YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/627
KARAR NO : 2023/370
KARAR TARİHİ : 01.02.2023
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
HÜKÜM/KARAR : Kabul
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 08/09/1976 tarihinde (2×750 shplik) “açık deniz römorkoru imali” için anlaşma yapıldığını, işin teslim tarihinin 20.02.1978 olarak gösterilmiş ise de hakedişlerden görüleceği üzere davalının muvafakati ile uzatıldığını, son hakediş tarihinin 10.02.1980 olduğunu, geminin yapımının tamamlanmadığını, ancak Bakanlık iç yazışmalarından anlaşılacağı üzere, römorkör çalışır hale gelmiş denecek kadar ileri bir safhada iken, 1981 tarihinde Bakanlar Kurulu kararı dayanak yapılarak, sözleşme feshedilip, teslim talep olunduğunu, davacı şirketin römorkörün yapımı sırasında mal mukabili olarak ithal etmiş olduğu emtianın döviz bedelinin Merkez Bankasınca alacaklı firmaya transfer edilememiş olması nedeni ile tesliminin gerçekleşmediğini, döviz transferinin gerçekleşmeme nedeni olarak Bakanlık iç yazışmalarında döviz transferinin 10 yıllık bir plana bağlandığının gösterildiğini, transfer edilmeyen ve Bakanlık iç yazışmalarında da davalı tarafından ikrar edilen meblağın yaklaşık olarak 800.000 USD olduğunu, sözleşmenin 9. maddesinde yer alan teslim müddetinin uzatılması ile ilgili olarak davacı tarafından tüm formalite tamamlandığı halde kendisine döviz tahsis edilemediğini, malzeme ithal edilmeyecek olursa sözleşme süresinin uzatılacağından bahsedildiğini, Bayındırlık Bakanlığı Limanlar İnşaatı Genel Müdürlüğü Makine İkmal Bölge Müdürlüğü adıyla 2x 1050 HP/543 sayılı yazısında da idarenin davacıya 800.000 USD borçlu olduğunun kabul ve ikrar edildiğini, İstanbul 3. Asliye Ticeret Mahkemesi 1994/886 E., 1995/1410 K. sayılı dosyada mübrez 10.02.1992 tarihli bilirkişi raporunda da iddialarının desteklendiğini, açıklanan nedenlerle; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla transfer edilmeyen meblağın şimdilik 8.000 USD karşılığı olan 1.080.000.000 TL’sinin banka reeskont faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı definde bulunduklarını, sözleşme tarihinin 08.09.1976 olduğunu ve 21 yıl sonra iş bu davanın açıldığını, zamanaşımının dolduğunu, kesin hüküm itirazları olduğunu, daha önce taraflar arasında görülen İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 1983/1488 Esas (romorkör mülkiyetinin tescili davası) ve 3. Asliye Ticaret Mahkemesindeki 1994/886 Esas, 1995/1410 Karar (romorkörün geç teslimi nedeniyle tazminat davası) davalarda tüm hususların değerlendirildiğini ve münderecaattan geçerek kesinleştiğini, kanuna göre genel görevli mahkemenin davalının ikametgahı mahkemesi olduğunu, son hakedişten anlaşılacağı üzere sözleşme konusu dış menşeili teçhizatın ana parasının ödendiğini, o tarihlerde (1970 sonları) merkez bankası tarafından uygulanan “mal mukabili” akreadetiflerde, döviz yurtdışına transfer edilene kadar meydana gelen kur artışları belgelendirilmek şartıyla sözleşme bedeline dahil edildiğini, davacının iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu, yaklaşık 800.000 USD’nin gemiye konan tüm yabancı menşeili teçhizatın tutarı olup ana para ve belgelendirilmek şartıyla kur farklarının ödendiğini, ancak şuan bu ödemeler hiç yapılmamış gibi talepte bulunulduğunu, diğer taraftan “mal mukabili” hükümetler arası alacakların on sene içerisinde (1980li yıllarda) Maliye Bakanlığınca tasfiye edildiğini bu sürede davacının hiçbir talepte bulunmadığını, belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 27.10.2016 tarihli ve 2008/702 Esas, 2016/784 Karar sayılı kararıyla; Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 