YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/16151
KARAR NO : 2008/5306
KARAR TARİHİ : 03.04.2008
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki orman tahdidine ve kadastro tespitine itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda davacı gerçek kişilerin davasının reddi, Orman Yönetiminin davasının kabulü yolunda kurulan 28.04.2003 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacı … mirasçısı … ve … mirasçıları vekili ile katılanlar … ve arkadaşları vekili, … mirasçıları … ve arkadaşları vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 13.06.2006 günü için yapılan tebligat üzerine, duruşmalı temyiz eden … ve arkadaşları vekili Av…. geldi, duruşmalı temyiz eden … ve arakadaşları vekili ile temyiz edenler … mirasçıları vekili, … ve arkadaşları vekili, … mirasçıları vekili gelmedi. Karşı taraftan Hazine vekili Av…., Orman Yönetimi vekili Av. … geldiler, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bir kısım eksiklikler nedeniyle dava dosyası mahkemesine iade edilip yeniden gelmesinden sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
K A R A R
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre;
1- …, …, … ve yine … ve … Köylerinde bulunan Devlet Ormanlarının kadastrosu 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1939 yılında yapılmış ve 1940 yılında kesinleşmesinden sonra birbirine bitişik ve biribirinin devamı olan bu ormanlara … DEVLET ORMANI ismi verilerek Mart 1947 tarih 118 numarada 2585 Hektar yüzölçümüyle 3116 Sayılı Yasanın 13. maddesi gereğince Hazine adına tapuya tescil edilmiştir.
2- 08.09.1956 tarihinde yürürlüğe giren 6831 Sayılı Orman Yasasının Muvakkat 3. maddesi ile getirilen altı aylık itiraz süresi içinde, davacı …, 18.12.1956 tarihli dava dilekçesiyle, Sarıyer Asliye Hukuk Mahkemesinin 1956/678 sayılı dosyasında Orman Yönetimi aleyhine açtığı orman kadastrosuna itiraz davasında, “miras bırakanları … intikal eden … Köyünde, sınırları … – … – … – … – … – … Burnundan … Burnuna kadar … Vapur İskelesi – … – … takiben … Suyu olan takriben 730 dönüm yüzölçümlü olarak tapuda kayıtlı taşınmazlarının 1939 yılında yapılan orman kadastrosunda orman sınırı içine alınıp, Mart 1947 tarih 118 numarada Hazine adına kaydedildiğini belirterek, tapulu taşınmazlarının orman sınırı içine alınması işlemi ile Mart 1947 tarih 118 sayılı Hazineye ait orman tapusunun iptalini, Orman Yönetiminin taşınmaza el atmasının ve muarazaanın önlenmesini istemiştir.
3- … Köyünde 5602 Sayılı Tapulama Yasası hükümlerine göre 1956 yılında yapılan arazi kadastrosu sırasında 948 ada 1 parsel sayılı 936.720 m2 yüzölçümlü taşınmaz, Mart 1947 tarih 118 nolu Hazine adına kayıtlı orman nitelikli tapu kaydı uygulanarak orman niteliği ile Hazine adına 18.06.1956 tarihinde tesbit tutanağı düzenlenerek komisyona sonulmuş, bir çok kişinin ve Vakıflar İdaresinin yaptığı itiraz, kadastro komisyonunun 22.10.1956 tarihli kararlarıyla ret edilerek 11.03.1957 ve 13.05.1957 tarihleri arasında ilana çıkartılmış, yine bir kısım kişilerin yaptığı itiraz da komisyonun 10.06.1957 tarihli ek kararı ile ret edilmiş ve komisyon kararından sonra, askı ilan tarihinden önce … tarafından 18.12.1956 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesinin 1956/678 sayılı dosyasında açılan orman kadastrosuna itiraz davası gözönünde bulundurulmadan komisyon kararları aleyhine dava açılmadığından bahisle 16.07.1957 tarihinde kesinleştirilerek 948 ada 1 sayılı parsel 936,720 m2 yüzölçümüyle ve orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescil edilmiştir.
Yine, … Caddesi 749 ada 1 sayılı parsel 1940 yılında kesinleşen orman sınırları ve Mart 1947 tarih 118 sayılı Hazineye ait orman tapu kaydı içinde kaldığı halde fundalık niteliğiyle ve 37,803 m2 yüzölçümüyle Hazine adına tesbit tutanağı düzenlenmiş ve dava konusu olduğu düşünülmeden tapuya tescil edilmiştir.
… 948 ada 1 ve … 749 ada 1 sayılı parseller hakkında askı ilanından önce açılmış orman kadastrosuna itiraz davaları bulunduğu ve bu parsellerin arazi kadastrosu sırasında belirlenen çap sınırlarının tamamının 1940 yılında kesinleşen … Devlet Ormanı sınırları içinde kaldığı anlaşılmaktadır. Kadastro tesbit tutanaklarının düzenlenmesinden sonra, askı ilan tarihinden önce bu taşınmazlar hakkında 6831 Sayılı Yasanın Muvakkat 3. Maddesi gereğince orman kadastrosuna itiraz davaları açıldığı, H.G.K.’nun 15.01.1975 gün, 1975/7-1680-25 sayılı kararı ile daha bir çok kararında ve Dairemiz ile ilgili dairelerin kararlarında belirtildiği gibi dava konusu taşınmaz tesbit ya da komisyon kararı tarihinden önce genel mahkemede o taşınmazın mülkiyeti ile ilgili dava açılmışsa o taşınmazın tesbiti ve komisyon kararının kesinleştiği kabul edilemeyeceğinden böyle bir taşınmaz için oluşturulan sicil, yolsuz tescil niteliğinde olduğu için (M.Y. 1027) sahibine mülkiyet hakkı kazandırmaz (H.G.K. 24.04.1996 gün 1996/1-198-314 ve 21.12.1983 gün 1981/1-580-1459 ve 01.10.2003 gün 2003/1-577-530 ve 19.02.2003 gün 2003/20-102-90 ve 12.07.2006 gün 2006/1-513-516 sayılı kararları). Kadastro tesbit tutanağına süresi içinde itiraz edilmiş ya da dava açılmışsa tutanak kesinleşmez, hakkında itiraz edilen ya da dava açılan kadastro tesbit tutanağının kadastro müdürü tarafından kesinleştirilerek tapuya tescil edilmiş olması hukuki sonuç doğurmaz ve gerçekten tesbit tutanağının kesinleştiği anlamına gelmez. Askı ilanından önce genel mahkemede açılan dava tesbite itiraz niteliğini taşır. Tesbit tarihinden önce ya da askı ilanından önce açılan dava varsa kadastro komisyonunun itirazları inceleyip malikleri belirlemiş olması hukuken yok hükmündedir. Malik hanesinin kadastro mahkemesince doldurulup tescil edilmesi gerekir (14. H.D. 24.01.1989 gün, 1988/8017-687 ve 7. H.D. 23.02.1976 gün, 124/2868 ve 31.10.1975 gün, 1974/5890-5650 ve 17. H.D. 07.10.1993 gün ve 2713/10693 sayılı kararları.).
