan sonra kesinleştiği bu nedenle taşınmazın aynına ilişkin davalarda davalı sıfatının taşınmazın malikine ait olduğu, mahkeme kararı yada sözleşmeyle taşınmazın mülkiyetinin el değiştirmesi halinde davalı sıfatını da değişeceği, bu nedenle taşınmazın Davalı adına olan tapu kaydının iptaline ve Hazine adına tapuya tesciline ilişkin … Asliye 3. Hukuk Mahkemesinin 27.09.2006 gün ve 2004/486-429 sayılı kararının kesinleşip kesinleşmediği ve mülkiyetin el değiştirip değiştirmediği araştırılarak, sözü edilen karar kesinleşmişse Halit Yasak aleyhine açılan davanın husumetten reddine karar verilmesi” gereğine değinilerek Dairenin 12.04.2007 gün ve 2007/2261-4930 sayılı onama kararı kaldırılıp, yerel mahkeme kararı bozulmuş, Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın HUSUMETTEN REDDİNE karar verilmiş, hüküm davalı gerçek kişi tarafından yargılama giderlerine ve vekalet ücretine ilişkin olarak temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeki taşınmaz için kadastro yoluyla oluşturulan tapu kaydının iptal ve orman niteliğiyle tescile ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra ilk tahditin aplikasyonu ve sınırlandırması Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanın hakem sıfatıyla verdiği karar ile iptal edilen ormanların kadastrosu 1976 yılında yapılıp ekip çalışmaları 15.09.1976 tarihinde, itirazları inceleyen 7 numaralı Orman Kadastro Komisyonu işlemleri ise 09.12.1976 tarihinde ilan edilmiştir. 36 numaralı orman kadastro komisyonunca 1988 yılında aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı yasanın 2/B madde uygulaması yapılıp 15.06.1989 tarihinde ilan edilmiştir.
Hükmüne uyulan bozma kararı gereği işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre davalı tarafın diğer temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, dava husumetten red edildiğine göre buna göre yargılama giderlerinin haksız çıkan davacı üzerinde bırakılmasına ve aleyhine açılan dava husumetten red edilen ve davalı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesi
gerekirken, davalının davacıya yargılama giderleri ve vekalet ücreti üdemeye mahkum edilmesi doğru değilse de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu nedenle hüküm fıkrasının üç ve beş numaralı bendtlerin hükümden tamamen çıkartılarak, bunun yerine; üç numaralı bent olarak “3- davalının yaptığı yargılama giderlerinin davacı … Yönetimi üzerinde bırakılmasına,” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 09.07.2009 günü oybirliğiyle karar verildi.