2007/6814 E., 2008/2342 K. 10.04.2008 günlü bozma ilamı uyarınca Merkez bankası ile yapılan yazışmalar neticesinde 295196 referans numaralı, 305.000 İsveç Kronu tutarındaki akreditifin 213.500 Kron tutarındaki bölümünün 27/06/1983 tarihinde ve ayrıca 295181 referans numaralı ve 470.790,11 İsveç Kronu tutarındaki akreditifin tamamını (tarih belirtilemeden) transfer edildiği bildirilmiş, bu işleme ilişkin diğer bilgilerin yer aldığı belgelerin bulunamadığı, anlaşıldığı, davacının tüm olumsuz koşullara rağmen geminin inşaası için çaba sarfettiği, geminin klas sertifikasının ve denize elverişlilik belgelerinin alınıp, geminin denizde seyir haline getirildiği, yapılan yazışmalar neticesinde tespit edildiği, ancak yurt dışından getirilen makine ve aksamın döviz transferi yapılamadığından, römorkorün müteahhit tarafından teslim edilemediği, bu makine ve teçhizatın toplam 718.757 Dolar tutarında olup, römorkore monte edilmiş durumda olduğun ifade edildiği, bu durumun Bakanlık iç yazışmalarında da doğrulandığı, yapılan araştırma neticesinde Osmanlı Bankasınca transferin yapıldığı kesin olan 684.290,11 İsveç Kronu ve banka tarafından davacı şirkete geri ödendiği halde davalı idareye iade edilip edilmediği belirsiz olup, belirtilen sebep ile artık tespiti de mümkün olmayan paraşütlü el roketi, muhtelif valfler, gemi zinciri, kur farkı değerlerinin toplam miktar olan 718.157 Dolar’dan mahsubu ile 606.081,96 Dolar alacak miktarı belirlenmiş olup, davacı yanın talep miktarı ve talep şekli dikkate alınarak ve ayrıca bozmadan sonra ıslahın da mümkün olmaması karşısında, dava dilekçesindeki taleple davanın 8.000 USD karşılığı 1.080,00 TL üzerinden dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulmuştur.
2. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 2017/668 E., 2017/2780 K. 06.07.2017 tarihli bozma ilamında; davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, bir önceki bozma ilamında mahkemece kambiyo ve dış ticaret konusunda uzman kişilerden oluşacak üç kişilik bilirkişi kurulu oluşturularak Merkez Bankası’ndan işle ilgili tüm kayıt ve belgeler getirtilerek, davalı idarenin tasfiye olurunda belirtilen ve dava konusu edilen meblağı Merkez Bankası kanalı ile davacının yurt dışından makine ve aksamını ithal ettiği şirket ya da şahsa transfer edip etmediği, davacının alacaklı olup olmadığı ve miktarı konusunda rapor alınıp davanın sonuçlandırılması gerektiğine işaret edildiği ve mahkemece yapılan yargılamanın 19.02.2009 tarihli oturumunda bozma ilâmına uyulmasına karar verildiği, mahkemenin bozma kararına uyması ile, bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü müktesep hak doğduğu, bozma ilâmına uyan mahkemenin bozma doğrultusunda Merkez Bankasına müzekkere yazılmasına karar verip bu belgelerin celbinden sonra bilirkişi heyetine dosyanın tevdiine karar vermiş ise de bilirkişi seçim ve uygulamasının HMK hükümlerine ve raporun bozmaya uygun olarak düzenlendiği söylenemeyeceği, bu haliyle hükmüne uyulan bozma ilâmına uygun, uyuşmazlığın çözümüne yeter inceleme ve değerlendirme yapılmadığı, mahkemece 6100 sayılı HMK’nın 266 ve devamı madde hükümlerine uygun olarak seçilecek kambiyo ve dış ticaret konusunda uzman bilirkişiler kurulu heyetinden HMK’nın 281/3. maddesi gereğince bozma ilâmına uygun düzenlenecek, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında, … 11. Noterliğinde düzenlenen, 08/09/1976 tarih ve 30463 yevmiye numaralı 20 madde ve 12 sayfadan oluşan (2 X 750) S.H.P. Güçlü Açıkdeniz Römorkörü İnşaatı Sözleşmesi imzalandığı, taraflar arasında imzalanan (2 X 750) S.H.P. Güçlü Açıkdeniz Römorkörü İnşaatı Sözleşmesi’nin, 