4- 28.05.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3373 Sayılı Yasa ile 6831 Sayılı Yasanın 11. maddesi değiştirilerek, orman kadastrosuna itiraz davalarına bakma görevi kadastro mahkemelerine verilmiş ve Asliye Hukuk Mahkemesinde 1956 yılında açılan 1956/678 sayılı orman kadastrosuna itiraz davası hakkında 19/12/1988 tarihinde görevsizlik kararı verilerek dava dosyası Kadastro Mahkemesine aktarılarak bu mahkemenin 1989/28 sayısına kaydedilmiş, yargılama sırasında … kızı … mirasçıları … ve arkadaşları, …, …, …,… mirascıları …ve arkadaşları, … ve arkadaşları, … ve arkadaşları çekişmeli taşınmaza paydaş olduklarını ileri sürerek davaya katılmışlardır.
5- Yine, 6831 Sayılı Yasanın Muvakkat 3. maddesinde belirtilen altı aylık itiraz süresi içinde ve arazi kadastrosunun askı ilanından önce, davacı …, 01.03.1957 tarihli dava dilekçesiyle Hazine ve Orman Yönetimini hasım göstererek, Sarıyer Asliye Hukuk Mahkemesinin 1957/149 sayısında açtığı orman kadastrosuna itiraz davasında, tapuda kayıtlı bulunan taşınmazlarının 1939 yılında yapılan orman kadastrosunda orman sınırı içine alındığını ve arazi kadastrosu sırasında … 948 ada 1 parsel numarasıyla ve orman niteliği ile Hazine adına tespit edildiğini ileri sürerek orman kadastrosunun ve kadastro tespitinin iptali ile davalıların el atmasının önlenmesini istemişlerdir. Mahkemece 30/11/1963 tarihinde yapılan keşifte davaya konu taşınmazın … 948 ada 1 parsel sayılı taşınmazın doğu bölümü ile … 749 ada 1 numaralı parselin tamamını (yukarıda anlatılan 1956/678 sayılı dava dosyasında davaya konu edilen aynı yerler) kapsadığı tespit edilmiş, daha sonra davaya bakmakta kadastro mahkemesi görevli olduğu nedeniyle, görevsizlik kararı verilerek dosya kadastro mahkemesine aktarılmış ve bu mahkemenin 1989/79 sayısına kaydedilmesinden sonra temyize konu kadastro mahkemesinin 1989/28 sayılı dosyası ile birleştirilmiştir.
6- Diğer yandan; davacı Orman Yönetimi, …’yi hasım göstererek 05/06/1981 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesinin 1981/260 sayılı dosyasında açtığı davada, orman niteliğindeki … 948 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 150 m2 bölümüne ev yapmak suretiyle el attığını ileri sürerek, davalının el atmasının önlenmesi ve binanın kal’ini istemiştir. Yargılama sırasında dava konusu parselin tesbit tutanağı kesinleşmediğinden davaya bakma görevinin kadastro mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine aktarılmış ve bu mahkemenin 1999/40 sayısına kaydedildikten sonra bağlantı nedeniyle temyize konu kadastro mahkemesinin 1989/28 sayılı dosyası ile birleştirilmiştir. Yargılama sırasında … vekili mansup mirasçı oldukları ve dava konusu yerin orman nitelikli 899 ada 52 parselin de içinde olduğunu ileri sürerek davaya katılmıştır.
7- Mahkemece, … 948 ada 1 sayılı ve … 749 ada 1 sayılı parsellerin tesbit tutanak aslı ve ekleri Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtildikten sonra tüm davacıların davalarının reddine, dava konusu … 948 ada 1 parsel sayılı taşınmazın orman niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm Katılan … Mirasçıları … Ve Arkadaşları Vekili, davacılar … ve arkadaşları vekili, Katılan davacılar … ve arkadaşları vekili, davacı … mirasçıları … ve erkadaşları vekili, davacılar … mirasçıları … ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
8- Dava, orman ve arazi kadastro tespitine itiraz ile el atmanın ve muarazanın önlenmesine ilişkindir.
9- Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1939 tarihinde 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan ve 1940 yılında kesinleşen, ancak 6831 Sayılı Yasanın Muvakkat 3. maddesi gereğince altı aylık ek süre içinde açılan ve bu davalara konu olan bölümler yönünden kesinleşmeyen orman kadastrosu ile, daha sonra 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 2896 ve 3302 Sayılı Yasalara göre yapılan 2/B madde uygulaması ile 1956 yılında yapılan, ancak orman kadastrosuna itiraz davalarına konu olan bölümler yönünden kesinleşmeyen arazi kadastrosu bulunmaktadır.
10- … 948 ada 1 parsel 936720 m2 yüzölçümlü orman nitelikli taşınmazın 1938 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşmesi sonucu, Mart 1947 tarih 9 numarada 2585 hektar yüzölçümü ile Hazine adına tapuya tescil edilen birbirine bitişik … ve … ve …, yine … ve … Devlet Ormanının bir bölümü olduğu tutanağın edinme sütununda açıklanarak 18.06.1956 tarihinde tespit tutanağı düzenlenerek komisyona sunulmuştur. Vakıflar İdaresi ile gerçek kişilerin itirazı, kadastro komisyonunun 22.10.1956 tarihli kararıyla “kesinleşen tahdit konusunda dava açılmadığı, bu nedenle, kişilerin dayandığı tapu kayıtlarının yasal dayanağının bulunmadığı” gerekçesiyle reddedilerek 11.03.1957 ve 13.05.1957 tarihleri arasında askı ilanına çıkarılmış ve bir kısım kişilerin itirazı da komisyonun 10.06.1957 tarihli ek kararı ile ret edilmiş ve komisyon kararı aleyhine dava açılmadığından söz edilerek 16.07.1957 tarihinde orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescil edilmişse de komisyonun 22.10.1956 tarihli kararından, sonra askı ilanından önce tutanağa itiraz eden … tarafından 18.12.1956 tarihinde Sarıyer Asliye Hukuk Mahkemesinin 1956/678 sayılı dosyasında ve … tarafından 01.03.1957 tarihinde Sarıyer Asliye Hukuk Mahkemesinin 1957/149 sayılı dosyasında 6831 Sayılı Yasanın Geçici 3. maddesi gereğince 6 aylık süre içinde orman kadastrosuna itiraz davaları açıldığı, bu davalar nedeniyle tesbit ve komisyon kararının kesinleşmediği, başka bir deyimle, bu davaların kadastro tesbit tutanağının ve komisyon kararının kesinleşmesini önleyeceği, Kadastro Müdürünün “kesinleşmiştir” şerhinin aslında kesinleşmemiş tapulamayı kesinleştirmeyeceği, bu nedenle 948 ada 1 sayılı parselin 16.07.1957 tarihinde tapu siciline tescil edilmiş olmasının hiçbir hukuki sonuç doğurmayacağı anlaşılmaktadır (H.G.K. 23.09.1970 gün 7/203-454, H.G.K. 05.07.1974 gün ve 1974/7-183-876 ve 7. H.D. 16.05.1975 gün 3368/2748 ve 7. H.D. 01.10.1975 gün 1974/5836-5062 ve 7. H.D. 22.05.1975 gün 1975/1085-2994 ve 8. H.D. 17.12.1992 gün 3545, 16595 ve 14. H.D. 24.01.1989 gün 1988/804-687).
