YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/13471
KARAR NO : 2008/13723
KARAR TARİHİ : 23.10.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar … San ve Tic A.Ş., T.Halk Bank A.Ş., … Kireç Sanayi, …, … …, … ve … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … Yönetimi, … Köyü 20 parsel sayılı taşınmazın yörede 1948 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığını, davalılar adına olan tapu kaydının iptalini ve orman niteliği ile Hazine adına tescilini, tapudaki şirket ve kişiler yararına konulan şerhlerin kaldırılmasını, davalıların el atmalarının önlenmesini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar … San ve Tic A.Ş., T.Halk Bank A.Ş., … Kireç Sanayi, …, … …, … ve … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkindir.
… Köyünde dava tarihinden önce 1948 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ile 1994 yılında yapılıp 21.04.1994 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması, Bornova merkezinde 1948 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, daha önce orman kadastrosu hiç yapılmayan … Köyünün Bornova merkezine mahalle olarak bağlanmasından sonra Bornova da 1987 yılında yapılıp 25.07.1988 tarihinde ilan edilen daha önce kadastrosu yapılan ormanlarda aplikasyon, sınırlaması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
1976 yılında yapılan genel kadastroda … Köyü 20 parsel sayılı 31810 m2 yüzölçümündeki … ağaçlı tarla nitelikli taşınmaz, öncesinde dava dışı 18, 19 ve 21 sayılı parseller ile bir bütün olduğundan söz edilerek vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … adına tesbiti kesinleşerek tapuya kayıt edilmiş, satışlar ve intikaller sonunda paylı olarak bir kısım davalılar adına tescil edilmiş, bir kısım davalılar yararına da beyanlara şerh yazılmıştır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve davalı … A.Ş aleyhine H.Y.U.Y.’nın 237. maddesi gereğince kesin hüküm, aynı tapuda paydaş olan diğer davalılar aleyhine de güçlü delil oluşturan İzmir Asliye 13. Hukuk Mahkemesinin 18.11.2003 gün ve 2003/1053-1559 sayılı kararının eki olan dosyada, çekişmeli taşınmazın … ve … Köyü hudutnamesine göre, … Köyü sınırları içinde kaldığı, … Köyünde 1948 yılında yapılan orman kadastrosunun … Köyünde ilan edilmediği için çekişmeli taşınmaz yönünden kesinleşeceğinin düşünülemeyeceği, … Köyünün Bornova İlçesi sınırlarına alınmasından sonra, … ve … Köyü arasında idari sınır olan Kazanderesi esas alınarak yapılan ve 25.08.1988 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosunda, çekişmeli taşınmaz ve komşu taşınmazların eylemli biçimde meşe ve kızılçam ağaçlarıyla kaplı olduğu belirtilerek … Devlet Ormanı olarak sınırlandırıldığı, 1988 yılında yapılan sınırlandırma işleminin ikinci orman kadastrosu olmayıp, ilk defa yapılan orman sınırlandırması olduğunun kabulü gerekeceği, orman kadastrosunun yapılıp kesinleştiği 25.02.1989 tarihinden davanın açıldığı 14.10.2002 tarihine kadar 6831 Sayılı Yasanın 11. maddesinde yazılı 10 yıllık hak düşürücü sürenin çoktan geçtiği ve davalı tapu sahiplerinin mülkiyet hakkının sona erdiği, bir an için aksi düşünülse ve çekişmeli taşınmazın … Köyü idari sınırları içinde kaldığı kabul edilse bile, … Köyünde 1948 yılında bu köyde bulunan …, Kozyaka, Beşkavak ve Eşedüzü Devlet Ormanlarının orman kadastrosunun o tarihte yürürlükte bulunan yasa ve yönetmelik hükümlerine göre seri bazında yapıldığı ve köyün bütününü kapsamadığı; bu nedenle, çekişmeli taşınmaza ilişkin daha önce yapılıp kesinleşen bir orman kadastrosunun varlığından söz edilemeyeceği gibi 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddesindeki anlamda ikinci kadastrodan da söz etmeye olanak bulunmadığı, bu durumda 1987 yılında geniş çevresiyle birlikte, meşe ve kızılçam ağaçlarıyla kaplı bulunan taşınmazın öncesi orman olması ve özel mülkiyete konu olmayan yer olduğu gözönünde bulundurulmadan kadastro ekiplerince zilyetliğe dayanılarak önceki maliklere tapu verildiği, eylemli orman olduğu ve özel mülkiyete konu olmayan yer olduğu açıkca belli olan taşınmazın davalılar tarafından bu durum bilinerek kötü niyetle satın alındığı, dava dosyası içinde bulunan ve arazinin son durumunu gösteren fotoğraflardan da görüldüğü gibi, birinci derecede doğal sit alanı ve orman arazisi tahrip edilerek Türkiye’nin üçüncü büyük ili olan İzmir’in hemen yanında bulunan yerde taşınmaz üzerinde taş ve kireç ocağı işletmesi yapılarak … ve doğa katliamı yapılarak büyük kişisel kazanç sağladığı,