01/04/1981 tarih ve 17297 sayılı Resmi Gazate’de yayımlanan 8/2574 sayılı Bakanlar Kurulu kararına istinaden, davalı Bakanlık tarafından feshedildiği, 13/05/1981 tarihli Komisyon Kararı ile; davacı şirketin 718.157 USD’lik makine ve aksamını römorköre monte ettiğinin saptandığı, römorkörün çalışır hale geldiği ancak döviz transferleri gerçekleşmeden davacı şirketin römorkörü teslim etmeyeceğinin anlaşıldığı, yayımlanan kararnameler gereği mal mukabili yapılan ithalatların 10-12 sene gibi uzun bir programa bağlanması nedeniyle römorkörün tesliminin yıllarca süreceği kanaatine varıldığı, dış borçların davalı … tarafından kabul edilmesi suretiyle tasfiye yoluna gidilmesinin uygun olacağının kabul edildiği, 15/05/1981 tarih ve 7169 sayılı tasfiye oluru ile, römorkörün bir an önce devreye girmesi için transferi gereken dövizin davalı Bakanlık tarafından temin ve transferinin sağlanması ve davacı şirketle imzalanan sözleşme hükümlerine göre kur farklarının da ödenmesi esas alınarak, işin 8/2574 sayılı kararname hükümlerine göre tasfiyesi önerildiği ve 17/05/1981 tarihinde Bakanlıkça onaylanarak yürürlüğe girdiği, dosya kapsamında Merkez Bankası tarafından gönderilen 08/03/2011 tarihli cevabi yazı ile Osmanlı Bankasında 22/08/1977 tarihinde acılan, 295196 referans no.lu. 305.000 İsveç Kronu (SEK) tutarındaki akreditifin 213.500 İsveç Kronu İSEK) tutarındaki kısmının 27/06/1983 tarihinde transfer edildiğinin bildirildiği, yine Merkez Bankası tarafından gönderilen 18/07/2013 tarihli cevabi yazı ile Osmanlı Bankasında 07/09/1977 tarihinde açılan 295181 referans no’lu, 471.680 İsveç Kronu (SEK) tutarındaki akreditifin tamamının transfer edildiğinin bildirildiği, 22/08/1977 ve 07/09/1977 tarihlerinde gerçekleştirildiği tespit edilen toplamı 684.290.11 İsveç Kronu’nun, anılan tarihlerdeki USD karşılığının bilirkişi heyeti tarafından yapılan hesaplama ile 146.384,74-USD tutarında olduğunun hesaplandığı, davacı Anadolu Deniz İnşaat Kızaktan San. ve Tic. A.Ş.’nin yurtdışından ithal ettiği makine ve teçhizatlar için, davalı … tarafından çeşitli bankalarda açtırılan akreditiflerden, toplam 684.290.11 İsveç Kronu tutarındaki kısmının transferinin tamamlandığı, transferi tamamlanan akreditiflerin USD karşılığının 146.384,74-USD olduğu, transfer edilmediği tespit edilen akreditif tutarının ise 571.772,26-USD olduğunun bilirkişilerce tespit edildiği anlaşıldığını, bu durumda sözleşme feshedildiğine göre, davacı tarafın, davalı bakanlık tarafından çeşitli bankalarda açtırdığı akreditiflerden yurt dışına transferi gerçekleştirilmeyen 571.772,26-USD’yi davalıdan talep edebileceği kabul edildiğini, davacı vekilinin dosyaya sunduğu 06/01/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile dava dilekçesi ile 8.000,00-USD olarak talep ettiği alacak miktarını 571.772,26-TL’ye yükselttiğini bildirdiğini, 22/07/2020 tarih ve 7258 sayılı Kanun’un 18. maddesi ile 6100 sayılı Kanun’un 177. maddesine eklenen 2. fıkra ile bozmadan sonra da tahkikat sona erinceye kadar ıslah imkanı tanınması nedeniyle davacı tarafça daha önce ıslah hakkının kullanılmamış olması hususları dikkate alınarak davacı tarafın ıslah talebinin uygun bulunduğunu, açıklanan nedenlerle; davanın kabulüne, 8.000-USD karşılığı 1.080,00-TL’nin dava tarihi 17/07/1997 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle, 563.772,26-USD’nin ıslah tarihi olan 16/03/2021 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince bir yıl vadeli USD mevduat hesabına Devlet Bankalarının ödediği faizin fiili ödeme günündeki T.C. Merkez Bankası efektif satış kuru karşılığı işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir.