11- Yine temyize konu davalarla ilgili olarak önce Asliye Hukuk Mahkemesinde, daha sonra da görevsizlik kararıyla geldiği Kadastro Mahkemesinde, yapılan yargılama sırasında ileri sürülmediği halde, temyiz dilekçelerinde ve Yargıtayda 13.06.2006 günü yapılan murafaa sırasında davacılar vekilleri tarafından temyize konu 948 ada 1 sayılı parsel hakkında Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan ve 6831 Sayılı Yasanın 11/1. maddesini değiştirerek, orman kadastrosuna itiraz davalarına bakma görevini Kadastro Mahkemelerine veren 3373 Sayılı Yasanın 28.05.1987 tarihinde yürürlüğe girmesi üzerine 19.12.1988 tarihinde “görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine aktarılan ve bu mahkemenin 1989/28 sayılı dosyasında birleştirilen 1956/678 ve 1957/149 sayılı dava dosyalardan başka, eski tapu kayıtlarında diğer paydaşlar tarafından Asliye Hukuk Mahkemesinin 1957/65 ve 1957/66 sayılı dosyalarında dava açılıp karara bağlandığını” bildirmeleri üzerine, sözü edilen dava dosyaları Dairenin iade kararı ile istenmiş, ancak dava dosyalarının bulunamadığı bildirilerek karar örnekleri gönderilmiş ve bu kararların incelenmesinde 29.01.1957 tarihinde … tarafından Orman Genel Müdürlüğü aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinin 1957/66 sayılı dosyasında, 23.01.1957 tarihinde, … tarafından yine Orman Genel Müdürlüğü aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinin 1957/65 sayılı dosyasında aynı kök tapudan gelen paylara dayanılarak 948 ada 1 nolu orman parselinin belirli bölümleri için askı ilan tarihinden önce 6831 Sayılı Yasanın Geçici 3. maddesi gereğince altı aylık süre içinde orman kadastrosuna itiraz davaları açtıkları, aynı parselin belirli bölümleri için açılan bu dört adet orman tahdidine ve aynı zamanda arazi kadastro tespitine itiraz davalarının birleştirilerek, davaların açıldığı tarihte görevli olan Kadastro Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekirken, bu davalardan sadece 1956/678 ve 1957/149 sayılı dava dosyalarının 19.12.1988 tarihinde görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine aktarıldığı, 1957/65 ve 66 sayılı dava dosyalarının ise görevsizlik kararı verilmeden Asliye Hukuk Mahkemesinde ayrı ayrı yürütülerek karara bağlandığı ve 948 ada 1 nolu parsel hakkında, orman tahdidine itiraz davası ile birlikte, arazi kadastro tespitine itiraz davalarının 1956/688 ve 1957/149 sayılı dava dosyalarında devam ettiği gözönünde bulundurulmadan davacı …’nin sadece Orman Genel Müdürlüğü aleyhine açtığı 1957/66 sayılı orman tahdidine itiraz davasının Asliye Hukuk Mahkemesinin 27.01.1975 gün ve 1957/66-10 sayılı kararıyla “davanın kabulüne, … mevkiinde bulunan eski, yeni 16-17 kapı sayılı, tapuca müsecel haritalı taşınmazla ilgili orman kadastro ve tahdidinin iptaline ve davalı idarenin muarazaasının menine” karar verildiği ve bu dosyada yasal hasım konumunda olması gereken Hazinenin taraf olmadığı, karara herhangi bir harita ya da kroki eklenmediği gibi, kararın hüküm bölümünde dava konusu yerin yüzölçümünün ne olduğunun da belirtilmediği, ancak karar gerekçesinde davacıların 11 Hektar 7452 m2 yüzölçümlü tapuya dayandıklarını, dava konusu yerin Sulh Hukuk Mahkemesinin 1950/95 sayılı dosyası ile tahdidinin (krokisinin) yapıldığından sözedilerek Sulh Hukuk Mahkemesinin 1950/95 sayılı dosyasının Hazine ya da Orman Yönetimini bağlayıp bağlamayacağı açıklanıp tartışılmadan ve kararda orman tapusunun iptali ve davacı … adına tescil konularında da karar verilmediği halde, (aslında dava dilekçesinde tescil isteği de bulunmamaktadır. H.G.K.’nun 11.11.1983 gün ve 1981/8-80-1983/1162 sayılı kararında belirtildiği gibi, bu durumda tescile de karar verilemez.) bu karar gerekçe gösterilerek 948 ada 1 sayılı orman nitelikli parselin dört parçaya ifraz edildiği ve bu ifraz parsellerinden 646.1200 m2 yüzölçümlü bölüm 9481 ada 1 sayılı parsel orman niteliği ile Hazine, 948 ada 43 sayılı parsel 233.850 m2 olarak …, 948 ada 44 sayılı parsel 42.430 m2 olarak orman niteliğiyle ve 948 ada 45 sayılı parsel 8.320 m2 olarak yine orman niteliği ile Hazine adına tescil edildiği görülmüştür.
12- Yine Dairenin 13.06.2006 gün ve 2006/5109-8259 sayılı iade kararı ile getirtilen evraklara göre, 6831 Sayılı Yasanın Geçici 3. maddesinde belirtilen altı aylık itiraz süresi içinde … tarafından 23.01.1957 tarihinde Orman Genel Müdürlüğü aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde orman tahdidine itiraz davası açıldığı ve bu davanın da orman kadastrosuna itiraz davası ile birlikte aynı zamanda arazi kadastrosuna itiraz davası olduğu, bu nedenle davaya bakma görevinin Kadastro (Tapulama) Mahkemesine ait olduğu, yasal hasım olan Hazinenin de bu davada yer alması gerektiği düşünülmeden Asliye Hukuk Mahkemesince 08.05.1981 gün ve 1957/65-217 sayı ile karara bağlandığı, bu karar ile de 948 nolu 1 parselden 27.01.1975 gün ve 1957/66-10 sayılı kararla ifraz edilerek 42.420 m2 yüzölçümüyle Hazine adına orman niteliği ile tescil edilen 44 numaralı parsel içinde kalan 31.060 m2 bölüm yönünden “orman tahdidinin iptaline” karar verildiği, ancak kararın kesinleşip kesinleşmediğinin anlaşılamadığı ve iade kararı ile getirtilen tapu kaydına göre 44 sayılı orman parselinin halen Hazine adına kayıtlı olduğu anlaşılmıştır.