Anayasa Mahkemesinin 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 45. maddesinin iptali konusunda verdiği 01.06.1988 gün 1987/31-13 ve 14.03.1989 gün 1988/35-13 ve 13.06.1989 gün 1989/7-25 sayılı kararlarında ve bir çok ilgili Yargıtay Daire Kararları ve H.G.K. kararlarında açıklandığı gibi, kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalan tapu kayıtlarının orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten itibaren tapu maliklerinin mülkiyet hakkının sona erdiği ve kaydın yasal değerini yitireceği, kesinleşen orman sınırı içinde kalan yerlerin niteliği ister tapulu tarla olsun, ister makilik olsun, isterse orman içi boşluk, çayırlık olsun, o taşınmaz, 1961 Anayasasının 131/2 ve 1982 Anayasasının 169/2. Maddesindeki “Devlet Ormanları zamanaşımı ile mülk edinilemez” hükmü gereği ve orman mülkiyet hukuku ve orman ceza hukuku yönünden orman sayılan yer olduğundan, böyle bir yere el atıp zilyet olan kişinin eyleminin orman yasasının ceza hükümlerine göre suç oluşturacağı, kişilerin yasalar karşısında suç olan eylemleri kendi yararlarına hukuki bir sonuç doğuramayacağı, kesinleşen orman kadastrosu bulunan yerlerde ceza hakiminin, kesinleşen orman kadastrosunun, 3116 Sayılı Yasanın 13 veya 6831 Sayılı Yasanın 11/4. maddesinin emredici hükmü gereğince tapuya tescil edilip edilmediğine bakmadan [Medeni Yasanın 715 (E.641) Maddesi hükmüne göre “…yararı kamuya ait mallar, Devletin hüküm ve tarrufu altındadır…. yararı kamuya ait … yerler, kimsenin mülkiyetinde değildir ve hiç bir şekilde özel mülkiyete konu olamaz” ve yine 999 (E.912) Maddesi gereğince “Özel mülkiyete tabi olmayan ve kamunun yararlanmasına ayrılan taşınmazlar, bunlara ilişkin tescili gerekli bir ayni hakkın kurulması söz konusu olmadıkça kütüğe kaydolunmaz” kesinleşen orman kadastrosu sınırı içinde kalan taşınmaz parçası hukuken kamu malı orman sayılan yer olduğu ve tapu kütüğüne tescil edilmemiş olması taşınmazın hukuken orman olma niteliğini ortadan kaldırmayacağı ve kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan tapu kayıtları yasal değerini yitireceğinden] sadece orman kadastro harita ve tutanaklarını uygulayıp, o yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığını tesbit ederek, o yer kesinleşen orman sınırları içindeyse, o yere herhangi bir şekilde el atan kişiyi mahkum etmekte olduğu,
Medeni Yasa mülkiyet hakkının doğumunu nedene (illete) bağlı bir hukuksal işlem olarak kabul ettiği, Medeni Yasanın sistemine göre; tescilin geçerli olabilmesi ve mülkiyet hakkının doğması için geçerli bir hukuksal nedene dayanmasının zorunlu olduğu, geçerli bir hukuksal nedene dayanmayan tescil işleminin yolsuz tescil niteliği taşıyacağı ve her zaman iptalinin istenebileceği (Hukuk Genel Kurulunun 30/5/2001 gün ve 2001/1-464-470 sayılı ve19.02.2003 gün 2003/20-102-90 S.K.). Yolsuz tescille ayni hak kazanılamayacağı (Prof.Dr.M…. Oğuzman, Prof.Dr…. Seliçi Eşya Hukuku 5.bası 1998 s.141). Öte yandan, doğal … ve kaynak niteliğindeki ormanların, özel mülkiyet konusu olmasına yasal olanak bulunmadığı, bu tür yerler hakkında gerçek kişiler adına sicil oluşturulmasının da taşınmazın özde kamu malı olma niteliğini değiştiremeyeceği (Yargıtay 1.H.D. 11/9/1989 gün ve 1989/8162-9365). Öncesi itibarıyla orman olan ve yapılan orman tahdidinde herhangi bir nedenle orman tahdit sınırı dışında gösterilen yerin zilyetlikle veya tapu ile kazanılması mümkün olmadığı, özde kamu malı olan taşınmazın özel mülk olarak tescil edilmesinin sahibine mülkiyet … kazandırmayacağı, H.G.K.’nun 21.02.1990 gün ve 1989/1-700-101 ve 18.10.1989 gün ve 1-419/528 sayılı kararlarında kabul edildiği gibi, bu tür taşınmazlarda M.Y.’nın 1023 (931) maddesinde yazılı tapuya … ilkesi ve H.G.K. 20.05.2001 gün ve 2001/1-464-470 ve 19.02.2003 gün ve 2003/20-102-90 sayılı kararlarında değinildiği gibi 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesinde yazılı 10 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanmayacağı, bu yolla oluşan tapuların iptalinin her zaman istenebileceği, öncesi orman olan yerden yolsuz olarak ve kadastro ekiplerince hatalı olarak oluşturulan tapu kaydının iptaline ve Orman Yönetiminin davasının kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına, davalı tapu maliklerinin uğradıkları zararlarını bu yeri kendilerine satan önceki tapu maliklerinden yasalar çerçevesinde alma olanağının bulunduğuna göre, davalı tarafın yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine 23/10/2008 günü oybirliği ile karar verildi.