2. Mahkemece 18.11.2021 tarihli ek karar ile davacı tarafın maddi hatanın tahsisi istemi kısmen kabul edilerek, hükmün gerekçe kısmının 9. paragrafındaki “571.772,26 TL” ibaresinin “571.772,26 USD” şeklinde tashihine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1-Zamanaşımı definde bulunduklarını, dava konusu 08.09.1976 tarihli sözleşmenin 1981 yılında feshedildiğini, davanın 17.07.1997 tarihinde açıldığını,
2-Davacının alacaklı olduğunu ve alacağın miktarını ispatlayamadığını, hükümetlerarası garantisiz borçların tasfiyesinin 1980’li yıllarda maliye bakanlığınca sağlandığını, bu tasfiyenin sağlanabilmesi için ağustos ayına kadar başvuru yapılması gerekmekte ise de o dönem bu başvurunun davacı tarafından yapılmadığını, buna rağmen davacının kendi kusuru/ihmali ile başvurmayarak yurt dışında bulunan firmalara olan borcun tasfiyesi mümkün iken bunu sağlamadığını,
3-Husumetin Merkez Bankasına yöneltilmesi gerektiğini,
4-Yetki itirazlarının dinlenmediğini,
5-Davacının ıslah talebi ve bunun kabul edilerek ıslah edilen miktar üzerinden hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, davacının ıslah talebinin son bozma ilamından önce reddedildiğini ve son bozma ilamında davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar verildiğini, böylece kendilerine lehine usuli kazanılmış hak doğduğunu, ayrıca ıslaha ilişkin Aralık 2020 duruşmasında davacıya verilen 2 haftalık süre içinde ıslah dilekçesi sunulmuş ise de, ıslah harcının Mart 2021 de yatırıldığından ıslahın süresi içinde yapıldığının da kabul edilemeyeceğini,
6-Alacağın varlığının ispatlanmadığını ve davacının ‘alacaklı sıfatı’ bulunmadığını, davacının alacaklı sıfatının, Bakanlığın borcu üstlenmesiyle sona erdiğini, davacının yurt dışındaki firmalara yaptığı ödemeler sonrası onların alacağına halef olduğu ve bu suretle huzurdaki davayı ikame edebileceği de kabul edilemeyeceğini, o halde davacının huzurdaki davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı gibi davayı takip yetkisi de bulunmadığını, aktif husumet ehliyeti bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Bakanlık iç yazışmalarında “davacının teçhizatlara ödediği bedelin 718.157,00 $ olduğu” şeklinde yer verilen tespitin de ikrar olarak kabul edilemeyeceğini, alacaklı olduğunu iddia eden tarafın davacı olduğunu, alacağın varlığını ve miktarını ispatlaması gerekenin de yine davacı olacağını, bu davada ise ispat yükünün usulen gerekli olmadığı halde hatalı olarak davalı Bakanlığa yüklendiğini,
7-Alacağın kaynağının anlaşılamadığını, net olmadığını, davacının alacağını dayandırdığı hususu açıklayamadığını, netice itibariyle davacı alacağını her neye dayandırırsa dayandırsın alacağın ispatlanamadığını, ispatlanamayan alacak nedeniyle bakanlığın sorumlu tutulması halinde davacının sebebsiz zenginleşeceğini, davacının sayılan sebeplerden hangisine dayanarak alacak iddiasında bulunduğu açıklattırılmadığını,
8-Bakanlığın iç yazışmasında yalnızca bir yerde geçen ve davacının gemiye monte ettiği teçhizatların bedelini gösteren miktarın ne hukuk yargılaması anlamında bir değeri olduğunu, ne de davacının alacağını ve miktarını ispatlamaya yeterli olduğunu, bakanlığı mahkeme önünde temsil etmeye yetkili olmayan bir personelin iç yazışmada belirtmiş olduğu miktarın “Bakanlığın ilgili miktarda sorumluluğu ikrar ettiği” sonucunun kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu,