13- 40 yılı aşkın süreden beri önce Asliye Hukuk, daha sonra Kadastro Mahkemesinde yargılaması sürdürülen temyize konu davada taraflar, Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen1957/65 ve 1957/66 sayılı dava dosyaları ile ilgili bilgi vermediği gibi, mahkemece de herhangi bir araştırmaya girilmediğinden, bunlardan habersiz olan mahkeme 948 ada 43, 44 ve 45 sayılı parsellerin 948 ada 1 sayılı parselden ifraz edildiği, bunlardan 43 sayılı parselin davada taraf olmayan kişiler adına tescil edilmiş olduğunu da gözönünde bulundurulmayarak, “bilirkişi raporuna göre 948 ada 1 numaralı parselin 3116 Sayılı Yasaya göre yapılan ve kesinleşerek Mart 1947 tarih 118 numarada Hazine adına tapuya tescil edilen Devlet Ormanı sınırları içinde kaldığı, eğimin yer yer % 60-70’e ulaştığını, ortalama eğimin % 40-50 ve halen de eylemli orman olduğu, tapulu yer bile olsa 4785 Sayılı Yasa gereğince devletleştirilen ve 5658 Sayılı Yasaya göre iadeye tabi yerlerden olmadığı” gerekçesiyle 948 ada 1 sayılı parselin tamamının (ifrazlar nazara alınmadan) orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar vermek sureti ile 43, 44 ve 45 sayılı parsellerin bulunduğu yerlerle ilgili olarak mükerrer (ikinci kere) sicil oluşturulmuş ve … 749 ada 1 sayılı parselin de kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalıp halen orman olduğu ve temyize konu davanın da konusu olduğu karar gerekçesinde açıklanıp kabul edilerek, davacı kişilerin davasının reddine karar verildiği halde 749 ada 1 sayılı parsel hakkında sicil oluşturulmamıştır.
14- Hüküm davacı … mirasçıları katılan … ve arkadaşları, … mirasçıları tarafından temyiz edilmiştir.
15- 6831 Sayılı Orman Yasasının 11. maddesi 22.05.1987 gün ve 3373 Sayılı Yasa ile değiştirilmesinden önce, orman kadastrosuna itiraz davalarına bakma görevi Asliye Hukuk Mahkemelerine aittir. Orman kadastro komisyonlarınca orman sınırları içine alınan taşınmazın orman olmadığı iddiası ile, ilgili hak sahipleri tarafından sadece Orman Yönetimine husumet yönelterek orman kadastrosuna itiraz davası açmaları halinde, taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu anlaşılırsa davanın reddine, orman sayılmayan yer olduğunun anlaşılması halinde ise (somut olayda olduğu gibi) davanın kabulü ile dava konusu yerin orman tahdit sınırı dışına çıkartılmasına karar verilecektir. Orman kadastrosuna itiraz davasında orman sayılmayan yer olduğu belirlenerek orman sınırı dışına çıkartılan taşınmaz hakkında hak sahibi kişilerin Medeni Yasanın 713 (639) maddesi hükümlerine göre Hazine ve ilgili köy ya da beldeye husumet yönelterek, yine genel mahkemelerde açacakları davada daha önce orman sayılmayarak orman sınırları dışına çıkartılan taşınmazın tapuya tescil koşullarının oluşup oluşmadığı ayrıca incelenerek tescil yani mülkiyet davası Hazine ve ilgili tüzel kişilik huzuru ile karara bağlanacaktır. Çünkü, bir taşınmazın orman sayılan yer olmaması ayrı bir konu, o yerin özel mülk olarak tapuya tescil edilmesi ayrı bir konudur.
Somut olayda olduğu gibi tesbit tutanağının düzenlenmesinden sonra ve askı ilanından önce ya da, askı ilanı içinde Asliye Hukuk Mahkemesinde orman kadastrosuna itiraz davası açılmışsa, bu hallerde orman kadastrosuna itiraz davası aynı zamanda arazi kadastrosuna itiraz davasına da dönüşeceğinden Asliye Hukuk Mahkemesi orman kadastrosuna itiraz davası hakkında görevsizlik kararı vererek (766 S.Y. madde 29, 48, 50, 54 ve 3402 S.Y. madde 10, 26, 27, 28) dava dosyasını Kadastro Mahkemesine aktaracak ve Kadastro Mahkemesince 766 Sayılı Yasanın 48, 50 ve 54. ve 3402 Sayılı Yasanın 26, 27, 28 ve 30/2 maddeleri gereğince araştırma ve soruştarma yapılarak taşınmaz gerçek hak sahibi adına tescil edilecektir. Yine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan orman kadastrosuna itiraz davasının yargılaması sırasında dava konusu taşınmazın arazi kadastrosuna tabi tutulup tesbit tutanağı düzenlenmesi halinde, o taşınmaz hakkında malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tutanak düzenlenip Kadastro Mahkemesine gönderileceğinden Asliye Hukuk Mahkemesi görevsizlik kararı ile dava dosyasını Kadastro Mahkemesine aktaracak ve bu mahkemece tesbit tutanağı ile dava dosyası birleştirildikten sonra, yine 766 Sayılı Yasanın 48, 50 ve 54. ve 3402 Sayılı Yasanın 26, 27, 30/2. maddeleri hükümlerine göre inceleme yaparak o taşınmazı gerçek hak sahibi adına tescil edecek ve düzenli tapu sicili oluşturacaktır.
6831 Sayılı Yasanın 11. maddesi 22.05.1987 gün ve 3373 Sayılı Yasa ile değiştirilerek orman kadastrosuna itiraz davalarına bakma görevi Kadastro Mahkemelerine verilmiştir. Bu tarihten sonra orman kadastrosuna itiraz davaları Kadastro Mahkamelerinde açılacaktır. Dava, sadece orman kadastrosuna itiraz konusunda ise ve yargılama sırasında o taşınmaz hakkında arazi kadastrosu tesbit tutanağı düzenlenmemişse, bu halde Kadastro Mahkemesi sadece taşınmazın orman olup olmadığı konusunda yapacağı inceleme sonucunda, davanın kabulüne ya da reddine karar verecek, dava konusu taşınmazın tesciline karar vermeyecektir. Çünkü, mahkeme orman sayılan yer olması nedeniyle davayı ret ederse, bu halde orman kadastro komisyonunun belirlediği sınır geçerlilik kazanacak ve dava konusu yer bitişiğindeki geniş orman alanlarıyla birlikte 6831 Sayılı Yasanın 11/4 maddesi gereğince Hazine adına tapuya tescil edilecektir. Dava konusu yerin orman sayılmaması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmesi halinde ise, mahkeme kararı gereğince o bölüm orman yetkililerince ifraz edildikten sonra kalan bölüm yine 6831 Sayılı Yasanın 11/4. maddesi gereğince tescil edilecektir. Ancak, orman kadastrosuna itiraz davası sırasında dava konusu taşınmaz hakkında kadastro tesbit tutanağı düzenlenirse, bu halde malik hanesi açık olarak düzenlenecek tesbit tutanağı dava dosyası ile birleştirilerek Kadastro Mahkemesince 766 Sayılı Yasanın 48, 50 ve 54. maddeleri hükmüne göre ya da bu yasayı yürürlükten kaldıran ve 10.10.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3402 Sayılı Yasanın 26, 27, 28 ve 30/2. maddeleri hükümlerine göre araştırma ve soruşturma yapılarak taşınmazın niteliği ve maliki belirlenerek gerçek hak sahibi adına tescil kararı verilecektir.
16- Hukuk Genel Kurulunun 28.10.1998 gün 1998/8-750-776 ve 07.02.2007 gün 2007/8-76-58 sayılı kararlarında açıklandığı gibi tescil davaları kamusal nitelikli davalardır. Bu nedenle, Medeni Yasanın 713. (639) maddesi gereğince açılan tescil davalarında Hazine ile taşınmazın sınırları içinde bulunduğu köy ya da belde ve ilgili diğer kamu tüzel kişiler yasal hasım konumundadır. Tescil davalarının bunlara husumet yöneltilerek açılması gerekir. Husumet yöneltilmemişse mahkeme kendiliğinden Hazine ve ilgili tüzel kişiliği, davaya dahil edip onların huzuru ile davayı yürütüp karara bağlaması gerekir. Bunların davaya dahil edilmesi, hasım değiştirilmesi ve ıslah anlamına gelmez. Temyize konu bu davada uygulanması gereken yasal hükümler, davanın görüldüğü sırada yürürlükte bulunan 6831 ve 5602 Sayılı Yasanın ilgili hükümleri ile davanın devamı sırasında yürürlüğe giren 766 Sayılı Yasanın 48, 50 ve 54. maddeleri ve yine bu yasayı yürürlükten kaldıran 3402 Sayılı Yasanın 26, 27, 28 ve 30/2. maddeleridir. Sözü edilen bu yasaların hükümlerine göre “kadastro hakimi resen lüzum gördüğü diğer delilleri toplayarak taşınmazın kimin adına tescil edileceğine karar vermekle yükümlüdür”. Somut olayda; dava konusu taşınmazlar hakkında orman niteliği ile Hazine adına tesbit tutanağı düzenlendiğine ve askı ilan tarihinden önce 6831 Sayılı Yasanın Geçici 3. maddesi gereğince altı aylık süre içinde orman kadastrosunun iptali için Asliye Hukuk Mahkemesinin 1956/678 ve 1957/65, 66 ve 149 sayılı dosyalarında ayrı ayrı dava açıldığına göre, bu davalar orman kadastrosuna itirazla birlikte aynı zamanda arazi kadastro tesbitine itiraz davası da olduğundan (somut olayda orman ve arazi kadastrosu iç içe girdiğinden orman kadastrosu ve arazi kadastrosu ile ilgili yasal hükümler birlikte uygulanacaktır) ve sonuçta dava konusu taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğu saptanarak orman kadastrosunun iptal edilmesi halinde, arazi kadastro tesbit tutanağı düzenlenmesi halinde davaya konu taşınmazın kim ya da kimler adına tescil edilerek düzenli sicil oluşturulması gündeme geleceğinden, yasal hasım durumunda olan Hazinenin huzuru ile davanın görülmesi ve dava konusu taşınmazın kazanma ve özel kişiler adına tescil edilme koşullarının Hazineye karşı kanıtlanması gerekecektir. Çünkü; bir taşınmazın orman sayılan yer olmaması ayrı bir konu, o taşınmazın özel ya da tüzel kişiler adına özel mülk olarak tescil edilmesi, ya da o taşınmazın dayanılan tapu kaydı kapsamında kalıp kalmadığının araştırılması ayrı bir konudur. İade kararı üzerine getirtilen Asliye Hukuk Mahkemesinin 1957/65 ve 66 Esas sayılı kararlarında, davacı kişiler ile ormanlarda mülkiyet sahibi olmayıp sadece kullanma hakkı sahibi olan davalı Orman Yönetimi arasında görülen orman kadastrosuna itiraz davaları sonucunda 948 ada 1 sayılı parselin bazı bölümlerinin orman sayılmayan yerlerden olduğu belirlenerek bu bölümlerle ilgili orman kadastrosunun iptaline karar verilmiş, ancak bu bölümlerin davacılar adlarına ifrazen tapuya tescil kararı verilmediği (esasen yukarıda 15. bentte açıklandığı gibi 3373 Sayılı Yasanın 28.05.1987 tarihinde yürürlüğe girmesinden önce arazi kadastrosu tesbit tutanağı düzenlenmeyen yerlerdeki orman kadastrosuna itiraz davalarına bakmakla görevli Asliye Hukuk Mahkemeleri sadece o yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığını inceleyip yalnız bu konuda karar vermek suretiyle orman kadastrosu ile ilgili davayı karara bağlayacak, mülkiyetin kazanılıp kazanılmayacağı konusu Medeni Yasanın 713 (639) maddesi hükümlerine göre açılacak bir davada çözümleneceğinden mülkiyet konusunda tescil kararı vermeyecektir. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen orman kadastrosuna itiraz davası sırasında davaya konu taşınmazla ilgili tesbit tutanağı düzenlenirse, bu halde Asliye Hukuk Mahkemesi görevsizlik kararı ile dava dosyasını Kadastro Mahkemesine aktaracak ve Kadastro Mahkemesince 766 Sayılı Yasanın “Mülkiyet Hakkının Tesbitindeki Esaslar” başlığını taşıyan Beşinci Bölümdeki 32 ve onu izleyen maddelerine ve 3402 Sayılı Yasanın yine “Mülkiyet Hakkının Tesbitine İlişkin Esaslar” başlıklı Dördüncü Bölümdeki 13 ve onu izleyen madde hükümlerine göre inceleme ve araştırma yaparak tescile karar verecektir. Somut olayda; sadece orman kadastrosuna itiraz davasını inceleyen Sarıyer Asliye Hukuk Mahkemesi, dava tarihinden önce tesbit tutanağının düzenlenmesi nedeniyle bu davaya bakmaya görevli olmadığını düşünmeden 27.01.1975 gün ve 1957/66-10 sayılı kararı ile orman tahdidini iptal etmiş ve Mart 1947 tarih 118 numaralı orman tapu kaydını iptal etmemiş ve davacı … adına tescil kararı vermemiş (yukarıda açıklandığı gibi böyle bir karar vermeye görevli de değildir. Çünkü tesbit tutanağı itirazlı olduğundan tapu kayıtlarını uygulayıp kapsamını belirleme ve o yerin özel mülkiyete konu yerlerden olup olmadığını inceleme görevi Kadastro Mahkemesine aittir) ve davacılar dava dilekçesinde 11 Hektar 7452 m2 (117,452 m2) yüzölçümlü tapu kayıtlarının bulunduğunu bildirdikleri ve tescil konusunda bir istekleri bulunmadığı halde, Tapu Sicil Müdürlüğünce kararın infazı sırasında 23 Hektar 3850 m2 (233,850 m2) yüzölçümlü yer 948 ada 1 sayılı parselden ifraz edilerek 948 ada 43 sayılı parsel yolsuz olarak … adına tescil edilmiştir. Orman kadastrosuna itiraz davasının Asliye Hukuk Mahkemesinde açıldığı tarihte, dava konusu taşınmazın tesbit tutanağı düzenlenmiş, ancak henüz komisyon incelemesi yapılmadığından ve tutanak askı ilanına çıkartılmadığından yine orman kadastrosuna itiraz davası aynı zamanda arazi kadastrosuna itiraz davası niteliğinde olduğundan, Asliye Hukuk Mahkemesi 1957/60 sayılı davanın açıldığı 29.01.1957 tarihinden itibaren görevsiz olduğu halde Asliye Hukuk Mahkemesi 17 yıl süre ile davaya bakmaya devam etmiş ve 27.01.1975 gün 1957/66-10 sayılı kararla orman kadastrosuna itiraz davasının kabulüne karar vermiştir. Görev konusu kamu düzeni ile ilgilidir. Ormanların asıl maliki olan Hazinenin taraf olmadığı görevsiz mahkemece verilen karara dahi aykırı olarak dava konusu parsel ifraz edilip 43 sayılı parselin … adına tescil edilmiş olması hiç bir hukuki sonuç doğurmaz. Kamu düzeninin bulunduğu hallerde usulü kazanılmış haktan söz edilemez (H.G.K.’nun 29.09.2005 gün 2005/8-511-534 S.K.).