9-İdarenin teslim aldığı römorkörler çalışır durumda olsa da eksikliklerinin/arızalarının bulunduğunun da tespit edildiğini, iç yazışmalarda belirtilen miktarlar yaklaşık olup net bir hesaplama içermediğinden delil değeri bulunmadığını, iç yazışmayı yapan personelin iki adet römorköre yerleştirilen teçhizatın bedelini masa başında tam olarak hesaplamasının beklenmesi ve bu hesaplamanın doğru kabul edilerek Bakanlığın sorumlu kabul edilmesinin hukuka ve usule aykırı olduğunu, iç yazışmanın ikrar olduğu belirtilmişse de bunun doğru olmadığını, HUMK/HMK anlamında ikrarın şartları açık olup iç yazışma bakanlığın borcu ikrarının kabulü için yeterli olmadığını, hesaplamaya esas olarak ilgili komisyon raporunda davacının römorkörler için harcadığı paranın “718.157,00 $” olduğuna dayanıldığını, bu miktarın davacının römorkörler için harcadığı toplam miktarı gösterdiğini, bilirkişilerce bu miktardan yalnızca yurt dışına gönderildiği T.C.M.B tarafından tespit edilen 146.384,74 $ çıkarıldığını, oysa bu miktardan (718.157,00 $) davacıya ödenen hak ediş tutarları ve kur farkı bedellerinin de düşülmesi gerekmekte iken bu yapılmadığını, kaldı ki davacının alacağının Bakanlık nezdinde oluşturulan komisyon raporunda belirtilen miktar olan 718.157,00 $ olduğu kabul edilmişse de bunun da hatalı olduğunu, idare bünyesinde oluşturulan komisyon raporunun, Bakanlığın iç işleyişine ilişkin olduğunu, bu raporda davacının römorkör için harcamış olduğu miktar yaklaşık tespit edilmişse de somut anlamda davacının dayanabileceği tespit niteliği bulunmadığını, yine aynı raporda sözleşmenin feshedilmesinin yerinde olacağı görüş olarak belirtildiğini,
10-Bilirkişi raporlarında yer alan diğer varsayımlar kabul edilse dahi; 146.384,74 Dolarlık kısmın akreditif karşılığının yurtdışı şirketlere ödendiği tespit edildiği, dolayısıyla kalan 571.772,26 Dolarlık kısmın ödenmediği sonucu çıktığını, bankalardan gelen akreditif hesap bilgilerinin bunu gösterdiğini, yargıtay bozma kararında, davacının yurtdışına gerçekten bu malları gönderip göndermediği, gönderdiyse bunların değerinin ne kadar olduğunun araştırılması istendiğini, Yargıtay kararı doğrultusunda alınan bu bilirkişi raporundan çıkan sonuca göre davacı yurtdışına yalnızca 146.384,74 Dolar karşılığı ödediğini, o halde davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacının alacağının 146.384,74 dolar şeklinde hesaplanmış olması gerektiğini,
11-Süresinden sonra sunduğu ek temyiz dilekçesi ile alacağın tamamının zamanaşımına uğradığını, kısmi dava açıldığından 24.06.1997 tarihli dava dilekçesi ile talep edilmeyen kısım yönünden zamanaşımının kesilmediğini, dava edilmeyen kısım yönünden alacak zamanaşımına uğradığını, İlk Derece Mahkemesi tarafından zaman aşımı def’i dikkate alınmadan ıslahla artırılan miktarın tamamının kabulüne karar verilmesi hatalı olduğunu, kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, eser sözleşmesi uyarınca alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 436, 437. maddeleri, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 355-370. maddeleri
2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369, 370 ve 371. maddeleri ve m.177- “Islahın zamanı ve şekli: (1) Islah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir.
(2) (Ek:22/7/2020-7251/18 md.)(17) Yargıtayın bozma kararından veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde, ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir. Ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz.”
3. Değerlendirme
1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Mahkemece bozmaya uyulmakla bozma dışında kalan hususlar kesinleşmiş ve karşı taraf yararına usuli kazanılmış hak doğmuş bulunmaktadır. Somut olayda; Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 10.04.2008 gün 2007/6814 E., 2008/2342 K. sayılı ilamı ile taraflar arasında 08.09.1976 tarihinde … 11.Noterliğinde 30463 yevmiye numarası ile düzenlenen açık deniz römorku yapım sözleşmesi 01.04.1981 gün 17297 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 8/2574 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına istinaden davalı idarece feshedildiği, 13.05.1981 tarihli komisyon kararında, yüklenicinin takriben 718.157 USD’lik makine ve aksamını getirip römorköre monte etmiş bulunduğu ve çalışır hale getirdiği, ancak döviz transferi yapılmadan yüklenicinin römorkörü teslim etmeyeceğinin saptandığı, bu durumda kararnameler gereği mal mukabili yapılan ithalat 10-12 sene gibi uzun bir programa bağlandığından römorkörün teslim alınmasının yıllarca süreceği kanaatine varıldığı, römorkörün bir an önce hizmete girmesi için dış borçların kendileri tarafından kur farkının ödenmesi esas alınarak kabul edilmesi suretiyle tasfiye yoluna gidilmesinin uygun çözüm olduğu kabul edildiği, aynı mealdeki 15.05.1981 tarihli tasfiye oluru 17.05.1981 tarihinde Bakanlıkça da onaylandığı, ancak mahkemece bu komisyon kararı ve tasfiye olurundaki ödemelerin yapılıp yapılmadığı konusunda yeterli inceleme yapılmadığı, gereken araştırmanın yapılarak davalı idarenin tasfiye olurunda belirtilen ve dava konusu edilen meblağı yurtdışına transfer edip etmediği, davacının alacaklı olup olmadığı, alacağın miktarı konusunda sonuca göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Akabinde mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, az yukarıda belirtilen Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 06.07.2017 gün 2017/668 E., 2017/2780 K. sayılı ilamı ile de bu araştırmanın bilirkişi seçim ve uygulamasının HMK hükümlerine uygun bir şekilde gerçekleştirilmesi ve yapılacak inceleme sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuştur. Bu durumda özetle; Bakanlıkça; 718.157 USD’lik makine ve aksamının getirilip römorköre monte edildiği, işe dair dövizin transferinin Bakanlık tarafından sağlanması, sözleşmeye göre de kur farkının ödenmesi esas alınarak tasfiyenin gerçekleştirilmesi hususlarının belirtilen evrak uyarınca kabul edildiği, kabul edilen bu bedelin de ne kadarlık kısmının ödendiğinin araştırılması gerektiği hususları bozma ilamları neticesinde kesinleşmiş ve tarafı lehine usuli kazanılmış hak doğmuştur.
3. Bunun yanında usuli kazanılmış hak ilkesinin de istisnaları bulunmaktadır. Geriye etkili kanun değişikliği, görev kuralına aykırılık, sonradan ortaya çıkan içtihadı birleştirme kararı, hak düşürücü süre, kamu düzeni gibi hususlar kazanılmış hak kuralının istisnalarındandır. Davalı vekilince temyiz dilekçesinde; ıslah talebinin reddine dair verilen kararın bozma ilamı dışında kalarak kesinleştiği itirazında bulunulmuş ise de, 6100 sayılı HMK’nın ıslaha ilişkin bölümünde 7251 sayılı Kanunun 18.maddesi ile yapılan 22/7/2020 tarihli değişiklik sonrası, bozma sonrası ıslah mümkün olduğundan mahkemece ıslah dilekçesinin değerlendirilerek ıslah edilen tutar üzerinden karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
4.Süresi içerisinde sunulan 25.01.2021 tarihli ıslaha itiraz dilekçesinde, zamanaşımı definde bulunmamış olup, buna ilişkin temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
5.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, toplanan belgeler neticesinde elde edilen veriler ışığında bilirkişilerce hesaplanan alacak miktarında hata olmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Davalı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine,
01.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.