Yine …’ın, Orman Genel Müdürlüğü aleyhine açtığı 1957/65 sayılı orman kadastrosuna itiraz davasında, davanın açıldığı 23.01.1957 tarihinden itibaren, Asliye Hukuk Mahkemesi görevsiz olduğu halde Asliye Hukuk Mahkemesinin 27.01.1975 gün 1957/66-10 sayılı karar dayanak gösterilerek 948 ada 1 sayılı parselden ifraz edilip orman niteliği ile Hazine adına tescil edilen 42,420 m2 yüzölçümlü 948 ada 44 sayılı parselin 31,060 m2 bölümü yönünden 08.05.1981 gün ve 1957/65-217 sayılı kararla orman tahdidi iptal edilmiş, ancak tescil konusunda karar verilmemiştir. Bu kararın kesinleşip kesinleşmediği anlaşılamamaktadır. Bu kararın hukuki durumu da yukarıdaki parağrafta anlatılan 1957/66-10 sayılı kararla aynıdır.
17- Mahkemece, … 749 ada 1 sayılı parsel ile … 948 ada 1 sayılı parselin 1939 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığı, 01.12.1994 ve 26.03.1997 ve son olarak alınan 14.11.2002 tarihli bilirkişi raporlarına göre halen orman bitki örtüsü ile kaplı ve ortalama eğimin % 40-50 eylemli orman olduğu, özel mülkiyete konu olmasının mümkün olmadığı, dayanılan tapu kayıtlarının hiç bir hukuki kıymetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, ancak 749 ada 1 sayılı parsel hakkında sicil oluşturmamış, 948 ada 1 sayılı parselin de 43, 44, 45, 46, 47 ve 49 sayılı parsellere ifraz edildiğini gözönünde bulundurmadan 948 ada 1 sayılı parselin tamamının orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar vererek 43, 44, 45, 46, 47, 49 sayılı parseller yönünden ikinci kere sicil oluşturmuştur.
… 749 ada 1 ve … 948 ada 1 sayılı parsellerin eylemli orman olduğu ve 1939 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, davacıların dayandıkları 2 kapı numaralı otuzbir suyu sokağı mevkiindeki Recep 1290, Ağustos 1289, K.Evvel 1323 tarih 45 ve Temmuz 1336 tarih 20-21 nolu ve Nisan 1338 tarih 79 nolu ve Temmuz 1338 tarih 86, 87 ve K.Evvel 1339 tarih 25 nolu ve K.Sani 1928 tarih 18 nolu sicillerden gelen pay tapu kayıtları ve bu pay tapularının gittisi olup, cinsi de …, fundalık olan … kayıtlarının balık tutmak için denizde ağ çevirdikleri yer anlamındadır) ve sınırları; … hududunda; … civarında tabya-i mezkur akıntısından … Burnuna olan deniz ve boğaz kenarında balık tutmak için ağ çevrilen yer anlamına gelen ve miktarı bulunmayan tapu kaydının bu yere ait olduğu kabul edilemeyeceği gibi, yine aynı tarih ve numarada cinsi fundalık ve yüzölçümü 20 dönüm ve sınırları da; … Hisarı Hududundan (burnundan) bir tarafı … fundalığı, bir taraf, … oğlu bağı ve bir tarafı … bağı ve bir tarafı Dere ile çevrili yukarıda yazılı pay tapu kayıtlarının cinsi, miktarı ve sınırlarına göre dava konusu parsellere ait olduğunun kabul edilemeyeceği belirlenerek gerçek kişilerin davasının ret edilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, davanın devamı sırasında taşınmazın bazı bölümünde yapılan 2/B madde uygulamasının 1956 ve 1957 yıllarından beri devam eden bu davalar nedeniyle kesinleşmediği ve kadastro hakiminin tesbit tarihindeki taşınmazın hukuki durumunu ve niteliğini gözönünde bulundurarak doğru ve düzenli sicil oluşturacağı nazara alınarak hüküm kurulmamış olması isabetsiz ise de, bu yanılgı yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden yerel mahkemenin 28.03.2003 tarihli kararının 2. bendi hükümden çıkartılarak; bunun yerine, “…. 948 ada 1 sayılı parsel ile … 749 ada 1 sayılı parseller hakkında 1956 ve 1957 yıllarından beri devam eden davalar nedeniyle bu parsellerle ilgili 2/B madde uygulaması kesinleşmemiş olduğu gibi bilirkişilerin 1994, 1997 ve 2002 yıllarında yerinde inceleme yaparak verdikleri raporlarına göre, bu parsellerin halen eylemli orman olduğu anlaşıldığından bu parsellerde yapılan orman rejimi dışına çıkarma işlemlerinin tümünün iptaline ve Asliye Hukuk Mahkemesinin 27.01.1975 gün 1957/66-10 sayılı kararı ile ifraz edilen … 948 ada 1 sayılı parselin ifrazdan sonra kalan 646,120 m2 yüzölçümlü bölümün orman niteliğiyle ve yine 37,803 m2 yüzölçümlü … 749 ada 1 sayılı parselin orman niteliği ile Maliye Hazinesi adına tapuya tesciline” cümlesi yazılarak hükmün bu bölümünün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
18- … 948 ada 1 sayılı parselden Asliye Hukuk Mahkemesinin 27.01.1975 gün ve 1957/66-10 sayılı kararı ile ifraz edilen 43, 44 ve 45 sayılı parseller ile 43 sayılı parselden çeşitli nedenlerle ayrılan 46, 47, 49 numaralı ve yine 47 sayılı parselden daha sonra ifraz edilen ve numaraları dosya kapsamından belli olmayan parsellerin 1956 ve 1957 tarihinde açılan ve bu güne kadar devam eden orman tahdidi ile arazi kadastro tespitine itiraz davalarından dolayı 43 (46, 47, 48) parsellerin ve 47 sayılı parselden daha sonra ifraz edilen parsellerin tamamının Asliye Hukuk Mahkemesinin 1957/66 sayılı dosyasında ve 44 sayılı parselin de 31,060 m2’lik bölümünün 1957/65 sayılı Asliye Hukuk Mahkemesi dosyasında dava konusu olmaları ve yasal hasım durumunda arzın ve ormanın asıl maliki olan Hazinenin davada yer almaması nedeniyle kadastro tesbitlerinin kesinleşmediği, kadastro hakimince taraf delilleri toplanıp, tapu kayıtları ve diğer belgeler uygulanıp düzenli sicil oluşturulması gerekirken, 948 ada 1 parselden görevsiz mahkemenin kararıyla usülsüz ve yasaya aykırı şekilde ifraz edilip ve yolsuz olarak tapuya tescil edilen 43, 44 ve 45 numaralı parseller ile bu parsellerden ifraz edilen parseller nazara alınmadan 948 ada 1 sayılı parselin ilk kadastroda belirlenen çap sınırları ile tescile karar verilerek ikinci kez sicil oluşturulması ve bu parsellerin 1957 yılında açılan davalara konu olması nedeniyle 766 Sayılı Yasanın 54 ve 3402 Sayılı Yasanın 30/2. maddesi gereğince taraf delilleri ile mahkemece resen lüzum görülen diğer deliller toplanarak, gerçek hak sahipleri adına tesciline ve yolsuz olarak bu parsellerden ifrazen oluşan tapu kayıtlarının da iptaline karar verilmemiş olması isabetsizdir.
O halde; 948 ada 1 sayılı parselin tesbit tutanağı orman niteliğiyle Hazine adına düzenlendiği gözetilerek; 948 ada 1 parselden usülsüz olarak ifraz edilip yolsuz olarak tapuya tescil edilen 43, 44 ve 45 numaralı parseller ile bu parsellerden sonradan ifraz edilen parsellerin son tapu maliklerinin, keza bu parseller yönünden yasal hasım olması nedeniyle aktif husumet yöneltilmesi gereken Hazinenin (Hazine temyize konu davada taraf konumunda ise de, bu taraflığı sadece davacı …’un açtığı ve bu dosya ile birleşen Sarıyer Asliye Hukuk Mahkemesinin 1957/149 sayılı aktarılan davalarının konusu ile sınırlıdır. Dava konusu 948 ada 1 sayılı parsel orman sayılarak kişilerin davası tamamen ret edilip Hazine adına orman niteliği ile tescil kararı verildiği için Hazine ve Orman Yönetimi yararlarına olan bu hükmü temyiz etmemiştir.) ve yine Asliye Hukuk Mahkemesinin 1957/65 ve 66 Esas sayılı dava dosyalarının taraflarının bu davanın doğal tarafı olduğu, 948 ada 43 sayılı parsel ve bu parselden daha sonra ifraz edilen tüm parsellerin kadastrosunun kesinleşmediği ve yine 948 ada 44 sayılı parselin 31,060 m2’lik bölümü ile ilgili kadastronun kesinleşmediği, bu parsellere ilgili tescilin yolsuz nitelikte bulunduğu gözönünde bulundurularak Hazine ile bu kişilerin tümüne duruşma günü tebliğ edilip taraf oluşturulduktan sonra, işin esasına girilmeli, bu cümleden olarak Asliye Hukuk Mahkemesinin 1957/65 ve 1957/66 sayılı dava dosyaları bulunduğu yerden getirtilip bu dosya ile birleştirilmeli, yine Sulh Hukuk Mahkemesinin 1950/95 sayılı dava dosyası mahkemesinden ve dava dosyasında bulunmayan komşu parsel tutanakları ile revizyon kayıtları ilk oluşturulduğu günden itibaren tüm gittileri ile birlikte özellikle … 900 ada 1, 3, 6, 7 numaralı ve … 745 ada 1, 2 ve 776 ada 1 numaralı parsellerin kadastro tutanak örnekleri ile dayanağı tapu kayıtları ilk oluştuğu günden itibaren tüm gittileri ile birlikte ve kadastroca oluşturulan tapu kayıtları yerel tapu idaresi ile Tapu Kadastro Genel Müdürüğünden ve yine 948 ada 1 sayılı parselden ifraz edilen 948 ada 43 ve 44 sayılı parsellerin komşusu olan ve dosyada bulunmayan tesbit tutanak örnekleri ile dayanakları aynı şekilde yerel tapu idaresinden ve Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünden ve 948 ada 1 sayılı parselin iktisabında yazılı ve davacıların dayandığı 8 Recep 1290 ve 20 Ağustos 1289 ve Temmuz K.Evvel 1323 tarih 45 ve Temmuz 1336 tarih 20-21 ve Nisan 1338 tarih 79 ve Temmuz 1338 tarih 86, 87 ve K.Evvel 1339 tarih 25 ve K.Sani 1928 tarih 18 ve Haziran 1950 tarih 40 ve Ağustos 1950 tarih 21 numaralı tapu kayıtları ilk oluştuğu günden itibaren tüm gittileri ile birlikte revizyon gördüğü parseller varsa onlara ait tutanak örnekleri ve kadastroca oluşturulan tapu kayıtları yerel tapu idaresi ile Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü arşivinden ayrı ayrı istenmeli, yine aslı 20 dönüm olan tapu kaydı Haziran 1950 tarih 40 numaralı tapuda 11 hektar 7453 m2 olarak tescil edildiğinden bu tapunun dayanağı mahkeme kararı ve krokinin tasdikli örneği Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, tapunun yüzölçümünün artırılmasına ilişkin mahkeme kararında Hazine ve Orman Yönetimi taraf değilse onları bağlamayacağı düşünülerek uygulamanın yapılacağı gözönünde bulundurulmalı, … Devlet Ormanının tümünü birarada gösterir 3116 Sayılı Yasaya göre düzenlenen orman tahdit haritası ile aynı ormanda 1744, 2896, 3302 Sayılı Yasalara göre düzenlenen aplikasyon ve 2. madde uygulamasına ilişkin haritalar Orman İdaresinden 948 ada 1, 43, 44, 45 sayılı parselleri ve bu parsellerin komşu parsellerini bir arada gösterir arazi kadastro paftası Kadastro Müdürlüğünden, keza bölgeye ait en eski tarihli memleket haritaları ve hava fotoğrafları bulundukları yerlerden getirtilmeli, bundan sonra önceki keşiflerde görev almamış üç orman ve üç harita mühendisinden oluşacak bilirkişi kurulu aracılığı ile ve yansız olabildiğince yaşlı yerel bilirkişiler huzuru ile keşif yapılarak davacılara ait tapu kayıtları yerine uygulanıp, değişir sınırlı tapu kayıtlarının 3402 Sayılı Yasanın 20/C maddesi gereğince yüzölçümüne değer verilerek kapsam belirlenmeli, Haziran 1950 tarih 40 numaralı tapunun dayanağı harita yerine uygulanmalı, bu haritanın oluşumu ile ilgili mahkeme kararında Hazine ve Orman Yönetimi taraf değilse onları bağlamayacağı, dolayısıyla tapu kaydının yüzölçümünün ilk sınır ve miktarı ile geçerli olacağı, tapu kayıtları miktarıyla başka persellere revizyon görmüşse ya da kapsamı orman sınırı içinde kalmışsa tapu kaydına başka yerde kapsam belirlenemeyeceği düşünülmeli, uygulamada askeri haritalarda yazılı yer ve mevki isimlerinden yararlanılmalı, bu haritalar ile hava fotoğraflarından ve komşu parsel kayıtları ile bilirkişi beyanlarının doğruluğu denetlenmeli, tapu kayıtlarının uygulanması ile ilgili olarak daha önceki yıllarda yapılmış keşiflerden ve bilirkişi raporlarından (özellikle 1957/149 sayılı dosyaya verilen bilirkişi …’in 16.04.1967 tarihli raporu ve buna ekli aynı tarihli krokiden ve yine bilirkişiler … ve …’nün 1971/887 sayılı dosyaya verdikleri 11.03.1982 tarihli raporlardan yararlanılmalı, eski tarihli memleket haritaları ve hava fotoğrafları uygulanarak taşınmazların bu belgelerde nasıl ve ne olarak nitelendirildikleri belirlenmeli, orman ve arazi kadastro paftaları ile memleket haritası ölçekleri eşitlenerek net-cat ya da benzeri bilgisayar paragramlar kullanılıp 1/5.000 ve 1/25.000 ölçeğinde eşitlenip biribiri üzerine aplike edilmeli, ormanların asıl maliki olan Hazinenin taraf olmadığı görevsiz ve yetersiz keşif ve uygulama sonucu 1957/65 ve 66 sayılı davalarda verilen kararların Hazineyi bağlamayacağı ve yine yukarıda yazılı Hukuk Genel Kurulu’nun 19.02.2003 gün 2003/20-102-90 ve 30.05.2001 gün 2001/1-464-470 sayılı ve diğer bir çok kararında kabul edildiği gibi, geçerli bir hukuksal nedene dayanmayan yolsuz tescilin malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve bu tür kayıtlarda ve kamu mallarında iyi niyetle iktisap [M.Y. 1023 (931) md.] koşullarının uygulanamayacağı, bir süreye bağlı kalınmadan her zaman iptal edilmesinin mümkün olduğu nazara alınmalı, yapılan uygulama bilirkişiler tarafından düzenlenecek birleşik krokiye yansıtılarak keşfi ve uygulamayı izleme olanağı sağlanmalı, 948 ada 1 sayılı parselden ifraz edilen dava konusu 948 ada 43 ve 44 sayılı parsellerin 948 ada 1 sayılı parselin kadastro tesbit tutanağının düzenlendiği, 18.06.1956 tarihindeki hukuki ve fiili durumu ve niteliği gözönünde bulundurularak daha önce yolsuz olarak oluşturulan tapu kayıtları iptal edilip 3402 Sayılı Yasa hükümlerine göre düzenli sicil oluşturulmalı ve yine dava konusu olmayan 948 ada 45 sayılı ifraz parseli ile 948 ada 44 sayılı parselin dava konusu olmayan (31.060 m2 bölümün dışında kalan) bölümünün de kesinleşen orman sınırları içinde kaldığı düşünülerek, bu bölümler orman niteliği ile Hazine adına tescil edilmeli, diğer 948 ada 43 sayılı parsel ile 44 parselin 31.060 m2 bölümü ile ilgili toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek bu parsel ve parsel bölümü ile ilgili olarak tesbit tutanağının düzenlendiği, 18.06.1956 tarihindeki hukuki ve fiili durumları ve niteliklerine göre bir karar verilmelidir. Bu konular gözönünde bulundurulmadan yazılı olduğu gibi hüküm kurulması kamu düzeni ile 3402 Sayılı Yasanın 1’nci maddesine aykırı olduğundan hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: 1) Yukarıda 17. bentte açıklanan nedenlerle; yerel mahkemenin 28.03.2003 tarihli kararının 2 nolu bendinin hükümden çıkarılarak; bunun yerine, “… 948 ada 1 sayılı parsel ile … 749 ada 1 sayılı parseller hakkında 1956 ve 1957 yıllarından beri devam eden davalar nedeniyle 2/B madde uygulaması kesinleşmemiş olduğu ve bilirkişilerin 1994, 1997 ve 2002 yıllarında yerinde inceleme yaparak verdikleri raporlarına göre, bu parsellerin halen eylemli orman olduğu anlaşıldığından bu parsellerde yapılan orman rejimi dışına çıkarma işlemlerinin tümünün iptaline ve Asliye Hukuk Mahkemesinin 27.01.1975 gün 1957/66-10 sayılı kararı ile ifraz edilen … 948 ada 1 sayılı parselin ifrazdan sonra kalan 646,120 m2 yüzölçümlü bölümünün orman niteliğiyle ve yine 37.803 m2 yüzölçümlü … 749 ada 1 sayılı parselin orman niteliği ile Maliye Hazinesi adına tapuya tesciline” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve bu bölümlere ilişkin tüm davacıların ve vekillerinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA,
2) Yukarıda 18 numaralı bentte yazılı nedenlerle; kamu düzeni, kadastro hakiminin doğru ve düzenli sicil oluşturma ilkeleri ve 3402 Sayılı Yasa hükümleri gereğince … mirasçıları … ve arkadaşları vekili, davacılar … ve arkadaşları vekili, katılan davacılar … ve arkadaşları vekili, davacı … mirasçıları … ve arkadaşları vekili, davacılar … mirasçıları … ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile … 948 ada 1 parselden usülsüz olarak ifraz edilip yolsuz olarak tapuya tescil edilen 43, 44 ve 45 numaralı parseller ile bu parsellerden daha sonra ifraz edilerek tescil edilen ve parsel numaraları dosya kapsamından belli olmayan parsellere yönelik hükmün BOZULMASINA ve yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 450.00.-YTL. vekalet ücretinin davalı Hazine ve Orman Yönetiminden alınarak davacı … mirasçısı … ve arkadaşlarına verilmesine, yine, 450.00.-YTL. vekalet ücretinin davacı … mirasçısı … ve … mirasçıları ile katılanlar … ve arkadaşları, … mirasçıları … ve arkadaşlarından alınarak davalı Hazine ve Orman Yönetimine verilmesine 03/04/2008 gününde oybirliği ile karar verildi.